• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
5 Ocak 2026 Pazartesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Dünya

ABD’nin Venezuela’ya saldırısı neyi hedefliyor?

4 Ocak 2026 Pazar - 10:52
Kategori: Dünya, Editörün Seçtikleri

Caracas’ta yaşananlar bir operasyonun ötesinde anlamlar taşıyor. ABD’nin Venezuela saldırısı bölgesel dengeleri sarsarken, Latin Amerika’nın egemenlik, demokrasi ve kaynaklar üzerindeki geleceğini yeniden tartışmaya açıyor

Amerika Birleşik Devletleri’nin Venezuela’da gerçekleştirdiği askeri saldırı ve Devlet Başkanı Nicolás Maduro Moros ile eşi Cilia Flores’in ABD’ye kaçırılması, kısa sürede dünya gündeminin merkezine yerleşti. Bu hamle, yalnızca Venezuela’nın iç siyasetini değil, Latin Amerika’nın tamamını etkileyebilecek yeni ve belirsiz bir dönemin kapısını araladı.

Yaşananlara dair farklı değerlendirmeler yapılıyor. Kimi yorumcular Washington’un esas hedefinin enerji ve ticaret alanında stratejik bir üstünlük kurmak olduğunu savunurken, bazılarına göre asıl amaç Rusya–Çin hattını zayıflatmak ve ABD’nin Güney Amerika’daki askeri ve siyasi varlığını kalıcı hale getirmek. ABD yönetimi operasyonu, uyuşturucu ticareti ve demokratik meşruiyet eksikliği iddialarıyla gerekçelendiriyor. Caracas cephesinde ise tablo çok daha net okunuyor: Bu girişim, açık bir kolonyalist müdahale ve ülke egemenliğine doğrudan bir saldırı olarak tanımlanıyor.

Ortaya çıkan tablo, meselenin basit bir güvenlik operasyonu olmadığını; aksine çok katmanlı bir güç ve çıkar mücadelesiyle karşı karşıya olunduğunu gösteriyor.

Kriz nasıl bu noktaya geldi?

2025 yılının ikinci yarısından itibaren Washington ile Caracas arasındaki ilişkiler, adım adım yükselen bir gerilim hattına girdi. Donald Trump yönetimi, 2024 seçimlerinin ardından Maduro hükümetini meşru olarak tanımadığını ilan etti ve Venezuela yönetimini uyuşturucu kaçakçılığı ile organize suç ağlarıyla bağlantılı, gayrimeşru bir yapı olmakla suçladı.

Bu söylem zamanla somut adımlara dönüştü:

  • Ekonomik yaptırımlar sertleştirildi
  • Venezuela bağlantılı mal varlıkları donduruldu
  • Karayipler’de deniz operasyonları artırıldı
  • Suç örgütleriyle ilişkili olduğu iddia edilen gemilere saldırı düzenlendi

Bunlara ek olarak Trump yönetimi, Maduro’nun yakalanmasına ilişkin ödülü 50 milyon dolara kadar çıkardı. Bu adım, ABD söyleminde önemli bir eşik atlandığı şeklinde yorumlandı. Venezuela hükümeti ise bu suçlamaların emperyalist müdahaleyi meşrulaştırmak için kullanılan bahaneler olduğunu vurguladı ve yaşananları ülkenin egemenliğini hedef alan yasadışı saldırılar olarak niteledi.

Saldırıya giden süreç

2025’in son günleri ve 2026 Ocak ayının başı, krizi daha tehlikeli bir aşamaya taşıdı. ABD, Venezuela petrol şirketlerine yeni yaptırımlar uyguladı. Venezuela ticaretiyle bağlantılı gemiler blokaj altına alındı. Caracas yönetimi ise bu uygulamaları açık biçimde bir “korsanlık” girişimi olarak tanımladı.

Ve 3 Ocak 2026’da kritik bir kırılma yaşandı.

Trump, ABD güçlerinin Venezuela’ya yönelik “büyük bir askeri operasyon” gerçekleştirdiğini duyurdu. Aynı açıklamada Maduro ve eşi Cilia Flores’in yakalanarak ülke dışına çıkarıldığını ilan etti. Saldırının hemen ardından ise ABD’nin Venezuela petrol sektörüne güçlü biçimde dahil olacağını açıkladı.

Bu ifadeler, enerji kaynaklarının operasyonun temel stratejik eksenlerinden biri olduğu yönündeki yorumları daha da güçlendirdi.

Uluslararası tepkiler ve hukuki tartışma

Operasyon, çok sayıda ülke ve uluslararası kuruluş tarafından uluslararası hukuka aykırı bulunarak kınandı. Devlet egemenliği ve toprak bütünlüğü açısından tehlikeli bir emsal oluşturduğu yönünde uyarılar yapıldı.

Venezuela içinden gelen ilk açıklamalarda ise operasyon, kabul edilemez bir askeri saldırı ve ülkenin siyasi bağımsızlığını kırmaya yönelik bir girişim olarak tanımlandı. Caracas yönetimi, topraklarını savunma kararlılığını vurguladı.

Bu gelişmelerle birlikte ABD–Venezuela hattındaki gerilim, yaptırımlar ve diplomatik baskı düzeyinden açık askeri çatışma eşiğine taşınmış oldu. Bu durumun hem Venezuela’nın iç dengeleri hem de bölgesel düzen açısından uzun vadeli ve derin sonuçlar doğurabileceği değerlendiriliyor.

3 Ocak’ta ne oldu?

Başkent Caracas, sabaha karşı Fuerte Tiuna ve La Carlota Hava Üssü başta olmak üzere La Guaira, Miranda ve Aragua eyaletlerini kapsayan hava saldırılarına maruz kaldı. Kent genelinde patlama sesleri duyuldu, gökyüzüne yapılan atışlar ve duman sütunları gözlemlendi. Helikopter ve savaş uçağı hareketliliği dikkat çekti.

Saldırıların ardından Caracas yönetimi, operasyonun amacının Venezuela’nın petrol ve madenler gibi stratejik kaynaklarına el koymak ve ülkenin siyasi bağımsızlığını zor yoluyla kırmak olduğunu açıkladı.

Yeni bir dönemin başlangıcı mı?

Bu operasyonun;

  • Latin Amerika’da yeni bir jeopolitik sarsıntıyı tetikleyebileceği,
  • Enerji piyasalarını doğrudan etkileyebileceği,
  • Küresel güçler arası gerilimi derinleştirebileceği,
  • Uluslararası hukuk tartışmalarını yeniden alevlendirebileceği değerlendiriliyor.

Trump yönetiminin narkotik, terör ve demokratik meşruiyet söylemleri bu politikanın resmi gerekçesi olarak öne çıkarılsa da, sürecin gerçekte güç projeksiyonu, enerji kontrolü ve küresel nüfuz rekabeti ekseninde şekillendiği yönündeki yorumlar giderek ağırlık kazanıyor.

Latin Amerika halkları ve demokrasi mücadelesi

ABD’nin Venezuela’ya yönelik saldırısı, yalnızca Caracas yönetimine dönük bir müdahale olarak görülmüyor; aynı zamanda Latin Amerika açısından tarihsel bir kırılma noktası olarak değerlendiriliyor. Bu hamle, kıtanın yüzyıllardır süren emperyalist baskılarla mücadelesinin yeni bir evresine işaret ediyor.

Venezuela’ya yönelik saldırı, bağımsızlık fikrini temel alan Bolivarcı geleneği doğrudan hedef alırken, Latin Amerika halklarının kendi kaderini belirleme iradesini zayıflatmayı amaçlıyor. Bugün Venezuela’ya yönelen askeri müdahalenin, yarın farklı gerekçelerle başka ülkelere de yöneltilebileceği endişesi dile getiriliyor. Uyuşturucuyla mücadele, demokrasi ihracı ya da insan hakları söylemleri bu tür müdahaleler için sıkça kullanılan meşruiyet araçlarına dönüşmüş durumda.

Bu süreçte Latin Amerika demokrasisi iki yönlü bir baskıyla karşı karşıya. Dış müdahaleler halk iradesinin belirleyiciliğini aşındırırken, iç siyasi çatışmalar ve ekonomik kuşatmalar toplumsal istikrarsızlığı derinleştiriyor. Bu tablo, hem devlet kurumlarını hem de toplumsal dayanışma ağlarını yıpratan uzun vadeli bir kırılmaya işaret ediyor.

Sonuç olarak Venezuela’ya dönük 3 Ocak saldırısı, Latin Amerika demokrasisi açısından bir uyarı niteliği taşıyor. Tartışılan mesele yalnızca bir ülkenin iç siyaseti değil; halkların kendi kaderini tayin hakkı, doğal kaynakların kime ait olduğu ve demokrasinin kim için işlediği sorularıdır. Bu nedenle bugün yaşananlar, kıtanın gelecekte hangi yöne evrileceğine dair daha geniş bir tartışmanın parçasıdır.

Haber: Hüseyin Sonkaya / ANF

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

ABD’nin Venezuela’ya müdahalesine tepki: Tüm bölgeyi tehdit etmektedir

Sonraki Haber

DBP: Sêvê, Pakize ve Fatma’nın mücadelesi kadın özgürlük yürüyüşünde yaşıyor

Sonraki Haber

DBP: Sêvê, Pakize ve Fatma'nın mücadelesi kadın özgürlük yürüyüşünde yaşıyor

SON HABERLER

İliç için adalet yürüyüşü çağrısı

Yazar: Nazlı Buket Yazıcı
5 Ocak 2026

Marks ve Öcalan diyalektiği: Süreklilik ve kopuşlar

Yazar: Bedri Adanır
5 Ocak 2026

Demokratik siyasete alan açmak

Yazar: Bedri Adanır
5 Ocak 2026

Yeni bir dönemin başında

Yazar: Nazlı Buket Yazıcı
5 Ocak 2026

Hatem Ete: Süreç bilerek toplumsallaştırılmıyor

Yazar: Nazlı Buket Yazıcı
5 Ocak 2026

Papa 14. Leo’dan Venezuela çağrısı: Egemenlik korunsun

Yazar: Yeni Yaşam
4 Ocak 2026

Şam’a bağlı iki grup Lübnan sınırında çatıştı: Ölü ve yaralılar var

Yazar: Yeni Yaşam
4 Ocak 2026

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır