• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
8 Ekim 2026 Perşembe
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Manşet

Duran Kalkan: Türkiye böyle bir dönemeçte ya demokratikleşecek, ya demokratikleşecek

8 Ekim 2026 Perşembe - 12:57
Kategori: Manşet

Uluslararası Komplo’nun 28’inci yıl dönümünde 29’uncu yıl mücadelesinin önüne büyük hedefler konulması gerektiğini belirten Duran Kalkan, ‘Türkiye böyle bir dönemeçte ya olacak, ya olacak. Ya demokratikleşecek, ya demokratikleşecek’ dedi

Abdullah Öcalan Sosyal Bilim Akademisi Üyesi Duran Kalkan, 9 Ekim 1998’de başlayan Uluslararası Komplo’nun 28’inci yıl dönümü dolayısıyla Fırat Haber Ajansı‘nın (ANF) sorularını yanıtladı. Kalkan, komplonun amacı, Kürt sorununa etkisi, PKK üzerindeki sonuçları ve önümüzdeki dönemin mücadele ve güncel gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Komplonun esas amacı ve İmralı sistemi

Uluslararası Komplo’nun hedefinin yalnızca Abdullah Öcalan’ın fiziki imhası olmadığını belirten Duran Kalkan, bunun gerçekleşmemesi üzerine İmralı sistemi üzerinden siyasi mücadelenin engellenmesinin amaçlandığını söyledi. Komplonun temel hedeflerinden birinin Kürt sorununu çözümsüz bırakarak Ortadoğu’daki çatışmayı derinleştirmek olduğuna işaret eden Duran Kalkan, ABD, İsrail ve İngiltere planlamasıyla yürütülen sürecin bölgeyi kan gölüne çevirdiğini kaydettiğini belirterek şunları ifade etti:

“İmralı işkence ve tecrit sistemini yaratıp bugüne kadar sürdürerek Ortadoğu’yu bu hale getirdiler. Kürt sorununun çözümünü, demokratik siyasi çözümünü engellediler ve Kürt sorunu etrafında çatışmayı Ortadoğu’nun her tarafına yaydılar. Bir İsrail-İran savaşına kadar dönüştürdüler. Zaten Kürdistan’ın her tarafı savaş alanı. Amaç Ortadoğu’nun demokratikleşmesini, demokratik birliğini, bunun Kürt sorununun demokratik çözümü temelinde gerçekleşmesini engellemekti. Uluslararası Komplo ortaya çıkarıp bu saldırıyı geliştirmedeki amaç buydu. Kesinlikle bunun ötesinde başka türlü bir amaç yoktur.”

Direnişler olmasaydı komplo başarılı olurdu

“Güneşimizi Karartamazsınız” şiarıyla 9 Ekim 1998’de başlayan eylemlerin tarihi bir dönüm noktası olduğunu vurgulayan Duran Kalkan, “Bu direnişler olmasaydı ne olurdu? Uluslararası Komplo başarılı olurdu. Önder Apo sahipsiz kalırdı. Komploya karşı ‘Güneşimizi Karartamazsınız’ fedai direnişçiliği düzeyinde bir direniş olmasaydı, Uluslararası Komplo’yu geriletmek, zayıflatmak, komployu başarısız kılmak kesinlikle mümkün olmazdı” değerlendirmesinde bulundu.

İmralı sisteminde zihniyet devrimi gerçekleşti

Komployu tezgâhlayanların amacının Abdullah Öcalan’ı suskunluk içerisinde yok etmek ve düşünsel olarak yenilgiye uğratmak olduğunu hatırlatan Kalkan, İmralı’da ortaya konulan duruşu şu sözlerle ifade etti:

“Önder Apo savunmalarıyla kendisini yargılamak isteyenleri yargılayıp mahkûm etti. Geliştirdiği demokratik çözüm çizgisiyle, demokratik sosyalist çizgiyle, demokratik modernite paradigmasıyla Kürt sorununun çözümünü, bütün toplumsal sorunların çözüm yöntemlerini ortaya koyarak Uluslararası Komplo zihniyeti ve siyasetini mahkûm etti, programı mahkûm etti, yenilgiye uğrattı.”

İmralı tecrit ortamı parçalanarak küresel bir güç haline gelindi

İmralı’da 28 yıldır yürütülen mücadelenin büyük bir entelektüel ve zihinsel devrim ürettiğini vurgulayan Duran Kalkan, Abdullah Öcalan’ın iğne ucuyla kuyu kazarcasına geliştirdiği düşünce gücüyle kendini küresel bir önderlik düzeyine çıkardığını ve İmralı tecrit ortamını bu yolla parçaladığını sözlerine ekledi.

“Önder Apo da duruşuyla, tutumuyla, yoğunlaşmasıyla, düşünce gücüyle, sorunları düşüncede çözmesiyle mücadeleyi zihniyette ve vicdanda yürütüp orada başarı kazanmasıyla sağladı. Anlam gücü haline getirdi kendisini. Olup bitenleri daha iyi analiz etti, çözümledi. Olumsuzlukları, yanlışları ortaya koydu. Doğru olanları, hakikati geliştirdi. İnsanlık hakikatini yeniden ortaya çıkardı, tanımladı. Ve böylece hakikat bozucuları, tahrip edicileri düşüncede ve siyasette mahkûm etti, yenilgiye uğrattı. Esas başarı buradadır.”

PKK’nin 6 aylık ömrü kaldı diyenler hüsrana uğradı

Uluslararası Komplo’nun başlangıçta fiziki imhayı, ardından İmralı sisteminde düşünsel tasfiyeyi hedeflediğini belirten Duran Kalkan, yargılama sürecindeki hesapları şu sözlerle aktardı:

“Karar verildiğinde İmralı’da birçok çevrenin hükmü şuydu: ‘PKK’nin 6 aylık ömrü kaldı. 6 ay sonra PKK’nin esamesi bile okunmayacak’ diyorlardı. Önderlik imhayı boşa çıkardığı gibi, idamı da boşa çıkardı. Önderliğin imha olacağını bekleyenler hüsrana uğradılar. Düşünsel olarak yenileceğini bekleyenler hüsrana uğradılar. PKK’nın dağılıp parçalanıp tasfiye olacağını düşünenler hüsrana uğradılar.”

2004-2024 gerillacılığı toplumu şekillendirdi

İmralı direnişi ile sahada yürütülen mücadelenin etle tırnak gibi birleştiğini kaydeden Duran Kalkan, “2004-2024 gerillacılığının fedai gerçeğini hiç göz ardı etmemek, iyi görmek lazım. Tepeden tırnağa önderlik çizgisinde ruhunu, bilincini, iradesini şekillendirmiş, kendini örgütlemiş bir fedai gerillacılığıydı” dedi. Kalkan, bu fedai çizginin toplumu dönüştürerek özgürlüğü için direnen bir halk gerçekliği yarattığını ekledi.

Kürt varlığını kabul etmek zorunda kaldılar

28 yıl boyunca komplocu planların defalarca yenilgiye uğratıldığını ifade eden Duran Kalkan, gelinen aşamada inkârcı siyasetin tutunamadığını vurguladı. Uluslararası Komplo’yu yürüten güçlerin artık Kürt varlığını inkâr edemediklerini ve Kürt kimliğini alenen tanımak zorunda kaldıklarını söyledi.

“Şimdi 28 yıl geçti. Başarılı olmak için Önder Apo’yu ve Kürt Özgürlük Hareketi’ni yenilgiye uğratmak için hiçbirisinde sonuç alamadı, başarılı olamadı. Elbette sert bir mücadele oldu. Bedeli ağır mücadeleler oldu. Kürtler büyük şehitler verdiler, acılar, zorluklar yaşadılar ama bütün saldırıları da kırdılar. Bütün saldırılar karşısında var olma ve özgür yaşama tutkularını, düşüncelerini, örgütlülüklerini korudular ve geliştirdiler. Bu iradeyi, tutumu şimdi bütün dünyaya, insanlığa kabul ettirdiler.”

Kürt var ama hakları yok mantıksızlığı aşılmalıdır

Eskiden Kürt varlığının tamamen inkâr edildiğini, günümüzde ise biçim değiştirdiğini belirten Duran Kalkan, MHP ve AKP çizgisindeki söylem değişimlerine değindi. Kalkan, bu zihniyet yapısını şu sözlerle eleştirdi:

“Sanki ‘Kürt var. Tamam var diyoruz ama hakları yok. Hakları olmaz’ diyorlar. Bireyler olarak var, toplum olarak yok. Hiç toplum olamayan birey var olabilir mi? Bu kadar felsefeye, düşünceye, varoluş teorisine aykırı bir zihniyet yapısı olabilir mi? ‘Kürt yok’ dersen bir varlığı inkâr etmiş olursun. Ama ‘var ama bir toplum olarak hakları yok’ demek en mantıksız durumdur. Bu düşüncenin savunulacak bir yanı yok. Bu durumun derhal aşılması gerekiyor.”

Darağaçlarından müzakere masasına ulaşıldı

20. yüzyıldaki Kürt direnişleri ile Türkiye’deki devrimci önderlerin darağaçlarında katledilmesinden tarihsel dersler çıkarıldığını vurgulayan Duran Kalkan, Abdullah Öcalan’ın yenilmeyen bir hareket gerçekliği oluşturduğunu ifade etti. Duran Kalkan, “Darağacından işte demokratik entegrasyon çözüme gelmek, masaya gelmek, müzakereye ve siyasi mücadeleye gelmek bunu ifade ediyor. Bunun için büyük bir çaba harcandı” dedi.

Değişimi engellemek isteyen soykırımcı zihniyet oldu

93’ten itibaren başlatılan çözüm arayışlarının rantçı ve soykırımcı güçlerce engellendiğini söyleyen Duran Kalkan, “Engelleri bertaraf edebilmeliydik. Özeleştirimizi o temelde veriyoruz. Engeller önümüzü kesememeliydi geçmişte ama bu olmadı” ifadeleriyle konuşmasını tamamladı. Savaşın askeri yollarla ve Kürt soykırımıyla sonuçlanamayacağının anlaşıldığını belirten Duran Kalkan, gelinen aşamayı şu sözlerle özetledi:

“Tarafların birbirlerini kabul etme temelinde yeni bir birlik oluşturmaları gerekiyor. Darağacından masaya gelindi. Demokratik entegrasyon, tarafların birbirlerini kabul etmesi ve bu temelde demokratik cumhuriyet, demokratik toplum entegrasyonunu gerçekleştirme sürecidir. Türkiye’yi yeni bir demokratikleşme modeli geliştiren bir ülke haline getirme mücadelesi yürütülüyor.”

Abdullah Öcalan’ın statüsünü kabul etmemek çözümsüzlükte ısrardır

Abdullah Öcalan’ın statüsü kabul edilmediğinde Kürt varlığının da reddedilmiş olacağına dikkat çeken Duran Kalkan, siyasetçi Ahmet Türk’ün “Bizim kuşakla çözemezseniz, bizden sonraki kuşakla hiç anlaşamazsınız” sözünü hatırlattı. Çözümsüzlüğün savaş rantçılarına ve kapitalist modernite hegemonyasına kazandıracağını belirten Duran Kalkan, “Önder Apo demokratik siyasi çözümle herkesin kazanacağı bir ortam oluşturmak istedi. Duran Kalkan devamında şunları söyledi:

“Önder Apo’nun statüsünü kabul etmemek demek, Kürt varlığını, Kürtlerin bir toplum olarak varlığını kabul etmemek demektir. Kürt kardeşliği boş bir laf demektir o zaman. Kürt varlığını kabul etmezsen Kürt-Türk kardeşliğinin ne anlamı kalır? Herkes konuştuğu sözün içini doldurmalı. Boş laf olarak söylememeli. Dolayısıyla Önder Apo’nun statüsü, özgürlüğü, Kürt sorununun çözümü, Kürt varlığının kabulü, Türkiye’nin demokratikleşmesi temelinde Kürt sorununu çözüme götürmeyi ifade ediyor.”

Abdullah Öcalan’ın herkesin kazanacağı bir ortam yaratmak istediğini ifade eden Duran Kalkan, Suriye’deki gibi bir yaklaşımın kabul edilemez olduğunu şu ifadelerle dile getirdi:

“Önder Apo demokratik siyasi çözümle herkesin kazanacağı bir ortam oluşturmak istedi. Yeni bir süreç geliştirmek istedi. “Kazan-kazan süreci işletelim” dedi. Herkese kazandıracak bir durum. Bunu böyle görmek, anlamak gerekli. Bu bakımdan öyle bir kişiye şu bu değildir. Önder Apo’nun statüsü, özgürlüğü, Kürt sorununun özgürlüğü temelindeki çözümü, Kürt toplumunun, Kürt kimliğinin statü kazanmasıdır. Dilinin, kimliğinin, kültürünün varlığının kabulü. Bugün Rojava’da, Suriye’de yaptıkları gibi, “Türk’sünüz, Türk olacaksınız, Türkçe okuyacaksınız, konuşacaksınız” denilmemesidir. Bir yönetim, 15 senedir Kürtçe kurulmuş, okuyan, mezunlar vermiş okula gelmiş; “bırakın Kürtçeyi, Arapça okuyacaksınız” diyordu. Hayret bir şey! Niye sen Kürt insanına Arapça okutuyorsun? Birisi gelip senin ağzını tutsa, “Arapça konuşma, falanca dili konuş” dese ne yaparsın? İnsanlara böyle söylenir mi? En büyük hakaret bu değil mi? Böyle yapan bir zihniyet var.”

29. yıl mücadelesi demokratik cumhuriyeti başarıya götürmeli

Soykırım kıskacının henüz bitmediğini ancak zafer imkânının her zamankinden daha güçlü olduğunu vurgulayan Duran Kalkan, konuşmasını şu çağrıyla tamamladı:

“Uluslararası Komplo’ya karşı 29. yıl mücadelesi, demokratik toplum hareketini daha çok örgütleme, geliştirme, demokratik cumhuriyet mücadelesini aslında başarıya götürme mücadelesi olmalı. 29. yılın mücadelesinin önüne büyük hedefler koyabilmeliyiz. Türkiye böyle bir dönemeçte ya olacak, ya olacak. Ya demokratikleşecek, ya demokratikleşecek.”

HABER MERKEZİ 

 

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

MGK: Gazatecilerin tutsaklığı devam ediyor, sansür genişledi

Sonraki Haber

Gar Katliamı’nın üzerinden 11 yıl geçti: Barışın yolu yüzleşmeden geçer

Sonraki Haber

Gar Katliamı’nın üzerinden 11 yıl geçti: Barışın yolu yüzleşmeden geçer

SON HABERLER

Karadeniz’de 2 günde 3 gemiye saldırı, üstlenen yok, 12 ölü: Türkiye açıklama yapmadı

Yazar: Yeni Yaşam
8 Ekim 2026

DEM Parti’den CPT’ye: İmralı raporları neden açıklanmıyor?

Yazar: Yeni Yaşam
8 Ekim 2026

DEM Parti anmalara açılan soruşturmaları İHİK’e taşıdı

Yazar: Yeni Yaşam
8 Ekim 2026

Adalet Bakanlığı’nın önünde gazeteci Derya Okatan’ın tutuklanmasına tepki

Yazar: Yeni Yaşam
8 Ekim 2026

‘Dün, Bugün ve Yarın Ortadoğu ve Kürdistan’ paneli düzenleniyor

Yazar: Yeni Yaşam
8 Ekim 2026

Asgari ücret yüzde 28, yüksek ücretler yüzde 40’a varan oranlarda eridi

Yazar: Yeni Yaşam
8 Ekim 2026

Amedspor maçı öncesi ırkçı paylaşım

Yazar: Yeni Yaşam
8 Ekim 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır