• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
19 Eylül 2026 Cumartesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar

Sandık demokrasisi-Şaban İba

Yeni Yaşam Yazar: Yeni Yaşam
30 Mart 2019
Kategori: Yazarlar
Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

1908 deneyiminin ardından 1946’da yeniden çok partili sisteme geçildikten sonra “sandık kavramı ve ona yüklenen işlev” Türk egemen siyasetinde belirleyici öğe oldu. Seçim ve sandık ilişkileri tartışmaları, siyasal ve toplumsal sürecin son derece hızlı yaşandığı 2000’li yıllar boyunca da siyasetin odağında yer aldı. Tüm düzen partileri için demokrasinin temel ölçütü olarak sandık kutsanırken, demokrasi sandıktan sandığa geçerli hale geldi. Seçim sistemine ve demokrasinin sınırlanmasına bakılmaksızın sandıkta en yüksek oy alan partinin denetlenemez icraatları da demokrasi ile özdeşleştirildi.

Uzun tarihsel süreçte, “Sandıkla iktidara geldim, millet bana 4 yıl için yetki verdi, şayet beğenmezseniz bir sonraki seçim gününe kadar beklersiniz. İcraatlarımız için hesap sorabileceğiniz tek yer sandıktır” söylemi belirleyici olurken, “sandık demokrasisi”nin sınırlarının zorlandığı her aşamada askeri müdahaleler yapıldı. Muhalefete sandıktan sandığa görüş belirtme ve iktidarların icraatlarını 4 yılda bir eleştirme hakkı verildi. Tüm düzen partileri seçim sandığını ve sandık sonuçlarını, “Milli irade” veya “Millet iradesi”nin tecellisi olarak gördü. Değişim isteyen demokratik siyaset adeta sandığa mahkûm edildi. Erdoğan’ın, “Demokrasi, sandıkta başlar ve sandıkta tecelli eder” demesi ‘sandık demokrasisi’nin en özlü anlatımıdır.

Seçimler, siyasal rejimin meşruiyetini sağlayan ve koruyan bir mekanizma olmakla birlikte, seçenle ile seçilenleri doğrudan buluşturma işlevi görüyor. Seçimlerin siyasetteki pratik önemi ise, diğer faaliyetlere göre kolay ve yoğun çaba gerektirmeyen bir siyasal eylem olmasından kaynaklanıyor. Sosyal eşitlik, siyasal ve demokratik kültür düzeyi, ulusal, sınıfsal, cinsel, etnik, kültürel ve inançsal farklılıkların meşruiyeti için önem kazanıyor. Bu bakımdan seçime katılmanın ve oy kullanmanın, “yaş, eğitim, meslek, gelir, medeni durum, istihdam durumu, din, dil, mezhep, kimlik” gibi pek çok değişkeni var.

Seçimlere katılma ve oy verme koşulları uygulanmakta olan seçim sisteminin özellikle seçmenleri ve sonuçları etkilenmesine karşın, sandıkta ortaya çıkan sonuç siyasal iktidarın ve muhalefetin konumunu belirliyor. Siyasal katılımın güven ve hesap verilebilirliğe dayanan demokratik sistemlerde seçimin anlam ve içeriği, yaygın güvensizlik ve sorumsuzluk durumlarına göre farklılaşabiliyor. Siyasal ve toplumsal kutuplaşmanın yüksek olduğu totaliter rejimlerde seçmenler karşıt kutuplarda toplanma baskısı altında kalıyor. Bu durum aynı kutuptaki partiyi veya parti ittifaklarını desteklemek için seçmenlerin seçime katılımını artırıyor.

Çok partili sistem deneyimine dayanan oy kullanma kültürüne rağmen Türkiye, batının gelişmiy kapitalist ülkelerine göre yüksek düzeyli seçime katılma oranlarına sahiptir. Seçmenlere her seçimin bir tür hayat-memat meselesi olarak sunulması ve kutuplaşmanın cepheleşmeye dönüşmesinden dolayı, 2002’den beri seçimlere katılım oranları %80’ler düzeyinde yatay bir seyir izliyor. Totaliter liderler ve partileri, kendi meşruiyet zeminini sağlamlaştırmak için seçimlerde oy kullanmayı “hem hak hem de görev” haline getirmesi etkili oluyor. Milli Güvenlik Devleti’ne özgü egemen ulus ve devlet şovenizmine dayalı, “Devletin ülkesi ve milletiyle bütünlüğünü, milli güvenliği, kamu düzenini korumak” amacıyla yaratılan “beka sorunu” demokratik siyaseti engelliyor.

Son yıllarda bütün dünyada seçime katılma oranlarındaki gerileme neredeyse küresel bir eğilim haline gelmesi siyasette önem kazanıyor. Siyaset bilimcileri, batıda görülen seçimlere düşük katılım oranlarını sistemin istikrarının bir ifadesi olarak ele alırken, çok yüksek katılım seviyeleri olan otoriter ve totaliter rejimlerde demokrasiye yararlı sonuçlara yol açmadığı yorumları yapıyor.

Küresel planda giderek sınıfsal tabanlı siyasetin geçerliliğini yitirmesi, kentleşmenin kent ölçeğini büyütmesi,-“yerleşim yeri büyüdükçe seçmenlerin ilgisi dağılmakta, yerel yönetimin etkisi ve ulaşılabilirliği azalmakta, siyasal eylem alanı genişlemektedir”-yeni kuşakların siyasal katılmayı önemsememesi, parti üyeliklerinin ve bağlarının çözülmesi gibi pek çok etken seçimlere katılmayı engelleyen olgulardır. Yarın sandığa gidip oyunuzu kullanırken bunları da düşünün.

Yeni Yaşam

Yeni Yaşam

İlgiliYazılar

Yaşamın özgürlüğü

Yazar: Yeni Yaşam
19 Eylül 2026

Yaşamdan yana olmak devrimci bir tutumdur. Savaş bitince nefes alınır. Niye bitti, öyle değil böyle bitseydi diye düşünülemez. Tek akla...

ÇEDES, MESEM ve özel okul kıskacında eğitimin hal-i pür melâli

Yazar: Yeni Yaşam
19 Eylül 2026

OECD (Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı)’nin öğrencilerin okulda öğrendikleri bilgi ve becerileri günlük yaşamda kullanma yeteneğini ölçmek amacıyla üç yılda...

Alışarak kaybetmek

Yazar: Yeni Yaşam
19 Eylül 2026

Yeniden başlamanın ağırlığı ve kahkahası aynı cümlede kurulamıyor. Dünya döndükçe o kadar değiştik ki, aklımız almaz. Hislerin metotları ya da...

Orta Vadeli Program ve çiftçinin durumu

Yazar: Yeni Yaşam
19 Eylül 2026

Bütün Orta Vadeli Programlar ne yazık ki gündemimize iki gün konuk olduktan sonra üçüncü gün unutuldu. Ekonominin neoliberal 'imamları-mimarları' kendi...

Barış gemisinin dümenindeki militarist

Yazar: Yeni Yaşam
19 Eylül 2026

Sinan Cudi’nin Yeni Özgür Politika’da yayınlanan yazısı müzakere sürecinin karşı karşıya olduğu tehlikeyi mükemmel biçimde dile getirmiş. Kaptan gemide fakat...

Cendere, iktidar ve hesap

Yazar: Yeni Yaşam
19 Eylül 2026

İktidar her alanda daralan bir cendere gibi duruyor başımızda. Ekonomi, tefecilerin kar makinesine dönüşmüşken yoksulluk, işsizlik, açlık ve sefalet çığ...

Sonraki Haber

Türkiye’nin S-400 ısrarı sürüyor

SON HABERLER

Yaşamın özgürlüğü

Yazar: Yeni Yaşam
19 Eylül 2026

ÇEDES, MESEM ve özel okul kıskacında eğitimin hal-i pür melâli

Yazar: Yeni Yaşam
19 Eylül 2026

Alışarak kaybetmek

Yazar: Yeni Yaşam
19 Eylül 2026

Orta Vadeli Program ve çiftçinin durumu

Yazar: Yeni Yaşam
19 Eylül 2026

Barış gemisinin dümenindeki militarist

Yazar: Yeni Yaşam
19 Eylül 2026

Trump’tan medyaya yasak

Yazar: Yeni Yaşam
19 Eylül 2026

Cendere, iktidar ve hesap

Yazar: Yeni Yaşam
19 Eylül 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır