Sürecin şeffaflığı ve toplumsallaşması için basının sürece dahil edilmesini isteyen GGC Başkanı Felat Bozarslan ve DFG üyesi Semra Turan, İmralı’ya giderek Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ile görüşmek istediklerini ifade etti
Türkiye’de yürütülen Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında gazeteci meslek örgütlerinin temsilcileri, sürecin toplumsallaşması ve kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi için medyanın aktif rol alması gerektiğini ifade ediyor. Güneydoğu Gazeteciler Cemiyeti (GGC) Başkanı Felat Bozarslan ile Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) Yönetim Kurulu Üyesi Semra Turan, gazetecilerin İmralı’ya giderek Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ile görüşmeler yapmasının önemine dikkat çekti.
‘Bütün toplumsal kesimler sürecin içinde yer almalı’
Sürecin yaklaşık iki yıldır sürdüğünü ve toplumun farklı kesimleri tarafından sahiplenildiğini belirten DFG Yönetim Kurulu Üyesi Semra Turan, başarının tüm kesimlerin katılımıyla mümkün olacağını vurguladı:
“Bu süreç sadece iki tarafı kapsayan bir süreç değil. Aslında toplumun tüm kesimlerini kapsayan bir süreç ve dolayısıyla bütün toplumsal kesimlerin bu sürecin içerisinde yer alması gerektiğine inanıyoruz. Ancak böyle bir süreç olursa başarılı olabilir.”
‘Sorumluluklar yerine getirilmiyor’
Devletin sürecin toplumsallaşması yönünde yeterli adımları atmadığını ifade eden Semra Turan, barışın topluma mal edilmesi gerektiğini dile getirdi:
“Sürecin toplumsallaşması noktasında devlet herhangi bir adım atmıyor, bir ön açmıyor açıkçası. Buradaki sorumluluk biraz da devlete düşüyor ancak bu noktadaki sorumluluklarını yerine getirmekte eksiklikler bulunuyor. Örgütün kendisini feshetmesi, silahların yakılması belli ki tek başına bir sonuca götürmüyor. Bu sonuca ulaşılması için barışın toplumsallaşması gerekiyor. Bunun için de bütün kesimlerin kendisini bu süreç içerisinde var etmesi gerekiyor.”
‘Gazetecilerin İmralı’ya gitmesi gerekiyor’
Toplumun ve uluslararası camianın adaya gitmek için başvurularda bulunduğunu kaydeden Semra Turan, gazetecilerin doğrudan muhataplarla görüşmesi gerektiğine işaret etti:
“Gazetecilerin Abdullah Öcalan ile görüşmek istemesi, sorularını sorması gerekiyor. Sadece gazeteciler değil, Türkiye toplumu ve dünyadan çok önemli isimler de Abdullah Öcalan ile görüşmek için başvuru yaptılar ancak bu başvuruların hiçbirine yanıt verilmedi. Devletin, toplumsal kesimleri sürece dahil etmeden barışı inşa etmek istemesi sağlıklı bir sonuç vermeyecektir. Toplumun katılımı olmadan kalıcı ve demokratik bir barış mümkün olmayacaktır.”
‘Barışın inşasını yazmak istiyoruz’
Gazeteciler olarak savaş dili yerine barış dilini inşa etmek istediklerini belirten Semra Turan, şunları söyledi:
“Bizler artık bu ülkede savaşın gazeteciliğini yapmak istemiyoruz. Hak ihlallerinin gazeteciliğini yapmak istemiyoruz. Barışın inşasını yazmak istiyor ve barışın inşasında gazetecilerin en önde olması gerektiğini vurguluyoruz. Gazetecilerin sürecin içinde yer alması, toplumun doğru bilgilendirilmesi ve barış dilinin yaygınlaşması bu noktada çok önemli.”
‘Sürecin medya ayağı eksik kalmış’
Sürecin muhataplık boyutuna ve medyanın eksik kalan rolüne değinen GGC Başkanı Felat Bozarslan ise bağımsız gazetecilerin adaya götürülmesinin şeffaflık açısından zorunlu olduğunu belirtti:
“Burada bir süreç koordinatörlüğü görevinden de bahsediliyorsa ve sürecin muhataplığı söz konusuysa biz gazetecilerin bağımsız, tarafsız bir şekilde seçilerek İmralı’ya götürülüp gerekli görüşmeleri, röportajları yapmasının ve oradaki fikirlerin kamuoyuyla paylaşılmasının gerektiğini düşünüyoruz. Bu hem basın özgürlüğü hem de sürecin şeffaflığının topluma yansıması açısından önemli bir durum. Hepimiz de şunu biliyoruz ki süreç bir şekilde yürüyor. Bir komisyon kuruldu. Yakın zamanda MGK kararı bekleniyor ve bir çerçeve yasa çıkarıldı. Ancak sürecin toplumsallaşması ayağı eksik kaldı. Belki de burada yapılacak ziyaret, gazetecilerin oraya gidip görüşme sağlaması, sürecin toplumsallaşması açısından fayda sağlayacaktır. Süreç medya açısından bir ayağı eksik kalmış bir süreç. Bu eksiklik, görüşme ve röportajlarla bir nebze de olsa tamamlanabilir.”
‘Gazeteciler sürecin toplumsallaşması için sorumluluk almaya hazır’
Bölgede görev yapan gazetecilerin yıllardır süren çatışmalı ortamın hem tanığı hem de mağduru olduğunu hatırlatan Felat Bozarslan, yerel basının bu süreçte aktif sorumluluk almaya hazır olduğunu aktardı.
‘Barış dili yaygınlaştırılmalı’
Merkez ve batı medyasındaki söylem sorunlarına dikkat çeken Felat Bozarslan, dilin değişmesi gerektiğinin altını çizdi:
“İktidara yakın medyada son dönemde kısmi bir değişim yaşandığını ancak barış dilinin kullanılması açısından yeterli yaklaşımın gösterilmediğini görüyoruz. Bugün süreç ilk başladığı zaman özellikle kendine muhalifim diyen batı medyasında maalesef korkunç bir dil, ayrımcı bir dil, ötekileştirici bir dil kullanıldığına şahit olduk. Hükümete, iktidara yakın medya son zamanlarda bunu bir nebze olsun düzene soktu. Ancak bize göre halen barış dilinin kullanılması açısından yeterli yaklaşım gösterilemiyor. Bu bölgenin gazetecilerinin, Kürt medyasının bu sınavı başarıyla verdiğine tanıklık ediyoruz. Ancak bunun batı medyasında, ülkenin merkez medyasında da yansıması gerektiğini düşünüyoruz.”
Kaynak: ANF









