İzmir Okul Yemeği Koalisyonu üyeleri, çocukların okullarda bir öğün ücretsiz ve nitelikli yemek ile temiz içme suyuna erişiminin sağlanmasının devletin kamusal sorumluluğu olduğunu belirterek, bunun siyasi tercihlere bırakılamayacağını vurguladı
Artan yoksulluk ve sağlıklı gıdaya erişimde yaşanan güçlükler, çocukların okullarda da yetersiz beslenmesine neden oluyor. 2022-2023 eğitim-öğretim yılının başında Türkiye’de 1,5 milyon öğrenci ücretsiz yemekten faydalanırken, Şubat 2023 depremlerinin ardından uygulamanın 5 milyon öğrenciye ulaştırılması planlandı. Ancak Eylül 2023’te Okul Öncesi Eğitim ve İlköğretim Kurumları Yönetmeliği’nde yapılan değişiklikle, depremden etkilenen 11 il dışındaki illerde anaokulu öğrencilerine yemek verilmesi uygulaması kaldırıldı.
Türk Tabipleri Birliği (TTB), çocuk hakları ve veli dernekleri ile çeşitli sivil toplum örgütlerinin yer aldığı Türkiye Okul Yemeği Koalisyonu’nun 2024 tarihli “Ücretsiz Okul Yemeği Hemen Şimdi” çalıştay raporunda, yetersiz beslenme ile okul terki arasındaki ilişkiye dikkat çekildi. Raporda, özellikle ortaöğretimde okul dışında kalan çocuk sayısının 2 milyonu aştığı belirtildi.
‘Ücretsiz yemek ve temiz su kamusal bir hak’
İzmir Okul Yemeği Koalisyonu üyeleri de çocukların beslenme koşullarının sağlık ve eğitim yaşamlarına etkilerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Koalisyon üyesi Doktor Bülent Şık, okullarda çocuklara bir öğün ücretsiz yemek verilmesinin hayati önem taşıdığını vurguladı. Bülent Şık, yetersiz beslenmenin yalnızca sağlık değil, aynı zamanda toplumsal ve ahlaki bir sorun olduğunu ifade etti. Bülent Şık, şöyle konuştu:
“Çocukların okula aç gitmesi başlı başına büyük bir mesele. Günümüzdeki araştırmalara göre toplumun en az 3’te birinde, özellikle çocuklu hanelerde ciddi bir yetersiz beslenme sorunu olduğunu ortaya koydu. Çocukların sabah okula aç giderek ders dinlemesine, okul faaliyetlerine aç olarak katılması sadece politik bir mesele değil aynı zamanda ahlaki de bir mesele. Sadece Türkiye’de değil dünyada da çocukların gıda güvencesizliği ile okulda açlık sorunu ile yoksulluk ve çevresel kirlenmenin yarattığı adaletsizlik ile baş etmek için çeşitli siyasi politikalar var. Ülkemizde özellikle çocuklarla ilgili sağlık, eğitim, beslenme ile ilgili problemlerin büyük ölçüde göz ardı edildiği bir kamusal hayatın içerisindeyiz. Bu nedenle yurt, okul gibi toplu beslenme yapılan yerlerde bir öğün ücretsiz yemek ve ücretsiz, temiz içme suyunun sağlanmasını talep ediyoruz.”
‘Çocuklar tuvalet çeşmelerinden su içiyor’
Gıda Mühendisleri Odası İzmir Şubesi Başkanı Ömer Ulaş Kırım da ücretsiz ve nitelikli yemek ile temiz içme suyuna erişimin siyasi bir tercih olmaktan çıkarılarak zorunlu bir uygulama hâline getirilmesi gerektiğini söyledi. Yetersiz beslenme ve sağlıksız su koşullarının çocukların eğitim yaşamını da olumsuz etkilediğini belirten Ulaş Kırım, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Çocukların okulda aç kalmasının sebebini siyasi bir tercih olarak yorumlamak bu meseleyi biraz basite indirgemek olur. Çünkü bu toplumun tamamının sağlığını ilgilendiren bir mesele. Zehirli alt yapıya maruz kalmak ve aç kalmak birbirinden ayrı değerlendirilemeyecek meselelerdir. Ayrılacak bütçeler için, bir tercih sebebi olmaktan çıkartılması gerekiyor. Bütçe yönetimi çocukların sağlığı ve beslenmesinden kısılarak değil farklı tasarruf tedbirleri ile yapılmalı. Bugün çocukların aç kaldığı okullarda ve durumlarda okula devam oranlarının azaldığını gözlemliyoruz bunun sonucunda da eğitim düzeyi git gide gerilemektedir. Okulu bıraktırma meselesinde önce kız çocuklarının eğitim hakkından mahrum bırakıldığını görüyoruz. Bu durumların hepsi göz önünde bulundurulduğunda, ücretsiz yemek ve temiz içme suyuna erişim, siyasi tercihler olmaktan çıkarılıp zaruri bir uygulama haline getirilmelidir. Aksi durumda çocuklar bütçeleri yetmediği için, tuvalet çeşmelerinden su içmek zorunda kalıyorlar.”
‘Eşit beslenme eğitimde fırsat eşitliğinin parçası’
Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği İzmir Şube Başkanı Aslı Tamtürk ise devlet politikalarının çocukların ve toplumun sağlığını gözetmediğini belirtti. Yoksulluğun derinleşmesiyle ailelerin sağlıklı gıdaya erişmekte zorlandığını belirten Aslı Tamtürk, şöyle konuştu:
“Güvenli aile dediğimizde Maslov’un ‘ihtiyaçlar piramidi’nde yer alan, barınma, beslenme gibi temel ihtiyaçların karşılanıyor olmasını bekleriz. Özellikle yoksulluğun bu kadar derinleştiği bir zamanda bir ailede hem anne hem baba çalışmak zorunda. Özellikle kadınlar, çalışma saatleri içerisinde çocukların en temel ihtiyacı olan beslenmesinin hazırlanması bile bir iş yüküne dönüşüyor. Bu noktada her 4 çocuktan birinin okula aç gittiğini düşünürsek, güvenli aile, güvenli gelecek kavramlarıyla çelişen bir durum söz konusu. Hane içerisinde sağlıklı beslenmeye ayrılan bütçe oldukça kısıtlı. Çünkü hane içerisinde kira giderleri, elektrik giderleri gibi giderlerden kalan bütçe ile ancak sağlıklı gıdaya erişim ihtiyaçlarını karşılayabiliyorlar. En son araştırmalarda 4 kişilik bir ailenin yoksulluk sınırı 120 bin liraya ulaştı.
Dolayısıyla, beslenme ve eğitim giderleri aile için temel sorun haline geldi. Özellikle 11-12 yaşlarından itibaren çocuklar bu eşitsizlik ortamı içerisinde okullarından da uzaklaşıyorlar. Kamusal bir sorumluluk olarak okulda çocuklara bir öğün sağlıklı ve ücretsiz yemek ile temiz içme suyu temin edilmeli. Çocukların; dini, dili, etnik kimliği ne olursa olsun okulda aynı sofrayı paylaşmaları ve aynı yemeğe eşit koşullarda erişim aynı zamanda toplumsal refah ve barışın da bir güvencesidir.”
Kaynak: MA









