Her devrimci direnişin bir zindan ayağı olması da bu işin diyalektiği gereğidir. Yıllar içerisinde koğuşları odalara, odaları da şimdi kuyu tipi S-Y tiplerine dönüştürdüler. Bizleri de oraya gönderecekler. Tüm bunlarla; komün hayatı ve dayanışmayı esas aldığından direnebiliyor, sesini duyurabiliyorsun
Hüseyin Aykol / İçeriden
Kürkçüler F Tipi Kapalı Hapishanesinde tutulan Mazhar Güler, 07.09.2026 tarihinde yazdığı mektubunda şöyle diyor: “Özgür basının en büyük emektarı Hüseyin Aykol üstadımızı, yoldaşımızı bir kez daha saygıyla ve rahmetle anıyoruz.
Bir süredir Türkiye’de başlatılan demokratikleşme ve çözüm sürecinin yoğunluğu içindeyiz. Bu kadar uzayacağını düşünmüyorduk. Meclis, iradesini MGK’ya bıraktı bu konuda. Resmî Gazete’de yayımlanıp yürürlüğe girmiş bir yasa, MGK’nın onayını ve raporunu bekliyor. Pozitif hukuk ilkesi gereği bir yasa yürürlüğe girmişse, hak ihlali oluşmasın diye lehte olan durumlar için uygulanır.
Cezası biten arkadaşlarımızın cezaları uzatılıyor. Spor faaliyetlerimiz ayda dört defadan bir sefere, 1 saate indirildi. Haftalık 10 saat sohbetimiz 2,5 saate indirildi. DAİŞ gibi bize karşıt oluşum ve kişilerle aynı koridorlara konulmuşuz ve aynı açık ziyaret salonuna çıkarılma dayatılıyor. Ağız araması veya bazı onur kırıcı dayatmalarla hastaneye gidişlerimiz engelleniyor. Yaklaşık beş-altı yıldır hastaneye ve kontrole gidemiyoruz. Diş tedavisi, göz, gözlük sorunlarımız, kronik hastalıklarımızın kontrolleri; hepsi durdurulmuş durumda. Kategori adı altında arkadaşlarımızla sosyal faaliyetlere çıkamıyoruz. Bir oda tutuklu, bir oda patlayıcıdan ceza almış, bir oda hükümlü, bir kısmı ağırlaştırılmış, bir kısmı yaşı küçük genç, diğeri yaşlı gibi gerekçelerle aynı odalara verilmiyoruz, sohbetlere çıkarılmıyoruz, ziyaret yerine götürülmüyoruz. Bize DAİŞ’li, ırkçı kişilerle ziyaret yerine çıkma dayatılıyor. Çukurova sıcağında, su sorununun hiç olmadığı bir yerde, günlük iki kova soğuk su ile bir kova sıcak su veriliyor. Kota oluşturulmuş. İaşeler bize verilmiyor. Açık cezaevinden yemek yapılıp gönderiliyor. Ne kalori ne temizlik ne de yapılışı yemeye uygun değil; geldiği gibi çöpe döküyoruz veya çöp ile uğraşmayalım diye almıyoruz. En ufak bir şeyde bizlere tutanak tutuluyor, disiplin cezası veriliyor. Ama DAİŞ’lilerin tekbir sesleri hiç kesilmiyor. Bildiğimiz kadarıyla bir tutanak tutulduğu da yok. Sohbet ve ziyaret yerleri tabiri caizse ahır gibi. Söylendiği halde temizlenmiyor. Oda değişim taleplerimiz kuruldan geçmiyor.”
***
Aksaray T Tipi Kapalı Hapishanesinde tutulan Selahattin Dilek 22.09.2026 tarihinde yazdığı mektupta şöyle diyor: “Burada 17 arkadaşız, ikisi ağırlaştırılmış müebbetlik olduklarından dolayı hücrelerdeler. Kalan 15 arkadaş bir odadayız. Üç ayda bir revire çıkarılıyoruz. Hastanede kelepçeli muayene dayatılıyor. Kabul etmediğimizden dolayı cezaevi idaresince disiplin soruşturmaları açılıyor.
Her devrimci direnişin bir zindan ayağı olması da bu işin diyalektiği gereğidir. Antidemokratik, insanlık dışı yapılanmalarına karşı yıllar içerisinde koğuşları odalara, odaları da şimdi kuyu tipi S-Y tiplerine dönüştürdüler. Hemen yanı başımızda da kampüs yapmışlar, açıldığında bizleri de oraya gönderecekler. Tüm bunların üstesinden; komün hayatı, her boyutta yardımlaşma ve dayanışmayı esas aldığından direnebiliyor, sesini duyurabiliyorsun. Bu konuda en büyük dayanışmayı, yardımlaşmayı bize gösterenlerden birisi de Hüseyin arkadaştı. Cezaevi idarelerince yapılan hukuksuzlukları, hak ihlallerini, işkenceleri çok büyük bir titizlikle gündemleştirip çözmek için sarf ettiği çaba bizler için çok değerliydi. Hak ihlalleri, antidemokratik uygulamalar oldu mu sesimizi duyurmak için aklımıza ilk gelen Hüseyin arkadaş oluyordu. Bazen yıllarca haber alamadığımız hatta yaşayıp yaşamadığından dahi haberimizin olmadığı arkadaşlarımızın ismini bir satır dahi olsa sayfada gördüğümüzde yaşadığımız mutluluk tarif edilemez oluyordu.”
***
Karatepe Yüksek Güvenlikli Kapalı Hapishanesinde tutulan Ersan Nazlier, 26.09.2026 tarihinde yazdığı mektupta şöyle diyor: “Hüseyin Heval’in hastane günleri, aramızdan ayrılması ve cenaze töreninden haberdar olsak da bu süreçte yaşananlara bir bütün olarak hâkim değiliz. Tüm o zamanlarda sohbetlerimizde minnetle anılan arkadaşlardandı. Emeği, çabası, mücadele azmi ve mektuplara verdiği cevaplar… Örneğin bir arkadaş şöyle bir anıyı paylaşmıştı: Gazetede yayımlanması için içeriden gönderilen yazıların uzunluğunun ne kadar olması gerektiği konusunda bıkmadan yaptığı uyarılara rağmen kimi arkadaşların uzun uzun yazması ve bunun yanında bir arkadaşın birkaç sayfalık bir yazıyı küçük punto ile bir sayfaya sığdırarak göndermesi üzerine Hüseyin arkadaşın ‘Filan cezaevindeki son köylü kurnazı arkadaşımız…’ diye cevap vermesini anlatması hüzünlü gülümsemelerimize neden olmuştu. Kırmadan, dökmeden eleştirilerini yapmakta mahirdi.
Son 1-2 ay içinde yüzlerce arkadaşımızın aramızdan ayrılış tarihleri ilan edildi. Yaşanan hüznü tahmin ediyoruz. Bunun yanında özgür yaşamın inşasına dair güçlü bir ruhun varlığından da bahsediliyor. İsimleri ilan edilenleri bilme olanağımız olmadığından bu arkadaşlarımızın ailelerine yazma durumumuz olamıyor. İsimler arasında amcamın oğlu Serkan Nazlier ve çocukluk, gençlik ve mücadele arkadaşım Mürsel Nergiz’in de olduğunu öğrendik. Bu ailelerimiz şahsında tüm ailelerimize ve halkımıza başsağlığı dileklerimizi iletiyor, layık olma sözümüzü yineliyoruz.
Amedspor maçlarını izlemeye çalışıyoruz. Takımın başarılı bir performans sergilemesi yanında Amedsporluluk kimliğinin oluştuğu görülüyor. Parçalı, dağınık bir izleyicilikten taraftarlığa geçilmesinde ve takımı ile bütünleşmesinde emeği geçenleri kutlamak gerekiyor. Amedspor’un farkı, bu birleşmiş taraftarlarıyla tüm dünyaya bir yenilik olacaktır. Zindanda olsak da birleşik bir Amedspor taraftarıyla aynı heyecanı, coşkuyu yaşadığımızı belirtmek isteriz. O güzel ve direngen coşkulara bizi de ortak kabul etmeleri en temel isteğimizdir. Bir tane ‘Kîne em?’ bizim için olsun.
Burada 36 arkadaş kalıyoruz. İletişimimizin olmaması için birbirinden uzak koridorlara konulmuşuz. İç posta paralı. İletişimizin olduğu arkadaşlara adres ilettik.”
***
Mektubu Gelenler
Mazhar Güler Kürkçüler F Tipi Kapalı Hapishanesi
Selahattin Dilek Aksaray T Tipi Kapalı Hapishanesi
Ersan Nazlier Karatepe Yüksek Güvenlikli Kapalı Hapishanesi









