DEM Parti Milletvekili Halide Türkoğlu ve Av. Ekin Baltaş, 2027 bütçesini kadın penceresinden değerlendirdi:
- Savaştan etkilenen nasıl en başta kadınlarsa bu bütçede de en çok etkilenecek olan yine kadınlar ve gençler olacak. Bütçenin kaynağı halktan, kadınların emeğinden ve gençlerin haklarından çalınarak sağlanıyor. Sadece bugünümüzden değil, geleceğimizden de çalıyorlar
- Kadınların güvenliği silahların ve mühimmatın değil, evde, sokakta, karakolda ve adliyede şiddetten korunmasının, barınma ve geçim güvencesinin sağlanma miktarıyla ölçülebilir… Barış, ancak bütçenin önceliği silahtan yaşama kaydığında inandırıcı olur
Duygu Kıt
Meclis’te 28 Ekim günü görüşülmeye başlanan 2027 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi’nde savunma harcamalarına ayrılan dev pay ve silah alımında yüzde 229’luk artış tepkilere neden oldu. Yürütülen barış sürecine karşın savaş politikalarına kaynak aktarımına karşı DEM Parti ‘Ekmek, Barış ve Adalet İçin Bütçe’ kampanyasını başlatırken, Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi de yayımladığı açıklamada savaş politikalarında ısrarın kadınların yaşamında yarattığı yıkıma dikkat çekti. 2027 yılı bütçesinin kadınlar ve barış için ne anlama geldiğini DEM Parti Kadın Meclisi Sözcüsü Amed Milletvekili Halide Türkoğlu ve Kadının İnsan Hakları Derneği’nden Avukat Ekin Baltaş gazetemize değerlendirdi.
‘Bütçe kimler için?’

Kadının İnsan Hakları Derneği (KİH)’nden Avukat Ekin Baltaş, bütçelerin bir devletin neyi önemsediğini en açık gösteren belgeler olduğunu belirterek sözlerine başladı. “Bütçeler feminist bakışın vazgeçilmez bir analiz alanıdır” diye devam eden Baltaş, şu değerlendirmeyi yaptı:
“Bütçe yalnızca rakamlardan oluşmaz; kimin emeğinin görüleceğini, kimin ihtiyacının ertelenebilir sayılacağını ve güvenliğin kim için tanımlandığını da belirler. 2027 Merkezi Yönetim Bütçe Teklifi’nde savunma ve güvenlik için toplam 3 trilyon 454 milyar lira ödenek öngörülüyor; bunun 2 trilyon 206 milyarı savunmaya, 1 trilyon 248 milyarı iç güvenliğe ayrılıyor. Bu tutar merkezi yönetim bütçesinin yüzde 12,7’sine karşılık geliyor. Milli Savunma Bakanlığı’nın ödeneği 823 milyar liradan 1 trilyon 533 milyar liraya çıkarken silah, mühimmat ve sistem alımlarına ayrılan kaynak yüzde 229 artıyor. Haberlerde yer verilen analizlere bakıldığında ise kentsel dönüşüm ödeneğindeki artış yüzde 176’da kalıyor. Yani silahlanmanın artış hızı, deprem kuşağında yaşayan milyonlarca insanın barınma güvenliğine ayrılan kaynağın artış hızını belirgin biçimde aşıyor.”
‘Militarizm erkekliktir’
“Bu tercih, barış sürecinin ortasında önemli bir soruyu gündeme getiriyor: Güvenlik kimin güvenliği?” diye soran Ekin Baltaş, şu ifadeleri kullandı:
“Feministler olarak kadınların güvenliği silahların ve mühimmatın değil, evde, sokakta, karakolda ve adliyede şiddetten korunmasının, barınma ve geçim güvencesinin sağlanma miktarıyla ölçülebilir. Silahlanma harcamaları büyürken şiddeti önleyen, kadınları güçlendiren ve bakım yükünü hafifleten kamusal hizmetler büyümüyorsa, bu bir güvenlik politikası olmaktan çok, güvensizliğin yeniden üretilmesidir. Zira erkekliğin yeniden üretim mekanizması olarak militarizm yalnızca savaş zamanının sorunu değil, barış döneminde de kaynakları kendi mantığına göre dağıtan bir düzendir.”
‘Kadın yoksulluğunda ısrar’
“Kadınlar düşük ücretli ve güvencesiz işlerde yoğunlaşıyor, bakım emeğinin büyük kısmını karşılıksız üstleniyor ve sosyal yardıma en çok bağımlı kalan kesimi oluşturuyor” diyen Ekin Baltaş, “Sosyal yardım yoksulluğu hafifletebilir, ama bakım hizmetlerini kamusallaştırmadığı, kadınların ücretli ve güvenceli işe erişimini sağlamadığı sürece yoksulluğun yapısını değiştirmez. Böyle bir düzen, kadını güçlendirmek yerine, kadınları ücretsiz bakım emeğinin başlıca sorumlusu haline getirerek her geçen gün daha da yoksullaştırıyor. Kadın yoksulluğu ise şiddet döngüsünden çıkılması önündeki en büyük engel; dolayısıyla kadınların yeniden şiddete mecbur kalmasını sağlayacak bir düzenin inşasında bütçenin rolü oldukça büyük. Üçüncü olarak, hizmetlerin içeriği kadar kimin tarafından ve hangi anlayışla verildiği de önemli. Eğitime ayrılmayan bütçenin dini ve mesleki eğitime harcanması bu kurumların kamu kaynaklarını kullanarak hangi değerleri yaydığı, toplumsal cinsiyet eşitliğinden bağımsız bir mesele değildir. Kaynakların kadın ve LGBTİ+’ların eşit yurttaşlık talebini görmezden gelen, ‘ailenin korunması’ söylemini öne çıkaran bir anlayışa akması, bütçenin ideolojik karakterini de ele veriyor” diye konuştu.
Ekin Baltaş, “Bizlerin talebi açık: Kaynaklar şiddeti önleme, kadın danışma merkezleri ve sığınaklar, kamusal bakım hizmetleri, eğitim, sağlık ve barınma güvenliğine ayrılmalı; bütçe toplumsal cinsiyet duyarlı bir bakışla hazırlanmalı, kadınlara ve çocuklara dönük harcamalar güvenlik harcamalarıyla yan yana konularak şeffaf biçimde izlenmelidir. Barış, ancak bütçenin önceliği silahtan yaşama kaydığında inandırıcı olur” talebinde bulundu.
Kadın emeğinden çalıyorlar

DEM Parti Kadın Meclisi Sözcüsü ve Amed Milletvekili Halide Türkoğlu, bütçedeki devasa savunma artışının arkasında küresel militarist politikaların olduğuna işaret etti. Ortadoğu başta olmak üzere dünya genelinde savaş politikalarına yönelim olduğunu belirten Halide Türkoğlu, şunları dile getirdi:
“2026 bütçesine göre 2027 bütçesinde Savunma Bakanlığı’nın bütçesi oldukça artırıldı. Bütçedeki bu artış, NATO zirvesinde alınan kararların ve dünya genelindeki savaş eksenine kayışın bir sonucudur. Bugün ülkede barışı konuşuyoruz. Çatışmaların sona ermesiyle savunma sanayiine aktarılan bütçelerin eğitime, yatırıma, ekonomik gelişmeye, kadınların ve kız çocuklarının yaşam koşullarını iyileştirecek bir refah düzenine aktarılması için önemli bir kapı aralandı. Kürt sorununun çözümü aynı zamanda ekonomik kalkınmadan birçok alana savaşa giden payın artık toplumsal barış ve demokratikleşme dediğimiz bir hatta yurttaşa gitmesi demektir.”
Kadına bütçe yok
“Bu süreçte 86 milyon insanın kazanacağı bir bütçenin ortaya çıkması gerekiyordu” diyerek teklife tepki gösteren Halide Türkoğlu, bütçenin kadınlar açısından daha fazla yoksulluk anlamına geleceğini belirterek şöyle devam etti:
“Ne yazık ki bir yandan ekonomik kriz var deniliyor ama bütçede görüldüğü gibi kamu harcamalarına ya da kamu hizmetlerine bir katkı yok. Savaştan etkilenen nasıl en başta kadınlarsa bu bütçede de en çok etkilenecek olan yine kadınlar ve gençler olacak. Toplumun ötekileştirilenleri, engelliler, işsizler, emekliler, yaşlılar, bakım hizmetlerine muhtaç olanlar etkilenecek. Sosyal devlet alanlarının her biri şu an güvenlik politikaları ekseninde bir savaş zihniyeti üzerinden götürülüyor. Bu da biz kadınların daha çok yoksulluk yaşaması demek. Kadına yönelik şiddet günbegün artarken sadece sığınakların sayısını bir adet artırmaktan bahsediyorlar. Bunu da yaparlar mı bilemiyoruz ama esas sorun kadınların şiddet sarmalından çıkabileceği mekanizmalara dair yatırımın olmayışı. Yine bütçede kadının güçlendirilmesi başlığı var Aile Bakanlığı içerisinde ama geçtiğimiz yıl da kadının güçlenmesine dair hiçbir ödenek ayırmadılar.”
‘Geleceğimiz de hedefte’
Savunma Bakanlığı’nın bütçesinin artırılmanın diğer bakanlıkların bütçesinin kısılması anlamına geldiğinin vurgulayan Halide Türkoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bugüne kadar halkı dışlayan, kadınları görmezden gelen, gençlerin sorunuyla hiçbir şekilde ilgilenmeyen bir iktidar gerçekliğiyle karşı karşıyayız. Yaptıkları tek şey ayrımcılığı ve eşitsizliği daha çok derinleştirmek oldu. Bütün bakanlıkların bütçelerinin toplumsal cinsiyet eşitliğine duyarlı bir hale gelmesi lazım. Fakat ne yazık ki kadınların emeğinden çalan, sistemi bunun üzerinde ayakta tutmaya çalışan bakanlıklar var. Çocukların geleceğini çalan MESEM’ler var. Kısacası bakanlıklar her yönüyle bir sömürü düzenini işletiyor. Bütçenin kaynağı halktan, kadınların emeğinden ve gençlerin haklarından çalınarak sağlanıyor. Ve ülkeyi böyle yönetiyorlar. Mücadelemizi bu gerçekliği görerek yürütmek zorundayız. Çünkü militarizmin artması demek, toplumdaki kutuplaşmanın artması, şiddetin artması demektir. Sadece bugünümüzden ve haklarımızdan değil, geleceğimizden de çalıyorlar.”








