• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
23 Ekim 2026 Cuma
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Editörün Seçtikleri

Özel savaşın mantosu Siverek

22 Ekim 2026 Perşembe - 23:00
Kategori: Editörün Seçtikleri, Forum

Siverek’in geleceği, feodal ayrıcalıkların ve erkek egemen otoritenin korunmasında değil; kadınların özgür iradesinin, gençlerin yaşam hakkının, demokratik katılımın ve hukukun üstünlüğünün güvence altına alınmasındadır

Başak Sarıdal

Siverek’te yaşananları münferit vakalar, bireysel suçlar ya da toplumsal ahlakın aşınmasıyla açıklamak, sorunun tarihsel ve siyasal boyutunu görünmez kılmaktır. Mesele; feodal-ataerkil düzenin, erkek egemen iktidar ilişkilerinin, yerel nüfuz ağlarının ve cezasızlık algısının iç içe geçtiği bir tahakküm yapısının nasıl üretildiği ve sürdürüldüğüdür. Özel savaşın çekirdeği olarak tartışılan bu gerçeklik, toplumun kendi değerlerinden ve özgür iradesinden uzaklaştırılması; kadınların bedenleri ve yaşamları üzerinde denetim kurulması; gençliğin bağımlılık, geleceksizlik ve umutsuzluk içerisinde bırakılması üzerinden ele alınmalıdır. Koruculuk sistemi etrafında şekillenen güç ilişkileri, aşiretçi otorite, çetecilik iddiaları ve siyasal nüfuz ağları arasındaki bağlantılar açıklığa kavuşturulmadan Siverek’in toplumsal gerçekliği bütünlüklü biçimde anlaşılamaz. Burada sorgulanması gereken, belirli toplumsal kesimlerin kimliği değil, silahın, paranın, erkek egemenliğinin ve siyasal gücün toplumsal yaşam üzerindeki denetimidir.

Kadın bedeni, erkek egemen düzenin hem denetim alanı hem de iktidarını yeniden üretme aracına dönüştürülmektedir. 5 ay önce evinin önünden kaçırılarak tecavüz edilen kadına sonrasında koruyucu ve ailesi işbirlikçi ağalarla para karşılığında ifadesinin geri almasını söylemişti. Bu şekilde halledemeyince tehdit etmeye başladı kadını zorla evliliğe sürüklemek istediler bunu da başaramayınca mahkemede hakim ve sanık avukatlar kadını suçlamaya başlayıp tecavüzcüleri atlamaya başladılar. Kadına yönelik tecavüz, cinsel saldırı, istismar ve kadın cinayetleri karşısında ortaya çıkan cezasızlık politikaları; aileler arası para pazarlıkları, namus adı altında katliamlar ve zorla evlilikler mağduru suçlayan yargısal söylemlerle birlikte değerlendirildiğinde, adaletin toplumsal güç ilişkilerinden bağımsız işlemesinin ne kadar açıkta olduğu ortaya çıkmaktadır. Kadının iradesini yok sayan, bedenini aileler ve erkekler arasında pazarlık konusu yapan, şiddeti gelenek adı altında örtmeye çalışan her yaklaşım, ataerkil tahakkümün yeniden üretimine hizmet eder. Bir tecavüz dosyasında mahkemede mağdur kadına neden intihar etmediğinin sorulması ya da cinsel saldırının sorumluluğunun mağdurun rızasına ilişkin yalan beyanlarla açıklanmaya çalışılması, yalnızca incitici ifadeler değildir; kadının iradesini kıran tecavüzü meşrulaştıran anlayışların sorgulanmasını gerektiren ciddi örneklerdir. Hiçbir gelenek, hiçbir aşiret otoritesi, hiçbir siyasal bağlantı ve hiçbir ekonomik çıkar kadının yaşam hakkından üstün değildir.

Uyuşturucu ve fuhuş ağlarına ilişkin iddialar da bu toplumsal tablonun dışında düşünülemez. Ancak bu ilişkilerin kimler tarafından, hangi mekanizmalarla ve hangi ölçekte yürütüldüğü açıktır. O yüzden kim yapıyor neden yapıyor arayışına girmemeli. Zaten ortada asıl mesele, gençliğin geleceğini tehdit eden bağımlılık, istismar ve sömürü koşullarının nasıl oluştuğunu; kamu kurumlarının bu sorunları önlemede hangi sorumlulukları taşıdığını ve olası suç ağlarının neden etkili biçimde soruşturulamadığını ortaya koymaktır. Gençlerin eğitimden, üretimden ve özgür düşünceden uzaklaşarak bağımlılık ilişkilerine sürüklenmesi, toplumsal eşitsizlikleri derinleştiren ciddi bir sorundur. Gençliği iradesizleştiren koşullara karşı mücadele, yalnızca güvenlik politikalarıyla değil; eğitim, istihdam, kültürel özgürlük, sosyal destek ve demokratik katılım olanaklarının güçlendirilmesiyle yürütülmelidir.

Bu çerçevede özel savaş tartışması, yalnızca güvenlik alanıyla sınırlı olmayan; toplumsal ilişkilerin, kadın kimliğinin, gençliğin geleceğinin ve kolektif iradenin nasıl etkilendiğini sorgulayan politik bir çözümleme alanıdır. Siverek’teki her şiddet vakasını peşinen tek merkezden yönetilen bir planın parçası ilan etmek yerine, vakalar arasındaki olası yapısal bağlantıları, koruma mekanizmalarının işleyişini, soruşturma süreçlerini ve cezasızlık politikalarını ortaya alıp çözümlemeler yapılmalıdır.

Özgür Kadın Hareketi (TJA), kadınların yaşadıklarını görünür kılma, hak ihlallerini takip etme, dayanışma ağlarını büyütme ve erkek egemen zihniyetle mücadele etme perspektifiyle bu tartışmanın önemli toplumsal aktörlerinden biridir. Kadınların yaşadıklarını dinlemek, yaşadıkları şiddetin üzerinin örtülmesine karşı çıkmak ve hukuki süreçleri takip etmek, bireysel acıları toplumsal bir hak arayışına dönüştürmenin peşindeler. Kadınları iradesizleştiren tüm etkenlere karşı yıllardır süren direniş mirasıyla tüm gelenekselleştirilmeye çalışılan ahlaksızlıkları deşifre edip mücadele hattını genişletip örgütleniyor.

Siverek’in geleceği, feodal ayrıcalıkların ve erkek egemen otoritenin korunmasında değil; kadınların özgür iradesinin, gençlerin yaşam hakkının, demokratik katılımın ve hukukun üstünlüğünün güvence altına alınmasındadır. Mücadele, bir toplumsal kesimi başka bir kesime karşı düşmanlaştırmak değil; insanları eşitsizliğe, şiddete ve bağımlılığa mahkûm eden ilişkileri dönüştürmektir. Kadınların yaşam hakkını pazarlık konusu yapan anlayışa, gençliği geleceksizliğe sürükleyen koşullara ve suç iddialarının etkili biçimde soruşturulmamasına karşı eşitlikçi, demokratik ve özgürlükçü bir toplumsal düzenin inşası temel bir gerekliliktir.

Jin, Jiyan, Azadî! Kadının özgürlüğü olmadan toplumsal özgürlük, adalet olmadan eşitlik, hesap verebilirlik olmadan demokrasi kurulamaz. Siverek’te toplumsal dönüşümün ölçüsü; kadınların korkmadan yaşayabilmesi, gençlerin kendi geleceklerini özgürce kurabilmesi ve hiçbir kişinin, ailenin, aşiretin ya da siyasal gücün hukukun üzerinde tutulmamasıdır. Özgürlük, tahakkümün el değiştirmesi değil, tahakküm ilişkilerinin ortadan kaldırılmasıdır.

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Kadıköy Belediye Başkanı YENİ Parti’ye geçti

Sonraki Haber

Emekliler emekli olamıyor

Sonraki Haber

Kapitalist temelle köklü kopuş ekososyalizmdir

SON HABERLER

Fon vurgunu soruşturmasında 12 kişi tutuklandı

Yazar: Yeni Yaşam
22 Ekim 2026

Burjuva medyasının lağım kokan nefesi…

Yazar: Yeni Yaşam
22 Ekim 2026

Aleviler barışın neresinde olmalı 

Yazar: Yeni Yaşam
22 Ekim 2026

Kapitalist temelle köklü kopuş ekososyalizmdir

Yazar: Yeni Yaşam
22 Ekim 2026

Emekliler emekli olamıyor

Yazar: Yeni Yaşam
22 Ekim 2026

Özel savaşın mantosu Siverek

Yazar: Yeni Yaşam
22 Ekim 2026

Kadıköy Belediye Başkanı YENİ Parti’ye geçti

Yazar: Yeni Yaşam
22 Ekim 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır