Şirnex’te açığa alınan 4 kamu emekçisi için sürdürülen ‘Adalet Nöbeti‘ne destek veren sendika yöneticileri ile insan hakları temsilcileri, soruşturmaların sonlandırılmasını talep etti
Şirnex’te taziye ziyaretleri ile Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik saldırılara karşı yapılan açıklamalara katıldıkları gerekçesiyle açığa alınan Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) ve Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) yöneticisi 4 emekçinin adalet mücadelesine destekler sürüyor. Şirnex merkezde bulunan Cumhuriyet Meydanı’nda her Cuma günü “Adalet Nöbeti” tutan emekçilere farklı kesimden çok sayıda kişiden destek ziyaretleri gerçekleşiyor.
Nöbete katılan demokratik kitle örgütü temsilcileri, açığa alma işleminin sonlandırılması çağrısı yaparak, soruşturmanın demokratikleşme ve barışın önünde engel olduğunu kaydetti.
Yılmaz: Yürütülen soruşturmaların sona erdirilmeli
Nöbette konuşan İHD Genel Başkan Yardımcısı Ercan Yılmaz, demokratik toplumlarda sendikalar ve sivil toplum örgütlerinin toplumun taleplerini görünür kılma görevi üstlendiğini belirterek, son dönemde farklı görüşlerin ifade edilmesine yönelik baskıların arttığını söyledi. Ercan Yılmaz, “Rojava’ya yönelik saldırıların ardından birçok çevre çatışmaların derinleşmemesi ve sorunların diyalogla çözülmesi yönünde görüş açıkladı. Açığa alınan arkadaşlarımız da bu kapsamda düşüncelerini ifade etti, taziye ziyaretlerine katıldı. Bunların hiçbiri suç değil, aksine sendikal ve toplumsal sorumluluğun gereğidir. Düşünce ve ifade özgürlüğü demokratik toplumların temelidir. Bu nedenle yürütülen soruşturmaların sona erdirilmesini ve arkadaşlarımızın hiçbir yaptırımla karşı karşıya bırakılmamasını istiyoruz” dedi.
Ercan Yılmaz, “Bu tür uygulamalar Kürt meselesinin demokratik yollarla çözümüne dair umutları zayıflatıyor. Kalıcı ve toplumsal bir barışın inşası için ifade özgürlüğünün ve demokratik hakların genişletilmesi gerekirken tam tersine daraltılması, sürece zarar veriyor” diye belirtti.
Koçak: Soruşturma sendikal faaliyetlerin parçasıdır

KESK Eş Genel Başkanı Ayfer Koçak ise emekçilerin katıldığı tüm etkinliklerin sendikal sorumluluk kapsamında gerçekleştirildiğini belirterek, “Arkadaşlarımızın soruşturulmasına gerekçe yapılan faaliyetlerin tamamı sendikal çalışmaların bir parçasıdır. Bir bölümü konfederasyonumuzun kararları doğrultusunda gerçekleştirilen eylemler, bir bölümü ise şubelerimizin inisiyatifiyle yürütülen çalışmalardır. Barış eylemlerine katılmak suç gibi gösterilmeye çalışılıyor. Oysa emek mücadelesi ile barış mücadelesi birbirinden ayrı düşünülemez. Çatışmaların sürdüğü, demokratik hakların askıya alındığı koşullarda emeğin sesini duyurmak da mümkün değildir” diye konuştu.
Şirnex’te demokratik faaliyetlere yönelik yaklaşımın diğer kentlerden farklı olduğuna dikkati çeken Ayfer Koçak, “Aynı etkinlikler başka şehirlerde herhangi bir soruşturma konusu yapılmazken Şırnak’ta cezalandırma gerekçesine dönüştürülüyor. Bu durum kentte olağanüstü hal anlayışının sürdüğünü gösteriyor. Biz barışın yanında olduğumuzu her koşulda ifade ettik ve etmeye devam edeceğiz. Barış çağrılarının soruşturma konusu yapılması, aslında barış mücadelesine engel çıkarılması anlamına geliyor. Taziyelere katılmak da demokratik kitle örgütlerinin halkla kurduğu ilişkinin doğal bir sonucudur. Halkın acısını paylaşmak suç değildir. Bu ülkede adalete erişimin zorlaştırıldığı, demokratik kanalların daraltıldığı koşullarda barışın güçlenmesi mümkün değildir. Şırnak’tan yükselen Adalet Nöbeti yalnızca dört emekçinin değil, ülkede yaşanan tüm adaletsizliklere karşı yükseltilen bir itirazdır. Bugün burada farklı kentlerden gelen sendika temsilcileriyle dayanışma içindeyiz. Bu mücadele aynı zamanda demokrasi ve barış mücadelesidir” diye kaydetti.
Irmak: Hedef alınan sendikal faaliyetlerin kendisidir

Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, açığa alma işlemlerini yalnızca bireysel bir soruşturma olarak değerlendirmediklerini söyledi. Irmak, “Burada hedef alınan yalnızca birkaç eğitim emekçisi değil, aynı zamanda sendikal faaliyetlerin kendisidir. Üyelerimizin demokratik haklarını kullanmaları nedeniyle baskı altına alınması sendikal örgütlenme özgürlüğüne yönelik bir müdahaledir. Eğitim emekçilerinin görevlerini sürdürürken aynı zamanda toplumsal meselelerde söz söylemeleri en doğal haklarıdır. Bu hakların soruşturma konusu yapılması kabul edilemez” diye belirtti.
Barış ve demokratikleşme tartışmalarının sürdüğü bir dönemde bu tür uygulamaların toplumsal beklentilerle uyuşmadığını belirten Kemal Irmak, “Bugün ihtiyaç duyulan şey baskı politikalarının sürdürülmesi değil, demokratik alanın genişletilmesidir. İnsanların düşüncelerini açıkladıkları, toplumsal etkinliklere katıldıkları ya da taziyelerde yer aldıkları için cezalandırılması hukuki değil siyasi bir yaklaşımdır. Adalet Nöbeti’nin ortaya çıkmasının nedeni de bu hukuksuzluklara dikkat çekmektir. Arkadaşlarımızın yanında olmaya ve bu süreci takip etmeye devam edeceğiz” şeklinde konuştu.
Kaynak: MA









