Sorbonne Paris Nord Üniversitesi’nden Sahar Baqerî, ABD ve İsrail’in İran’a dönük saldırılarının ekonomide ‘büyük bir şoka’ neden olacağını söyledi. Sahar Baqerî, olası bir rejim değişikliğinde İsrail ile Türkiye’nin doğrudan karşı karşıya kalabileceğini kaydetti
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik başlattığı saldırılar 5’inci gününde devam ediyor. Saldırıların ardından küresel finans ve enerji piyasalarında dalgalanmalara yol açtı. Sorbonne Paris Nord Üniversitesi’nde ekonomist ve araştırmacı Sahar Baqerî, yaşanan gelişmeleri değerlendirdi.
Saldırılar öncesi ekonomik kriz nedeniyle yaşanan protestoları hatırlatan Sahar Baqerî, Tahran’daki esnafların ekonominin giderek daha kötü bir hal almaya başlamasına karşı Aralık’ta grev başlattığını söyledi. Sahar Baqerî, “Dolar ve Euro karşısında İran parası çok değer kaybetmişti. Enflasyon vardı, halk giderek fakirleşiyordu. Her şeyin fiyatı günden güne artıyordu. Ancak halk krizin sadece ekonomik değil, politik de olduğunu çok iyi biliyordu” dedi.

İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun bütün yetkileri elinde tutması, rejimin anti demokratik uygulamaları başta olmak üzere pek çok dinamiğin söz konusu ayaklanmalarda etkili olduğunu söyleyen Sahar Baqerî, protestoların bu sebeple ekonomik olmaktan çıktığını belirtti. Halkın rejimi kesinlikle istemediğini vurgulayan Sahar Baqerî, “İran rejimi kendisini öyle bir hale getirmişti ki ekonomik açıdan atacağı bir adım, rejimin değiştirmeye yorulabilirdi. O yüzden İran’ın yapacakları, dış politikayı değiştirmesi, ambargoların kaldırılması gerekiyordu” ifadelerini kullandı.
‘Savaş büyük bir ekonomik şok getirecek’
Devrim Muhafızlarının tüm ekonomik gücü hala elinde tuttuğunu ifade eden Sahar Baqerî, savaşın ekonomik açıdan büyük bir şoku beraberinde getireceğini söyledi. Sahar Baqerî, “Halk geleceğini bilmiyor. Ekonomik kriz giderek artacak. Trump, sadece bir tweet atarak, İran parasını dolara karşı düşürebiliyordu. Zaten savaş ekonomi üzerinde çok büyük bir şoktur. Çünkü makro ve mikro ekonomi üzerinde büyük tesiri var” diye konuştu.
ABD’nin saldırılarının İran’ın güneyinden gelmesinin beklendiğini söyleyen Sahar Baqerî, “İran’ın güneyi petrolün olduğu alandır. İran buradan aldığı petrolü Çin’e satıyordu. Güneye saldırı Çin’e petrol satamaması anlamına geliyor. Yatırım duracak. Petrol satışının başlı başına durması İran için büyük bir kriz, çünkü petrol parasıyla yaşam idare ediliyor. Bu önce devlete sonra da tekrar halka yansıyacak” diye belirtti.
‘Türkiye rejimin düşmesini istemiyor’
Savaş sonrası rejimin değişmesi halinde ülkenin ancak 15 yılda kendisini toparlayabilecek bir hale gelebileceğini ifade eden Sahar Baqerî, “Bu İran’da var olan krizi daha da derinleştirecektir. Avrupa devletleri savaş istemiyordu, Körfez ülkeleri de savaş istemiyordu. Çünkü bu ülkelerin hepsi de ekonomi başta olmak üzere pek çok anlamda etkilenecek. İran’ın güçsüz kalmasını istiyorlar, ancak düşmesini istemiyorlar. Çünkü bu bölgesel güvensizliği ve krizleri arttıracak. Avrupa devletleri şuan zaten Rusya sebebiyle çok büyük jeopolitik bir kriz içerisindeler. Bu krizin daha da büyümesini istemiyorlar. Türkiye de İran’a yakın bir ülke. Türkiye İran’a dönük saldırılarda Körfez ülkeleri ile aynı kaygıları taşıyor. Öte yandan mülteci krizi ve oluşan savaş direkt olarak Türkiye üzerinde etki yaratacak” şeklinde konuştu.
‘İsrail ile Türkiye karşı karşıya gelecek’
Türkiye’nin İran ile ekonomik ilişkilerinin doğrudan etkilenmesinin yanı sıra başka etkenlerin de olduğunu belirten Sahar Baqerî, bunlar arasında mülteci krizi, güvenlik endişeleri ve Türkiye için oluşabilecek olası Kürt nüfus bölgeleri olduğunu kaydetti. Sahar Baqerî, şunları söyledi: “Bir de İran’da Kürtlerin nüfusu var. Türkiye burada oluşabilecek olası Kürt özerk bir yönetimi tehdit olarak görüyor. Sınır duvarı çizeceklerini söylüyorlar. İran’da Kürt gücü oluşmasından korkuyorlar. Bunun Kuzey’de de tesir oluşturacağı kanısındalar. Bir de İsrail, Türkiye için bir tehdit. Çünkü İsrail için İran’ın tehdit olmaktan çıkması, bir sonraki adresin Türkiye olması anlamına geliyor. İran rejiminin güçsüz olması bile önemli değil. Ancak İran rejimi kalmazsa İsrail ile Türkiye doğrudan karşı karşıya kalacaktır.”
Çin ve Rusya
Söz konusu saldırılardan etkilenen bir diğer tarafın Çin olduğunu belirten Sahar Baqerî, şunları kaydetti: “İran rejimi, devrim sonrası konumu olarak kendisine yakın iki devleti gördü. Biri Çin diğeri de Rusya’ydı (Sovyetler). Bu pozisyon, politik, ekonomik ve jeopolotik birçok yaklaşımı da içeriyor. Bu pozisyon süreç boyunca ABD ve İran ilişkilerinde de etkili oldu. Çin ve Rusya’nın İran’a dönük bir desteği mevcut. Mesela Çin, İran’dan çok ucuza petrol alıyordu. İran petrolüne ambargo uygulandığı süreçte, bu Çin için büyük bir kazanç oldu. İran petrolünün yüzde 80’i Çin’e aktı. Çin her varili 10 dolar daha ucuza alıyordu. Bu, Çin için müthiş bir kârdı. O yüzden İran petrolü, Çin için çok önemli bir kaynak. Bu yüzden savaşı istemiyor. Rusya için ise durum biraz farklı. Ukrayna savaşı hala sürüyor. ABD’nin başka bir savaşta yer alması, onun için sorun olmayacak. Bunu fırsat olarak bile görüyor olabilir. Çin bu anlamda daha net bir tavır alıyor. Özellikle teknolojik anlamda ve silah sanayide İran’a desteğini sürdürüyor. Ancak şuan için ilerisini kestirmek zor.”
Haber: Ceylan Şahinli / MA









