• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
18 Mayıs 2026 Pazartesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Manşet

Denizler: Ölümüne anti-emperyalist demokratik mücadele

Yeni Yaşam Yazar: Yeni Yaşam
6 Mayıs 2019
Kategori: Manşet, Yazarlar
Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

Denizler’e “gençlik önderleri” demek neredeyse adet olmuştur. Değillerdir. Halk önderleridirler. ’68 de bir gençlik hareketinden ibaret değildir, ama Amerika ve Avrupa’daki örneklerinden farklı olarak, devrimci bir halk hareketidir.

Gençliğe önderlik ederek başladıkları doğrudur. Ama hiçbir şey başladığı gibi kalmaz, Denizler’de de öyle olmuştur.

M. Kemal örneğin, cılız da olsa anti-emperyalist bir milli devrimin önderliğini yapmıştır. Ancak tıpkı İttihatçılar gibi, o da başladığı noktada kalmamış, hayat akıp giderken, değişmiştir. İttihatçılar, temel sloganı “İstibdada karşı Hürriyet” olan 1908 demokratik devriminin başını çekmiş, ama iktidarlarındaki zulümleriyle Abdülhamit’i aratmamışlardır. M. Kemal’in anti-emperyalizmi de, Alman yandaşı haline gelen İttihatçılara benzer biçimde, giderek emperyalistlerle işbirliğine, milli devrim karşı devrime dönüşmüş; Türkiye yeniden emperyalizme bağımlı bir ülke haline gelmiştir. M. Kemal’de demokrasi aramak ise boşunadır.

Denizler hep devrimcidirler. Gençliğe önderlik ederek başlattıkları mücadeleleri içinde halkın önderleri haline gelmişler; çünkü yürüttükleri mücadele gençlik hareketine sığmaz olmuştur. Artık Denizleri arayan, onları ya fabrikalarda, sendika odalarında ve grevlerle işçi direnişlerinde ya da köylerde toprak işgalleri ve köylü miting ve gösterilerinde bulabilmiştir. “Tam bağımsız ve gerçekten demokratik Türkiye” talebi, “demokratik üniversite” talebinin yerini almıştır.

Bağımsızlık ve demokrasi… Yani: anti-emperyalist ve demokratik bir halk iktidarı için mücadele. Anti-emperyalizmleri ve demokrasi için yürüttükleri savaş, öncelleri gibi emperyalizm karşıtlığından emperyalizmle uzlaşmaya ve yandaşlığa dönüşen bir bitimli kavga değildir; bitimsiz, ömür-boyu bir savaş olmuştur. Nedeni açıktır. Denizler, sosyalizm özlemiyle, “aşağıdan”, sömürülen halkın içinden, sömürü ve zorbalığın ortadan kaldırılması için mücadeleye atılmışlardır. Sosyalizmi, Marksizmi ne kadar özümsedikleri, yöntemlerinin Marksizme ne kadar uygun olduğu ayrı konudur; ama sosyalistlikleri tartışılabilir şey değildir. Üstelik sonradan kimilerinin “reel sosyalizm” adını taktığı modern revizyonizmden, onun Amerikan emperyalizmiyle “barış içinde yarış”, “barışçıl geçiş” gibi karşı devrimci tezlerinden nefret eden gerçek sosyalistlerdendirler. Kruşçev ve Brejnev’e düşman, Lenin ve Stalin’e hayrandırlar.

Hiç parlamentarist olmamışlar, TİP’ten bu nedenle kopmuşlardır. Darbecilik de semtlerine uğramamıştır. Dönemin sosyalizme bulaştırılmaya çalışılan bu iki ana burjuva akımından uzak durmuş, reformlarla düzenin iyileştirilmesini değil, devrimi savunmuşlardır. Kimilerinin kara çalma olarak yakıştırmaya uğraştıkları “darbe yandaşlığı” ya da “darbecilerle ilişkili oldukları” veya Kemalistlik iddiaları yalandır. Bunlar başkalarının nitelikleridir. Denizlerin 12 Mart darbesi karşısında aynı gün yayınladıkları darbeyi faşizmle niteleyen THKO bildirisi net olarak darbe karşıtıdır. Deniz’in son sözü ise ünlüdür ve Kemalizme övgü değildir, “Yaşasın Marksizm-Leninizmin yüce ideolojisi” şeklindedir.

Bildirileri ve son sözlerinin ötesinde, Denizlerin ne olup ne olmadıkları, en başta devrimci kavgalarının başlıca tanımlayıcı unsuru durumundaki anti-emperyalizmleriyle kanıtlıdır.

Darbe ve darbecilik düzen-içi bir etkinlik ya da amiyane tabirle dalavereciliktir. Kemalizm ise bir burjuva ideolojisidir. Darbeciler ve Kemalizm, toplumsal ne de siyasal düzende (devlet) köklü bir değişiklik öngörmez. Kapitalizm kapitalizm olarak kalır, tekellerin egemenliği sürer, devlet burjuva devlet olarak devam eder. Denizlerin Amerikan üsleriyle Türkiye’nin NATO üyeliğine karşı çıkmakla kalmayan anti-emperyalizmleriyse öncelikle sömürü ilişkisi olarak kapitalizme karşıdır. Tekellerin egemenliğinin devrilmesine yöneliktir. Ve devlet kademelerinde darbecilerin generallerin işbaşı yapmaları türünden tanık olduğumuz “değişiklik”lerinden temelden farklıdır. Denizlerin burjuva devletle hiçbir uzlaşma içermeyen iktidar talebi, burjuva devletin yerine halk egemenliğine dayalı yeni bir devletin konması şeklindedir.

Denizlerinki, o nedenle, hala, izlenecek tek yoldur.

Mustafa Yalçıner

Etiketler: 68 KuşağıDeniz GezmişMustafa Yalçıner
Yeni Yaşam

Yeni Yaşam

İlgiliYazılar

Yasayı Kandil mi çıkaracak?

Yazar: Yeni Yaşam
18 Mayıs 2026

Kongra-Gel Başkanı Remzi Kartal ile sürecin geldiği aşamayı, yasal adım beklentisini ve olası riskleri konuştuk: Dönüşle ilgili, partiyle ilgili, her...

18 Mayıs: Ateşin hafızası, halkın vicdanı

Yazar: Yeni Yaşam
18 Mayıs 2026

Bugün hâlâ Dörtlerin ateşi yanıyor. Hâlâ Haki yoldaşın enternasyonalist  sesi dağların rüzgârına karışıyor. Hâlâ Halil Çavgun’un direnişi köy meydanlarında yankılanıyor......

Kırmızı gül buz içinde

Yazar: Yeni Yaşam
18 Mayıs 2026

53. yılında İbrahim Kaypakkaya’yı Ragıp Zarakolu, İbrahim Ünal ve Aras Aladağ ile konuştuk: Ragıp Zarakolu: Türkiye solu içindeki Kemalist yansımalardan...

Adana’da ‘Barış Hakkı’ paneli: Kalıcı barış için hakikat ve katılımcı süreç şart

Yazar: Yeni Yaşam
17 Mayıs 2026

İHD Adana Şubesi'nin düzenlediği 'Barış Hakkı' panelinde konuşan uzmanlar, Türkiye'deki çözüm sürecini 'kırılgan bir umut' olarak nitelendirdi. Şebnem Korur Fincancı,...

Bakırhan Uşak’ta konuştu: Barış süreci tüm halkların meselesi

Yazar: Yeni Yaşam
17 Mayıs 2026

'Barış ve Demokratik Toplum Buluşmaları' kapsamında Uşak'taki konuşan Bakırhan, 'Barış süreci sadece Kürdü değil, Uşak'taki emekliyi, emekçiyi, Türkü, Aleviyi ve...

Kobanêli kadınların talepleri net: YPJ resmi olarak tanınsın

Yazar: Yeni Yaşam
17 Mayıs 2026

Kobanê’de 2 bini aşkın kadın Suriye’nin geleceğinde kadınların rolünü ve kazanımlarını tartışmak üzere bir araya geldi. Toplantıda, YPJ’nin resmi olarak...

Sonraki Haber

133 yıl sonra 1 Mayıs'ta Dünya işçi sınıfının durumu

SON HABERLER

Yasayı Kandil mi çıkaracak?

Yazar: Yeni Yaşam
18 Mayıs 2026

18 Mayıs: Ateşin hafızası, halkın vicdanı

Yazar: Yeni Yaşam
18 Mayıs 2026

Kırmızı gül buz içinde

Yazar: Yeni Yaşam
18 Mayıs 2026

12’nci Cizîr Kültür-Sanat ve Dil Festivali konserle sona erdi

Yazar: Yeni Yaşam
17 Mayıs 2026

BM: Sudan’da 19,5 milyon kişi akut gıda güvensizliği yaşıyor

Yazar: Yeni Yaşam
17 Mayıs 2026

Qamişlo’daki tutsak yakınlarının eylemleri sürüyor

Yazar: Yeni Yaşam
17 Mayıs 2026

Aksaray’da kuyuya giren 3 işçi hayatını kaybetti

Yazar: Yeni Yaşam
17 Mayıs 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır