• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
17 Ekim 2026 Cumartesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Editörün Seçtikleri

Süreç ‘demokrasisiz’ ilerleyebilir mi?

17 Ekim 2026 Cumartesi - 00:00
Kategori: Editörün Seçtikleri, Forum

Barış ve Demokratik Toplum Süreci yalnızca silahların bırakılması ve güvenlik başlığına indirgenirse demokratik içeriğini kaybeder ve süreçte umulan eşit, özgür ve demokratik birlikte yaşam hedefine ulaşılamaz

Cahit Kırkazak

Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin başlamasından bu yana Türkiye’de çelişkili bir tabloyla karşı karşıyayız. Bir tarafta çatışmanın sona ermesi ve demokratik çözümün önünün açılması yönünde Sayın Öcalan’ın ve PKK’nin olağanüstü bir çabası varken, diğer tarafta ise muhalefete, muhaliflere, seçilmişlere, mütedeyyinlere, kadınlara, siyasetçilere, gazetecilere ve farklı toplumsal kesimlere yönelik iktidarın baskı ve zorba pratikleri var.

Barışın konuşulduğu bir ülkede demokratik alanın daraltılması yalnızca muhaliflere yönelik bir tehdit değil barış sürecinin demokratik içeriğine de yönelik bir tehdittir.

27 Şubat 2025’te Sayın Öcalan’ın çağrısıyla yeni bir dönem başladı. PKK 12 Mayıs 2025’te kendisini feshetti ve silahlı mücadeleyi sonlandırdı. En son yapılan açıklama ile 8 Ekim 2026 tarihi itibariye çatışma riski oluşan bütün alanlardan ve Türkiye metropollerindeki özel kuvvetlerini çektiler. Ancak silahların devreden çıkması ile demokratik bir toplumun inşası aynı şey değildir. Kalıcı barış için hukuk, siyaset, basın özgürlüğü ve toplumsal örgütlenme alanlarında da somut dönüşümler gerekir.

Baskılar birbirinden bağımsız mı?

Türkiye’deki 27 Şubat 2025 sonrasındaki demokratik alanların daraltılmasına dair gelişmeleri ayrı ayrı olaylar olarak değerlendirmek, aralarındaki siyasi bağlantıyı gözden kaçırmamıza neden olabilir. İktidar sürecin başlangıcı olarak kabul edilen 2024 yılı Ekim ayı ile birlikte demokratik alana yönelik saldırılarına Esenyurt Belediyesi’ne kayyum atamayla başladı. Devamında 4 Kasım 2024’te Mardin Büyükşehir Belediyesi ve Batman ile Halfeti Belediyelerine yönelik irade gaspıyla belirginleşen kayyum atamaları, 15 Şubat Öcalan’a yönelik komplosuna denk getirilen Van Büyükşehir Belediyesi’ne kayyum atamayla devam etti. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun diplomasının iptal edilmesi ve gözaltına alınması, ardından tutuklanması devamında CHP belediyelerine kayyum atamaları, baskı ve tehdit ile AKP’ye katılmaya zorlanmaları, muhalefetin siyaset yapma imkânlarını daralttı. Protestolara yönelik müdahaleler ve gözaltılar da ifade ve gösteri özgürlüğü açısından ciddi kaygılara yol açtı.

CHP’nin kurumsal yapısına yönelik yargı müdahaleleri de aynı tablonun parçası oldu. Eylül 2025’te CHP İstanbul İl Yönetimi görevden aldı, Mayıs 2026’da CHP’nin 2023’teki kongresini iptal ettirerek CHP’yi ikiye böldü. Bu gelişmeler, bütün siyasi partilerin seçilmiş organlarına ve kendi iç işleyişlerine iktidarın yargı eliyle müdahalesinin yolunu açtı.

Kürt basını ise uzun süredir erişim engelleri, hesap kapatmaları, gözaltılar ve tutuklamalarla karşı karşıya. Mezopotamya Ajansı, Yeni Yaşam, Azadiya Welat’ın farklı dil ve sosyal medya platformlardaki hesaplarına yönelik engellemeler, Tele-1ve Halk TV’ye kayyum atanması, T24 hesabının kapatılması halkın haber alma ve basın aracılığıyla halkın otoriteyi denetleme işlevini ortadan kaldırıldı.

Baskı iddiaları yalnızca siyasi partiler ve gazetecilerle sınırlı değil. Mütedeyyin kesimleri, muhalif İslami çevreleri, kadın kurumlarının ve hak savunucularının karşılaştığı engeller ve kısıtlamalar bu kesimlerin ifade ve örgütlenme haklarını ihlal etmektedir.

Bu iki yıllık süreç içinde toplumun bütün muhalif kesimlerine yönelik bir alan daraltma ve nefes aldırmama politikası ile iktidar bir yandan mütedeyyin kesimlere baskı uygulayarak kendi mahallesinde yükselen vicdanların sesini bastırırken. Diğer taraftan Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne destek vereceğini açıkça ifade eden muhalefete yönelik baskı, dağıtma, kayyum vb. politikalarla kendisini demokratik toplum sürecinde alternatifsiz bırakıp hem devlet aklına karşı hem de Kürt Hareketi’ne karşı alternatifsiz bırakmak politikasıdır.

Burada akıllara, Nazi Almanyası’ndaki Alman Rahip ve Teolog Martin Niemöller’in savaş sonrasında dile getirdiği özeleştiri ve uyarısı geliyor. Niemöller’e atfedilen ve farklı biçimlerde aktarılan sözlerin temel mesaj şudur: Başkaları hedef alınırken sessiz kalırsak, bir gün aynı baskıyla karşılaştığımızda bizim için konuşacak kimse kalmayabilir. Tarihin gösterdiği temel tehlikeyi göz ardı edemeyiz. Acı deneyimlerle deneyimlenmiş ki eğer ortada hukuksuzluk, anti demokratik uygulamalar, otoriter yönetim ve şiddet argümanı varsa, bunlara karşı kolektif bir tutum sergilenmezse toplumun bütün kesimleri bu şiddete maruz kalacaktırlar. Türkiye toplumu 21. yüzyılın başında ülkedeki farklı kesimlere ama özellikle de Kürtlere uygulanan şiddete ve anti demokratik, hukuksuz uygulamalara ses çıkarmadığı için bugün kendisi de bu şiddete ve anti demokratik otoriter şiddete maruz kalmaktadır.

Toplumun farklı kesimleri birbirlerinin bütün düşüncelerini benimsemek zorunda değiller. Ancak ifade özgürlüğünü, seçme ve seçilme hakkını ve örgütlenme özgürlüğünü yalnızca kendimiz için savunamayız. Başkasının hakkını savunmayı ertelemek, yarın kendi hakkımızı savunacağımız demokratik zemini de aşındırır.

Yüzyılı aşkın acı deneyimler, iki yıllık süren Barış ve Demokratik Toplum Süreci ve buna paralel olarak süreçle zıt uygulamalar olan; muhalefete ve muhaliflere yönelik anti demokratik uygulamalar değerlendirildiğinde Kürt demokratik siyaseti açısından temel soru şudur: Silahlı çatışmanın sona ermesi yönünde adımlar atılırken demokratik siyaset alanı neden daraltılıyor? Barışın toplumsallaşması için gerekli olan özgür tartışma, örgütlenme hakkı ve halk iradesinin tanınması gerekirken halkın iradesi neden tanınmıyor?

Barış ve Demokratik Toplum Süreci yalnızca silahların bırakılması ve güvenlik başlığına indirgenirse demokratik içeriğini kaybeder ve süreçte umulan eşit, özgür ve demokratik birlikte yaşam hedefine ulaşılamaz. Seçilmişlerin görevden alınması veya seçilmişlere tehdit ve baskı ile parti değiştirilmesi, siyasi partilerin iç işlerine müdahale edilerek siyasi mühendisliklerin yapılması, aydınların, siyasetçilerin, gazetecilerin çalışamaz hâle getirilmesi ve sivil toplumun faaliyet alanının daraltılması, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin demokratikleşme hedefiyle çelişkilidir. Bu çelişkilileri yüksek sesle dile getirmek, muhalefete ve muhaliflere yönelik baskılara ses yükseltmek süreci tehlikeye atmaz, aksine sürecin demokratik ruhunu korumaya yönelik tutumlardır. Barışın kalıcı olması için toplumun bütün kesimlerinin özgürce siyaset yapabilmesi gerekir.

Bu bağlamda Kürt demokratik siyasetine de burada önemli bir sorumluluk düşüyor: Sürecin önemini savunurken diğer toplumsal kesimlerin hak ihlallerini ikincil meseleler olarak görmemek, herkesin özgürlüğünü esas alan ortak bir demokratik tutumu güçlendirmek. Çünkü demokratik toplum, hiçbir kesimin diğerinin maruz kaldığı haksızlığa sessiz kalmadığı ortak yaşam düzenidir.

Başta özgür basın olmak üzere muhalif basına yönelik baskıya itiraz etmek yalnızca bir gazeteyi, bir TV kanalını savunmak değildir. Seçilmişlerin tutuklanmasına, kadın kurumlarının engellenmesine veya mütedeyyinlerin örgütlenme haklarının sınırlandırılmasına karşı çıkmak da yalnızca ilgili kesimlerin meselesi değildir. Bunlara karşı çıkmak, anti demokratik zemine karşı çıkmaktır, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin demokratik içeriğini savunmaktır.

Hiçbir siyasi hareket, başkalarının hakları ihlal edilirken sessiz kalarak siyaset yapma özgürlüğünü güvence altına alamaz. Barış süreci de toplumun bir bölümünün özgürlükleri daraltılırken herkese demokratik bir gelecek vaat edemez.

Başkaları susturulurken sessiz kalmak, barışın yolunu açmaz, aksine barışın üzerinde yükseleceği demokratik zemini zayıflatır. Niemöller’in özeleştirisinden çıkaracağımız ders açıktır: Başkasının hakkını savunmak yalnızca ahlaki bir tercih değil, ortak özgürlüğümüzün, demokratik toplumun ve onurlu barışın güvencesidir.

 

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Seçim çare mi?

Sonraki Haber

İç ve bölgesel hesaplar iç içe

Sonraki Haber

İç ve bölgesel hesaplar iç içe

SON HABERLER

İç ve bölgesel hesaplar iç içe

Yazar: Yeni Yaşam
17 Ekim 2026

Süreç ‘demokrasisiz’ ilerleyebilir mi?

Yazar: Yeni Yaşam
17 Ekim 2026

Seçim çare mi?

Yazar: Yeni Yaşam
17 Ekim 2026

Isparta’da tarım işçilerini taşıyan midibüs ile TIR çarpıştı: 17 işçi yaralandı

Yazar: Yeni Yaşam
16 Ekim 2026

Üsküdar Belediyesi’nde yeni başkan vekili seçimi 20 Ekim’de

Yazar: Yeni Yaşam
16 Ekim 2026

Halk TV soruşturması: 7 kişi için tutuklama talebi

Yazar: Yeni Yaşam
16 Ekim 2026

Amed Mimarlar Odası’ndan Amed Surları’na çivi çakılmasına tepki

Yazar: Yeni Yaşam
16 Ekim 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır