Kürdistan’da ‘orman gençleştirme’ adı altında ormansızlaştırma sistemik olarak yıllardır sürerken, halk geçimini sağlama baskısı altında kendi emeğiyle kendi doğasını talan eden sermayeyle işbirliğine zorlanıyor ve bu duruma rağmen yıkıma karşı mücadeleye devam ediyor. Dorşîn bölgesi genelinde ağaç kıyımı, Kürdistan’ın diğer bölgelerindeki gibi yıllardır sürerken Meclis’te verilen soru önergelerine geç verilen geçiştirmelik yanıtlarla bölgede yapılan fotoğraflı takip gerçek durumun tezatlığını ortaya koyuyor
Amed’in Pasûr (Kulp) ilçesinde bulunan Eskar Mahallesi’nin Der Mezrası’ndaki ağaç kesimi devam ediyor. Bölgeden aktarılan bilgilere göre, Mart ayında başlayan kesimlere yaz aylarında ara verildi, Eylül ayı ortasından itibaren de yeniden başlatıldı. Mayıs ve Ekim aylarına ait fotoğraflar, yamaçtaki orman örtüsünün giderek azaldığını gösteriyor.
Daha önce ağaç kıyımıyla gündeme gelen bölgenin üç fotoğrafı, aynı yamacın farklı dönemlerdeki orman örtüsünü gösterdi. Daha önce de aynı yöntemle yapılan gazetecilik takibinde bakanlığın ‘ kök sürgününü teşvik ederek gençleştirme’ dediği yöntemin sonuçlarını görmek mümkün.
Kesim öncesindeki orman örtüsü ile Mayıs ve Ekim aylarında kaydedilen görüntüler karşılaştırıldığında, yerleşimin üst kesimindeki ağaçsız alanların genişlediği görüldü.

Geçmiş ormansızlaştırma haberleri
2024’ten bu yana bölgeye dönük ormansızlaştırma faaliyetleri Tarım ve Orman Bakanlığı’nın gözetiminde devam ettirildi. Bölgede 2024’ten itibaren uygulanan özel eko-kırım politikalarını geçmiş haberlerimizden takip ettik:
- 28 Eylül 2024 tarihinde bölgedeki mahalle sakinleri ile Kanika Mahallesi’nden gelen korucuların genç-yaşlı ayrımı yapmadan ağaçları kestiği, günde 5-6 kamyon dolusu ağacın Amed’e taşındığı öğrenildi.
- 29 Eylül 2024 tarihinde valilik kararıyla “geçici özel güvenlik bölgesi” ilan edilerek bölgeye giriş çıkışlar özel izne tabi kılındı.
- 1 Ekim 2025 tarihinde aynı yerde ağaç kesimleri devam etti. Korucular ve bazı kişilerin gerçekleştirdiği kıyımının görüntüleri, tahribatın büyüklüğünü gözler önüne serdi.
- 9 Ekim 2025 tarihinde de yine bölgede orman gençleştirme adı altında yapılan kesime halk tepki verdi. Bir yurttaş “Eskar ve Beyrok’taki kesime neden siyasetçiler ve ekolojistler bir şey yapmıyor. Kulp Çayı yok edildi, Hesendîn yok ediliyor” demişti.
- 10 Ekim 2025 tarihinde Sarım Çayı, Hesendîn Yaylası, Cixsê, Kasor, Zorê Çayı, Eskar, Beyrok’ta yaşanan tahribata tepki gösteren yurttaşlar, sermayenin doğaya savaş açtığına dikkat çekerek, örgütlü bir şekilde mücadele edilmesi gerektiği vurguladı.
- 20 Ekim 2025 tarihinde ise 3 araçla gelen 50 kişilik bir grup asker gözetiminde ağaç kesimi yapıldığı, bölgeden günde 80 ton odun kesildiği öğrenildi.
- 23 Kasım 2025’te Amed Ekoloji Meclisi aktivistleri, bölgede yürütülen politikaların halkı topraklarından göçe zorlamak olduğunu, buna karşı mücadelenin süreceğini vurguladı. Barışın doğa ile de yapılması gerektiği vurgulanan açıklamanın ardından meşe ve badem fideleri dikildi.
- En son 23 Mayıs 2026’da ağaç kıyımı tekrar görüntülendi. Yapılan haberde bir yıldan fazladır süren doğa talanında binlerce ağacın yok edildiği vurgulandı.
Defalarca soru önergesi verildi
Geçtiğimiz yıllardan bugüne bölgedeki ağaç kıyımıyla ilgili defalarca soru önergesi verildi. Soru önergelerine ya cevap verilmediği, ya da tutarlı biçimde son tarihinden geç cevap verildiği görüldü. Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı imzalı yanıtlarda bilindik şekilde “orman gençleştirme çalışmaları” yapıldığı, “izinsiz ağaç kesimi yapanlara Orman Kanunu kapsamında cezai işlem uygulandığı” gibi içinde hiçbir rakamsal veri bulunmayan metinlerle, bilgi verilmeden yanıt verildi.
Mezopotamya Ajansı’ndan Müjdat Can‘a konuşan Amed Barosu Çevre ve Kent Komisyonu Başkanı Ahmet İnan, ağaç kıyımına dair yaptıkları suç duyurusuyla ve bölgedeki yıkım politikalarına dair 2 Temmuz’da şu sözleri söylemişti:
“Eskar’da da yıllardır süren ağaç kıyımı var. Bunla ilgili bilgi edinmek için her defasında ‘Gençleştirme’ adı altında engellemeyle karşılaştık. Alandan gelen görüntülerden görüyoruz ki burada gençleştirme değil ağaç katliamı var. Daha önce Kulp Orman İşletme’ye sözlü başvurduğumuzda ‘gençleştirme’ çalışması dendi. Ama biz görüyoruz ki ağaçlar kökünden kesildi. Biz bu şahıslara dair Ekoloji Meclisi ve Baro olarak suç duyurunda bulunduk.”
Pasûr aynı zamanda ‘gözden çıkarılan ilçe’
Özellikle Pasûr’da Aygün Bucağı dolaylarında 2 bin hektarlık dev bir arazi maden arama izni verilerek Lavamin Madencilik için, resmi kayıtlara göre MAPEG (Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü) tarafından onaylanan arama ruhsatı talep kayıtlarında IV-A grubu Silis Kumu maden arama ruhsatı talebi uygun bulundu. Hem baraj hem de birçok maden baskısı altında kalan ilçe, Polen Ekoloji Kolektifi’nin yayımladığı “Ekstraktivizmle Mücadele Raporu” içerisinde “gözden çıkarılan bölgeler” kapsamında incelendi.
Gözden çıkarılan bölge kavramı, politikaların belirli bölgeleri sermaye talanına kurban etmesi anlamına gelir. Özel savaş politikalarının, enerji politikalarının ve sosyal politikaların yerel halkı ve onların ekonomik üretim kapasitesinden içtiği su ve ayak bastığı toprağa kadar tahrip ederek bölgeleri zorla boşaltmasıyla gerçekleştirilen bu “sermayeye kurban etme” politikasıyla halkın göçe zorlanması tüm dünyada şu veya bu hammadde kaynağının olduğu yerde yaşayan ezilen halklara dayatıldı.
30 Ağustos’ta Polen Ekoloji Kolektifi üyesi Onur Yılmaz da Amed, Kürdistan ve Türkiye’de yaklaşan felakete dair şu sözleri söylemişti:
“İşte Amed’de hidrolik kırma gibi uygulamalar daha geniş bir ölçekte hayata geçirilirse, bölgedeki su kaynaklarının yok olması, tarım desenlerinin değişmesi, iklim krizinin etkilerinin ağırlaşması ve uzun süreli kuraklıkların yayılması gibi sonuçlarla karşı karşıya kalabiliriz. Bunun sonucunda halk üretimden kopar, işçileşir ve ucuz iş gücüne dönüşür. Yeni toplumsal çelişkiler ve sorunların büyümesi toplumsal bir barışın gelişmemesi anlamına geliyor.”
Tahribata yeterince ses çıkarılmıyor mu?
Bölgede yaşayan yurttaşlar, sivil toplum örgütlerinin, siyasi partilerin ve diğer toplumsal mücadele unsurlarının dayanışmada yeterli kalmadığını vurguluyor. Orman kesimi şirketler tarafından mahalledeki kimi yurttaşların ve mahalle muhtarının işbirlikçiliği ile yürütülürken, Eylül ayında yeniden başlayan kesime karşı mahalledeki yurttaşlar ve ekoloji alanında faaliyet yürüten sivil toplum örgütlerinin sessiz kalması dikkat çekti. Yurttaşlar, bu bölgelerde daha güçlü bir mücadelenin kurulması talebinin altını çiziyor, yoksa Pasûr’un kaderiyle Potosí’nin kaderi aynı olacağa benziyor.
Pasûr’da maden projesi: İlçeyi susuzluğa, halkı göçe sürükleyecek
HABER MERKEZİ









