• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
18 Ağustos 2026 Salı
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar

Erdoğan’ın popülist otoriterizmi-Şaban İba

Yeni Yaşam Yazar: Yeni Yaşam
9 Mart 2019
Kategori: Yazarlar
Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

AKP’den hiç söz etmiyor. Cumhur İttifakı’nı dillendirerek yerel seçim kampanyasını tek başına yürütüyor. Sanki cumhurbaşkanlığı seçimi yapılıyormuş gibi her gün iki-üç yerde konuşuyor. Toplantı yerleri binlerce polis ve asker tarafından muhasaraya alınıyor. Onu dinleyen kalabalıkları, devlet kurumlarına bağlı memur ve işçiler, çevre ilçe ve illerden otobüslerle taşınan hazır kıtalar oluşturuyor. Kendisinden önceki iktidarlar tarafından yapılan işleri de sahiplenerek çok büyük gaflar yapıyor. Yerel yönetimlerle ilgili olarak bir proje filan sunmuyor.

Her şeyi “biz” ve “onlar” kurgusuyla anlatıyor. Çıtayı yüksek tutarak 24 Haziran’daki oy oranını korumak için kutuplaştırma siyaseti izliyor. 24 Haziran 2018 genel seçimlerinde olduğu gibi iki ittifak söylemini sürdürüyor. Altına imzasını atarak yayınladığı bir grafikle, “Bugün Türkiye’de iki ittifak karşı karşıyadır” diyerek Cumhur İttifakı ile Millet (kendi deyimiyle Zillet) İttifakı kıyaslaması yapıyor. Bu grafikte, 6 maddede CHP-HDP-İPSP’nin kendisine karşı bir cephe kurdukları iddiası ile halkın yüzde 50’sini oluşturan muhalefeti, yani kendisine oy vermeyenleri dışlamaktan ve ötekileştirmekten çekinmiyor.

Medyanın tüm organlarında yayınlanan 26 Şubat 2019 tarihli bu grafik Cumhur İttifakı’nı şöyle tanımlıyor: “15 Temmuz gecesi, sokaklarda meydanlarda kurulmuştur. Milletin emrindedir. Hak ve hakikatin savunucusudur. Zalimlerin karşısında, mazlumların yanındadır. Pazara kadar değil mezara kadardır. Sadece milletin hizmetine taliptir.” Millet İttifakı için şöyle diyor: Gizli pazarlıkların, siyaset mühendisliklerinin çıkar hesaplarının ürünüdür. Kandil ve Pensilvanya’nın güdümündedir. Mazluma hoyrat, zalime müşfiktir. Kirli ilişkiler bitene, çıkarlar çatışıncaya kadardır. Amacı terör örgütlerinin uzantılarını, belediye meclislerine ve bürokrasisine taşımaktır.”

Oysa bu seçimde 24 Haziran’da olduğu gibi partilerarası ittifaklar yok. Sadece AKP-MHP ve CHP-İP seçim işbirlikleri var. Zaten yerel seçim yasasına göre başkanlık seçimlerinde olduğu gibi partilerarası seçim ittifakları kurulamıyor. YSK’ye verilen listeler her partinin kendi adına düzenleniyor. Buna rağmen yerel seçimin Erdoğan ve Bahçeli tarafından ısrarla partilerarası seçim ittifakına dönüştürülmesi, başkanlık rejiminin yeni paradigmasını oluşturuyor. Bundan sonraki tüm seçimler ve referandumlar başkanlık rejiminin kutuplaştırıcı seçim sistemi kurallarına göre yapılacak ve rejimin devamı için sıkça anayasa ve yasa düzenlemeleri gündeme gelecek.

Emperyalizme bağımlılık ilişkileri, gelir dağılımındaki farkların büyüklüğü, otoriter ve totaliter gelenekleri, demokratik siyasal kültürün zayıflığı vb. olgular, Türkiye’de siyasal ve toplumsal kutuplaşma için uygun bir zemin oluşturuyor. Sadece başkanlık sistemi için değil, eski parlamenter sistem için de geçerli olan bu tarihsel ve güncel olgular, yeni rejime geçiş sürecinin toplumsal altüst olmadan gerçekleşmesin sağlarken, ideolojik ve siyasal mücadelenin aşırı ölçüde kutuplaşmasına da yol açıyor. Yasama yetkilerinin sınırlandığı ve yürütmenin tek kişinin iradesine bırakıldığı başkanlık rejiminin “iki turlu” seçim sistemi, partileri seçim ittifakına ve “iki kutuplu” iktidar yarışına zorluyor. Bu nedenle siyasal ve toplumsal süreçte yapılacak her seçim ve referandum, cepheleşmeye ve “iki kutuplu” iktidar yarışına dönüşüyor.

Türkiye’yi tek başına yöneten başkanın, yasama, yargı ve Sayıştay gibi devlet kurumlarına karşı hesap verebilirliğinin olmaması, siyaset etiğine ve protokol nezaketine uymayan bir söylemini de meşrulaştırıyor. Partisinin tüm başarısızlıklarını muhalefete yükleyerek korku ve tehdit söylemleri ile kitlelere gücünü gösteren başkan, toplumsal rızaya dayalı yeni bir siyasal-kültürel ilişki biçimi kuruyor. Başkanlık sisteminin geçerli olduğu benzer ülkelerde görüldüğü gibi bu yönetim biçimi, popülist otoriterizme tekabül ediyor.

Önümüzdeki süreçte rejimin ideolojik ve siyasal parametrelerinin iyi anlaşılması gerekir. Eski rejime duyulan özlemden kaynaklı geriye dönüş refleksleri ve yeni otoriter sistem projeleri ile Türkiye’nin özgür ve demokratik geleceği sağlanamaz. Çözüm, çok kimlikli, çok kültürlü ve çok inançlı yeni bir demokratik toplum inşası için ortak mücadeledir.

Yeni Yaşam

Yeni Yaşam

İlgiliYazılar

Modern çitleme: İlk ve son sömürge kadınlar

Yazar: Yeni Yaşam
18 Ağustos 2026

Kapitalizm sınıflı toplumların en yıkıcısı ve son derece yok edici bir sistem. Sömürü, acı, gözyaşı ve kanla şekillenen sistem, kendini...

Yetmedi dünya

Yazar: Yeni Yaşam
18 Ağustos 2026

İnsanın bekleme yerleri var, sıkıntı duvarları arasında, tahammül sınırlarının eşiğinde. İnsanın kahrolma zamanları var ve tahminler ile ertelemeler peş peşe...

Siyasal mücadele stratejisi 53 yıllık mücadelenin sonucudur

Yazar: Yeni Yaşam
17 Ağustos 2026

Demokratik siyasal çözüm için bir başlangıç olarak görülen çerçeve yasa çıktı. Birçok eksikliği eleştirildi. Yine yanlış ve hatalı değerlendirmeler konusu...

Avuç içine yazılan tarih

Yazar: Yeni Yaşam
17 Ağustos 2026

Bartın Cezaevi, 1998'in son ayları. Koridorda bir hareketlilik oluyor. "Ali heval kendini yaktı" diyor biri. Battaniyeyle kapı altına taşımışlar, vücudunun...

15 Ağustos’tan Çerçeve Yasa’ya

Yazar: Yeni Yaşam
16 Ağustos 2026

Bilindiği gibi, 15 Ağustos 1984 yılında PKK militanları, Eruh ve Şırnak şehirlerini basmışlardı. Baskında, silahlı kurumları dahil bütün devlet kurumları...

Faili belli cinayetler ve günümüzdekiler

Yazar: Yeni Yaşam
16 Ağustos 2026

Adalet Bakanı’nın faili meçhul cinayetlerin tekrardan raflardan indirilip sonuçlanmasını ve kimlerin bu cinayetleri yaptığı konusunda adım attı. Uğur Mumcu ailesi...

Sonraki Haber

AKP’yi İstanbul getirdi, İstanbul götürüyor-Ahmet Birsin

SON HABERLER

Trump: İran’la çerçeve anlaşma uzatılmayacak

Yazar: Yeni Yaşam
18 Ağustos 2026

Omelas’ı bırakıp gidenler ve savaşı terk etmeyenler

Yazar: Yeni Yaşam
18 Ağustos 2026

Yol bir, sürek binbir… Hakikatin demine Hû

Yazar: Yeni Yaşam
18 Ağustos 2026

Modern çitleme: İlk ve son sömürge kadınlar

Yazar: Yeni Yaşam
18 Ağustos 2026

Colemêrg Cumhuriyeti!

Yazar: Yeni Yaşam
18 Ağustos 2026

Yetmedi dünya

Yazar: Yeni Yaşam
18 Ağustos 2026

Şiyar Be Platformu’ndan yürüyüş: Demokratik toplumu örgütlüyoruz

Yazar: Yeni Yaşam
17 Ağustos 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır