• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
4 Mart 2026 Çarşamba
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar Mustafa Durmuş

ABD ekonomisi finansal çöküşün eşiğinde

2026 ve sonrası: finansal kriz, emperyalist savaş ve otokrasi (V)

4 Mart 2026 Çarşamba - 13:41
Kategori: Mustafa Durmuş, Yazarlar

Finansal krizlerin, finans sektörünün en kapsamlı örneğine sahip olan ABD’de patlak vermesi tesadüf değil. Bu ülkenin ev sahipliği yaptığı neo-liberalizm ve beraberinde hızlanan küreselleşme ve finansallaşma da bu krizlerin başta Avrupa olmak üzere, neredeyse tüm kapitalist dünyaya yayılmasıyla sonuçlanıyor.

‘2007-09 finansal krizi’ bunun en somut örneklerinden biri. ABD’de patlayıp, sadece üç hafta içinde tüm dünyaya yayılıp, başta finans ve imalat sektörü olmak üzere tüm ekonomik sektörleri vurmuş ve 1929 Büyük Buhranı’nın ardından şu ana kadar görülmüş en derin ikinci krizi sıfatını kazanmıştı.

Bu yıl bir finansal çöküş yaşanır mı?

Ancak kapitalizmin krizleri sona ermiyor. Üstelik bu krizler giderek çoklu krizlere dönüşmeye yani tüm toplumsal ve ekolojik yaşamı etkilemeye başladı. Şimdi soru, “bu yıl ya da en geç 2027’nin başlarında yeni bir finansal çöküşün yaşanıp yaşanmayacağı” sorusu.

Eğer tarih bir rehber ise aslında sorulması gereken soru, “başka bir büyük finansal çöküşün olup olmayacağı değil, ne zaman olacağıdır”. Kuşkusuz dünya nüfusunun çoğu için bu soru, “ABD’de başlayan böyle bir krizin kendi ülkelerini ve daha da önemlisi başta işçi sınıfı olmak üzere tüm halkların yaşamını ve geleceğini nasıl etkileyeceğidir”.

Balonların sönümlenme hızı belirleyici olacak

Amerikalı iktisatçı Jack Rasmus’a göre, önümüzdeki aylarda çok sayıda finansal piyasa balonunun ne kadar hızla sönümlenebileceği, önümüzdeki 12-18 ay içinde bir “finansal çöküş” olup olmayacağını belirleyecektir.

“Şubat 2026’da finansal piyasalarda olup bitenler, özellikle de mevcut yapay zekâ yatırımlarındaki patlama, 1998-2000 yıllarında ‘dotcom internet balonu’nun aşırı yatırımına benziyor ve 2003-07 yıllarını izleyen konut patlaması ve balonunun unsurlarıyla örtüşüyor olsa da 2026-2027 yıllarında ortaya çıkacak olan finansal çöküşün diğerlerin farklı ve daha endişe verici boyutları söz konusu”.(1)

Jeopolitik ve iç gerilimler

Kuşkusuz 28 Şubat tarihinde gerçekleşen ABD-İsrail ortaklı İran saldırısı gibi jeopolitik olaylar altın fiyatlarını, ABD’deki iç siyasi gelişmeler (Trump’ın Kasım ayında yapılacak ABD seçimlerini baltalamak için tehditler ve eylemlerde bulunması gibi) kripto fiyatlarını etkileyecektir. Tüm bunlar, bu yıl yatırımcıların ve tüketicilerin güvenini olumsuz etkileyecek ve zaten giderek kırılgan hale gelen hisse senedi (borsa), kripto para, ABD doları ve metal finans piyasalarına olumsuz etkilerde bulunacaktır.

Borsalar rekor seviyelere ulaşırken, artan finansal kırılganlık ABD ve Avrupa’da alarm zillerini çaldırıyor. IMF de son zamanlarda bu endişeleri yineleyerek, yaklaşan bir kriz korkusunu körükledi.

Küresel finans tehlikeli sularda yüzüyor

Kısaca, varlık fiyatları yükselirken ve devasa miktarda spekülatif para riskli piyasalara akarken, küresel finans sistemi yeniden tehlikeli bir bölgeye giriyor. Kaçınılmaz çöküşler veya fiyat düzeltmeleri gerçekleştiğinde, bunun etkileri ABD ve Avrupa’nın çok ötesine yayılacak ve zaten borç ve belirsizlikle boğuşan gelişmekte olan ekonomileri vuracaktır.

Uyarı işaretleri her yerde mevcut: finansal varlık fiyatları, temel göstergelerle açıklanabilecek seviyenin çok ötesinde yükselirken, banka dışı finansal aracılar artık 2008 finansal krizine giden yıllarda ‘gölge bankalar’ın oynadığı role benzer bir rol oynuyor. Aynı zamanda, stabilcoinlerin yükselişi, düzenlemeye tabi bankaları kripto para birimlerinin opak dünyasına çekmiş durumda. Kanıtlanmış getirilerden çok, abartılı reklamların etkisiyle büyük miktarda spekülatif sermaye yapay zeka hisselerine akın ediyor.(2)

Finansal göstergeler

Peki, somut olarak hangi finansal göstergeler ABD ekonomisinin, büyük olasılıkla bu yıl içinde ciddi bir finansal kriz yaşayabileceğini gösteriyor?

Aslında finansal balonları, patladıkları ana kadar gerçek zamanlı olarak tanımlamak oldukça zor. ABD ekonomisinin şu anda bir balonun içinde olup olmadığını kesin olarak söyleyebilmek için, günümüzün yapay zekâ yatırım patlamasının büyüklüğünü ve yoğunluğunu ve potansiyel balonun sona erme zamanını anlamak gerekiyor.

Bu yazı dizisinde şu ana kadar yaptığımız analizler, aslında ABD ekonomisinin bir finansal balonun içinde olduğunu ortaya koyuyor.

Aşırı değerlenmiş finans piyasaları

İlk olarak, ABD’de finansal piyasalar aşırı değerlenmiş durumda. Trump’ın göreve gelmesinden bu yana geçen 14 ay boyunca, S&P 500 ve Nasdaq borsaları, kripto para piyasası ve altın ve gümüş piyasaları gibi finansal varlık piyasası balonları 2025 yılında rekor seviyelere ulaştı. Bu yılın Şubat ayı başında bu piyasalar aniden daraldı, kısa bir süreliğine toparlandı ancak ardından tekrar düşüşe geçti.

Örneğin aşağıdaki grafikten de görülebileceği gibi balonun olup olmadığının bir göstergesi olarak kabul edilen ‘Fiyat-Kazanç (PE) Oranları’ gibi geleneksel değerleme ölçütleri aşırı seviyelere ulaşmış durumda.

Yüksek düzeyde gizli kaldıraç

Finansal balonu gösteren ikinci gösterge gizli kaldıraçtır. Yatırımcılar ve spekülatörler sadece aşırı değerli hisse senetlerine yatırım yapmaya devam etmekle kalmıyor, giderek artan sayıda yatırımcı kişi ve kurum bunu borç para ile yapıyor.

Gölge bankacılık sisteminde artan kaldıraç etkisi görülüyor ancak belki de daha büyük endişe kaynağı, kaldıraçlı borsa yatırım fonları gibi finansal ürünlerdeki riskler. Daha da endişe verici olan ise, sıfır gün opsiyonlarının (hisse senedi fiyat hareketlerine ilişkin tek günlük bahisler) patlaması, daha fazla perakende yatırımcının, risklerini nasıl yönetmeleri gerektiğini bilmedikleri kaldıraçlı işlemlerde bulunduklarını gösteriyor.(3)

Bu gelişmeleri okuyabilenlerin ciddi biçimde endişelenmeleri için haklı nedenler var. Çünkü özellikle de kripto para ve yapay zeka sektörleri yeterli öz sermayeye sahip değil, bu yüzden de yatırımcılar (özellikle de dev teknoloji şirketleri) büyük çaplı borçla finansman (aşırı kaldıraçlı) yapmak durumunda kalıyor. Çoğu spekülatif nitelikte olan yatırımlar, Trump’ın ucuz para ve zayıf devlet düzenleme politikalarıyla da teşvik ediliyor.

Diğer yandan, ciddi bir ekonomik durgunlukta ortaya çıkacak iflaslar daha geniş çapta finansal piyasalarına ve bankacılık sistemine yayılır ve kaldıraç etkisini destekleyen sermayeyi yok eder. 2007-09 finansal çöküşünde olan da budur. (4)

İpotekli konut kredisi krizinden ders çıkarılmadı

Bu konuda 2007-09 ipotekli konut (mortgage) krizinden öğrenilecek çok şey var. Çünkü bu balon patlamadan birkaç yıl önce,  mortgage faizleri düşürüldü. Bu durum, konuta olan talebi artırdı ve konut fiyatları yükseldi. Bankalarsa bunu fırsat bilip bu kredileri geri ödeme kapasitesi olmayan müşterilerle giderek daha fazla verdiler. (Bu krediler, aşırı değer biçilmiş mülklere karşı verildi).

Ardından doların değerini koruyabilmek için faiz oranları yükseltilince, konut piyasasına olan talep zayıfladı. Menkul kıymetleştirilmiş borç sahipleri pozisyonlarını kapatamadıklarını (bunları satamadıklarını) fark ettiklerinde kredi piyasaları durma noktasına geldi. Sahip oldukları varlıkların hangilerinin sağlam, hangilerinin zehirli olduğunu anlamak imkânsızdı.

Kredi kuruması

Sonuç olarak, finansal kurumlar kredi vermeyi durdurdu, kurumsal borçlanma faiz oranları birden fırladı, yatırımlar neredeyse durma noktasına geldi ve borsalar çakıldı: mortgage balonu patladı.

Tahribat konut piyasası ile sınırlı kalmadı: irili ufaklı bankalar iflas etmeye başladı. Eylül 2008’de ABD’li dev Lehman Brothers’ın iflası küresel krizin başlangıcını işaret ederken, Birleşik Krallık’ta Northern Rock’ın likidite krizi olayların odağına oturdu. Güvenlerini yitiren tasarruf sahipleri, banka şubelerinin önünde sıraya girerek paralarını çekmek istedi ve bu, 19. yüzyıldan bu yana Birleşik Krallık’ta bir bankaya yönelik ilk bankacılık krizi oldu. Ancak daha da kötüsü, bankalar birbirlerine olan güvenlerini yitirdiler.(5)

Bu krizin öncekilerden farklı yanları

Bu yıl şişirilmekte olan finansal balon ile tarihsel öncülleri arasındaki temel farklardan biri, önceki finansal çöküşlerin tek bir finansal piyasanın çöküşüyle sınırlı olmasıdır. Bugün ise üç finansal varlık piyasası balonu (borsa, kripto para piyasası ve metal piyasası)aynı anda dalgalı ve istikrarsız hale geldi. Bu balonlar zirveyi 2025 yılı sonunda görürken, daha da kırılgan bir hale geldiler (zirveye ulaşmak 2-3 yıl sürüyor). Altın ise jeopolitik gerilimlerin sürmesi yüzünden yükselişini sürdürmeye devam etti.

Üç balon bir arada

Varlık fiyat balonları genellikle şişirilirken olduğundan çok daha hızlı bir şekilde patlar ve sönümlenir. ABD şu anda üçünün de üçüncü yılında ve Şubat 2026’daki son daralmalar bir tehlike işareti olarak görülmeli: varlık fiyatlarının kırılganlığı zirveye ulaşıyor (burada “kırılganlık”, büyük bir finansal çöküş eğiliminin göstergesidir).(6)

Bu daha önce hiç görülmemiş bir durum. Dolayısıyla da bugün üçlü balonun patlamasının sonuçları potansiyel olarak her zamankinden daha büyük olacaktır.

Doların değer kaybı, artan bütçe açığı, borçlanma ihtiyacı ve yüksek düzeydeki faiz ödemeleri

Bu gelişmelere bir de ABD dolarının bir süredir yüzde 20’nin üzerinde değer kaybetmesi ilave edildiğinde (2007-09 yıllarındaki finansal kriz sırasında dolar yüzde 10 civarında bikir değer kaybetmişti), bu gelişmelerin ABD ekonomisi ve küresel ekonomiler için ne gibi sonuçlar doğurabileceğini hesaba katmak gerekiyor.

Ayrıca petrol ve gaz yüzde 30 değer kaybetti, petrol ilk kez üst üste üç yıl zarar etti. ABD’deki konutların ortalama fiyatı sabit kaldı; buğday fiyatı da yüzde 30 düştü. Keza ABD Hazinesi şu anda yıllık 1,8 trilyon dolarlık bütçe açığını finanse etmekte zorlanıyor. Ayrıca son kriz sırasında 10 trilyon dolar olan toplam kamu borcu bugün 38 trilyon dolar civarında. Faiz ödemeleri, 2020 yılında hükümet harcamalarının yüzde 6’sından 2025 yılında yüzde 14’e yükseldi ve bu da onu devlet harcamalarının en hızlı büyüyen bileşeni haline getirdi. Sadece geçen yıl 1,2 trilyon dolar faiz ödendi.( Faiz ödemeleri 2020’de 345 milyar dolar ve 2005’te 180 milyar dolardı). (7)

Rasmus bu durumu; “finansal piyasa balonları ve kronik dolar devalüasyonu ABD reel ekonomisinin altında yanan odunlarsa, ABD hanelerinin bugünkü istikrarsız ekonomik durumu, finansal balonların patlaması ve ABD ekonomisini bir kez daha resesyona sürüklemesi halinde önümüzdeki 18 ay içinde ekonomik bir yangını tetiklemeye hazır kuru odunlar” olarak tanımlıyor. (8)

Bir başka anlatımla, bugün ABD’de finansal patlamayı tetikleyen üç riskli sektör var: kripto, özel kredi ve yapay zeka. Dahası 2008 krizini tetikleyen şeffaf olmayan finansal icatlar gibi, bu sektörler de aşırı kaldıraçlı ve yetersiz düzenlemelere tabi.

Önceki yazılarımızda da vurgulandığı gibi kripto para piyasası, periyodik çöküşlerinden birini yaşıyor ve bu kez çöküş çok daha büyük. Örneğin Bitcoin yaklaşık 125.000 dolar ile zirveye ulaştı ama Şubat’ta 60.000 doların altına kadar düştü. Toplam kripto piyasa değeri ise zirveden yaklaşık yüzde 40 düşüş gösterdi.

Özel krediler

İkinci sorunlu sektör ise özel krediler. 3 trilyon dolarlık özel kredi sektörü, riskli borçluların tamamen düzenlemesiz bir sermaye piyasasından yararlanmasına olanak tanıyor. Başlıca oyuncular arasında; Goldman Sachs, KKR, Apollo ve Blackstone gibi dev yatırımcılar bulunuyor ve sektör, veri merkezi inşaatı için kredi sağlamada aktif rol oynuyor. Risklerin artması ve beklenen getirilerin gerçekleşmemesi nedeniyle özel kredi yatırımcılarının “toplu halde” nakit çıkışı yaptığını bildirildi. Büyük bir ekonomik durgunlukta, bu kredilerin çoğu batık hale gelerek domino etkisi yaratacaktır. (9)

Yani ABD ekonomisindeki  artan kırılganlığın arkasında, büyük çapta son 10 yıldır özel finans kurumlarının hızlı büyümesi yatıyor. Finansal İstikrar Kurulu’na göre, perakende yatırımcılardan fon toplayan ve agresif borçlanma yoluyla pozisyonlarını güçlendiren bu kuruluşlar, şu anda dünya toplam finansal varlıklarının neredeyse yarısını oluşturuyor. Risk iştahları, ticaret belirsizlikleri ve politika dalgalanmalarına rağmen varlık fiyatlarının yükselmesine katkıda bulunuyor. Trump’ın zaten zayıf olan finansal düzenlemeleri kaldırması ise bu tehdidi daha da artırıyor.(10)

Yapay zekâ-özel kredi ilişkisi

Yapay zekâ balonunun patlaması, bu özel kredilerle ilgili çünkü birçok özel kredi yapay zekânın geliştirilmesiyle bağlantılı. Ancak diğer yapay riskleri daha da endişe verici.

Bunlardan biri ani çöküş riski. Yapay zekâ daha geniş çaplı borsa patlamasının büyük bir kısmını tetikledi. Yapay zekâya yapılan büyük yatırımların ne kadar bunun karşılığını vereceği veya ne tür bir sarsıntı yaşanacağı henüz belli değil. Yatırımcılar olumsuz bir tavır sergilerse, otomatik ticaret sistemleri de aynı yönde tepki verebilir ve durgunluğu daha da büyütebilir. Özel kredi sağlayıcılarında son dönemde yaşanan satış dalgası, sadece veri merkezi kredileriyle ilgili endişelerden değil, özel kredi kredilerinin yaklaşık yüzde 20’sinin yapay zekâdan risk altında olan yazılım şirketlerine verilmiş olmasından da kaynaklanıyor.(11)

Kısaca, bu üç finansal varlık piyasalarından herhangi biri gruptan ayrılır ve hızla değer kaybına uğrarsa, ya da üçü birden çökerse, bulaşma ve daha genel bir varlık fiyatı çöküşü kaçınılmaz hale gelecek,  finansal bir çöküşü tetiklenecek ve bu çöküş diğer sektörlere de sıçrayacaktır. Bunun reel ekonomiye etkileri 2007-09’da yaşananlardan daha büyük olacaktır.

Keza eğer İran savaşı gibi jeopolitik gerilimler sürerse, doların mevcut hâkimiyeti, belirsizliğin artması nedeniyle, sermayenin güvenli limana (ABD) geri dönmesiyle sonuçlanabilir. Bu da azgelişmiş ekonomilerde ulusal paranın sert değer kayıplarına neden olur ki bunun nihai sonucu sistemik bankacılık krizidir.

Devam edecek…

Dip notlar:

  • https://jackrasmus.com/2026/02/19/how-close-is-the-next-financial-crisis (19 Şubat 2026).
  • https://www.project-syndicate.org/commentary/developing-countries-could-be-hit-hardest-by-future-financial-crisis-by-jayati-ghosh-2025-11 (4 Kasım 2025).
  • https://www.project-syndicate.org/commentary/ai-bubble-market-signals-to-watch-by-dambisa-moyo-2025 (20 Ekim 2025).
  • https://prospect.org/2026/02/10/trump-financial-collapse-federal-reserve (10 Şubat 2026).
  • Mustafa Durmuş, Kapitalizmin Krizi- 2008 Krizinin Eleştirel Bir Çözümlemesi, Gazi Kitabevi, 2013, s. 129-155.
  • https://jackrasmus.com/2026/02/19/how-close-is-the-next-financial-crisis (19 Şubat 2026).
  • https://grossmanite.medium.com/us-empire-on-the-precipice-jobs-market-enters-recessionary-territory-as-oil-price-sinks-and-100def36d9ed (18 Ocak 2026).
  • https://jackrasmus.com/2026/02/19/how-close-is-the-next-financial-crisis (19 Şubat 2026).
  • https://prospect.org/2026/02/10/trump-financial-collapse-federal-reserve (10 Şubat 2026).
  • https://www.project-syndicate.org/commentary/developing-countries-could-be-hit-hardest-by-future-financial-crisis-by-jayati-ghosh-2025-11 (4 Kasım 2025).
  • https://prospect.org/2026/02/10/trump-financial-collapse-federal-reserve (10 Şubat 2026).
PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

İran’a ait savaş gemisi Sri Lanka açıklarında ‘imdat’ çağrısı yaptı: 100’den fazla kişi kayıp

Sonraki Haber

GES’i protesto eden yurtaşlardan 3’ü adliyeye sevk edildi

Sonraki Haber

GES'i protesto eden yurtaşlardan 3'ü adliyeye sevk edildi

SON HABERLER

Hezex’te ‘Kadın Bahçesi’ kuruldu

Yazar: Yeni Yaşam
4 Mart 2026

PAK’ın Hewlêr’deki üssü yine hedef alındı

Yazar: Yeni Yaşam
4 Mart 2026

Savaşlarda kadına yönelik cinsel şiddete karşı imza kampanyası

Yazar: Yeni Yaşam
4 Mart 2026

Nisêbîn ‘Kadın kenti’ ilan edildi

Yazar: Yeni Yaşam
4 Mart 2026

TTB Amed’den Ankara’ya ‘Beyaz Yürüyüş’ başlatıyor

Yazar: Yeni Yaşam
4 Mart 2026

İmralı Heyeti üyeleri ile Adalet Bakanı görüşmesi başladı

Yazar: Yeni Yaşam
4 Mart 2026

GES’i protesto eden yurtaşlardan 3’ü adliyeye sevk edildi

Yazar: Yeni Yaşam
4 Mart 2026

Kategoriler

  • Abdullah Aysu
  • Afşin Aybar
  • Ahmet Güneş
  • Ali Adalı
  • Ali Sinemilli
  • Arif Mostarlı
  • Asrın Hukuk Bürosu
  • Asrın Keleş
  • Ayşe Düzkan
  • Ayşe Gökkan
  • Ayşegül Devecioğlu
  • Azad Barış
  • Aziz Ferman
  • Aziz Tunç
  • Bahadır Altan
  • Beyza Üstün
  • Birinci sayfa
  • Bülent Felekoğlu
  • Cahit Kırkazak
  • Cengiz Çiçek
  • Cengizhan Kaptan
  • Çeviri
  • Çiğdem Doğa
  • Deniz Aras
  • Dicle Anter
  • Doğan Durgun
  • Doğan Kılıçkaya
  • Dr. Hayri Hazargöl
  • Dr. Hayri Hazargöl
  • Dünya
  • Editörün Seçtikleri
  • Ehmed Pelda
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Emine Ilgaz
  • Ender İmrek
  • Eren Keskin
  • Erol Katırcıoğlu
  • Ertuğrul Kürkçü
  • Eski Yazarlar
  • Ezgi Koman
  • Ferda Koç
  • Fikret Başkaya
  • Forum
  • Gençliğin Sözü
  • Genel
  • Güncel
  • Gündem
  • Güner Yanlıç
  • Güner Yanlıç
  • Haber-Analiz
  • Hakan Öztürk
  • Hasan Durkal
  • Hasan Kılıç
  • Haydar Ergül
  • Hicri İzgören
  • Hüseyin Ali
  • Hüseyin Aykol
  • Hüseyin Bul
  • Hüseyin Deniz
  • Hüseyin Kalkan
  • Hüseyin Ozan
  • İçeriden
  • İlham Bakır
  • İsa Taşçı
  • Jineolojî'nin Sözü
  • Kadın
  • Kadınların Sözü
  • Kadriye Doğan
  • Karikatür
  • Kenan Kırkaya
  • Kezban Konukçu
  • Koray Türkay
  • Kültür
  • M. Ender Öndeş
  • Manşet
  • Mehmet Nuri Özdemir
  • Mehmet Yılmazer
  • Menekşe Kızıldere
  • Mervan Özdemir
  • Metin Yeğin
  • Miheme Zebeşoğlu
  • Muhammed İnal
  • Murat Çakır
  • Murat Çepni
  • Mürüvet Küçük
  • Musa Anter yazıları – Arşiv
  • Musa Piroğlu
  • Mustafa Durmuş
  • Mustafa Mesut Tekik
  • Naci Sönmez
  • Nazan Üstündağ
  • Necati Sönmez
  • Nesrin Akgül
  • Nihat Demir
  • Oğuzhan Kayserilioğlu
  • Online Gazete
  • Ortadoğu
  • Özel
  • Özge Yurttaş
  • Özgür Amed
  • Özgür Müftüoğlu
  • Özlem Gümüştaş
  • Öztürk Türkdoğan
  • Pakrat Estukyan
  • Panorama 2022
  • Panorama 2023
  • Panorama 2024
  • Panorama 2025
  • Perihan Koca
  • Politika
  • Ragıp Zarakolu
  • Şahin Tümüklü
  • Salih Yılmaz
  • Sami Evren
  • Savunmanın Sözü
  • Sebahat Tuncel
  • Seçim 2019
  • Seçim 2023
  • Sedat Ulugana
  • Seydi Fırat
  • Sezai Temelli
  • Sinan Çiftyürek
  • Sinan Cudi
  • Söyleşi
  • Tevfik Kalkan
  • Tugay Karakuzu
  • Tüm Haberler
  • Vahap Işıklı
  • Veli Saçılık
  • Veysi Sarısözen
  • Volkan Yaraşır
  • Yaşam
  • Yazarlar
  • Yerel Seçimler 2024
  • Yusuf Gürsucu
  • Zafer Yörük
  • Zeynel Kete
  • Ziya Güler

Kategoriler

  • Abdullah Aysu
  • Afşin Aybar
  • Ahmet Güneş
  • Ali Adalı
  • Ali Sinemilli
  • Arif Mostarlı
  • Asrın Hukuk Bürosu
  • Asrın Keleş
  • Ayşe Düzkan
  • Ayşe Gökkan
  • Ayşegül Devecioğlu
  • Azad Barış
  • Aziz Ferman
  • Aziz Tunç
  • Bahadır Altan
  • Beyza Üstün
  • Birinci sayfa
  • Bülent Felekoğlu
  • Cahit Kırkazak
  • Cengiz Çiçek
  • Cengizhan Kaptan
  • Çeviri
  • Çiğdem Doğa
  • Deniz Aras
  • Dicle Anter
  • Doğan Durgun
  • Doğan Kılıçkaya
  • Dr. Hayri Hazargöl
  • Dr. Hayri Hazargöl
  • Dünya
  • Editörün Seçtikleri
  • Ehmed Pelda
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Emine Ilgaz
  • Ender İmrek
  • Eren Keskin
  • Erol Katırcıoğlu
  • Ertuğrul Kürkçü
  • Eski Yazarlar
  • Ezgi Koman
  • Ferda Koç
  • Fikret Başkaya
  • Forum
  • Gençliğin Sözü
  • Genel
  • Güncel
  • Gündem
  • Güner Yanlıç
  • Güner Yanlıç
  • Haber-Analiz
  • Hakan Öztürk
  • Hasan Durkal
  • Hasan Kılıç
  • Haydar Ergül
  • Hicri İzgören
  • Hüseyin Ali
  • Hüseyin Aykol
  • Hüseyin Bul
  • Hüseyin Deniz
  • Hüseyin Kalkan
  • Hüseyin Ozan
  • İçeriden
  • İlham Bakır
  • İsa Taşçı
  • Jineolojî'nin Sözü
  • Kadın
  • Kadınların Sözü
  • Kadriye Doğan
  • Karikatür
  • Kenan Kırkaya
  • Kezban Konukçu
  • Koray Türkay
  • Kültür
  • M. Ender Öndeş
  • Manşet
  • Mehmet Nuri Özdemir
  • Mehmet Yılmazer
  • Menekşe Kızıldere
  • Mervan Özdemir
  • Metin Yeğin
  • Miheme Zebeşoğlu
  • Muhammed İnal
  • Murat Çakır
  • Murat Çepni
  • Mürüvet Küçük
  • Musa Anter yazıları – Arşiv
  • Musa Piroğlu
  • Mustafa Durmuş
  • Mustafa Mesut Tekik
  • Naci Sönmez
  • Nazan Üstündağ
  • Necati Sönmez
  • Nesrin Akgül
  • Nihat Demir
  • Oğuzhan Kayserilioğlu
  • Online Gazete
  • Ortadoğu
  • Özel
  • Özge Yurttaş
  • Özgür Amed
  • Özgür Müftüoğlu
  • Özlem Gümüştaş
  • Öztürk Türkdoğan
  • Pakrat Estukyan
  • Panorama 2022
  • Panorama 2023
  • Panorama 2024
  • Panorama 2025
  • Perihan Koca
  • Politika
  • Ragıp Zarakolu
  • Şahin Tümüklü
  • Salih Yılmaz
  • Sami Evren
  • Savunmanın Sözü
  • Sebahat Tuncel
  • Seçim 2019
  • Seçim 2023
  • Sedat Ulugana
  • Seydi Fırat
  • Sezai Temelli
  • Sinan Çiftyürek
  • Sinan Cudi
  • Söyleşi
  • Tevfik Kalkan
  • Tugay Karakuzu
  • Tüm Haberler
  • Vahap Işıklı
  • Veli Saçılık
  • Veysi Sarısözen
  • Volkan Yaraşır
  • Yaşam
  • Yazarlar
  • Yerel Seçimler 2024
  • Yusuf Gürsucu
  • Zafer Yörük
  • Zeynel Kete
  • Ziya Güler
  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır