Birçok görüşmede İran’ın durumunu ele alıp, önemli uyarılarda bulunan Abdulah Öcalan, İran ile İsrail arasındaki anlaşmazlığın köklü ve tarihsel olduğunu, İsrail’in Ortadoğu’da İran gibi engelleri aşmak istediğini belirtiyor. Abdullah Öcalan, bir görüşmede de PJAK’a çağrıda bulunarak İran devletinin Kürt halkının haklarını kabul etmesi halinde diyaloga geçebileceğini aksi halde rejime karşı direnilmesi gerektiğini ve bunun için Kürtlerin birlikte olması gerektiğini dile getiriyor
İsrail ve Amerika, dün İran’a karşı kapsamlı bir saldırı başlattı. Saldırıların başlamasının ardında gözler yeniden Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın İran ve Ortadoğu’ya yönelik değerlendirmelerine çevrildi. Bu savaşla birlikte anlaşılıyor ki İran’da 1979 yılında Humeyni liderliğinde kurulan rejim sona erdirilmek isteniyor. Şiddet ve idam politikalarıyla bilinen İran mola rejimi, Rojhilat başta olmak üzere halklara karşı uyguladığı baskı rejimin meşruiyet krizini derinleştiriyordu. Bu nedenle PKK öncülüğünde yürütülen Kürt özgürlük mücadelesi, İran ile de bir kriz halindeydi. Geçmişten günümüze birçok Kürt örgütü ve hareketi İran rejimine karşı kendisini örgütledi. Bu örgütlerden en etkili olanlardan biri de Kürdistan Özgür Yaşam Partisi (PJAK). PJAK silahlı bir mücadelenin yanı sıra demokratik yöntemlerle mücadele ediyor.
İran’a dair değerlendirmeler
Rojhilat bu özelliklerinden dolayı geçmişten bugüne sürekli Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın gündeminde yer aldı. Abdullah Öcalan, “Ortadoğu’da Uygarlık Krizi ve Demokratik Uygarlık Çözümü” adlı dördüncü savunması ile “Kürt Sorunu ve Demokratik Ulus Çözümü: Kültürel Soykırım Kıskacında Kürtleri Savunmak” isimli beşinci savunmasında demokratik modernite çözümü ve İran’ın durumuna ilişkin önemli değerlendirmeler yapıyor.
Abdullah Öcalan, daha o zaman İran’ın durumunu görüyor ve şu uyarılarda bulunuyor:
“İran ve İsrail arasında bugün gözlemlediğimiz krizi sadece iki ulus devlet arasındaki sorun değildir, iki hegemonya peşinde koşan iki güç arasında ortaya çıkıyor. Çünkü İran hegemonya peşinde koşuyor ve hegemon bir güç olmak istiyor. Bu yüzden İran’ın durumunu yakından izlemek gerekiyor. Rıza Şah Hanedanlığı İran kültür geleneğini bir tarafa bırakan Batı taklidi bir modernite programı uyguladı. Önce İngiltere, sonra ABD ve hatta İsrail’in uydu bir rejimi olarak ayakta tutulmaya çalışıldı.”
Abdullah Öcalan, sadece savunmalarında değil, kendisiyle görüşmeler yapıldığı dönemlerde de sürekli olarak İran ve İsrail’in Ortadoğu’daki hegemonyasına karşı değerlendirme ve uyarılarda bulundu. Geçtiğimiz yıl Barış ve Demokratik Toplum Manifestosu’nda İran’ın tarihi üzerine önemli değerlendirmeler yaparak, Kürt- İran ilişkilerini yorumlayan Abdullah Öcalan, Manifesto’da Türkiye için devlete önerdiği modelin İran ve Rojhilat için de geçerli olduğunu söylüyor.
İran’da 40 yıl
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İmralı Heyeti ile yaptığı görüşmelerde de İran ve Rojhilat’a değinen Abdullah Öcalan, Mayıs ayında yapılan bir görüşmede Amerika’nın İsrail’i Ortadoğu’da hegemon bir güç yapmak istediğini söyleyerek, İran’a karşı tutumun da beş aşamalı bir planın dördüncüsü olduğundan bahsediyor. Abdullah Öcalan, görüşmede şunları belirtiyor:
“Bakın 40 yıldır İran bizi ne yaşattı ne de öldürdü. İran bizi tetikte tutuyor. İsrail 40 yıldır sorunu çözmedi ve bizi yok etmedi. İsrail, Araplar, İran, Avrupa, İngiltere hepsi bu temelde bir denge oluşturdu. Karmaşa devam ediyor. PKK savaşsın ve Türkiye sorunu çözmesin.”
İran ve İsrail’in çelişkisi
Yine Haziran ayında yapılan görüşmede Abdullah Öcalan, bir kez daha İran ve İsrail arasındaki tarihi çelişkiye dikkat çekerek, şunları belirtiyor: “İsrail-İran çelişkisi tarihidir. Önceleri İsrail’in Ortadoğu’da Türkiye ile stratejik bir ilişkisi vardı ki bir proto İsrail idi. Şimdi İsrail Ortadoğu’da daimi varlığını oluşturuyor ve İran’da dahil olmak üzere engelleri aşmak istiyor ve Türkiye’ye dayanmak yerine Kürtlere dayanmak istiyor. Bu süreç 7 Ekim’de başladı. Ben bunu gördüm ve bu yüzden de müdahale ettim. Bu Kürtlere hiçbir fayda sağlamayacaktı.”
‘Kürtler kendilerini iyi korumalı’
Aynı görüşmede Abdullah Öcalan, PJAK’a da çağrı yaparak, şu uyarıları yapıyor:
“PJAK’a şunu söylemek istiyorum; eğer İran ile burada Türkiye ile yaptığımız gibi bir demokratik entegrasyona dayalı bir zemin ortaya çıkarsa, diyaloğu geliştirmeleri gerekir. Ancak eğer inkar, soykırım ve düşmanlık devam ederse kendilerini korumalılar. Kuşkusuz dikkatlice hazırlıklarını yapacaklardır. Ancak İran hafife alınacak bir devlet değil, bu tehlikelidir. Çok reçete sunmak istemiyorum. Ancak savunmalarını kapsamlı yapmalılar, kendilerini iyi korumalılar.”
‘Savaş daha da derinleşir’
Abdullah Öcalan, Kasım ayında yapılan görüşmede de İsrail ve İran arasındaki gerilimi değerlendirerek, şöyle diyor:
“Gördüğünüz gibi İsrail ve İran çatışma içinde. Ben daha başlangıçta bunu gördüm. Kürdistan üzerinden stratejik oyunlar oynanıyor. DSG meselesi orada onlar Paris’teler. Uluslararası alan da haraketli. Tam da bu süreçte diyoruz ki biz Kürtleri ve Türkleri yan yana getirelim. Bunun dışındaki on kat büyük bir çatışmaya götürür. O zaman öne çıkacak olan da İsrail-İran-Çin eksenine doğru olur. Savaş daha da derinleşir. Ben bunun sorumlusu değilim.”
Kadın öncülüğü
Yakın zamanda Ocak ayında yapılan görüşmede de Abdullah Öcalan, İran’dan bahsediyor ve kadınların öncülüğü üzerinde duruyor. Abdullah Öcalan, şu değerlendirmeyi yapıyor:
“İran’da şu anda eylemler var. Buradaki gücümüzün rejime mi bağlı olduğunu yoksa muhalefetle mi hareket ettiğini bilmek istiyorum. Buranın durumunu anlamak istiyorum. Kadınlar, İran’daki devrime öncülük etti. Kendilerini şiddetle savunmalılar. İran devrimine öncülük eden kadınlar kendi içlerinde de fedakarca sorumluluğu geliştirmeleri gerekir. Kadarınlar barış ve demokratikleşmenin öncüsü olacak. Bu Suriye, İran ve Türkiye için geçerli.”
‘İran’ın durumunu önemsiyorum’
Abdullah Öcalan, Şubat ayında yapılan görüşmede Rojava ve Suriye’nin durumu üzerinden de İran’a dikkat çekiyor ve şu değerlendirmeyi yapıyor:
“Yarın ya da öbür gün İran’da da böyle durumlar yaşanabilir. Halkların haklarının ulusal güvenliği tehdit eden hiçbir yanı yok. Eğer biz bir koridor üzerine konuşacaksak bu ne İsrail ne de Arap koridoru olur. Bu Kürtler ve Türkmenler için demokratik bir koridor olur. (…) Ben İsrail’den daha çok İran’ı önemli görüyorum. Dikkatli olmalılar. Onlar süreci bozmak istiyor. (…) Biz bu süreci burada başlattık. Aynı gün TUSAŞ olayı yaşandı. 40 yıldır İran istediğini yapıyor. Qendîl üzerine etkililer. Bunun dönüşü kötü bir çatışma. Etkimi yavaş yavaş güçlendirmek istiyorum.”
‘Kürt birliği zorunlu’
Abdullah Öcalan aynı görüşmede İsrail’in Suriye’de belli bir düzeye kadar kontrol sağladığını belirtiyor ve şunları dile getiriyor: “Görülüyor ki İsrail Paris Antlaşması ile Golan’daki varlığını garantiledi. Bunu Suriye Geçici Hükümeti, Türkiye ve Araplara da kabul ettirdi. Suriye’nin batısını serbest ticaret için bir tampon bölge olarak kontrolü altına aldı. Şimdi İran’a ağırlık verecek. Bu yüzden de İran’ın durumu giderek acil bir hal alıyor. Buradaki güçlerin kendilerini çok iyi hazırlamaları gerek.” Aynı zamanda Kürtlerin birlik olmalarına dair de mesaj veren Abdullah Öcalan, Rojhilat’ta ulusal birliğin ve İran’ın demokratik muhalefeti ile güçlü ilişkiler kurulmasının altını çiziyor.
‘Kürtleri savaştan uzak tutmak istiyorum’
Abdullah Öcalan,, en son 26 Şubat’taki aile görüşmesinde de “İran’da ve bölgede gelişen savaşlara karşı Kürtleri savaştan uzaklaştırmak ve korumak istiyorum” değerlendirmesi yapıyor.
Kaynak: MA








