• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
12 Eylül 2026 Cumartesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Manşet

Denizler: Ölümüne anti-emperyalist demokratik mücadele

Yeni Yaşam Yazar: Yeni Yaşam
6 Mayıs 2019
Kategori: Manşet, Yazarlar
Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

Denizler’e “gençlik önderleri” demek neredeyse adet olmuştur. Değillerdir. Halk önderleridirler. ’68 de bir gençlik hareketinden ibaret değildir, ama Amerika ve Avrupa’daki örneklerinden farklı olarak, devrimci bir halk hareketidir.

Gençliğe önderlik ederek başladıkları doğrudur. Ama hiçbir şey başladığı gibi kalmaz, Denizler’de de öyle olmuştur.

M. Kemal örneğin, cılız da olsa anti-emperyalist bir milli devrimin önderliğini yapmıştır. Ancak tıpkı İttihatçılar gibi, o da başladığı noktada kalmamış, hayat akıp giderken, değişmiştir. İttihatçılar, temel sloganı “İstibdada karşı Hürriyet” olan 1908 demokratik devriminin başını çekmiş, ama iktidarlarındaki zulümleriyle Abdülhamit’i aratmamışlardır. M. Kemal’in anti-emperyalizmi de, Alman yandaşı haline gelen İttihatçılara benzer biçimde, giderek emperyalistlerle işbirliğine, milli devrim karşı devrime dönüşmüş; Türkiye yeniden emperyalizme bağımlı bir ülke haline gelmiştir. M. Kemal’de demokrasi aramak ise boşunadır.

Denizler hep devrimcidirler. Gençliğe önderlik ederek başlattıkları mücadeleleri içinde halkın önderleri haline gelmişler; çünkü yürüttükleri mücadele gençlik hareketine sığmaz olmuştur. Artık Denizleri arayan, onları ya fabrikalarda, sendika odalarında ve grevlerle işçi direnişlerinde ya da köylerde toprak işgalleri ve köylü miting ve gösterilerinde bulabilmiştir. “Tam bağımsız ve gerçekten demokratik Türkiye” talebi, “demokratik üniversite” talebinin yerini almıştır.

Bağımsızlık ve demokrasi… Yani: anti-emperyalist ve demokratik bir halk iktidarı için mücadele. Anti-emperyalizmleri ve demokrasi için yürüttükleri savaş, öncelleri gibi emperyalizm karşıtlığından emperyalizmle uzlaşmaya ve yandaşlığa dönüşen bir bitimli kavga değildir; bitimsiz, ömür-boyu bir savaş olmuştur. Nedeni açıktır. Denizler, sosyalizm özlemiyle, “aşağıdan”, sömürülen halkın içinden, sömürü ve zorbalığın ortadan kaldırılması için mücadeleye atılmışlardır. Sosyalizmi, Marksizmi ne kadar özümsedikleri, yöntemlerinin Marksizme ne kadar uygun olduğu ayrı konudur; ama sosyalistlikleri tartışılabilir şey değildir. Üstelik sonradan kimilerinin “reel sosyalizm” adını taktığı modern revizyonizmden, onun Amerikan emperyalizmiyle “barış içinde yarış”, “barışçıl geçiş” gibi karşı devrimci tezlerinden nefret eden gerçek sosyalistlerdendirler. Kruşçev ve Brejnev’e düşman, Lenin ve Stalin’e hayrandırlar.

Hiç parlamentarist olmamışlar, TİP’ten bu nedenle kopmuşlardır. Darbecilik de semtlerine uğramamıştır. Dönemin sosyalizme bulaştırılmaya çalışılan bu iki ana burjuva akımından uzak durmuş, reformlarla düzenin iyileştirilmesini değil, devrimi savunmuşlardır. Kimilerinin kara çalma olarak yakıştırmaya uğraştıkları “darbe yandaşlığı” ya da “darbecilerle ilişkili oldukları” veya Kemalistlik iddiaları yalandır. Bunlar başkalarının nitelikleridir. Denizlerin 12 Mart darbesi karşısında aynı gün yayınladıkları darbeyi faşizmle niteleyen THKO bildirisi net olarak darbe karşıtıdır. Deniz’in son sözü ise ünlüdür ve Kemalizme övgü değildir, “Yaşasın Marksizm-Leninizmin yüce ideolojisi” şeklindedir.

Bildirileri ve son sözlerinin ötesinde, Denizlerin ne olup ne olmadıkları, en başta devrimci kavgalarının başlıca tanımlayıcı unsuru durumundaki anti-emperyalizmleriyle kanıtlıdır.

Darbe ve darbecilik düzen-içi bir etkinlik ya da amiyane tabirle dalavereciliktir. Kemalizm ise bir burjuva ideolojisidir. Darbeciler ve Kemalizm, toplumsal ne de siyasal düzende (devlet) köklü bir değişiklik öngörmez. Kapitalizm kapitalizm olarak kalır, tekellerin egemenliği sürer, devlet burjuva devlet olarak devam eder. Denizlerin Amerikan üsleriyle Türkiye’nin NATO üyeliğine karşı çıkmakla kalmayan anti-emperyalizmleriyse öncelikle sömürü ilişkisi olarak kapitalizme karşıdır. Tekellerin egemenliğinin devrilmesine yöneliktir. Ve devlet kademelerinde darbecilerin generallerin işbaşı yapmaları türünden tanık olduğumuz “değişiklik”lerinden temelden farklıdır. Denizlerin burjuva devletle hiçbir uzlaşma içermeyen iktidar talebi, burjuva devletin yerine halk egemenliğine dayalı yeni bir devletin konması şeklindedir.

Denizlerinki, o nedenle, hala, izlenecek tek yoldur.

Mustafa Yalçıner

Etiketler: 68 KuşağıDeniz GezmişMustafa Yalçıner
Yeni Yaşam

Yeni Yaşam

İlgiliYazılar

Sosyal yıkım programı: OVP

Yazar: Yeni Yaşam
12 Eylül 2026

AKP, iktidar olduğu 2002’den bu yana sadakatle uyguladığı neoliberal politikalarla toplumun geniş kesimlerini açlığa, yoksulluğa, işsizliğe, güvencesizliğe itmek pahasına ulusal...

Elbette burası

Yazar: Yeni Yaşam
12 Eylül 2026

Adlar, lakaplar, kodlar ve veriler silsilesi. Günler sayıların ardında kalan hayatları örtbas etmekle geçiyor. Kahır yılları, onur savaşı, hayatta kalma...

Umut zaferden daha önemlidir

Yazar: Yeni Yaşam
12 Eylül 2026

Varlığı yok edilme cenderesinden kurtarılan bir halkın onurlu barışı buradan, umuttan örülmeli. Umut statik, durağan bir şey değildir; harekete geçiren...

Çözüm süreci: Kapı açıldı, oda boş!

Yazar: Yeni Yaşam
12 Eylül 2026

Türkiye, çatışmanın fiilen durduğu ama siyasal-hukuki dönüşümün bir türlü başlamadığı bir evreden geçiyor. Çerçeve yasa bu evrenin kapısını açtı; ancak...

TMMOB arz güvenliği masalına noktayı koydu

Yazar: Yeni Yaşam
12 Eylül 2026

TMMOB raporu Yatağan, Yeniköy ve Kemerköy termik santrallerinin kapatılmasının elektrik arz güvenliğini riske atmayacağını gösterdi. Raporda, 3 şirketin toplam üretim...

Çirkin Kral: Yeşilçam’a atılan ‘Kürt’ çiziği

Yazar: Yeni Yaşam
12 Eylül 2026

Akademisyen Sebahattin Şen ile Yılmaz Güney sinemasını Kürtlük, sınıf ve antikolonyalizm ekseninde konuştuk: Çirkin Kral, Yeşilçam’ın ‘yakışıklı’, İstanbullu erkeklerin etrafında...

Sonraki Haber

133 yıl sonra 1 Mayıs'ta Dünya işçi sınıfının durumu

SON HABERLER

Sosyal yıkım programı: OVP

Yazar: Yeni Yaşam
12 Eylül 2026

Elbette burası

Yazar: Yeni Yaşam
12 Eylül 2026

Umut zaferden daha önemlidir

Yazar: Yeni Yaşam
12 Eylül 2026

Çözüm süreci: Kapı açıldı, oda boş!

Yazar: Yeni Yaşam
12 Eylül 2026

TMMOB arz güvenliği masalına noktayı koydu

Yazar: Yeni Yaşam
12 Eylül 2026

Çirkin Kral: Yeşilçam’a atılan ‘Kürt’ çiziği

Yazar: Yeni Yaşam
12 Eylül 2026

DEM Parti heyeti 14 Eylül’de İmralı’ya gidecek

Yazar: Yeni Yaşam
11 Eylül 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır