AKP kendi için kullandığı taktiklerle yenilgiye doğru yol alıyor. Ülkede kime sorsanız AKP önemli karar aşamalarında kesin açıklama yapmadan önce aylarca konuyu medya vasıtasıyla, halkta algı değişikliği yaratır ve en sonunda son noktayı koyar. Bunun örnekleri çoktur. Mutlak butlan kararında da aynı taktik ve terörsüz Türkiye işlevinde de durum farklı değil. Her şeyi zamana yayarak konuyu halka sunmak ve tepkileri ölçmek için zaman kazanmak. Eğer olumlu görülürse medya ile baskı kurmak olumsuzluk durumunda ise medya ile olayı örtbas etmek. Bu sefer Erdoğan sonrası kavgası çoktandır başladı ve bu konu artık sorun olarak AKP’nin masasında tartışılıyor. Bilal ile Berat arasındaki kapışma gün geçtikçe büyümeye devam ediyor. CHP’yi adalet bakanının marifetiyle mutlak butlan kararıyla ikiye böldüyse aynı bakan AKP içindeki taraftarlığıyla partiyi ikiye bölecek. İmamoğlu’nu hapse atan adamı Erdoğan bakan yaptı ama herhalde bugünlerde kara kara bu kararını düşünüyordur. Bugünlerdeki önemli gelişme Avrupa parlamentosunda Akın Gürlek’e yaptırım isteğinin oylanması oldu. Akın Gürlek’in hukukun zedelenmesinde önemli bir rolü olduğu ve ayrıca kendisine ekonomik takip gerektiği açıklandı. İktidarın demokratik gerileme ve muhalefete baskı uygulanmasını, yirmi dokuz belediyeye kayyum atanmasını, siyasi yargının bunları gerçekleştirdiği ve diktatörlüğe doğru hızla ilerlediği rapora yansıtıldı. Bunların dışında daha birçok başlık var Türkiye aleyhinde. Bu kararla birlikte Türkiye’nin Avrupa birliğine girmesi de zorlaşacaktır. Yalnız Avrupa’da değil ABD’de de önemli bir gelişme yaşandı ve Halkbank Davası düşürüldü. Bu davanın düşmesi karşılığında acaba Trump gibi siyaset tüccarı ne kazandı veya Erdoğan bu ticarette neler kaybetti. Bu karar itiraz eden senato üyeleri bu konuda ABD adalet bakanlığına sorular gönderdiler ama halen cevap almış değiller. Peki, bizim Meclis’te bu konuyu sorgulayacak parti var mı?
Ortadoğu’da siyasi trafik bütün hızıyla devam ederken önemli görüşmeler de gündeme damga vuruyor. Hewlêr’de Tom Barrack KDP yöneticileri ve Mazlum Abdi ile görüşme gerçekleştirdi. Tom Barrack bazı öneriler sundu ama kafalarda da soru işareti bırakıyor. Barrack Kürt birliğinin önemli olduğuna vurgu yaparken Peşmerge’nin de silah bırakmasını istiyor. Hewlêr’de Meclis’in oluşturulmasını talep ederken Bağdat hükümetiyle uyumlu olmaya çağrı yapıyor. Aynı görüş açısıyla da Mazlum Abdi’ye Şara ile anlaşın uyarısı yapıyor. Trump’ın sözcüsü olarak Şara ve Erdoğan’a övgüler ve sorumluluklar veriyor. İsrail’e Hizbullah savaşına son ver bu işi Şara ve Erdoğan daha iyi yapar diyerek öneriyor. Türkiye, Suriye ve Irak üzerinden yeraltı zenginliklerine göz diken bir ABD var. Demokrasi buralarda olmaz diyen Tom Barrack Osmanlı İmparatorluğu’ndan da övgü ile bahsediyor. Bu açıklamalardan sonra ABD’nin Kürt politikasının olmadığı da ortaya çıkmış oldu. Hem AB’ye ve hem de ABD’ye karşı Kürt birliğini temsilen parti liderleri BM ve AB’de yoğun bir lobi faaliyetlerinde bulunmaları şart oldu. Geç kalmadan bu adımlar atılmalı.









