Akademisyen Özgür Sevgi Göral, Paris’te eşitsizliğe karşı güçlü bir ses çıkarıldığını, Fransa’daki ikilemlerin Türkiye’de de söz konusu olduğunu söyledi. Özgür Sevgi Göral, köklü bir dönüşüm talep eden banliyölerin isyanını başkanlık seçimlerine indirgemenin hareketin öfkesini ve heyecanını seyrelteceği uyarısında bulundu
Paris sokakları, son dönemin en yoğun toplumsal hareketliliklerine sahne oluyor. Eylül ayında liselilerin öncülüğünde başlayan eylemler, günbegün kitlesel bir harekete dönüşürken; akademisyen Özgür Sevgi Göral, eylemlerin tarihsel birikimini, devlet şiddetinin boyutlarını ve Türkiye’ye yansımalarını ANF’den Ali Barış Kurt’a değerlendirdi. Paris’te bulunan ve eylemlere bizzat katılan Özgür Sevgi Göral, “Köklü bir dönüşüm talep eden banliyölerin isyanını başkanlık seçimlerine indirgemek hareketin öfkesini ve heyecanını seyreltir” dedi.
Eylemlerin tarihsel birikimi
Özgür Sevgi Göral, Paris’teki lise eylemlerinin belirli bir tarihsel birikime dayandığına dikkat çekerek, “Bu tarih, ırksallaştırılmış kapitalizmin yarattığı eşitsizlikleri ve gündelik hayata yaydığı pek çok farklı şiddet biçimini içeriyor” ifadelerini kullandı. Geçen yıl Paris’te binlerce insanın hayatına mâl olan aşırı sıcak dalgalarının banliyölerdeki okullarda büyük bir sınıfsal eşitsizlikle yaşanması, 40 dereceye varan sıcaklıklarda liselere vantilatör dahi sağlanamaması ve Parcoursup kaynaklı yapısal eşitsizlikler, hareketin arkasındaki kısa tarihsel çevrimdeki bakiye olarak öne çıkıyor. Hareket, 29 Eylül’de Paris’te ve banliyölerde yapılan ve kamu hizmetlerine daha fazla kamu kaynağı talep eden öğretmen grevinden sonra başladı. İlk olarak Seine-Saint-Denis’de başlayan lise ablukaları, önce Paris’in ayrıcalıklı liselerinde, sonra da yükseköğretim kurumlarında güçlü bir karşılık buldu. 24 Ekim’deki Paris eylemine CGT sendikasının verilerine göre 250 bin kişi, tüm Fransa’daki eylemlere ise 800 binden fazla insan katıldı.
Eşitsizlik ve öfke birlikte büyüdü
Özgür Sevgi Göral, sokaktaki öğrenci kitlesinin profilini, “öncü grup banliyölerde yaşayan gençlerdi” sözleriyle tanımladı. Saint-Denis’de, Aulnay-Sous-Bois’da, Seine-Saint-Denis’de yaşayan gençlerin yaşadıkları eşitsizliğe karşı güçlü bir ses çıkardığını belirten Özgür Sevgi Göral, “Fransa’da bugün üç milyon milyoner var ve yine aynı Fransa’da her beş çocuktan biri yaşadıkları sınıfsal eşitsizlikler nedeniyle günde üç öğün yemek yiyemiyor durumda” dedi.
Özgür Sevgi Göral, bu grupları harekete geçiren şeyin hem liselerinin koşulları hem de daha genel bir kapitalizm karşıtı öfke olduğunu vurguladı. Eylem dalgasının sonrasında Paris’teki ayrıcalıklı liselere ve üniversitelere yayıldığını belirten Özgür Sevgi Göral, son iki haftadır Cumartesi eylemlerine Sarı Yelekliler (Gilets Jaunes) grubunun da katılmaya başladığını ekledi. Özgür Sevgi Göral, “Polis şiddeti meselesi bu üç grubu birlikte tutuyor” dedi.
Devlet şiddeti çarpıcı şekilde göründü
Özgür Sevgi Göral, devlet şiddetinin boyutlarına dair çarpıcı veriler paylaştı:
“15 Ekim 2026 tarihi itibarıyla Adalet Bakanlığı, yüzde 85’i reşit olmayanlardan oluşmak üzere toplam 7 bin 950 kişinin gözaltına alındığını bildirdi. Bu rakam, tarihçi Vincent Lemire’in hesabına göre, Sarı Yelekliler hareketi sırasında bütün bir yıl boyunca kaydedilen gözaltı sayısından daha yüksek.”
Özgür Sevgi Göral, banliyölerde polis şiddetinin uzun ve köklü bir geçmişi olduğunu belirterek, 2005’te Clichy-Sous-Bois’da polisten kaçan Zyed Benna (17) ve Bouna Traoré’nin (15) elektrik trafosuna saklanmak zorunda kalıp hayatını kaybetmesinin ardından çıkan ve 3 hafta süren banliyö isyanını hatırlattı. 2023’te Nanterre banliyösünde 17 yaşındaki Nahel Merzouk’un trafik kontrolü sırasında bir polis memuru tarafından yakın mesafeden vurularak öldürülmesinin de büyük bir isyana yol açtığını aktaran Özgür Sevgi Göral, “Banliyölerin, emekçi mahallelerin gençliği için polis şiddeti de kapitalizmin eşitsiz uygulamalarına karşı mücadele de yeni bir şey sayılmaz” dedi.
Politik hareketliliğin sandığa sıkıştırılması risk
Özgür Sevgi Göral, eylemlerin kalıcı bir toplumsal dönüşüm vaat edip etmediği sorusuna, hareketin taleplerinin ikili niteliğine dikkat çekerek yanıt verdi:
“Kısa vadeli ve mevcut somut eğitim sistemine dair sorunları önemseyenlerle, bölüşümün nasıl yapılacağını ve daha genel bir antikapitalist dönüşüm ufkunu önemseyenler arasındaki gerilim temel mesele.”
Özgür Sevgi Göral, “Antifaşist tavrın, sadece Nisan 2027 başkanlık seçimlerine yönlendirilmesi ise başta banliyö gençlerini hareketten uzaklaştırma riski taşır” uyarısında bulundu. 23 Ekim’de Paris yakınlarındaki Trappes’te bir ırkçı saldırıda 1 kişinin öldürüldüğünü ve 5 kişinin yaralandığını hatırlatan Özgür Sevgi Göral, saldırganın evinden Mein Kampf ve RN broşürlerinin çıktığını belirtti. Özgür Sevgi Göral, “Bu çok olumlu antifaşist tavrın, sadece Nisan 2027 başkanlık seçimlerine yönlendirilmesi ise başta banliyö gençlerini hareketten uzaklaştırma riski taşır” ifadelerini yineledi.
Hareketliliğin Türkiye’ye yansımaları
Özgür Sevgi Göral, Türkiye’deki gençlik hareketleriyle kıyaslamaya temkinli yaklaşarak, “Türkiye’nin son derece sert politik koşullarında dahi, gençlik hareketleri geçtiğimiz 10 yılda da pek çok kez parladı ve sahneye çıktı” dedi. Özgür Sevgi Göral, “eş zamanlılık” kavramını belirterek, “Aynı tarihsel dönemde dünyanın farklı yerlerindeki hareketlerin birbirilerine politik program, mobilizasyon repertuarı ve talepler bağlamında ilham verebildiğini, devrimci fikirlerin coğrafyalar arasında seyahat ettiğini” söyledi.
HABER MERKEZİ









