• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
3 Ekim 2026 Cumartesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Emek-Ekonomi

Fon dosyası: AKP’nin ‘Susurluk’u mu?

3 Ekim 2026 Cumartesi - 14:16
Kategori: Emek-Ekonomi, Manşet

Fon krizi ile başlayan gelişmeler derinleştikçe buz dağının görünmeyen kısımlarına ilişkin yeni veri ve soru işaretleri de ortaya çıkıyor. Ne var ki denetleyenle denetlenenin arasındaki olası bağlantılar soruşturmanın nereye kadar derinleşeceği konusunda şüphelere yol açıyor

Deniz Bakır

Günlerdir tartışılan fon skandalı ilk bakışta sürpriz gibi dursa da öyle değildi. Krizinin ilk işaretleri, tasfiye kararlarından çok önce ortaya çıkmıştı. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, 4 Kasım 2025’te bazı fonlar üzerinden manipülasyon yapıldığını bildiklerini ve düzenleme ihtiyacı bulunduğunu açıklamıştı.

SPK’nın açıklamasına göre 2025’in son çeyreğinde özellikle serbest ve para piyasası fonları aracılığıyla, düşük halka açıklık oranına sahip hisselerde şirketlerin temel finansal büyüklükleriyle açıklanamayacak fiyat hareketleri gözlendi. Konu 2 Aralık 2025’te Finansal İstikrar Komitesi’nin gündemine de taşındı.

Bu süreçte bazı fonların varlıkları olağanüstü hızla büyüdü. Fonlara yönelen para, yüksek enflasyon karşısında birikimlerini korumaya çalışan yatırımcıların artan getiri arayışıyla birleşerek risk katsayısını büyüttü.

Kırılma noktası ise SPK’nın 28 Ağustos 2026’da Yatırım Fonlarına İlişkin Rehber’i güncellemesi oldu.  Yeni kurallar, fonların belirli hisselerde aşırı yoğunlaşmasını ve olağandışı fiyat hareketlerini sınırlamayı hedefliyordu!  Ancak yeni sınırlara uyum sağlamak zorunda kalan bazı fonların ellerindeki varlıkları satması, özellikle likiditesi düşük hisselerde sert düşüşleri beraberinde getirdi.

Böylece fonlardaki sorun, fiyat hareketlerinden yatırımcıların paralarını çekme taleplerine, oradan da tasfiye sürecine yayılan bir krize dönüştü. Eylül ayında SPK’nın müdahalesiyle çok sayıda fon tasfiye kapsamına alınırken, mesele artık yalnızca yatırımcıların kazanç-kayıp hesabı olmaktan çıkarak yapısal bir açmazın kriz biçiminde dışa vurumuna dönüştü.

Çünkü mesele sadece bir takım manipülatörün piyasayı dolandırmasından öte siyaset, bürokrasi ve sermaye arasındaki soygun ağını dışa vuran bir ağı işaret ediyordu.

Perde arkası!

İstanbul Borsasında işlem yapan kimi fon şirketlerinin yasadışı biçimde kazanç elde ettiği üzerinden yürütülen ve AKP’li Fatma Betül Sayan ve eşinin odağa yerleştiği tartışmalar buzdağının sadece bir yüzünü gösteriyor. DW’den Pelin Ünker’in aktardığı bilgilere göre sorun bir grup maniplatör ve kötü niyetli birkaç siyasetçi ve yakınının ötesinde bir ağa işaret ediyor olabilir.

Pelin Ünker’in haberine göre KAP, Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK), İngiltere şirket sicili ve mali tablolar üzerinden yaptığı inceleme, Tera Yatırım’la bağlantılı Gildencrest Capital ile İsviçre merkezli Century City Securities arasında ilgi çekici kesişimler var. Century City ismi fon soruşturmasında doğrudan geçmiyor. Ancak şirketin daha önce Ünsal Ban dosyasında yer alması ve 2026’daki bazı hisse hareketlerinin Tera bağlantılı şirketlerle aynı zaman dilimine denk gelmesi, soruşturmanın geriye doğru genişletilmesi gereken alanlara işaret ediyor.

Hikâyenin asıl çarpıcı tarafı burada başlıyor. Çünkü ortaya çıkan tablo yalnızca “kim hangi hisseyi aldı, kim ne kadar kazandı?” sorusundan ibaret değil. Türkiye’de sermaye piyasalarının denetiminden sorumlu kurumlar, siyasi aktörler, aracı kurumlar, portföy şirketleri ve yurtdışındaki finansal yapılar arasındaki ilişkiler bir ağ biçiminde birbirine bağlanıyor.

Soygun ağı

Ünker’in araştırmasına göre Tera Europe olarak kurulan İngiltere merkezli şirket, 2024’te Gildencrest Capital adını aldı. Şirket sicilindeki kayıtlarda Tera grubunun kurucuları Emre Tezmen ve Oğuz Tezmen önemli kontrol sahibi olarak görünüyor. Şirketin yönetiminde daha önce Tera Europe döneminden itibaren yer alan Fatma Nurcan Taşkesenler de bulunuyordu. Taşkesenler, SPK’nın fonlara yönelik müdahalesinden birkaç gün sonra, 22 Eylül 2026’da yönetimden ayrıldı.

Daha önemlisi, bu yapı yalnızca 2026’daki fon soruşturmasıyla ortaya çıkmış değil.

Ünsal Ban dosyasına ilişkin geçmiş soruşturmalarda Century City’nin adı da gündeme gelmişti. Dosyada yer alan bilgilere göre Ban’ın yurtdışındaki hesapları üzerinden Century City ve Dubai merkezli şirketlere para aktardığı iddiaları soruşturma konusu olmuştu. MASAK incelemelerine yansıyan hareketlerde Ban’ın şahsi hesaplarından Tera Europe’a 41 milyon lira gönderildiği; buna karşılık Tera Europe’tan Ban’a 23 milyon, Tera Yatırım’dan ise 10 milyon lira dönüş olduğu belirtiliyor.

Siyasi bağlantılar da bu noktada önem kazanıyor. Zehra Taşkesenlioğlu’nun kardeşi Ali Fuat Taşkesenlioğlu, 2018-2022 arasında SPK Başkanlığı yaptı. Ünsal Ban dosyasında yer alan iddiaların ve MASAK tespitlerinin bu dönemde sermaye piyasası denetimi bakımından ne ölçüde ele alındığı ortaya çıkan bu tabloda daha büyük bir soru işareti olarak ortada duruyor.

Skandalın en fazla tartışılan siyasi bağlantısı eski AKP Genel Başkan Yardımcısı ve eski Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya ile eşi İlyas Kaya’nın Özata Denizcilik hisselerindeki işlemleri oldu.

Kamuoyuna yansıyan verilere göre Kaya çifti Nisan 2026’da Özata Denizcilik hisselerine toplam 163 milyon 46 bin lira yatırdı. Hesaplamalara göre Fatma Betül Sayan Kaya’nın 63,359 milyon liralık yatırımı karşılığında yaklaşık 1,344 milyar lira, İlyas Kaya’nın ise 99,687 milyon liralık yatırımı karşılığında 826 milyon lira nakde geçtiği belirtiliyor. Çiftin toplam çıkışı yaklaşık 2,17 milyar liraya ulaşıyor.

Daha sonra Kaya çiftiyle ilgili yaklaşık 2,2 milyar liranın Hazine ve Maliye Bakanlığı hesabına aktarıldığı ve Fatma Betül Sayan Kaya, AKP Genel Başkan Yardımcılığı görevinden ayrıldığı haberlere yansıdı. Ancak bu aktarımın gerçekleşmiş olması perde arkasında işleyen soygun ağına ilişkin soru işaretlerini ortadan kaldırmıyor.

 Denetleyen ile denetlenen!

Soruşturmanın bir başka önemli halkası Merkezi Kayıt Kuruluşu’nda ortaya çıktı. Dosyadaki bilgilere göre Tera Holding Başkanı Emre Tezmen, MKK Yönetim Kurulu ve Denetim Komitesi’nde görev yaptı. MKK’nın Türkiye’deki hisse sahipliği ve takas verilerini barındıran kurum olması, bu görevin çıkar çatışması tartışmalarını beraberinde getirmesine neden oldu. Skandalın ardından Tezmen’in MKK’daki görevine son verildi. Ne var ki konunun artık bir maniplasyon dolandırıcılığı olmaktan çıkıp sistemin ürettiği ve sermaye, bürokrasi ve siyaset bağlantıları üzerinden şekillenen bir ağla ilgili olduğunu düşünüldüğünde denetleyenle denetlenen ilişkisi yeni soru işaretlerine yol açıyor.

Piyasa’nın Susurluk’u mu?

Londra’da şirket sicilinden İsviçre’deki finans şirketlerine, Türkiye’deki portföy fonlarından MKK’ya, eski SPK başkanlarından iktidar partisinin eski yöneticilerine kadar uzanan bir ilişki zinciri söz konusu. Bu nedenle soruşturmanın gerçek kapsamı, birkaç şirketin ya da birkaç yöneticinin cezalandırılmasıyla ölçülemeyecek kadar geniş. Asıl mesele, siyasi nüfuzun sermaye piyasalarına giriş kanallarının, offshore şirketlerin rolünün, denetim kurumlarındaki çıkar çatışmalarının ve küçük yatırımcıların zararının bütünlüklü biçimde ortaya çıkarılıp çıkarılmayacağı.

Susurluk benzetmesinin bugünkü dosya açısından anlamı da burada yatıyor: Kazanın kendisinden çok, kazadan sonra görünür hale gelen ilişkiler ağı. Para trafiğinin nereye uzandığı, kimlerin önceden bilgi sahibi olduğu, hangi kurumların neyi ne zaman gördüğü ve neden müdahale edilmediği soruları yanıtlanmadan dosyanın yalnızca “borsa manipülasyonu” başlığı altında kapatılması, ortaya çıkan tablonun önemli bölümünü dışarıda bırakacaktır.

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Aleyna Çakır davasında mahkemenin ‘rastlantı’ savunması

Sonraki Haber

Delil Nergis Pirsûs’ta, Şerafettin Özer ise İstanbul’da anıldı

Sonraki Haber

Delil Nergis Pirsûs'ta, Şerafettin Özer ise İstanbul'da anıldı

SON HABERLER

DEM Parti Heyeti Cevdet Yılmaz ile görüştü

Yazar: Yeni Yaşam
3 Ekim 2026

Türkiyeli şirketler Federe Kürdistan’da ağaç kesimini hızlandırdı

Yazar: Yeni Yaşam
3 Ekim 2026

İran’da eylemlerde tutuklanan Savaş Cemşidi idam edildi

Yazar: Yeni Yaşam
3 Ekim 2026

Vartînîs Katliamı anması: Katliamlarla yüzleşin

Yazar: Yeni Yaşam
3 Ekim 2026

Delil Nergis Pirsûs’ta, Şerafettin Özer ise İstanbul’da anıldı

Yazar: Yeni Yaşam
3 Ekim 2026

Fon dosyası: AKP’nin ‘Susurluk’u mu?

Yazar: Yeni Yaşam
3 Ekim 2026

Aleyna Çakır davasında mahkemenin ‘rastlantı’ savunması

Yazar: Yeni Yaşam
3 Ekim 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır