• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
30 Haziran 2026 Salı
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Gündem Güncel

Akademisyen Çuhadar: Kalıcı barış için yasal çerçeve ve güven verici adımlar atılmalı

30 Haziran 2026 Salı - 11:13
Kategori: Güncel, Manşet

Kalıcı barış için yasal çerçeve, kurumsal yapı, güven artırıcı adımlar ve toplumun sürece dahil edilmesinin kritik olduğunu belirten Bilkent Üniversitesi Öğretim üyesi Esra Çuhadar, ‘Bu sürece bir isim ve bir amaç konulması gerekiyor. Konuşarak belli bir noktaya geldikten sonra amaç konusunda bir ortaklaşmanın olmasını bekleriz’ dedi

Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında PKK’nin fesih ve silahlı mücadeleyi sonlandırma kararının üzerinden bir yılı aşkın süre geçmesine rağmen, devlet ve iktidar tarafından hayata geçirilmesi beklenen hukuki ve siyasi düzenlemeler henüz Meclis’e getirilmedi. Sürece ilişkin yasal düzenlemeler kamuoyunda tartışılmaya devam ederken,  “çerçeve yasa” olarak nitelendirilen ve geri dönüşleri kapsayan yasanın Temmuz’un ortalarında Meclis’e getirilmesi bekleniyor. Ancak düzenlemenin kapsamı, içeriği ve sürecin ihtiyaçlarını karşılayıp karşılamayacağına ilişkin belirsizlikler de sürüyor.

Bilkent Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü Öğretim üyesi Esra Çuhadar Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin geldiği aşamayı, tarafların sorumluluklarını, sürecin eksiklerini ve kalıcı barışın inşası için atılması gereken adımlara dair konuştu.

25 yıldır barış süreçlerini inceleyen ve farklı boyutları üzerinde araştırmalar yapan Esra Çuhadar, 40’ın üzerinde barış sürecini inceledi. Son yıllarda Birleşmiş Milletler (BM) ve AGİT’in arabuluculuk birimlerinde benzer barış süreçlerinin nasıl tasarlanacağı konusunda danışmanlık da yapan Esra Çuhadar, Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında Meclis’te kurulan komisyonda da sunum yaptı.

‘Çatışma Türk ve Kürt toplumları arasında değil’

Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ni değerlendiren Esra Çuhadar, “Öncelikle ne tür bir çatışma olduğunu, bunun tipolojisini ortaya koymak gerekiyor. Türkiye’de PKK ile olan çatışmayı, devlet ve devlet dışı bir silahlı örgüt arasında bir çatışma olarak tanımlayabiliriz ki birçok uzman böyle tanımlıyor. Dünyada Kolombiya, Guatemala gibi devlet ve devlet dışı silahlı grup arasında yaşanan başka çatışma örnekleri var. Yani Türkiye’deki çatışma Kürt toplumu ve Türk toplumu arasında yaşanan bir çatışma değil. Biz bir arada yaşayabilen, iç içe geçmiş iki toplumuz. Bu tip çatışma türlerinin çok büyük bir kısmının müzakere yoluyla çözüldüğünü görebiliyoruz. Kuzey İrlanda, Bask-ETA, Kolombiya, Filipinler, Endonezya örnekleri bizim yaşadığımıza benzer ve müzakere yoluyla, barışçıl yollarla çözülebilmiş çatışmalar” dedi.

‘Süreç çok boyutlu ilerlemeli’ 

Bu tür çatışmaların sivil mağduriyetler yarattığına dikkat çeken Esra Çuhadar, “Bu tür çatışmaların sonlanması sadece örgüt silahı bıraktı ve bitti şeklinde olmuyor. Çünkü bir şekilde etkilenmiş toplumsal kesimlerin beklentileri de oluyor. O nedenle çok boyutu var aslında” diye belirtti.

Çatışmanın sonlanmasının çok boyutlu olduğunu kaydeden Esra Çuhadar şöyle belirtti:

“Bizim DDR dediğimiz, yani silahsızlanma, terhis ve savaşçıların entegrasyonu, önemli boyutlardan bir tanesi. Diğer süreçlere de baktığımızda genelde bununla başlıyor. Sonra işin ekonomik boyutu var. Yani çatışmaların yarattığı çok büyük bir ekonomik bedel var. Geri dönüşler için de bir kaynak gerekiyor. Sosyoekonomik, psikososyal boyutu var. Travma yaşamış olan kesimlerin nasıl yeniden uyum sağlayacağı veya toplumsal ilişkilerin nasıl onarılabileceğine kadar gidebilen birtakım konular var. Geçmişle yüzleşme ya da geçiş dönemi adaleti boyutu var. Silahsızlanma ve geri dönüşler bunlar önemli boyutlar ve hemen her süreçte gördüğümüz boyutlar. Türkiye’de de bu boyut ağırlıklı olarak gidiyor. Ama kaçınılmaz olarak diğer sorular da bence, arkasından gelecek. Henüz o sorulara, bu kısımlara çok girmedik.”

Negatif ve pozitif barış

Barış sürecini toplumun nasıl tanımladığının önemli olduğunu belirten Esra Çuhadar, “Barışı, çok farklı şekillerde tanımlayabiliriz. Literatüre baktığımızda, genel olarak iki şekilde tanımlanıyor. Şiddetin olmadığı, şiddetin sona erdiği, şiddetin bir siyaset aracı olarak kullanılmadığı, bunun bittiği bir durum olarak tanımlayabiliriz barışı. Buna genelde negatif barış diyoruz” şeklinde konuştu.

Pozitif barışı tanımlarken 3 kritere bakıldığını söyleyen Esra Çuhadar, bu kriterleri şöyle açıkladı:

“Birincisi, tutumlar, algılar. Yani insanların birbirlerine karşı olan algıları, tutumları. Mesela önyargılar, güven, empati gibi… Bu pozitif barış dediğimiz şeyin bir boyutu. İkincisi, kurumlar diye tanımlayabiliriz. Yani kurumların o ülkede yaşayan insanları ne kadar eşit düzeyde temsil ettiği, ne kadar kapsayıcı olduğu, gibi durumlara bakabiliriz. Üçüncüsü de, daha yapısal faktörlere bakabiliriz. Örneğin, adalete, sağlık hizmetlerine ve eğitime erişimde sosyal gruplar arasında sistematik eşitsizlikler var mı?”

Esra Çuhadar, Türkiye’de yaşanan sürecin negatif barış, yani şiddetin sonlandırılmasına tekabül ettiğini belirtti.

Bütüncül barış süreci ve FARC örneği

Bütüncül barış süreci tasarımına dair Kolombiya FARC örneğine işaret eden Esra Çuhadar, şöyle aktardı:  

“Aslında birçok süreçte, iki taraf oturup önce hangi konular üzerine konuşacağına ve hangi konularda bir anlaşma yapacağına karar veriyor. Kolombiya’da böyle oldu, başka yerlerde de ekseriyetle böyle oldu. Küba’da yani başka bir ülkede, heyetler uzun süre görüştü. Hangi konularda anlaşma yapılacağı kararlaştırıldı. Ondan sonra o konular bölüm bölüm müzakere edildi. Bundan sonra 13 bin FARC militanı geri döndü. Bunların topluma geçişinin nasıl olacağının planlanması önemli ayaklardan biriydi. Tek başına bu yoktu, yani dediğim gibi mağdurlarla ilgili bölüm.  İşin sosyoekonomik kısmı, ekonomik boyutu da bu süreçte görüşülüp planlandı. Temelde beş ayaklı yüzlerce sayfalık bir anlaşmadan bahsediyoruz. Dolayısıyla bütüncül perspektifle anlaşma yapıldı. Bir de sürecin bir boyutunun, mesela silahsızlanmanın ilerleyebilmesi için diğer boyutunda da ilerleme olması söz konusu olabiliyor. Silahsızlanmanın ilerleyebilmesi için FARC’a siyasi birtakım haklar tanındı. Silahı bıraktıktan ve kendini feshettikten sonra, siyasi partiye evrilmesi ve belli bir süreyle kısıtlanması kaydıyla, parlamentoda belli bir sandalye verilmesi sağlandı. Sonra seçimlere girecek, artık ne kadar sandalye kazanırsa. Bazen bu bağlantılandırma bir müzakere tekniğidir. Bir konuda ilerlemek için onu başka konularla bağlantılandırmak zorunda kalıyorsunuz. Yani buna bir paket gibi yaklaşmak zorunda kalıyorsunuz. Çünkü tek başına bir yerde ilerleme olmayabiliyor ya da tıkanabiliyor. Ama onu başka bir yerdeki bir anlaşmayla aşabiliyorsunuz bu şekilde.”

‘Müzakerede  isim ve amaç birliği sağlanmalı’

Müzakere süreçlerini “Savaşarak değil, konuşarak, diyalog yoluyla sorunlarımızı aşmaya çalışmak ve bir ortak noktada buluşmaya çalışmak” olarak tanımlayan Esra Çuhahar, bu süreçlerde müzakere eden tarafların hedeflerinin farklılaşabileceğini belirtti. Müzakere ilerledikçe sürece isim ve amaç konulması gerektiğini ve bu konuda ortaklaşılması gerektiğini belirten Esra Çuhadar, “Bu sürece bir isim ve bir amaç konulması gerekiyor. Konuşarak belli bir noktaya geldikten sonra amaç konusunda bir ortaklaşmanın olmasını bekleriz. Ve bunun topluma anlatılmasını bekleriz. Ama bu kısmın ben epey eksik olduğunu düşünüyorum” dedi.

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın çerçeve yasaya dair yol haritasını değerlendiren Esra Çuhadar, “Devlet Bahçeli’nin de ‘yol haritası’ olarak yazdığı yazıya bakarsak, aslında Abdullah Öcalan’ın önerdiği bundan çok farklı değildi. Sonuçta bunun kurumsal bir yapıya kavuşması gerektiği, belli kurumların bu sürecin yönetiminde önemli rol oynaması gerektiği belirtiliyor. Komisyonlardan ve değişik kurumlar arasında bir koordinasyon gerekliliğinden bahsediyor. Kurumsal bir yapı ve yasal çerçeve olmadan yürüyen bir süreç yok, benim bildiğim. Bunların olması gerekiyor” diye belirtti.

Sürecin yavaş ilerlemediğini belirten Esra Çuhadar, önemli olanın süreçte netlik olduğunu söyleyerek, “Nihai amaç ne, sonunda başarmak istediğimiz şey ne, buraya nasıl bir yöntemle varacağız ve bunu insanlara nasıl anlatacağız? Eksikliği burada görüyorum” dedi.

‘Toplumun ‘bu süreç benim yararıma olacak’ demeli’

Süreç ilerledikçe taraflar arasında güven inşasının sağlanması gerektiğine işaret eden Esra Çuhadar, şunları belirtti: 

“Kolombiya’da bu güvenin oluşması birkaç yıl aldı. İlk başladığında orada da çok ciddi güvensizlik vardı. Ve küçük küçük güven artırıcı adımlar atıldıktan sonra sürece olan güven arttı; toplum sürecin somut kazanımlarını görmeye başladıktan sonra güven oluşmaya başladı. Mesela Kolombiya’da FARC ile birlikte, silahlı unsurlar müzakereler devam ederken mayınları temizleyerek belli bir bölgeyi mayınlardan arındırma gibi güven artırıcı bir adım attı. Bunu birlikte yaptılar. Toplumun ‘bu süreç benim yararıma olacak’ diye görmesi gerekiyor. Umut gibi, geleceğe dair pozitif duyguları topluma verebilmek gerekiyor.”

Devletin atması gereken güven arttırıcı adımlara dair konuşan Esra Çuhadar, “Mesela Kürt toplumu açısından bakarsanız, evet, dile yönelik bir sembolik adım güveni artırabilir. Daha kimlik kökenli kaygıları olan insanların güveni sağlanabilir. Başka bir güvensizlik nedeni demokrasinin geleceği ile ilgili. O yüzden demokrasi ile ilgili bir adım güven artırıcı olabilir. Birçok çatışmada gördüğümüz klasik güven artırıcı adımlardan bir tanesi olan tutuklu veya hasta tutuklulara yönelik adımlar olabilir” şeklinde konuştu.

Kalıcı barış ve Kuzey İrlanda deneyimi  

Kalıcı barış deneyimlerine dair değerlendirmelerde bulunan Esra Çuhadar, “Kalıcı barış; bu tür bir ihtilaf ya da çatışmanın müzakere yoluyla sonlandığı, uzlaşılan konuların başarıyla uygulandığı ve şiddetin tekrar etmediği durumdur. Bu durumun da en az 10 yıl sürmesi gerekiyor” dedi.

Kuzey İrlanda’da 1998 yılında imzalanan Hayırlı Cuma Anlaşmasını örneklendiren Esra Çuhadar, “Anlaşmanın yüzde 90’dan fazlası uygulandı. Bu uygulamayı pekiştirmek için sonradan yapılan başka anlaşmalar da var. Bunların da çoğu uygulanıyor. Bugüne kadar barış, Brexit’e rağmen hâlâ devam ediyor. Buna kalıcı barış diyebiliyoruz. Biz kalıcı barışı kendi çalışmamızda dört bileşen ile ölçtük;  güvenlik ayağı, yani silahsızlanmanın olması ve şiddetin geri dönmemesi,  ekonomik ayağı; yönetişimle ilgili ayağı, bir de helalleşme, uzlaşma dediğimiz toplumsal ilişkiler ve adalet ayağı var. Silahsızlanmadan sonra insanların birbirine karşı düşmanlık besleyen kesimlerinin barışması gibi düşünebilirsiniz” diye belirtti.

Kalıcı barışı sağlayan değişkenler

Kalıcı barışı sağlayan değişkenler olduğuna işaret eden Esra Çuhadar, “Bunlardan en önemlilerinden biri adalet. İkinci önemli şey ise sürecin sahiplenilmesi. Süreci toplumun tamamının sahiplenmesini bekleyemeyiz. Ama toplumun ciddi bir kesimi tarafından sahiplenilmesi çok önemli. Bunun olmadığı yerlerde genelde pek başarılı olmadığını görüyoruz.  Tabi, tarafsız üçüncü bir gözün olması da kalıcı barışa katkı sağladığı literatürde tespit edilen başka bir şey. Özellikle süreçle ilgili adımların izlenmesi ve doğrulanmasına dair bir mekanizma, bu sorun çıkınca tarafsız bir göz bunların aşılmasına yardımcı olabiliyor” şeklinde konuştu.

Çerçeve yasa

Çerçeve yasa tartışmalarının kapsamına değinen Esra Çuhadar, şöyle belirtti:

“Geri dönüşle ilgili tek bir model yok. Ama birçoğunda benzer sorular karşımıza geliyor. Birincisi bunun çok ciddi bir güvenlik boyutu var. Yani, toplumun ve dönen kişilerin güvenliğinin sağlanması. İkincisi, bunun bir ekonomik boyutu var. Yani, 30 sene bir örgütte olan birisi gelecek, normal hayatı nasıl olacak? Ekonomik olarak nasıl hayatta kalacağının düşünülmesi gerekiyor. Üçüncüsü, toplumla ilişkilerle ilgili boyutu var. Psikolojik boyutu var. Bir de siyasal boyutu var. Döndükten sonra siyaset yapmak isteyenler olabilir. Kolombiya’da mesela bu önemli bir şeydi. Yani silahsızlanmayı FARC kabul ediyor, ama öte yandan FARC’ın bir siyasi parti olarak hayatına devam etmesi gibi bir anlaşmaya varılıyor. Orada zaten bu hak veriliyor anlaşmayla. Bu boyutların hepsinin düşünülmesi gerekiyor.”

Haber: Diren Yurtsever / MA

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

10 ilde sahte altın operasyonu: 71 gözaltı kararı

Sonraki Haber

NATO protestosunda gözaltına alınanlar serbest bırakıldı

Sonraki Haber

NATO protestosunda gözaltına alınanlar serbest bırakıldı

SON HABERLER

10 Ekim’de katledilen Günay Doğan’ın ailesi: ‘Etkin pişmanlık’ talebi kabul edilmemeli

Yazar: Yeni Yaşam
30 Haziran 2026

Bahçeli grup toplantısında yine ‘çerçeve yasa’ya değinmedi

Yazar: Yeni Yaşam
30 Haziran 2026

TÜİK’e göre işsiz sayısı 3 milyona yaklaştı

Yazar: Yeni Yaşam
30 Haziran 2026

NATO protestosunda gözaltına alınanlar serbest bırakıldı

Yazar: Yeni Yaşam
30 Haziran 2026

Akademisyen Çuhadar: Kalıcı barış için yasal çerçeve ve güven verici adımlar atılmalı

Yazar: Yeni Yaşam
30 Haziran 2026

10 ilde sahte altın operasyonu: 71 gözaltı kararı

Yazar: Yeni Yaşam
30 Haziran 2026

Peru’da devlet başkanı seçimini sağcı Fujimori kazandı

Yazar: Yeni Yaşam
30 Haziran 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır