Ada ülkesi Seyşeller’in eski Cumhurbaşkanı James Alix Michel, küresel ısınma konusunda kaleme aldığı yazıda, rekor sıcaklıkların iklim krizini geleceğin uyarısı olmaktan çıkarıp, bugünün yakıcı gerçeğine dönüştürdüğünü belirtti
Dünya genelinde sıcaklık rekorları peş peşe kırılırken, iklim krizinin artık uzak bir gelecek tehdidi olmadığı, bugünün en yakıcı gerçeklerinden biri haline geldiği vurgulanıyor. Seyşeller eski Cumhurbaşkanı James Alix Michel, Inter Press Service (IPS) için kaleme aldığı “The Heat Is No Longer Distant: A Global Climate Reckoning” başlıklı makalesinde, iklim krizinin artık yalnızca ada devletlerinin ya da kırılgan bölgelerin sorunu olarak görülemeyeceğini belirtti.
Michel, Batı Avrupa’da geçen hafta etkili olan sıcak hava kubbesi nedeniyle sıcaklıkların mevsim normallerinin 10 ila 15 derece üzerine çıktığını hatırlattı. Bu gelişmelerin bazıları tarafından hâlâ “istisnai hava olayları” gibi görüldüğünü belirten Michel, özellikle iklim krizine karşı kırılgan bölgelerde yaşayanlar için bunun çok daha derin bir anlam taşıdığını ifade etti.
Rekorlar kırılıyor
Michel’in aktardığı verilere göre İngiltere ve İrlanda’da mayıs ayı sıcaklık rekorları kırıldı. Londra’da sıcaklık 35,1 dereceye ulaşırken, Galler’de 32,9 derece, İrlanda’nın County Clare bölgesinde ise 28,6 derece ölçüldü.
Kıta Avrupası’nda da tablo farklı değil. Fransa’nın güneybatısında sıcaklıklar 36 dereceye yükselirken, Avusturya’nın Alp bölgelerinde 32,7 derece görüldü. İtalya’nın Milano kentinde ise sıcaklık 35,5 dereceye ulaşarak mevsim ortalamasının yaklaşık 9 derece üzerine çıktı. İspanya’nın ise 40 dereceye varabilecek tehlikeli bir sıcak hafta sonuna hazırlandığı belirtildi.
Avrupa dışındaki tablo da krizin küresel boyutunu gösteriyor. Kuzey Hindistan’da 45 dereceyi aşan uzun süreli sıcak hava dalgaları yaşanırken, Pakistan’da sıcaklıkların mevsim normallerinin 6 derece üzerine çıktığı kaydedildi. Ortadoğu’nun bazı bölgelerinde ise sıcaklıkların 52 dereceye yaklaşabileceği uyarısı yapıldı.
Bunlar istisna değil
James Alix Michel, bu gelişmelerin birbirinden kopuk ya da mevsimsel sapmalar olmadığını vurgulayarak, bunların istikrarsızlaşan iklim sisteminin bağlantılı sonuçları olduğunu belirtti.
Bilim insanlarının on yıllardır tam da bu gidişata dikkat çektiğini ifade eden Michel, özellikle Küçük Ada Devletleri’nin iklim krizini yalnızca çevresel değil, varoluşsal bir mesele olarak gündeme getirdiğini hatırlattı.
Seyşeller Cumhurbaşkanı olarak görev yaptığı dönemde bu mesajı Kopenhag’dan Abu Dabi’ye, Samoa’dan Addis Ababa’ya, Birleşmiş Milletler’den Washington’a kadar birçok uluslararası platformda dile getirdiğini belirten Michel, buna rağmen uyarıların çoğu zaman kabul edilse de gereken ölçekte ve hızda eyleme dönüştürülmediğini söyledi.
Kriz artık her yerde
Michel’e göre bugün değişen şey bilimsel gerçekler değil, iklim krizinin etkilerinin görünürlük ve ölçek bakımından ulaştığı düzey. Kriz artık uzak coğrafyalarla, kıyı bölgeleriyle ya da ada ülkeleriyle sınırlı değil.
Sıcak hava dalgaları gelişmiş ülkelerde ulaşım sistemlerini aksatıyor, altyapıyı zorluyor, tarımsal üretimi düşürüyor ve özellikle kırılgan kesimler açısından halk sağlığı risklerini artırıyor. Londra’da eriyen asfalttan Milano’da zorlanan elektrik şebekelerine, yoğunlaşan orman yangınlarından uzun süreli kuraklıklara, ani sellerden şiddetli fırtınalara kadar tüm işaretler aynı gerçeğe işaret ediyor: İklim değişikliği artık geleceğin tehdidi değil, bugünün hızlanan gerçeği.
Ada sorunu değil, küresel kriz
Michel, iklim krizinin yalnızca deniz seviyesinin yükselmesiyle açıklanamayacağını ve bunun yalnızca “ada meselesi” olarak görülemeyeceğini belirtti. Ona göre iklim krizi, her ülkeyi, her ekonomiyi ve her toplumu etkileyen sistemik bir küresel kriz haline geldi.
Bazı bölgelerin bu krizden yalıtılmış kalabileceği düşüncesinin artık kesin biçimde çürüdüğünü belirten Michel, buna rağmen küresel yanıtların hâlâ yetersiz kaldığını ifade etti.
Uluslararası taahhütlerin önemli olmakla birlikte gereken ölçek ve aciliyetin gerisinde kaldığını vurgulayan Michel, mevcut emisyon eğilimlerinin Paris Anlaşması hedefleriyle uyumlu olmadığını, uyum finansmanının sınırlı ve eşitsiz dağıldığını, kayıp ve zarar mekanizmalarının ise ihtiyaçların büyüklüğü karşısında hâlâ gelişme aşamasında olduğunu kaydetti.
Tereddüt zamanı bitti
James Alix Michel, dünya liderlerine “pencerelerinizden dışarı bakın” çağrısı yaparak, kanıtların artık soyut bilimsel raporlarda değil, gerçek zamanlı olarak ekosistemlerde, aşırı sıcaklarda, bozulan gıda sistemlerinde ve artan insani güvensizlikte görüldüğünü belirtti.
Michel’e göre iklim krizi sınır tanımıyor; hiçbir ülke yalıtılmış değil, hiçbir toplum bağışık değil. Bu ortak kırılganlık, ortak sorumluluğa ve hızlandırılmış eyleme dönüşmek zorunda.
Sera gazı emisyonlarının hızlı ve sürekli biçimde azaltılması gerektiğini vurgulayan Michel, uyum politikalarının küresel öncelik haline getirilmesi, dayanıklı altyapıya, erken uyarı sistemlerine ve iklim dostu kalkınmaya yatırım yapılması gerektiğini ifade etti. İklim finansmanının da tarihsel sorumluluk ve bugünkü ihtiyaçlar dikkate alınarak ciddi biçimde artırılması ve adil biçimde dağıtılması gerektiğini belirtti.
Michel, çok taraflı işbirliğinin güçlendirilmesi gerektiğini vurgulayarak, parçalı yaklaşımların bu büyüklükteki bir krize yanıt veremeyeceğini kaydetti.
Eylem penceresi daralıyor
James Alix Michel, insanlığın artık uyarılar çağında değil, sonuçlar çağında yaşadığını belirtti. Bugün alınacak kararların yalnızca küresel ısınmanın seyrini değil, toplumların dayanıklılığını, ekonomilerin istikrarını ve gezegenin gelecekte yaşanabilir olup olmayacağını da belirleyeceğini ifade etti.
Kaynak: ANF









