• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
19 Ekim 2026 Pazartesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Forum

Komün olmak sorun çözmektir

18 Ekim 2026 Pazar - 23:00
Kategori: Forum, Manşet
Dilzar Dîlok

Dilzar Dîlok

  • Komün yaşamda zenginlik değil ihtiyacı kadar kullanma anlayışı vardır. Ucuz yaşam ve kolay geçim yoktur çünkü bu başka insanların emeği olmadan gerçekleşmeyeceği bilgisi kişiyi bu düşüncelerden alıkoyar. Yaşam ve geçim, büyük emek isteyen uğraşlardır ve bunu kolay yoldan elde etme çabası kapitalizmin toplumlara yapıştırdığı bir özelliktir
  • Komünün devleti ortadan kaldırma gibi bir hedefi yoktur. Ancak kendini toplumsal güç haline getirerek devletleşme, devlet eksenli model yaratma hedefi de yoktur. Bundan dolayı komüncü büyüme anlayışı kapitalist modernitenin büyüme anlayışına terstir
  •  Komünün topluma kazandıracakları kapitalist sistemle kaybedilenlerden kat be kat fazladır. Komünün yaratacağı zenginlik maddi değil manevidir, anlamsaldır, özgürlükseldir.
  • Günümüz insanı birikimi öğrenmiştir, bundan dolayı da kapitalist modernite sistemi kendini insanın açgözlülüğüne dayandırmaktadır

Dilzar Dîlok

Komün anlayışına göre devlet yapılanması ahlaki bulunmuyor, devlet dışı toplum olma kimliği büyük zorluklara ve maddi uygarlık dışı kalınmışlığa rağmen korunuyor. Devlet salt baskı aracı olduğundan değil üretim-geçim-yaşam biçimi ahlaki bulunmuyor. Devlet yapılanmasının doğru gördüğü yaşam ve geçim tarzı, kazanç mantığı yanlış bulunuyor. Bundan dolayı alternatif ve daha zor olan toplumsal yöntemler seçiliyor, aranıyor.

Komünün yeterlilik ilkesi

Günümüzde komün yaşama dair tartışma ve pratikleşme içinde olunduğunda, kolay yaşam-geçim formülü aramak doğru olmuyor. Komün yaşam kolay yaşam değildir, zorlukları da olan ancak özgür yaşamdır. Burada kavramlara yüklenen anlamlara da değinilebilir. Çünkü “kolay-rahat yaşam” kavramına bugün yüklenen anlam geçen bin yıla oranla çok farklı. Bir de yaşamın bir emek karşılığı olması gerektiği kolay kavramının varlığını da tartışmaya koyuyor. Kapitalist modernite her şeyi olduğu gibi tüm kavramları da yeniden şekillendirdi, algıları ve zihniyetleri de buna göre yeniden yapılandırdı. Bundan dolayı emek, kolay ve başarma gibi kavramları da yeniden tanımlamamız önemli bir komünal toplum olma çalışması oluyor.

Ucuz yaşam, kolay geçim, zenginlik, bolluk refah gibi tanımlar hepsi kapitalist modernitenin söylemleridir ve gerçeğin üzerini örtme araçları olarak rol oynayan kavramlaştırmalardır. Komün yaşamda zenginlik değil ihtiyacı kadar kullanma anlayışı vardır. Ucuz yaşam ve kolay geçim yoktur, çünkü ucuz yaşam ve kolay geçimin başka insanların emeği olmadan gerçekleşmeyeceği bilgisi kişiyi bu düşüncelerden alıkoyar. Yaşam ve geçim, büyük emek isteyen uğraşlardır ve bunu kolay yoldan elde etme çabası kapitalizmin toplumlara yapıştırdığı bir özelliktir.

Komün yaşamda bolluk ve refah kavramları da anlam taşımaz çünkü bu kavramlardan ziyade yeterlilik ilkesi esastır. Kendine yetecek kadar kullanım malzemesine ulaşabilen kişinin daha fazlasına ulaşması, biriktirmesi de bir anlam taşımaz. Biriktirmenin her türünün insan varlığına, toplumsallığına, ahlakına zarar vereceği düşüncesi vardır ve bu düşüncenin temeli yüzbinlerce yıl öncesine dayanır. Böyle bir yaşam tarzını on bin yıl önce yaşamak ile bugün yaşamak arasında da büyük fark vardır. Çünkü bugünün insanı kapitalist modernitenin zehrini içmiş, çok ağır dozlar alarak zehirlenmiştir. Bundan dolayı ihtiyacı kadarına ulaşabilse de sistem sınırları içinde sistemin tanımladığı ihtiyaçlar her gün artmakta, yeni ihtiyaç başlıkları ortaya çıkmaktadır. Yeni ihtiyaç başlıkları ortaya çıkmasa da biriktirme, saklama, yatırım yapma adı altında ihtiyaç ötesini düşünmek bugünün insanının normali olmuş.

Zehirli yaşamın zehirli kavramları

Demokratik komünal insan ve toplum gerçeği böyle değildir. Bu zehirlenmiş yaşamları ve kavramları değiştirmek önem taşıyor. Bunun için Önder Apo’nun özelde kadın için belirttiği gibi çağın bilme sınırlarının dışına çıkabilmek gerekir. Çünkü çağın bilme sınırları zehirlidir. Çağın sunduğu bilmeleri zehirlerinden arındırmadan, özgür zamanların bilmelerinin kök hücresini arayıp bulmadan ve bunun üzerine yeni özgür bilmeler koymadan bu bilmeleri almak bireyleri öldürmektedir. Birey iradesi parçalanmakla kalmamakta, her bir parça ayrı cepheden kapitalizmin hizmetine alınmakta, yerel -bölgesel iktidarlar buna aracılık eder hale getirilmektedir. Bu sınırları zorlayarak dışına çıkma çabası gösterilmezse, bu temelde bilgi-bilme ve hissiyat oluşturulmazsa yeni yaşam arayışları da olanak dahiline girmeyecektir.

Bugün çokça dillendirilen çözüm süreci barış kavramı ekseninde sosyal bilimlerin araştırma ve mücadele konusu ve amacı olması gerekirken, iktidarların gölgesinde yetişen akademisyenlerin sistemin askerliğini en iyi yapan elemanlar durumuna geldiğini görmek de bu zehirlenme durumunun özeti olmaktadır. Bilmeler ve akademik kimlikler de sistem dışına çıkamamaktadır. Kısıtlı sistem dışına çıkışlar, yaşam ve geçim zorluklarıyla tehdit edilmektedir. Sonuç ya yaşam alanından koparılarak başka alanlara savrulma ya zindana girme ya da sistem içinde eriyerek sistemin bir dişlisi olmadır.

İçinde olunan bu durum sistemin ötesinde düşünmenin ara formüllerini bulma zorunluluğunu ortaya çıkarmaktadır. Ara formüllerden kasıt reformizme götürecek unsurlar değildir, sistemi estetize eden ya da türlü yordamlarla sistemi kabullenilir kılan farklı akımlar da değildir. Ara formüller toplumun getirildiği durum ile toplumu temsil ettiği söylemine sarılan sistemik yapılanmaların dışına çıkabilmenin frekanslarını yakalamayı amaçlamalıdır. En üstten günümüz yaşamının yakınına değmeyen ya da yüz yıl öncesindeki teorik tanımları çözüm diye, çözüm yol-yöntemi diye ortaya koymak sonuç alıcı olmayabilir. Bu girişimler anlamsız değildir ancak günümüzle buluşturularak realize edilmediği müddetçe söylem olarak kalmaya, eyleme dönüşmemeye, politik alana yansımamaya ve yaşamı etkilememeye devam edecektir. Buna devrimsel söylemlerle karşı devrimi büyütmek dahi denebilir.

Kapitalist moderniteye alternatif yaratmak

Sorunların toplumun birçok kesimince çarpıcı şekilde görünürleşmesi, hızlı çözüm beklentisini getirmektedir ki bu durum da sistemin dışına çıkma kararlılığı yaratırken sistemin dışına çıkma eylemlerinden de hızlı beklentiler içine girmeyi getirdiğinden umut sarsılması yaratabilmektedir. Çoğu durumda hızlı çözüm beklentileri çözüm olmadığında varolana (hâkim olana) devam etme yaklaşımını getirebilmektedir. Bu durum sistemin kendini her durumda kabullenilir kılma ustalığıyla da alakalıdır. Ki nihayetinde topluma kaybettiren bir etken olmaktadır.

Ekonomik alan hem üretim hem geçim alanı olarak kapitalist sistemin en temel unsurlarındandır. Komün inşası için kapitalist ekonomi modelini yıkmayı hedeflemek zaten absürt olur. Ancak kapitalist modernite dışında bir geçim olanağı yaratmak bir hedef olarak konulabilir. Bunu yaparken de “mevcut sistem standartlarında her şeyimiz olsun, bir de komünal olalım” demek de kapitalizmi yıkma hedefli olmaktan daha absürt olur. Komün bir toplum birimidir. Kendi birimi ölçüsünde ihtiyaçlarını gidermeye odaklanabilir. Bu başarıldığı oranda başka komünlerle daha geniş ortaklaşmalara da gidebilir. Ancak komüne aşırı abartılı söylemler yakıştırmak da komün inşasını gerçekleştirmemenin gerekçelerinden biri haline gelebilir. Bu konuda da politik olmak kadar reel olmak da önem taşır.

Sistemin insan duygularını, arzularını kirlettiğinden söz etmiştik. Örneğin bugün sistem içinde yaşayan ortalama insan için kış aylarında domates ve benzeri yaz sebzelerini tüketmek normaldir, hatta olması gerekendir. Oysa bu normal değildir, çünkü doğal değildir, doğanın sınırları zorlanarak, doğaya baskı uygulayarak gerçekleştirilen bir sonuçtur ve gerekli de değildir. Kışın bu sebzeleri tüketmek isteyenlerin yazın bu sebzeleri üretmesi ve kurutması gerekir. Bu da bir yandan istemlerini arzularını örgütlemeyi, her şeyi zamanında olacağı bilincine sahip olmayı gerektirirken bir diğer yandan da emek vermeyi ve üretmeyi gerektirir. “Her zaman her şey elimin altında olsun” diye düşünmek ve yaşama öyle bakmak kapitalizmin bir propagandası, bugün gelinen aşamada da toplum zihniyetine bir saldırısıdır. Kışın hormonlu domates yiyerek sistemin hem anlamsal hem de kimyasal zehirlenmesine maruz kalmak insanları çok fazla hastalıkla uğraşır hale getirmiştir. Ancak buna rağmen insanlar her şeye ulaşabildiği algısını yaşayarak tüm hastalıkları kabullenmektedir. Oysa doğru ve sağlıklı olan doğanın ritmini duymak, bilmek ve ona göre kendi yaşam ritmini oluşturmak, doğayla insan arasındaki rezonansı bozan her tür yaşam alışkanlığının insanın özgürlüğüne darbe vurmak olduğunu bilmek ve bunları aşmaya çalışmaktır. Dil, düşünme ya da konuşma gibi beslenme alışkanlıklarının da ele alınması ve değiştirilmesi başlı başına bir alandır. Komün bilinci yaşam alışkanlıklarını özgür ve demokratik temelde yenilemeyi hedeflerken beslenme alışkanlıklarının da içinde olduğu yaşam kalitesini de yenilemek durumundadır.

Komün yarıştırmaz

Yine üretim konusu çok önemlidir. Sistem üretimi büyük şirketlere, devlet yapılanmalarını dahi aşan şirketler zincirine ve nihayetinde kapitalist ağlara teslim ettiğinden küçük üretici ya yok olmakta ya da bu ağların bir parçası olabildiği müddetçe var olabilmektedir. Ancak ihtiyacı kadar kazanmaya odaklanan birçok ortak üretim, kısmi ortak üretim ya da büyük kolektiflerle üretim biçimi geliştirilebilir. Bu konuda bizim toplumumuzda hem tarihsel kültürün getirdiği örnekler vardır hem de mücadele deneyimlerimiz boyunca yaratılan örnekler vardır. Hiçbir komün üretimi kapitalist modernite sistemiyle yarışarak kendini süreklileştiremez. Benzersizleri yarıştırmanın sonucu, komünün erimesi olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu konuda yetkin olan ve toplumun geçimi konusunu kendine dert edinen insanların çözüm üretme çabası da olmalıdır. Önemli olan birlikte tartışma, karar alma, zemin hazırlama ve uygulamadır. Ancak odak noktası şudur: Komün hiçbir üyesine maddi zenginlik vadetmez, kapitalist sistemin ekonomi anlayışıyla yarışmaz. Komünün topluma kazandıracakları kapitalist sistemle kaybedilenlerden kat be kat fazladır. Komünün yaratacağı zenginlik maddi değil manevidir, anlamsaldır, özgürlükseldir.

Günümüz insanı birikimi öğrenmiştir, bundan dolayı da kapitalist modernite sistemi kendini insanın açgözlülüğüne dayandırmaktadır. Sürekli kapitalist modernite araçlarıyla tahrik edilerek derinleştirilen açgözlülük, emek sömürüsüyle, hırsızlıkla, yolsuzlukla sonuçlandırılmaya çalışılmaktadır. Kapitalist modernite insanın güçlü yönlerinden faydalanmak için zayıf yönlerine yatırım yapan bir sistem olmaktadır. Bu konuda bilinç ve duyarlılık kadar kapitalist modernite ağlarına düşmemenin tekil ve kolektif çabaları da önemlidir.

Komünün devletle çelişkisi

Komünün devleti ortadan kaldırma gibi bir hedefi yoktur. Ancak kendini toplumsal güç haline getirerek devletleşme, devlet eksenli model yaratma hedefi de yoktur. Bundan dolayı komüncü büyüme anlayışı kapitalist modernitenin büyüme anlayışına terstir. Yayılmacı değildir ancak konfederal örgütlenmelere ve tabi ki enternasyonalizme, mücadelenin ve kazanımların ortaklaştırılmasına önem verir. Kapitalizm yayılmayı, komünal yaşam ise derinliği esas alır. Komünün devletle çelişkisi devletin toplumdan aldığı sosyal-siyasal erki yeniden örgütlemek anlamında devletin aşırı büyümesini engellemektir.

Komünün ilk adımı anlamak ve bir yeni ilişkilenme biçimi yaratmaktır. Komün zihniyetini geliştirmek için anlamak ilk şarttır. Komün yaşamının ifadesi olan toplumsallığın içine devletçi uygarlığa dair parçalar düşünce, karşılıklı iletişimin etkisi, evrimsel olarak gelişse de giderek birikim yapar.

Ve komünün zehirlenmesi de bu sebeple başlar.

Sonuç olarak komün demek toplum olmaktır, birlikte yaşayan insanlar topluluğu olmak demektir, örgütlenmek ve sorun çözmek demektir. Belirlenmişlikler komünün inşa amacını ve sürekliliğini ifade etmeye yetmeyebilir. Kapitalist modernite saldırısı salt silahlarla-ordularla olmamaktadır. Komün akışkan, dinamik ve yaratıcı akılları gerektirir. Ve yine toplumsal sorunların nasıl gelişeceği ve sorun çözümünde nasıl-ne kadar sonuç alınacağı konularındaki değişkenlikler, komün üyelerini hızla hâkim sistemin belirlenmişlikleri temelinde sorun çözmeye yöneltebilir. Bu anlamıyla hâkim sistemin sorun çözme yöntemlerine direnmek ve alternatif çözümler üretmek de komün ahlakının gereğidir.

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Öcalan’ın özgürlüğü süreci ilerletir

Sonraki Haber

Halkı soyanlar

Sonraki Haber

Halkı soyanlar

SON HABERLER

Macron: Cumhuriyeti yıkmaya çalışanlar hesap verecek

Yazar: Yeni Yaşam
18 Ekim 2026

Halkı soyanlar

Yazar: Yeni Yaşam
18 Ekim 2026

Dilzar Dîlok

Komün olmak sorun çözmektir

Yazar: Yeni Yaşam
18 Ekim 2026

Nezahat Doğan

Öcalan’ın özgürlüğü süreci ilerletir

Yazar: Yeni Yaşam
18 Ekim 2026

AP Kürt Konferansı: Barışın, eşitliğin ve ortak mücadelenin çağrısı

Yazar: Yeni Yaşam
18 Ekim 2026

YENİ Parti’de İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik oldu

Yazar: Yeni Yaşam
18 Ekim 2026

Kadın Zamanı Derneği’nden ‘barış ve özgürlük’ konseri

Yazar: Yeni Yaşam
18 Ekim 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır