• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
20 Ekim 2026 Salı
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Manşet

Bakırhan: Barış ve Siyasallaşma Kurulu artık kurulmalı ve çalışmalarına başlamalı

20 Ekim 2026 Salı - 14:49
Kategori: Manşet, Politika

Partisinin grup toplantısında konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, ‘Sayın Öcalan’ın koordinatörlüğünde Barış ve Siyasallaşma Kurulu artık gecikmeden kurulmalı ve çalışmalarına başlamalıdır’ dedi

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, partisinin Meclis Grup Toplantısı’nda konuştu. İstanbul, Sakarya ve Kocaeli’nde yaşanan selde yaşamını yitirenleri anarak konuşmasına başlayan Tuncer Bakırhan, selde açığa çıkan tahribin giderilmesi gerektiğini belirterek, evleri ve iş yerleri zarar görenlere geçmiş olsun dileklerini iletti.

İstanbul’da planlanan “Kanal İstanbul” projesine dikkati çeken Tuncer Bakırhan, “Bugün ‘Kanal İstanbul’ projesini tekrar hayata geçirmek için ısrar ediyorlar. Biz de buradan sesleniyoruz; İstanbul’un mega projelere ihtiyacı yok, İstanbul’un mega risklerden korunmaya ve kurtulmaya ihtiyacı var. Eğer bu topluma, insanlarımıza bir iyilik yapmak istiyorsanız bu mega riskleri ortadan kaldıracak projeler yapın” dedi.

‘Yeşili betona, kenti ranta çeviren anlayış değişmeli’

İktidarın iki yıldır belediyeler üzerinde baskı kurmaya çalıştığını söyleyen Tuncer Bakırhan, 14 Ekim’de İstanbul’un iktidara mesajını verdiğini dile getirdi. Belediyelerin transferi yerine kentlerin sorunlarına odaklanılması gerektiğinin altını çizen Tuncer Bakırhan, “Dereyi arsaya, yeşili betona, kenti ranta çeviren anlayışı değiştirmek gerekiyor” diye belirtti.

‘Bir yerde ateş yandığında başka bir ülkede dumanı tutuyor’

Federe Kürdistan Bölgesi’nde düzenlenen MERİ Forum’a değinen Tuncer Bakırhan, forumun içeriği ve gerçekleştirdiği temaslar hakkında bilgi verdi. Ortadoğu’da savaşların yanı sıra siyasi ve toplumsal krizlerin de sürdüğünü belirten Tuncer Bakırhan, “Ortadoğu’da önemli gelişmeler yaşanmaya devam ediyor. Sıcak savaşlar durmadığı gibi siyasal ve toplumsal krizler de durmuş değil. Dünyanın gözü burada olup bitenlere kesilmişken bugün artık orada savaş var, kimseyi ilgilendiremez diyebileceğimiz bir noktada değiliz. Çünkü Yemen’den atılan bir füze Riyad’a uçak kalkışlarını durdurabiliyor. Kızıldeniz’de başlayan bir gerilim birkaç gün sonra başta biz olmak üzere Avrupa’da dünyanın birçok yerinde bulunan marketlerdeki fiyatları yükseltebiliyor. Bir yerde ateş yandığında başka bir ülkede dumanı tutuyor” ifadelerini kullandı.

‘Kimse gerçek bir barışı kurmaya da yanaşmıyor’

Ortadoğu’da kimsenin büyük bir savaşın tarafı olmadığını söyleyen Tuncer Bakırhan, “Ancak kimse gerçek bir barışı kurmaya da yanaşmıyor. Bunu nereden anlıyoruz? Herkes güvenlik arıyor. Herkes daha fazla silahlanıyor. Herkes daha fazla askeri üst kuruyor. Daha yüksek duvarlar örüyorlar ve sonunda ortaya daha fazla güvenlik değil, güvensizlik ortaya çıkıyor. Tam da böylesi bir dönemde MERÎ Forum’da Ortadoğu’nun geleceğini, Kürtlerin bölgedeki durumunu, Türkiye’de yürüyen Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ni ve Suriye’de yaşanan gelişmeleri uzun uzun tartıştık, konuştuk. Forum vesilesiyle Sayın Neçirvan Barzani, Sayın Bafıl Talabani, Sayın Kubat Talabani, Sayın Mazlum Ebdî ve Sayın İlham Ehmed ile görüştük. Bölgedeki birçok ülkeden oraya gelip katılan, çok değerli, çok kıymetli aktörlerle görüştük. Türkiye’de yürüyen sürece ve Kürtler arasındaki diyaloğun gelişmesine verdikleri önemi bir kez daha o forumda gördük” diye belirtti.

‘Süreç bütün bölgenin umududur’

Forumda en sık yapılan değerlendirmelerin başında Türkiye’de süren Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin Ortadoğu’ya etkileri olduğunu kaydeden Tuncer Bakırhan, şöyle devam etti:

“Barış ‘bölge barışının dinamosu’ olabilir dediler. Biz de bu tespite yürekten katılıyoruz. Çünkü Türkiye’de Kürt meselesi demokratik yollarla çözüldüğünde bunun olumlu etkisi Türkiye ile sınırlı kalmaz. Suriye’de, Irak’ta, İran’da da hissedilir. Bu süreç yalnızca Türkiye’nin değil, bütün bölgenin umududur. Orada siz de takip ettiniz. Bütün Kürt aktörleriyle bir fotoğraf verdik. Kıymetli ve değerliydi. Tabi ki yan yana gelmek önemlidir, bir fotoğraf karesinde ortak resim vermek önemlidir. Bugüne kadar oluşan mesafeyi bu buluşma ve resimler azaltır ama bir fotoğraf yetmez; bu yakınlaşmanın siyasi, toplumsal ve diplomatik ayakları da kurulmalıdır.”

‘İran Kürt aktörlerle konuşabilmelidir’

Forumda konuşulan önemli başlıklardan biri de İran oldu. Sayın Bafıl Talabani forumda yaptığı konuşmada İran’daki Kürtlerle ilgili yeni bir diyalog sürecinin başlangıç aşamasında olduğunu belirtti ve İran devletinin de buna olumlu baktığı bilgisini verdi. Biz de bu açıklamayı önemsiyoruz. İran’da henüz oturmuş bir düzen yok, bunu biliyoruz. Haklı olarak diyeceksiniz ki; ‘İran’da her gün Kürtler, muhalifler tutuklanıyor, idam ediliyor.’ Fakat çok açık bir gerçek var. İran’da Kürt siyasi dinamikleri meselelerini savaşla değil, diyalog ve müzakere ile çözmek istiyorlar. Tahran’da bunu bir imkan olarak görmeli. İran yönetimi diyalog isteyen Kürt aktörlerle doğrudan konuşabilmelidir. Aracıya gerek kalmamalıdır. Silahın konuştuğu yerde herkes kaybeder. Masanın olduğu yerde kimse kaybetmez.

‘Kürtler kendi aralarında daha fazla konuşmalı’

Kürtler bugün bölgede barışın en istekli ve en kararlı taraflarından birisidir. Kürtlerin ortak stratejik çıkarları etrafında birleşmesi, bulundukları ülkelerin başkentlerinde daha güçlü olması, bölge barışındaki kurucu rolünü daha da büyütecektir. Çünkü Hewler’de gördüğümüz ve tekrar teyit ettiğimiz en önemli şey şu oldu. Ortadoğu bugün bekleyenin değil, konuşanın ve siyaset üretenin yol aldığı bir zemindir. Bundan ötürü Kürtler kendi aralarında daha fazla konuşmalı, daha fazla diyalog kurmalı, varsa kendi aralarındaki sorunları gidermeli, sorunlarını konuşarak çözmeli ve bölgenin geleceğinde güçlü bir biçimde yer almalıdır diyoruz.

‘Kürtleri tanımak İran’ı zayıflatmaz’

Kürtlerin dili, kimliği ve siyasi iradesi tanındığında emin olun İran kaybetmez, İran kazanır. Kürtleri tanımak İran’ı zayıflatmaz, güçlendirir. Kendi halklarıyla barışan bir İran dış müdahalelere karşı da daha dirençli olur diyoruz. Biz bu diyaloğun DEM Parti olarak başlamasını istiyoruz. Eğer bu diyalog başlarsa söz veriyoruz bu diyaloğu sonuna kadar destekleyeceğiz. Türkiye’de yürüyen sürecin başarıya ulaşması da İran’ın aleyhine değil. Bütün bölgenin yararınadır. Türkiye’de, İran’da olası bir Kürt ve İran diyalog sürecine destek vermelidir.

‘Beklemenin gerekçesi kalmadı’

Bugün itibariyle iki yılı aşkın süredir önemli bir süreçten geçiyoruz. Önemli adımlar atıldı ve en son 8 Ekim’de Türkiye’den tamamen çekilme kararı paylaşıldı. Yani Hareket Yönetimi, Türkiye’de tek bir fert kalmadığını buradaki bütün güçlerini Türkiye sınırları dışına çektiğini söyledi. Bu atılmış önemli bir adımdır. Hareket Yönetimi yine 8 Ekim’de bazı kampları boşalttıklarını belirtti.  Bu önemli adım sonrası herkesin aklında şöyle bir şey var; barışın önünü açacak adımlar daha ne kadar bekleyecek? Madem Türkiye’deki hareket militanlarını çektiyse madem yavaş yavaş bulundukları üsleri boşaltıyorlarsa, kamplardan çekiliyorlarsa o zaman neyi bekliyoruz? ‘Daha ne kadar bekleyeceğiz’ sorusunu soruyor insanlar. Hareket Yönetimi de yaptığı açıklamada, ‘bizden beklenen daha ne kaldı’ diyor. Bu soru artık tüm toplumun sorusudur. Cezaevi kapısında evladını bekleyen annenin de yıllardır sürgünde yaşayan yurttaşlarımızın da 40 yılı aşkın acının artık bitmesini isteyen bu ülkenin bütün insanların ortak sorusu artık budur. Fesih yapıldı, silahlar yakıldı, bunlara şahitlik ettik, çekilme kararı açıklandı. Kamplar boşaltılıyor, toplum bu sürece umutla bağlandı ve büyük bir anlam da yüklüyor. Bu kadar açık bir tablo karşısında artık beklemenin bir gerekçesi kalmadı.

‘Artık neyi bekliyorsunuz?’

Biz de toplumun bize sorduğu sesle, açık yüreklilikle buradan soruyoruz. İktidara diyoruz ki ‘Artık neyi bekliyorsunuz? Artık daha ne yapılması gerekiyor?’ Bu soruya iktidar sessizlikle cevap veremez. İktidar artık niyet anlatmayı bir kenara bırakıp karar alma aşamasına geçmelidir. Somut adım atma aşamasına geçmelidir. Çünkü insanlar bize her yerde diyor ki: Sayın Öcalan ne zaman özgür iletişim ve yaşam koşullarına sahip olacak? Sayın Öcalan ne zaman doğrudan kamuoyuna seslenebilecek? Cezaevleri ne zaman boşalacak? Biraz önce yukarıda Kocaeli İl Örgütümüzde yaptığımız sohbette onlar da aynı soruyu sordular. Sürgündeki kardeşlerimiz ne zaman dönecek? Dağdakiler ne zaman demokratik siyasete dönebilecek? Hasta tutsaklar ne bekliyor?’ Her şeyi anladık da insanlar içeride tedavi olamıyor. Sait Yıldırım, infaz süresini 33 yıl aşkın süredir cezaevinde doldurmasına rağmen kronik hastalıkları, kalp hastalığı olmasına rağmen bırakılmıyor. Hasta tutsaklar neyi bekliyor? Kayyımlar ne zaman gidecek?

‘Barış ve Siyasallaşma Kurulu artık gecikmeden kurulmalı’

Barış bekleme salonunda tutulacak bir şey değil değerli arkadaşlar. Her hafta yeni bir şart, her ay yeni bir gerekçe üreterek bu tarihi imkan tüketilemez. Açıkça diyoruz, Meclis daha fazla sorumluluk alsın, gerekli yasaları çıkarsın, kayyım sistemini bitirsin, ifade ve örgütlenme özgürlüğü önündeki engelleri kaldırsın, hukuku sopa olarak değil herkesin güvencesi haline getirsin. Bir somut adımın da altını özellikle çizmek istiyorum. Sayın Öcalan’ın koordinatörlüğünde Barış ve Siyasallaşma Kurulu artık gecikmeden kurulmalı ve çalışmalarına başlamalıdır. Silahsızlanma bir irade beyanı ile tamamlanamaz. Onu sonuca götürecek bir mekanizma gerekir. O mekanizma bu kuruldur. Bu kurulda çalışacak isimler Sayın Öcalan’ın gerekirse 7-24 saat barış mesaisinde olmalıdır. Bu kurul beklenmeye alınamaz. Hemen kurulmalı, hemen çalışmaya başlamalıdır diyoruz.

‘Hangi haberin görüleceğine iktidar mı karar verecek?’

‘Barışı, siyaseti konuşan herkes neden bir şekilde cezalandırılıyor? Sansüre uğruyor. Bir elinizde barış deyip, öteki elinizle toplumu ve basını susturamazsınız. Halk TV’ye kayyım atıyorsunuz. Bir şirket sahibine yönelik iddialar yüzlerce gazetecinin emeğine, milyonlarca insanın haber alma hakkına müdahalenin gerekçesi olamaz. Fon ile ilgili konuşan gazeteciler gözaltına alınamaz. Dipnot Yayınlarının Mahir Çayan kitabı toplatılıyor. Yayıncısı yargılanıyor,  Mezopotamya Ajansı’na, JINNEWS’e, Yeni Yaşam gazetesine dönük sansür ve erişim engelleri hala devam ediyor. 21’inci yüzyıldayız ve hala hangi kitabı okuyacağımıza iktidar mı karar verecek? Hangi haberin görüleceğine iktidar mı karar verecek? Bu yüzyılda hangi belediyeyi kimin yöneteceğine iktidar mı karar verecek? Siz mi karar vereceksiniz? Bu uygulamaların adı açık söylüyorum, korku siyasetidir.

‘Kaynakları sermayeye aktaran bütçe’

Geçen hafta 2027 yılı bütçesi sunuldu. Yine bir AKP klasiği ile karşı karşıyayız. Kaynaklar faiz lobilerine, sermayeye, güvenlikçi politikalara, rantiyeci kesimlere aktarılırken yükünü emekli, emekçiye, asgari ücretliye ve halka bindiren bir bütçe hazırlıyorlar. Buna da ‘refah bütçesi’ diyorlar. Fakir, fukaranın içinde olmadığı bütçenin neresi refahtır? Diğeri zaten refah içerisinde yaşıyor. Size birkaç kalem sayayım. Faize yaklaşık 4 trilyon ayırıyorlar, sosyal harcamalara 1 trilyon 300 milyar. 4 katı faize veriyorlar. Yani fakir fukaraya gidecek olanı faize veriyorlar. Adına da ne diyorlar: Refah bütçesi. Bu mu refah bütçesi olacak? Başka bir örnek daha vereyim; Emekçilerin ödediği gelir vergisinden 5 trilyon 533 milyar lira almayı düşünüyorlar. Emekçilerden 500 milyar almaya çalışıyorlar. Peki patronlardan ne kadar almayı düşünüyorlar, 2 trilyon. Emekçilerden 5 trilyon, zenginlerden sermayeden 2 trilyon. Bu bütçe kimin bütçesi sizce? Bu bütçeye karşı gece, gündüz, sabah fark etmeden hem sahada hem de Meclis’te mücadele edeceğiz.

‘Barış sürecinde savunma harcamaları yüzde 60 artmış’

Yine savunma harcamaları yüzde 60 artmış. Kardeşim iki yıldır bir mermi atılmadı. Ülkede PKK çekiliyor, senin sınırlarından çekiliyor, kampları boşaltıyor. Hayırdır barış sürecinde silaha yüzde 60 daha fazla bütçeden para ayırıyorsun. Bu soruların cevabını kim verecek onu da merak ediyorum. Bu ülkenin barışa olan ihtiyacı bu kadar açıkken kaynakların savaşa silah harcanmasına aktarmak nasıl izah edilecek? Onu da merakla bekliyoruz. Bizler DEM Parti olarak kaynakların savaşa değil, rantiyecilere değil, yoksullara, emeklilere ve emekçilere ayrıldığı bir bütçe için mücadele etmeye devam edeceğiz. Bu konuda sizin desteklerinizi de bekliyoruz. ‘Ekmek, Barış ve Adalet İçin Bütçe’ şiarıyla 24 Ekim’de bir kampanya başlatıyoruz. 24 Ekim’de Siirt Kurtalan’da emekçilerle olacağım. Tülay başkan İstanbul’da olacak. Alanlara çıkacağız ve alanlarda sizin desteğinizi bekliyoruz. Refah bütçesi için, emekliye, emekçiye bütçe için, hep birlikte haykırabilirsek bu Meclis’teki görüşmelerde o sermaye, rantiyeciye, faize ayrılan bütçeyi ancak dönüştürebiliriz.”

‘Teyit ve tespit raporu bir an önce açıklanmalı’

Tuncer Bakırhan,  grup toplantısının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Tuncer Bakırhan, “Kasım ayı için yaptığınız çağrıların ay sonundaki MGK toplantısına yetişmesi mümkün mü?” sorusuna şu yanıtı verdi:

“Şimdi bizim aldığımız bilgilere ve Hareket Yönetimi’nin  açıklamalarına göre Türkiye’de militan kalmadı. Yine Hewlêr’deydik. Orada Federal Kürdistan Bölgesi’nin yöneticileri ve yetkilileri de vardı. Onların da aktardıklarına göre Türkiye sınırında artık tehdit oluşturabilecek hiçbir noktada örgüt kalmamış. Kamplardan çekiliyorlar ve bazı kampları boşalttıklarını söylüyorlar.
Şimdi şunu demek istiyoruz; diğer tarafta bir iyi niyet var, adımlar var. Teyit ve tespit raporunu tabii ki beklemek gerekiyor ancak bunun hızlandırılması gerekiyor. Barış salonda bekletilecek bir şey değildir. Ortadoğu’da yaşıyoruz. Dolayısıyla bu iyi niyet adımlarına karşılık teyit ve tespit raporunun bir an önce açıklanması gerekiyor.”

‘Yol temizliği yapılmalı’ 

MGK’nin adımlarından önce yapılacakların olduğunu belirten Tuncer Bakırhan, şu ifadeleri kullandı:

“Yapılması gereken yol temizliği başlıkları var. Belediyelere kayyum atanmış. Bu kayyumlar dönebilir. Bunun için teyit tespit raporuna gerek yok. Figen Yüksekdağ, Selahattin Demirtaş, Kobanê kumpas davasında yargılanan, bu dosyada bulunan arkadaşlarımız serbest bırakılabilir. Düşünce ifade özgürlüklerini açıkladıkları için içeride olanlar bırakılabilir. Yani bir taraftan sadece teyit ve tespit raporunu işaret etmek diğer taraftan hiçbir şey yapmamak halkımız tarafından eleştiriliyor, bizim tarafımızdan eleştiriliyor. Bu süreci biraz hızlandırmak, karşılıklı adımlar atmak, bu sürecin başarılı bir şekilde amacına ulaşmasını sağlamak sadece bizim görevimiz değil, aynı zamanda iktidarın da görevi olduğunu belirtmek istiyorum.”

‘Adımlara bağlı’ 

MGK kararının takvimine dair sorulan bir soruya ise Tuncer Bakırhan, “Ne zamana yetişeceği atılacak adımlarla da biraz bağlantılı diyelim. Ancak tek taraflı ciddi ve samimi bir şekilde bir ilerlemenin olduğunu biz de görüyoruz ve takip ediyoruz, bunlar önemlidir” cevabını verdi.

‘İran’da sorunlar diyalog ve müzakere ile çözülmeli’  

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin grup toplantısında ifade ettiği “PJAK silah bırakmalıdır” yönündeki sorulara da cevap veren Tuncer Bakırhan, şöyle belirtti:

“İran’ın da bir Kürt meselesi var. İran’da da Kürt meselesinin diyalog ve müzakereyle çözülmesi gerekir. Biz, Bafel Talabani’nin bize ilettiklerini burada da aktardık. Sanırım İran ile orada sadece PJAK değil diğer Kürt güçleri arasında da bir görüşmenin başlayabileceği anlatıldı. Biz bu görüşmeyi olumlu buluyoruz, destekliyoruz. İran da kendi sorunlarını, Kürtlerle yaşadığı sorunları diyalog ve müzakereyle çözmelidir. Sayın Bahçeli başta olmak üzere Türkiye iktidarı ve devleti de İran’da Kürtler ve İran devletinin olası kuracağı bir çözüm ve müzakere masasını desteklemelidir. İran’ın kendi Kürt meselesini çözmesi bölgenin ve Türkiye’nin yararınadır. Türkiye’de bu sürecin başarıya ulaşması da başta İran ve Ortadoğu’da yaşayan bütün bölgelerin yararına olduğunu belirtmek istiyorum.” 

Kaynak: MA

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Hedef gösterilmişti: İran’da akademisyene üniversiteye giriş yasağı

Sonraki Haber

Özel’den fon soruşturması tepkisi: Erdoğan sen bu işin tam ortasındasın

Sonraki Haber

Özel'den fon soruşturması tepkisi: Erdoğan sen bu işin tam ortasındasın

SON HABERLER

 Yeni Yol grubundan istifa eden Milletvekili Torun AKP’ye geçti

Yazar: Yeni Yaşam
20 Ekim 2026

İliç davasında tutuklama taleplerine ret: Duruşma ertelendi

Yazar: Yeni Yaşam
20 Ekim 2026

Avrupa’da protesto dalgası yayılıyor: Enternasyonel genel grevler geliyor

Yazar: Yeni Yaşam
20 Ekim 2026

Mûş’ta adliye önünde açıklama: Tüm tutsakların özgürlüğü sağlanmalı

Yazar: Yeni Yaşam
20 Ekim 2026

Sermin Demirdağ’ın tahliyesi 8’inci kez engellendi

Yazar: Yeni Yaşam
20 Ekim 2026

Gabar’da ağaç kıyımı: Tonlarca ağaç yol kenarında bekletiliyor

Yazar: Yeni Yaşam
20 Ekim 2026

YPJ’den entegrasyon açıklaması: Özerk güç olarak yer alıyoruz

Yazar: Yeni Yaşam
20 Ekim 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır