• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
20 Şubat 2026 Cuma
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar

Sandık demokrasisi-Şaban İba

Yeni Yaşam Yazar: Yeni Yaşam
30 Mart 2019
Kategori: Yazarlar
Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

1908 deneyiminin ardından 1946’da yeniden çok partili sisteme geçildikten sonra “sandık kavramı ve ona yüklenen işlev” Türk egemen siyasetinde belirleyici öğe oldu. Seçim ve sandık ilişkileri tartışmaları, siyasal ve toplumsal sürecin son derece hızlı yaşandığı 2000’li yıllar boyunca da siyasetin odağında yer aldı. Tüm düzen partileri için demokrasinin temel ölçütü olarak sandık kutsanırken, demokrasi sandıktan sandığa geçerli hale geldi. Seçim sistemine ve demokrasinin sınırlanmasına bakılmaksızın sandıkta en yüksek oy alan partinin denetlenemez icraatları da demokrasi ile özdeşleştirildi.

Uzun tarihsel süreçte, “Sandıkla iktidara geldim, millet bana 4 yıl için yetki verdi, şayet beğenmezseniz bir sonraki seçim gününe kadar beklersiniz. İcraatlarımız için hesap sorabileceğiniz tek yer sandıktır” söylemi belirleyici olurken, “sandık demokrasisi”nin sınırlarının zorlandığı her aşamada askeri müdahaleler yapıldı. Muhalefete sandıktan sandığa görüş belirtme ve iktidarların icraatlarını 4 yılda bir eleştirme hakkı verildi. Tüm düzen partileri seçim sandığını ve sandık sonuçlarını, “Milli irade” veya “Millet iradesi”nin tecellisi olarak gördü. Değişim isteyen demokratik siyaset adeta sandığa mahkûm edildi. Erdoğan’ın, “Demokrasi, sandıkta başlar ve sandıkta tecelli eder” demesi ‘sandık demokrasisi’nin en özlü anlatımıdır.

Seçimler, siyasal rejimin meşruiyetini sağlayan ve koruyan bir mekanizma olmakla birlikte, seçenle ile seçilenleri doğrudan buluşturma işlevi görüyor. Seçimlerin siyasetteki pratik önemi ise, diğer faaliyetlere göre kolay ve yoğun çaba gerektirmeyen bir siyasal eylem olmasından kaynaklanıyor. Sosyal eşitlik, siyasal ve demokratik kültür düzeyi, ulusal, sınıfsal, cinsel, etnik, kültürel ve inançsal farklılıkların meşruiyeti için önem kazanıyor. Bu bakımdan seçime katılmanın ve oy kullanmanın, “yaş, eğitim, meslek, gelir, medeni durum, istihdam durumu, din, dil, mezhep, kimlik” gibi pek çok değişkeni var.

Seçimlere katılma ve oy verme koşulları uygulanmakta olan seçim sisteminin özellikle seçmenleri ve sonuçları etkilenmesine karşın, sandıkta ortaya çıkan sonuç siyasal iktidarın ve muhalefetin konumunu belirliyor. Siyasal katılımın güven ve hesap verilebilirliğe dayanan demokratik sistemlerde seçimin anlam ve içeriği, yaygın güvensizlik ve sorumsuzluk durumlarına göre farklılaşabiliyor. Siyasal ve toplumsal kutuplaşmanın yüksek olduğu totaliter rejimlerde seçmenler karşıt kutuplarda toplanma baskısı altında kalıyor. Bu durum aynı kutuptaki partiyi veya parti ittifaklarını desteklemek için seçmenlerin seçime katılımını artırıyor.

Çok partili sistem deneyimine dayanan oy kullanma kültürüne rağmen Türkiye, batının gelişmiy kapitalist ülkelerine göre yüksek düzeyli seçime katılma oranlarına sahiptir. Seçmenlere her seçimin bir tür hayat-memat meselesi olarak sunulması ve kutuplaşmanın cepheleşmeye dönüşmesinden dolayı, 2002’den beri seçimlere katılım oranları %80’ler düzeyinde yatay bir seyir izliyor. Totaliter liderler ve partileri, kendi meşruiyet zeminini sağlamlaştırmak için seçimlerde oy kullanmayı “hem hak hem de görev” haline getirmesi etkili oluyor. Milli Güvenlik Devleti’ne özgü egemen ulus ve devlet şovenizmine dayalı, “Devletin ülkesi ve milletiyle bütünlüğünü, milli güvenliği, kamu düzenini korumak” amacıyla yaratılan “beka sorunu” demokratik siyaseti engelliyor.

Son yıllarda bütün dünyada seçime katılma oranlarındaki gerileme neredeyse küresel bir eğilim haline gelmesi siyasette önem kazanıyor. Siyaset bilimcileri, batıda görülen seçimlere düşük katılım oranlarını sistemin istikrarının bir ifadesi olarak ele alırken, çok yüksek katılım seviyeleri olan otoriter ve totaliter rejimlerde demokrasiye yararlı sonuçlara yol açmadığı yorumları yapıyor.

Küresel planda giderek sınıfsal tabanlı siyasetin geçerliliğini yitirmesi, kentleşmenin kent ölçeğini büyütmesi,-“yerleşim yeri büyüdükçe seçmenlerin ilgisi dağılmakta, yerel yönetimin etkisi ve ulaşılabilirliği azalmakta, siyasal eylem alanı genişlemektedir”-yeni kuşakların siyasal katılmayı önemsememesi, parti üyeliklerinin ve bağlarının çözülmesi gibi pek çok etken seçimlere katılmayı engelleyen olgulardır. Yarın sandığa gidip oyunuzu kullanırken bunları da düşünün.

Yeni Yaşam

Yeni Yaşam

İlgiliYazılar

Demokratik entegrasyon ve siyaset zamanı

Yazar: Yeni Yaşam
20 Şubat 2026

Suriye’de ocak ayının başındaki saldırılar arttıkça Kürtler ve dostlarının dünyanın her yerinde itirazları yükseldi. Saldırılar/saldıranlar ile itirazlar/itiraz edenler arasındaki karşılaşma...

Bir kitaptan fazlası: Ekoloji yoldaşlığı        

Yazar: Yeni Yaşam
20 Şubat 2026

Önümde yeni okumaya başladığım bir kitap, aklımda geçen hafta siyasi tutuklamalara eklenen arkadaşlarımız.  Hafta boyunca yaşamımızı belirleyen nice yoğun siyasi...

Kritik bir eşik

Yazar: Yeni Yaşam
20 Şubat 2026

Kürt toplumuna güven verecek tek gerçekçi adım Önder Apo'nun özgür koşullarda çalışması oluyor. Demokratik entegrasyonun demokratik cumhuriyetin gelişimi temelinde gelişeceğini...

Medyanın barışla imtihanı          

Yazar: Yeni Yaşam
19 Şubat 2026

Eskilerin bir sözü vardır, bilirsiniz; 'Yara iyileşir ama izi kalır.' Bizim coğrafyamızda barış meselesi, tam da o izin üzerinde parmak...

Özel savaş politikalarına karşı şiyar be

Yazar: Yeni Yaşam
19 Şubat 2026

Eğer özel savaş uygulamaları hala Kürdistan’da etkili olabiliyorsa, kadın ve gençleri yoz yaşama çekebiliyor, halkımızın kültürel değerlerini, zenginliklerini çürütüyor, peşkeş...

Alt emperyalizm, Rojava ve Suriye

Yazar: Yeni Yaşam
19 Şubat 2026

Alt emperyalizm kavramı, Ruy Mauro Marini’nin 1964 sonrası Brezilya’nın içine girdiği kapitalist transformasyon üzerine geliştirdiği bir kavramdır. Bağımlılık ekolü içinde...

Sonraki Haber

Türkiye’nin S-400 ısrarı sürüyor

SON HABERLER

Demokratik entegrasyon ve siyaset zamanı

Yazar: Yeni Yaşam
20 Şubat 2026

İkinci komplo saldırıları, Kürtlerin tutumu ve Münih Güvenlik Konferansı’na etkileri

Yazar: Yeni Yaşam
20 Şubat 2026

Aydınlıksız aydınların karanlığı…

Yazar: Yeni Yaşam
20 Şubat 2026

Bir kitaptan fazlası: Ekoloji yoldaşlığı        

Yazar: Yeni Yaşam
20 Şubat 2026

Bir örgü, bin yemin         

Yazar: Yeni Yaşam
20 Şubat 2026

Kritik bir eşik

Yazar: Yeni Yaşam
20 Şubat 2026

İktidar ‘nefret yasası’ peşinde

Yazar: Yeni Yaşam
20 Şubat 2026

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır