• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
14 Temmuz 2026 Salı
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Ekoloji

Amed’de kelebekler kanat çırpıyor

14 Temmuz 2026 Salı - 23:00
Kategori: Ekoloji, Manşet, Söyleşi

Bişar İçli ile Ekotov ve Amed Belediyesi’ndeki Agroekoloji ve İklim Okulu faaliyetlerini konuştuk:

  • Kayyımdan dolayı işten atıldım. Arkadaşlarımızla kurduğumuz Ekoloji Derneği’nde Ekotov’da yerel tohumlarla geçimlik ekonomi ölçeğinde tarımsal üretime başladık. Burada 8 yıl boyunca geçimlik tarım yaptık. Toprak bize öğretti her şeyi
  • Amed Belediyesi’nde yeniden işe başladıktan sonra belediyeye ait olan bu atıl alana önce bir kerpiç ev yaptık. Sonra bir boranhane (güvercin evi), bostan alanları, meyve bahçesi, kompost, solucan ve çiftlik gübresi alanlarını oluşturduk

Abdullah Aysu

Doğa bu benim hakkımdır diye kendini savun(a)maz. Doğanın haklarını savunmak, korumak insanların ahlaki görevi ve politik sorumluğudur. Çünkü insanı, içinde yaşadığı doğayla kurduğu ilişki-belirler.

Günümüzde ne yazık ki insanı özne, doğayı nesne olarak görenler tarafından gezegenimizde çok hızlı bir eko-kıyım yapılmaktadır. Ne güzel ki, bu doğa tahribatçılarının karşısında “yaşam savunucuları” olarak konumlanan ve eşitliği savunanlar var. Yaşam savunucuları, özne-nesne ayrımı yapmıyor; yaşamdaki bir toz zerreciğinin var oluşuna da aynı önemi veriyorlar. Kelebeğin ömrü görece çok kısa diye yaşamdan daha az haklara sahip olan bir misafir olarak görmüyorlar, tersine doğadaki en uzun yaşayan canlıların eşiti olarak kabul ediyorlar.

Günümüzde kentleşme ve endüstriyel tarım, doğaya yabancılaşmayı arttırdı. Şimdilerde doğayla insanları tanış yapacak, ilham verecek ufuk açacak örneklere çok fazla ihtiyaç var. Amed’de iki güzel örneğin öncülüğünü yapan Bişar İçli ile Ekotov ve Amed Belediyesi’ndeki Agroekoloji ve İklim Okulu faaliyet alanlarını gezdim, çıplak gözle gördüm. Çok heyecanlandığımı söylemek isterim. Bu güzel faaliyetlerin başka bir dünya çabasında olanlara ve herkese ilham olabilecek nitelikte. Sözü daha fazla uzatmadan Bişar İçli’nin arkadaşlarıyla bu Agroekoloji deneyimlerini ve Amed Belediyesi’nin böylesi güzel bir faaliyete girişmesi çok değerli. Sözü Bişar İçli’ye bırakıyorum. Keyifli okumalar…


  • Sizi tanıyabilir miyiz?

1977 yılında doğdum. Emekçiyim. İnşaat teknikeriyim. 2013 yılından bu yana çiftçilik yapmaktayım.

  • Neler yapıyor, ne ile uğraşıyorsun?

Yerel tohum ile geçimlik üretim yapıyoruz. Her yıl kendi ürettiğimiz ürünlerden ayırdığımız tohumlarla üretime devam ediyoruz. Tohumlarımızı sürekli toprakla buluşturarak devamlılığını sağlamaya, tohumu toprakta var etmeye, yaşatmaya çalışıyoruz.

  • Geçimlik tarıma başlamadan önce Êzidî kampına gitmişsiniz. Bu gidişiniz nasıl oldu?

Êzidî kampı döneminde belediyede çalışıyordum. Belediyeden görevli olarak gittim.

  • Kampta neler yaptınız?

Ekoloji Derneğimizden edindiğimiz bilgi birikimimizle Êzidî kampında bostanlar kurmaya çalıştık.

  • Êzidî kampında neden bostan kurmak istediniz?

Bilindiği üzere dünyanın birçok coğrafyasında biri bitmeden diğeri başlayan, bazen birçok yerde aynı anda devam eden savaşlar var ve mütemadiyen sürüyor. Bu savaşlar genel olarak görece yoksul olan ülkelerin yerüstü, yeraltı varlıklarını ele geçirme amaçlı yürütülüyor. Sürdürülen bu savaşlarda da maalesef, yoksulların en yoksulu olan kır yoksulları etkileniyor. Çiftçiler yerlerinden, yurtlarından, üretim alanlarından koparılıyor, yoksun bırakılıyor.

Barışçıl bir dünyayı inşa etmek yerine savaşı seçenler ile yandaşları, yaşam koşulları son derece kötü olan mülteci kamplarında savaş mağduru yerel insanları topluyorlar. Êzidî mülteci kampı da böyle bir kamptı.

Bu insanlar savaş öncesinde yaşamlarını üreterek sürdürüyorlardı. Savaş onları birdenbire muhtaç insanlar durumuna düşürmüştü. Kök saldıkları toprakları artlarında kalmıştı. Köklerinden koparılmasının yarattığı travmayla baş başa kalmış durumdaydılar. Üretiyorken, muhtaç bırakılmalarının yarattığı çaresizlik girdabında nefessizdiler adeta.

Êzidî kampındaki insanların çoğunluğu memleketlerinde tarımsal üretim yapan insanlardı. Onlarla birlikte 185 adet bostan kurduk. Bostan kurmak onlar için bildikleri işleri, mesleklerini devam ettirmekti. Bostanlarda kendi kültürlerine has ürünleri üretmek, onlarla kısmi olarak beslenmek ve bildikleri üretim tarzını devam ettirmek iyi gelecekti onlara, öyle de oldu.

  • Êzidî kampının size katkıları oldu mu?

Çoğunluğu tarımcı olan bu insanlar geleneksel yöntemlerde mahirdiler. Kimyasalsız tarım yapma konusunda bilgeleşmiş insanlardı. Bu süreçte biz onlardan ekolojik tarım yapma konusunda, çok şey öğrendik. Bu bostanlar Êzidîler için meşgale aş, psikolojik destek ve biraz nefes olurken, bizim için de, bilge öğreticilerin önderliğinde ekolojik tarım eğitimi oldu.

Ayrıca bu süreçte Êzidî kampında ben kerpiç yapma ve uygulama deneyimi kazandım. Kerpiç yapımını öğrendikten sonra eğitimini aldığım inşaat teknikerliği bilgilerimle birleştirerek daha sonra ekolojik kerpiç evler yapmaya başladım.

  • Evet. Sizin bir de kerpiç ev yapma tutkunuz var. Kerpiç ev yapmaya nerede, nasıl başladınız?

Tohumu toprakta üretim yaparak yaşatmayı öğrendiğimiz Êzidî kampı kapandıktan sonra Ekotov’da faaliyete başladık.

  • Ekotov’dan biraz bahseder misin?

2016 yılında Amed Belediyesi’nde çalışıyordum. Sonra kayyımdan dolayı işten atıldım. Arkadaşlarımızla kurduğumuz Ekoloji Derneği’nde Ekotov’da bizde yerel tohumlarla geçimlik ekonomi ölçeğinde tarımsal üretime başladık. Yerel tohumları toprakla buluşturduk. Burada 8 yıl boyunca geçimlik tarım yaptık. Êzidîlerden sonra Ekotov’daki üretim sürecinde bu sefer toprak bizim öğretmenimiz oldu, toprak bize ekolojik tarımı daha da öğretti. Öğrendiklerimizle yerel tohumları her yıl daha bilinçli olarak toprakla buluşturduk. Sürekli elimiz toprakta, gözümüz bitkide ve arazide oldu. Üretim sürecinin her aşamasını heyecanla izledik. Karşılaştığımız sorunlara, edindiğimiz bilgilerle ekolojik çözümler üretmeye başladık. Ürettiğimiz çözümlerle her gün, her sezon daha az hata yapar olduk. Toprak bize öğretti her şeyi.

  • Sürekli biz diyorsun. Sizler, bir grup muydunuz? Hangi topraklarda bu uygulamaları yaptınız?

Biz yedi kişiydik. Bir araya geldik, arazi satın aldık. Sözünü ettiğim yerel tohum ile üretim yapılan toprağı yedi kişi birlikte satın aldık. Arazi, 3000 metrekareydi, yani 3 dönümdü. Bu üç dönümün yanı sıra 40 dönüm de icar toprak işledik. İşlediğimiz bu topraklardan 8 yıl boyunca geçimlik ekonomimizi sağladık.

Bu bize bir ağ oluşturdu. Ziyaretçilerle ilgi alanı gelişti. Birçok gönüllü çalışmalara katıldı. Sosyal çevre genişledi. Ziyaretçilerle yapılan bilgi alışverişleri sayesinde karşılıklı olarak gıda ve bilgiyle beslendik. Arazinin bitişiğindeki alanda 5 yıl boyunca tıbbi ve aromatik bitkiler üzerine çalışmalar yaptık. Bütün bu çalışmaları Ekoloji Derneği çatısı altında yürüttük. Çevredeki çiftçiler bu çalışmalardan etkilenerek doğal kimyasalsız üretime yöneldiler.

  • Şu an tekrar Amed Belediyesi’ndesin, neler yapıyorsunuz belediye olarak?

Evet, Amed Belediyesi’nde yeniden çalışmaya başladım. İşe başladıktan sonra 4 kişi ile belediyeye ait olan bu atıl alanı kendi emeğimizle, belediyenin geri dönüşüm malzemelerini kullanarak önce bir kerpiç ev yaptık. Kerpiç malzemesi için kazarken doğal kayalar ortaya çıktı. Onları hiç bozmadan kazlar ve ördekler için havuz yaptık. Sonra bir boranhane (güvercin evi), bostan alanları, meyve bahçesi, kompost, solucan ve çiftlik gübresi alanlarını oluşturduk. İnşa ettiğimiz kerpiç evin bir bölümünü Tohum Kütüphanesi’ne dönüştürdük. Çatılardan ve hangarlardan gelen yağmurları hasad ettik. Tarım aletleri toplamaya başladık, bundan muradımız bir tarım-aletleri müzesi oluşturmak. Bu konuda desteğe, katkıya açık olduğumuzu belirtmek isterim. Aynı destek ve katkıyı yerel tohumlarınızı bizimle paylaşmanız için de bekliyoruz. Bir tandır fırını kurduk. Tezek balyası oluşturduk.

  • Peki belediyede bu faaliyetleri yürütürken Ekoloji Derneği ile olan bağın zayıflamadı mı, ilişkiniz ne durumda?

Hayır, bağım sürüyor. Onlar belediyenin bu faaliyetlerine destek oluyorlar, ortak yürüttüğümüz bazı faaliyetler de var. Örneğin; Ekoloji Derneği Tarım Komünü ve belediye işbirliğiyle yerel üzüm, meşe, badem fidanları üretimine başladık. Dernekle birlikte aynı zamanda yerel buğday çeşitlerinin denemelerine devam etmekteyiz.

  • Bir de boranhane inşa etmişsiniz. Neden boranhane? 

Boranhane ile eski kültürün fikri takibini yaparak bugünle buluşturmak istedik. Ayrıca boranhanenin ekolojik tarımdaki işlevi değerli. Hem bu kültürü yaşatmak hem güvercin gübresinin ekolojik onarım işlevini de görünür kılmamız gerekiyordu. Bu amaçla kerpiçten bir boranhane inşa ettik. Boranhaneden elde edilen gübre kıymetli. Mil topraklarda besleyici özelliği var. Geçmişte o meşhur Diyarbakır karpuzunun sırrı-alametifarikası, yetiştirildikleri toprakların güvercin gübresi ile beslenmesiydi. Kaybolmaya yüz tutmuş Diyarbakır karpuzunu yeniden güvercin gübresinin desteğinde yetiştirmek istiyoruz.

  • Üretim alanınız ne kadar? Üretim modelinizden biraz söz eder misiniz?

Üretim alanımız 7000 metrekare yani 7 dekar. Üretim sürecinde yerel tohum kullanıyoruz. Toprağa önce bozalt saçıyoruz. Bölgemizde asit taş çok fazla, bozaltı buradan sağlıyoruz. Genellikle taş çıkarıldıktan sonra bozalt kullanılmıyor. Atıl, atık-çöp olarak kalıyor. Biz bunları toprakta besleyici olarak kullanarak değerlendiriyor, çöp olmasının önüne geçiyor, fayda sağlıyoruz. Bu konuda da örnek olmak istedik. Bozaltı saçtıktan sonra serada yetiştirdiğimiz fideleri bazalt saçtığımız toprağa dikiyoruz.

  • Bostanlarda da güvercin gübresi kullanıyor musunuz? Zararlı böceklere karşı önlemleriniz ne?

Bostanlara bir sezonda 3 defa güvercin gübresi veriyoruz. Çuvallara dolduruyor, ağızlarını bağlıyor, su deposuna bırakıyoruz. Beş-altı gün çözülmesi için bekliyoruz. Damlama sulama sistemi ile bostanlara veriyoruz. Bostanlarda iki kez meşe külü kullanıyoruz. Külü elek veya tülbent marifetiyle serpiyoruz.

  • Neden?

Küllerden toprağa mineral sağlıyor, aynı zamanda kül, zararlı böcekleri uzaklaştırıyor, doğal avcıları ile buluşmalarına vesile oluyor. Aralara kadife, reyhan, kekik ekerek böcekleri öldürmüyor, uzaklaştırıyoruz. Bu uygulamalarla zararlı böceklerle beslenen faydalı avcı böcekler çoğalıyor ve ekolojik dengeyi sağlamaya, döngünün onarılmasına katkı sağlamış oluyoruz.

  • Biraz yerel tohum faaliyetinizden bahseder misiniz?

Elde ettiğimiz ürünlerden tohum ayırıyor, kendi ihtiyacımızı karşılıyor, fazlasını çiftçilere dağıtıyoruz. Elimizde 14 çeşit yerel buğday tohumu var. Şu an Mezopotamya’ya özgü beş buğday tohumumuz var. Bunlar 49 yıllık. Hikayeleri de var. İsimleri; Ruto, Baxacak, Spi, Aşere, Bijireş. Bunlar bir avuç tohumdu. Dicle’nin Kelbin Köyü’nden bir anne tarafından 12 yıl evvel bize verildi. Annede 37 yıllık hikayesi var. Bu tohumları her yıl toprakla buluşturarak çoğalttık.

  • Agroekoloji ve İklim Okulu’nda hangi ürünleri yetiştiriyorsunuz?

Meyve fidanları, hububat ürünleri, sebzeler. Bunların hepsini ekolojik yöntemlerle yetiştirip tohumlarını alıyoruz.

  • Enerjiyi nereden temin ediyorsunuz, nasıl?

Enerji konusunda bağımlılığımız yok. Çatıya koyduğumuz güneş panelleri ve rüzgâr enerjisinden sağlıyoruz. Enerjiye ödeme yapmadığımız için maliyetimiz otomatikman düşüyor.

  • Kanatlı (kümes hayvanı) yetiştiriyor musunuz?

Tavuk, ördek ve güvercin besliyoruz. Tavuk ve ördekler bahçede serbest geziniyor. Bir yandan böceklerden besleniyor, aynı zamanda bahçeyi böceklerden arındırıyor.

  • Bu çalışmaları merak edip gelen var mı? Yani haberdar mı insanlar? Gelenlerle bu bilgileri paylaşıyor musunuz? Nasıl?

Asıl amacımız geleceğimiz olan çocuklarımıza Agroekoloji eğitimini uygulamalı olarak vermek. Bunu da yapıyoruz. Bu amaçla bir okulumuz var. Bu okulumuzda çocuklar doğayla baş başa olmakla kalmıyor, uygulamalı, görerek, gözlemleyerek, dokunarak öğreniyorlar. Bu uygulamalı yöntemle çocuklar ekolojik döngü hakkında bilgi sahibi oluyorlar.

Çocuklara atık malzemeler nelerdir, hangileri değerlendirilebilir, en önemlisi de atık oluşmaması için uygulamalarda ne kullanılmamalı, ne kullanılmalı konusunda bilgi aktarıyoruz.

  • Aynı şey üretimle ilgili de oluyor mu?

Evet. Örneğin; çocuklara “burada yediğimiz yiyeceklerin ve gördüğünüz sebzelerin, meyvelerin tohumu var mı?” diye soruyoruz. Hep bir ağızdan Evveeet diye cevaplıyorlar. “Tohumu olmayan sebze ve meyve var mı?” diye sorduğumuzda, önce düşünüyorlar, sonra markette satılan ürünlerde daha az ve bazılarında hiç yok diyorlar. Buradaki ürünlerin tohumu çok diyorlar. “Yediğiniz meyve sebzenin tohumlarını ne yapıyorsunuz, çöpe mi atıyorsunuz?” diye sorduğumuzda evet diyorlar. “Atmayın bir torbaya dikin, sizin de bir ağacınız, bir bitkiniz olsun” diyoruz. Seviniyorlar. Bunun gibi sorulu, sohbetli eğitim yöntemimizle dinamik, canlı bir tarzda, geleceğimiz çocuklarla eğitim faaliyetleri yürütüyoruz.

  • Başka aktarmak istediğiniz bir şey var mı?

Hayır.

  • Bu güzel çalışma hakkında benimle bu bilgileri paylaştığın için teşekkür ederim.

Evet sevgili okur. Hani bir söz vardır: Pekin’de kelebek kanat çırpar, okyanuslarda dalgalar oluşur. Ekolojik döngüyü, zinciri en iyi anlatan özlü bir sözdür bu bence. Amed Belediyesi’nin Agroekoloji ve İklim Okulu’nda da kelebekler kanat çırpıyor! Agroekolojik yaşamın çoğalmasının umut tohumlarını bağrında taşıyor. Yolunuz, bahtınız açık olsun!

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Çocuktun, çalıştın ama yoksun!

Sonraki Haber

Ali Temel ölümünün 32’nci yılında anıldı

Sonraki Haber

Ali Temel ölümünün 32'nci yılında anıldı

SON HABERLER

Ali Temel ölümünün 32’nci yılında anıldı

Yazar: Yeni Yaşam
14 Temmuz 2026

Amed’de kelebekler kanat çırpıyor

Yazar: Yeni Yaşam
14 Temmuz 2026

Çocuktun, çalıştın ama yoksun!

Yazar: Yeni Yaşam
14 Temmuz 2026

Bir hayalet dolaşıyor!

Yazar: Yeni Yaşam
14 Temmuz 2026

Masa-zindan diyalektiği ve Apocu dil

Yazar: Yeni Yaşam
14 Temmuz 2026

11 Temmuz

Yazar: Yeni Yaşam
14 Temmuz 2026

ATK’ye göre işkence olabilir de olmayabilir de!

Yazar: Yeni Yaşam
14 Temmuz 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır