TİP İstanbul Milletvekili Ahmet Şık, fon krizinin daha büyük bir mali yıkıma dönüşmesinin önüne geçmek için Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın müdahalesiyle patlak verdiğini söyledi
Eylül 2026’da gündeme damga vuran Fon ve Borsa Soruşturması, adli tedbirler ve şu ana kadar yaklaşık 56 kişinin tutuklanmasıyla gündemdeki yerini koruyor. Soruşturma kapsamında holding patronları tutuklandı, 450 binden fazla yurttaşın birikimi kilitlendi.
Türkiye İşçi Partisi (TİP) de düzenlediği basın toplantısıyla yaşananları gündeme taşıdı. Toplantıya TİP İstanbul milletvekilleri Ahmet Şık ve Sera Kadıgil ile iktisatçı Nazır Kapusuz katıldı. Ahmet Şık’ın konuşmasında öne çıkardığı başlıklardan biri operasyonların neden tam bu aşamada başladığı oldu. Fonlardaki manipülasyonların ve risklerin daha önce ekonomi yönetimi tarafından bilindiğini hatırlatan Ahmet Şık, Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın sistem büyümeye devam ettiği takdirde zararın katlanacağını gördüğünü ve bu nedenle sürece müdahale ettiğini ifade etti.
‘Kimin engellediğini bulursanız beyin takımına ulaşırsınız’
Ahmet Şık, Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın geçmiş dönemdeki denetim eksikliklerinden bağımsız olmadığını belirterek, müdahalenin neden daha önce yapılmadığının da açıklanması gerektiğini söyledi. Dönemin SPK Başkanı İbrahim Ömer Gönül’ü görevden almak istediğini ifade ettiği Mehmet Şimşek’in kim tarafından engellendiğini soran Ahmet Şık, “Kimin engellediğini bulursanız, bu soygun düzeninin içerisindeki isme de, beyin takımına da ulaşmanız mümkün” ifadelerini kullandı.
Gönül ifadeye çağırıldı; Gürlek suç duyurusunda bulunda
Ahmet Şık’ın konuşmasının sürdüğü saatlerde İbrahim Gönül’ün fon soruşturması kapsamında şüpheli sıfatıyla savcılığa ifade vermeye çağrıldığı haberi kamuoyuna yansıdı. Ahmet Şık, soruşturmanın yürütülmesinde de bir “çıkar çatışması” bulunduğunu ifade etti. Fon soruşturması kapsamında Akın Gürlek ve eşi hakkında gündeme getirdiği iddiaların ardından Akın Gürlek, Ahmet Şık hakkında dün suç duyurusunda bulundu ve manevi tazminat davası açtı. Akın Gürlek’in avukatı Şık’ın Süzer Plaza’ya ilişkin iddialarını reddetti.
Ahmet Şık ise bugünkü toplantıda Akın Gürlek’i neden gündeme getirdiğini, “Ben Akın Gürlek’le uğraşmıyorum, ben bir soygun düzeninde şüpheli gözüken bazı isimlere dair sorular soruyorum” sözleriyle açıklayarak, Akın Gürlek’in eşinin SPK yönetiminde bulunmasına işaret etti.
“Saray rejiminin kurduğu düzenin adı zaten Fonzi’dir; zenginin daha zengin, yoksulun daha yoksullaştırılmak istendiği bile isteğe bir sistemin adıdır” diyen Ahmet Şık’ın konuşmasında şunlar öne çıktı:
“Mehmet Kap isminde sahte bir kimlik yaratılarak sadece bir telefon hattıyla –sosyal medyası yok vesaire– sadece bir WhatsApp iletişimiyle, zaten kendilerine ait olan troll ve medya ağının yanı sıra, iktidar yanlısı olmayan birtakım medya mensuplarını ve dijital yayıncılık yapan isimleri de dahil ederek bir manipülasyon ağı kurulmuş. Ve bu ağ üzerinden korkunç bir propaganda, çarpıtma, manipülasyonla esas hedeften uzaklaştırılma işlevi yapılıyor. Tam buradan yola çıkarak bu ağın sosyal medyada bu kriz patladıktan sonra neler yaptığını takip etmeniz mümkün. Bu fon krizi diye adlandırılan soygunun ifşasından sonra neden Hasan Doğan (Cumhurbaşkanının özel kalemi) ve Adalet Bakanı Akın Gürlek’i parlatmaya dönük paylaşımların sayısı artmıştır? Bu iki ismin bu fon krizinde rolü olup olmadığına, oradan haksız kazanç elde edip etmediğine dair sorular da sordum. Vardır, yoktur, bilmiyorum ama yanıt verilmesi lazım. Yanıtı verecek ilgili makam, başta Hazine ve Maliye Bakanlığı olmak üzere ve Adalet Bakanlığı’nın kendileridir. Çünkü borsa, hisse senedi gibi, fon gibi işlerde yaptığınız her şey kayıtlıdır; MASAK’ta, SPK’da, Borsa İstanbul’da herhangi bir bilgisayarın başına geçip bu soruyu sorarak tuşuna bastığınızda 450 binin üzerindeki ismin hepsini görmeniz mümkün.
‘Offshore şirketlerin sahipleri kimler’
Siyasetle, bürokrasiyle bağı var dedik ama herkes Fatma Betül Sayan Kaya kadar fütursuz –yani başına hiçbir şey gelmeyeceğini düşünmüyor değil– o yüzden burada en önemli sorumuz şu: Yurt dışı bağlantılı, sadece tabeladan ibaret olan ama offshore hesaplarıyla bağlantılı, yurt dışı yatırımcısı maskesiyle bu fonlarda işlem yapan, yüksek meblağlı işlem yapan kurum kuruluşlar kimlerdir?
‘Konu Gürlek değil, çıkar çatışması var’
Şimdi bana ısrarla ‘Akın Gürlek’le neden uğraşıyorsun?’ diyorlar. Ben Akın Gürlek’le uğraşmıyorum, ben bir soygun düzeninde şüpheli gözüken bazı isimlere dair sorular soruyorum. Akın Gürlek’in bu soruşturmanın başında olması bir kere hatadır; şu nedenle söylüyorum, suçlamak için söylemiyorum bunu: Sevgili eşi Sermaye Piyasası Kurulu’nun yönetimindedir. Şimdi Sermaye Piyasası Kurulu ne yapmış diye baktığımızda sadece bir anekdot söyleyeceğim: Tera Portföy… Mehmet Şimşek kriz patlamadan, soygun ifşa olmadan 11 ay önce bir açıklama yaptı, ‘manipülasyonlar yapılıyor’ diye. Bu açıklamadan birkaç ay sonra Sermaye Piyasası Kurulu, Tera Portföy’e mealen ‘yaptığınız manipülasyonların farkındayız, bir usulsüzlük var burada’ diyerek 8.8 milyon lira idari para cezası kesti.
Şimdi bakın, manipülasyonu gördüğü için –ve bu kriz patlamadan birkaç ay önce oluyor bu– peki sonra ne yapmış? Hiçbir şey! Şimdi manipülasyonu görmüşsünüz, bir soygun düzeni kurulmuş demişsiniz, denetleyici bir organsınız ve herhangi bir müdahale etmemişsiniz. Buradan dolayı baktığımızda Sermaye Piyasası Kurulu’nun yöneticileri eğer ki bir menfaat ilişkisi yoksa bile her biri görevi ihmalden ve görevi kötüye kullanmaktan sorumludur ve bu dosyanın şüphelisi ve açılacak davada sanığı olmak zorundadır. Şimdi bunlardan birisi de Adalet Bakanı’nın eşi ise burada bir çıkar çatışması var; bunu vurgulamaya çalışıyorum.
‘Mehmet Şimşek ağdaki AKP’lileri açıklasın’
Ve buradan soruyorum: AKP bürokrasisi içerisinde, devlet bürokrasisi içerisinde, bu sermaye grupları içerisinde –ısrarla altını çizerek söylüyorum– tabela şirketlerinden ibaret olan, başta Lüksemburg, Finlandiya ve İngiltere’deki şirketlerin bu saydığım kurum ve yapılarla kimlerin bağlantısı olduğuna dair bir araştırma yapılacak mı, yapılmayacak mı? Mehmet Şimşek bunu açıklasın.
‘Kontrollü bir patlatma yapılmıştır’
Bakın, bu kriz nasıl patladı, hatırlıyorsunuz değil mi? Uluslararası finans kuruluşlarının bir raporuyla… Bu kontrollü patlatmayı kim yaptı? Ben bu kontrollü patlatmanın Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından yapıldığını iddia ediyorum. Eğer biz bu kontrollü patlatmayı yapmazsak şu an 20 milyar doların biraz üzerinde olan bu zarar 6 ay sonra 100 milyar dolara çıkabilir. Yaşanan iktisadi krizle de bağlantılandırdığınızda çok daha büyük bir çığ düşeceğini görerek kontrollü bir patlatma yapılmıştır.
‘Belgeleri ileten kaynağın Adalet Bakanlığı’yla ilgisi var mı?’
Şimdi ben birkaç soru daha soracağım. Burada Fatma Betül Sayan Kaya ve eşiyle ilgili sevgili Zeynel Emre’ye bir kaynak tarafından birtakım belgeler iletildi. Çok da kıymetli bir şey yapmış o arkadaş ama neden iletildiğini ben yanıtının da araştırılması gerektiğini düşünüyorum. İddia ediyorum: Adalet Bakanlığı bürokrasisi içerisinden bir kaynak tarafından gönderildi. O kaynağın Adalet Bakanlığı ile bir ilgisi var mı?
‘Bu işin iktisadi aklının başında Erdin Özel var’
Şimdi bakın, Erdin Özel bu kurulan soygun düzeninin başındaki iktisadi akıldır. İktisadi akıl derken şimdi Nazır’la eşitlemiyorum ya da dürüst, bu işlerden anlayan kişilerle; soygunculuk kısmıyla bu işin başındadır. Eğer Erdin Özel doğru şekilde araştırılırsa, telefonlarının mesaj kayıtlarının, her türlü dijital iletişimin soruşturması layığıyla yapılırsa biz daha çok fazla Fatma Betül Sayan Kaya olduğunu göreceğiz. Mevzu sadece Fatma Betül Sayan Kaya’dan ibaret değil; AKP içerisinde, devlet bürokrasisinde çok fazla isme, tırnak içinde danışmanlık yaparak bu soygun düzeninin bir parçası ve yurttaşın cebinden çalınan paralarla, gasp edilen paralarla çok büyük servet sahibi olmasını sağlamış kişi Erdin Özel’dir.”
Kaynak: BİRGÜN









