‘Yan Yanayız, Geleceği Konuşuyoruz’ konferansının Özgürlükler, demokrasi, adalet ve eşit yurttaşlık oturumunda, özgürlüğün bir lütuf değil irade, barışın ise yalnızca çatışmasızlık değil toplumsal dönüşüm meselesi olduğu vurgulandı
Ankara’da kadınların düzenlediği “Yan Yanayız, Geleceği Konuşuyoruz” konferansının “Özgürlükler, demokrasi, adalet ve eşit yurttaşlık” oturumu gerçekleşti. Feride Eralp, Füsun Üstel, Gültan Kışanak, Hidayet Şefkatli Tuksal ve Zeynep Altıok Akatlı’nın konuşmacı olarak yer aldığı oturumun moderatörlüğünü Cansu Çamlıbel üstlendi.
Moderatör Cansu Çamlıbel, konuşmasında kamusal alanların daraldığı, basit bir cümle kurmanın ve soru sormanın dahi zorlaştığı bir dönemden geçildiğine dikkat çekti. Cansu Çamlıbel, “Sözün kendisi mücadelenin ta kendisi hâline geldi. Soru sormak da bu mücadelenin olmazsa olmazı. Soruları sormaya devam edeceğiz. Sizler de toplum olarak soru sormaya devam etmelisiniz” dedi.
Üstel: Farklılaşmış, onarıcı toplumsal cinsiyet temelli yurttaşlık
Oturumda ilk sözü alan akademisyen Füsun Üstel, DEM Parti’nin Meclis’te kurulan komisyona sunduğu rapora dikkat çekti. Geçiş hukukunun mimarisine ilişkin düzenlemelerin anayasa değişikliği gerektiren ve gerektirmeyen farklı boyutları olduğunu kaydeden Füsun Üstel, eşit yurttaşlık tartışmasının yalnızca hukuki statü üzerinden ele alınamayacağını söyledi.
Farklı yurttaşlık imkânlarının tartışılması gerektiğini belirten Füsun Üstel, üç başlık önerdi. Bunların farklılaştırılmış, onarıcı ve toplumsal cinsiyet temelli yurttaşlık olduğunu ifade eden Füsun Üstel, şöyle devam etti:
“Farklılaştırılmış yurttaşlık, hukukun ve toplumsal yapıların farklılıkları dikkate alarak fiilî eşitliği sağlamasını ifade ediyor. Onarıcı yurttaşlık ise geçmişteki adaletsizliklerle, ayrımcılıklarla ve eşitsizliklerle demokratik müzakere yoluyla hesaplaşmayı, dışlanma pratiklerini onarmayı öngörüyor. Toplumsal cinsiyet temelli yurttaşlık da kadınların ve LGBTİ+’ların taleplerini, beklentilerini ve uğradıkları ayrımcılıkları merkeze alan bir anlayış.”
Bu tartışmaların bütçe politikalarına da yansıması gerektiğini belirten Füsun Üstel, DEM Parti Kadın Meclisi’nin “Eşitliğin, Özgürlüğün ve Barışın Bütçesi” çalışmasını önemsediklerini vurgulayarak, kadınların ihtiyaç ve taleplerinin bütçe politikalarında görünür kılınması gerektiğini söyledi.
Kışanak: Özgürlük bizde başlayıp bizde bitiyor
Konferansın ilk oturumunda konuşan Gültan Kışanak, özgürlük fikrinin kadınlar için eril toplumsal düzenin boşluklarından sızarak mümkün olabileceğine dikkat çekti.
Gültan Kışanak şöyle konuştu:
“Özgürlük denilen şeyin talep edilen, rica edilen, yasalarla sağlanan bir şeyin olmadığını ilk gençlik yıllarımda anladım Polisle karşılaştığında o barikatı açmanın onun iznine değil de senin iradene ve gücüne bağlı olduğunu gördüm. Özgürlük denilen şey bence bizde başlayıp bizde bitiyor Eşit yurttaşlık meselesi, ırk, sınıf ve cinsiyet ayrımı gözetmeksizin herkesin eşit olduğunu yazmakla çözülmüyor. Ataerkil, kapitalist ve kolonyalist sistemleri çözmeden eşit yurttaş olamayız.
Kadınım, Kürdüm, Aleviyim, sosyalistim; bütün ötekilikleri üzerimde toplamışım. Bütün bu ötekiliklerin kesişim alanında politika üretilebileceğini ve birlikte hareket edilebileceğini öğrendim.
Kürt sorununun da aslında ‘biz’ olamamaktan kaynaklandığını öğrendim. ‘Biz’ olmanın çoğul ve farklı olduğunu, farklılıkların da bir kesişim alanı oluşturduğunu ve bu alanda politika üretilebileceğini gördüm. Ortak geleceğimizi kurabileceğimize inandım.”
Eralp: Savaş kadınların bedenini hedef alarak örgütlendi
“Barışa İhtiyacım Var İnisiyatifi” üyesi Feride Eralp ise Türkiye’de barış süreci gündemdeyken, savaşın ve güvenlik söyleminin kadın bedeni ve kadınların yaşamını hedef alarak örgütlendiğini hatırlattı. Feride Eralp devletin aile, nüfus ve güvenlik politikalarıyla bu söylemle ilişkisini şöyle tarif etti:
“Barış ve çatışmasızlık derken bugün güvenliğin nereden tarif edildiğini de görmemiz lazım. Kimlere rağmen, kimleri tehdit olarak görerek tarif ediliyor, bunu da düşünmemiz lazım. Ne kadar çok nüfus o kadar çok vergi, devletin hazinesi büyüsün ki daha iyi soyabilelim. Ve bunun aracı kadınların bedeni. Ailem güvende derken de neslin korunmasından bahsediyorlar, oradaki vurgu nesil emniyeti. Yani patriyarkal soy bağı.Bugün neye karar verildi? Doğum oranlarının düşmesinin sebebi LGBT artılar.”
Altıok: Barışın demeyi sürdüren kadınlar olmak istiyoruz
İletişimci Eski CHP Milletvekili Zeynep Altıok Ataklı ise konferansta yapacağı konuşmanın çerçevesini “şiddet rejiminde kadın olmak” olarak belirlediğini söyledi.
Türkiye’de siyasetin eril şiddet diliyle kurgulandığının altını çizen Zeynep Altıok Ataklı, şöyle konuştu:
“Barışı konuştuğumuz her seferde yeniden aynı heyecan ve inançla sahiplenirken siyasetin dilini, hangi dilin bize öğretildiğini, hangi dili farkında olmadan benimsediğimizi, muhalefetin kendi için birbiriyle yürüttüğü tartışmalarda bile iktidarın dilini benimsediğine bakarak şiddet kültürünün içinde barış kültürünün eritildiğini ve bu dili konuşalım istiyorum”
Zeynep Altıok Ataklı, ataerkil toplumda başka pek çok dezavantajlı kimlikle beraber kadın olarak var olmanın zorluğuna vurgu yaparak şöyle devam etti:
“Her şeyin bir suç olarak geri döndüğü öğretilmiş tahrik olma cumhuriyetindeyiz. Kendinden olmayanın tahrik olma özgürlüğünü alabildiğine savunan bir şiddet kültürünün içerisinde barış demeyi sürdüren kadınlar olmak istiyoruz.”
Şefkatli: Barış sürecine dair heyecanımızı kaybettik
Yazar Hidayet Şefkatli Tuksal, geçmişteki çözüm süreçlerinin yarattığı hayal kırıklıklarına ve toplumda gelişen güvensizliğe dikkat çekti.
Barışın toplumsallaşması için farklı yöntemler geliştirilmesi gerektiğini ifade eden Hidayet Şefkatli Tuksal, “Her konuda uzlaşarak ilerlemenin mümkün olmadığını düşünüyorum. LGBTİ+ meselesi bazı insanlar için hâlâ çok hassas, Kürt meselesi de uzun süre böyleydi. Bu nedenle farklı modeller üretilmeli. İnsanlara ‘Barış sürecine nasıl katkı verebilirsiniz, siz ne yapabilirsiniz?’ diye sormalıyız” diye konuştu.
Barışın yalnızca sözle savunulamayacağını, gündelik hayatta somut adımlar atılması gerektiğini belirten Hidayet Şefkatli Tuksal, kendi deneyiminden örnek vererek, “Türkiye’deki dil meselesini protesto etmek için benim Kürtçe öğrenmem lazım. Mardin’de kitapları aldım, derslere gittim. Bir şeyler yapmamız gerekiyor” ifadelerini kullandı.
Konferans, ilk konuşmaların ardından forum şeklinde devam etti.
ANKARA









