- Apocu hareketin tarihi, insan olma mücadelesidir derken özünde bir kadın özgürlük mücadelesi olduğunu da belirtmiş oluyoruz. Zira insan olmak, kadınla insanlaşma anlamına vasıl olmakla ilgilidir
- Ulusal bilincinin derinliği tartışmasızdı. Dil bilmenin, kültürleri tanımanın ya da görüp gezmiş olmanın ötesindeydi Berfin arkadaşın ulusal bilinci. O, ülkesinin hiç görmediği, hayal etmediği, dilini bilmediği mekanlarına tereddütsüz en önde gitmenin öncülüğünü yaptı
- Berfin yoldaşın kendisini Önderlik çizgisinde yaratarak mücadelenin öncülerinden olması yüzyıllık Şark Islahat Planı’nın boşa çıkarılmasının en güçlü örneğidir. Bu anlamda Berfin yoldaş bizim anamız, yoldaşımız, öncümüz, komutanımız ve tanrıçamızdır
Dilzar Dîlok
Apocu hareketin tarihi, bir insan olma tarihidir. İnsan olma, insan kalmadaki ısrar Önder Apo’nun tüm yaşamının tüm zamanlardaki amacı olduğu gibi tüm pratiklerin de sınandığı bir varlık noktası oldu. Bu nokta, her yerde ve her zamanda var oldu, her koşulda kendini var etmesini bildi. Kimi zaman sessiz oldu, adeta gerillanın gürültü yapmadan ve toprağı incitmeden ilerleyen yumuşak adımlarıyla ilerledi. Kimi zaman kalbimizin orta yerinde, varolmamıza sebep bir kadran oldu, tüm bedene yayıldı, kılcal damarları dolaşıp zindelik inşa etti. Hep var oldu. Hiç yok denilecek zamanlarda umut oldu ve hep en dinamik yanımız oldu. Önder Apo’nun tüm zamanlarda varolan o zerreyi büyütüp hepimizde var kılma mücadelesi bizim özgürlük mücadelemizdir. Kuşkusuz eksiklikler, yetmezlikler vardır ancak bunlar uygulama problemleri olup uygulayıcıların sorumluluk ve gerçekleşme oranını ortaya koyar. Toplamda bizler, Kürt bireyleri olarak Önderliğin insan olma mücadelesinin hem sebebi hem de bugün itibariyle de sonuçlarıyız.
Apocu hareketin tarihi, insan olma mücadelesidir derken özünde bir kadın özgürlük mücadelesi olduğunu da belirtmiş oluyoruz. Zira insan olmak, kadınla insanlaşma anlamına vasıl olmakla ilgilidir.
Kürt kadınlarının varlık ve özgürlük mücadeleleri yarım asırlık mücadelenin en zorlu, en amansız, en dinamik ve en güzel yanını oluşturdu. Bu güzelliği, bu dinamizmi, bu zorluğa galip gelişi yaratanlar başta Önder Apo’nun ortaya koyduğu kadın özgürlük çizgisi ve kadına olan güven, tarihsel toplumun kadınla inşa edildiğine ve bundan sonra da kadınla inşa edileceğine dair inancı ve bilinciydi.
Önderlik ile birlikte bunu yaratanlar ömrünün en güzel çağında, anlamı yaratmaya başladıkları çağda kirletilmemiş duygularıyla yönünü ülkeye çeviren, kendini ülke kılan, bunun için savaşan, özgürleşen ve güzelleşen kadınlardır. O kadınlar ki köylerden, şehirlerden, tarlalardan, okullardan, fabrikalardan, evlerden ve toplamda kapatıldıkları başka başka kafeslerden kaçıp kurtularak bir karış özgür ülke yaratma amacı ve inancıyla dağlara yürüyen, rakım yükseldikçe ve yük ağırlaştıkça başını eğmeyen, başlarını daha dik tutan kadınlardır. Her birinin geldiği yer şeklen çok farklı olsa da geldiklerinde bu farkın çok büyük olmadığını, bu farkın tarihsel toplum seyrinde küçük ve formatik bir fark olduğunu, özünde kadın olmaktan kaynaklı birbirlerine benzediklerini gören ve ben-biz olgusunu kadın kimliği temelinde yaratmanın büyük emeklerini veren kadınlardır. Onlar dünyayı ve dünya kadınlarını bildiler, dünyayı kadınların yarattığını, kadınların güzelleştirdiğini bildiler ve dünyayı kadınların özgürleştireceği bilinciyle can siperane savaştılar. Dünya kadınları onları bilir ya da bilmez, ancak onlar dünya kadınlarının özgürlük tarihinin yaratıcılarıdır. Özgürlük bilincine yazılmış milyonlarca kadından olmayı başaranlardandır. Çünkü onlar bizi, en yakınındaki arkadaşını, yoldaşını yaratmayı başarmış olanlardır.
Anı yaratan tarihi de yaratabilir. Anı yaratamayanın tarih yaratacağına inanç, sağlam dayanağı olmayan beklenti olmaktan öte gidemez. An’da yaratılanda payı olan insanın zamanı yaratmada da, tarihi yaratmada da payı olabilir. İşte onlar, bir tek an değil birçok anın yaratıcısıdır. Bizden bugüne kalan, aktarılan bir anlam, bir umut, bir inanç ya da güzelliğe dair bir algılayış, kavrayış varsa, onlar sayesindedir. Ve nihayet, onlar bizim yaratıcımızdır, bizim tarihimizin yaratıcısıdır.
Berfin Nurhaq yoldaş, bu kadınlardan olmayı en fazla başarmış olan kadınlardan biridir. Berfin yoldaş 1974 Osmaniye doğumludur, köken olarak Elbistanlıdır. Ailesini dar zaman kapsamında ele aldığında ulusal gerçekliğe yabancı olarak tanımlasa da Berfin arkadaşın yaşadığı zamana, yarattıklarına, duruşuna ve ondaki anlama baktığımızda Kürt gerçeğinin, komünal yaşam gerçeğinin özünü her türlü kırım saldırılarına rağmen en güzel haliyle koruduğunu belirtebiliriz. Berfin arkadaş Kürdistan kadın gerillası olarak kendinde yarattığı anlamlı ve bilgece yürüyüşünü dokunduğu her yoldaşına aktarmayı bilen, bunu bir yaşam tarzı haline getiren bir yoldaştı. Bu anlamıyla vericiydi. Vermenin güzelliğini biliyordu, vermekle azalmayacağını, bilakis vermekle çoğalacağını biliyordu. Bu ondaki anacıl özelliklerin derin ve köklü olmasından kaynaklanıyordu. Ve de toplumsal olarak devlet dışı Alevi Kürtlüğün komünal toplumsallığının inatçı ve güçlü köklere sahip olan direnişinden kaynaklanıyordu.
Berfin arkadaş, Şark Islahat Planı’nın temel hedefi olan bölgenin insanıydı. Fırat’ın batısını Kürtsüzleştirmek, hatta insansızlaştırma politikasının acımasızca uygulandığı bölgenin insanıydı, o bölgenin kadınıydı. Sistematik asimilasyon ve şiddete maruz kalan bu bölge, başta kız çocuklarının zorla okula alınarak Türkçe öğretildiği, annelerimizin Türkleştirilmesi yoluyla bizim Türk olarak doğmamızın hedeflendiği bölgedir. İnsanlık tarihinde önemli bir yeri olan bu bölge bugün adeta insanlık babında çölleştirilmiştir. Toplumsal hayat büyük darbelenmiş, insanlık Kürtler şahsında köreltilmiş, baskılanmış, katliam ve asimilasyon uygulamaları altında kendisi olmaktan uzaklaştırılmıştır. Bu savaş yüz yıllık bir savaştır. Cumhuriyet yüzyılının bizim bölgemize, Fırat kıyılarına getirdiği hala sürmekte olan yüz yıllık savaştır.
Berfin arkadaş böyle bir savaşın, talanın, soykırımın içinden sıyrılıp gelmiştir. Adı kardelendir ya, karları delmek nedir ki, Berfin yoldaş, yüzyıllık soykırım planlarını delip de kendini varetmiş bir kadındır. Böyle zamanlarda 2. Dünya Savaşı’ndan çırılçıplak çıkıp kurtulan ve fotoğrafı tüm dünyayı utandıran küçük kız çocuğu gelir aklıma. Ama o da yetmez. Derim, bu ne ki, Berfin’in, Berfinlerin içinden çıkıp kaçıp sıyrılıp geldikleri dünya savaşı, yüzyılları da aşan bir savaştır. Bu savaş 2. Dünya Savaşı’ndan katbekat fazladır, yıkıcıdır. Berfin arkadaşın bu yoğunlaştırılmış yüzyıllık savaşın içinden çıkıp gelebilmesi ve mücadeleyi büyüterek kendini inşa etmesi direniş çizgisinin derinliğinden ve gücünden kaynağını alıyor. Bu özü en çıplak haliyle yansıtırdı Berfin arkadaş.
Ulusal bilincinin derinliği tartışmasızdı. Dil bilmenin, kültürleri tanımanın ya da görüp gezmiş olmanın ötesindeydi Berfin arkadaşın ulusal bilinci. O, ülkesinin hiç görmediği, hayal etmediği, dilini bilmediği mekanlarına tereddütsüz en önde gitmenin öncülüğünü yaptı. Şaho’dan Şengal’e kadar, ilklerin komutanı, ilklerin öncüsü oldu. Bundan dolayı bir mektubumda ona “uç beyliği” demiştim. Berfin, en zor olan görevlere koşmanın militanıydı. Bilinmezlikten korkmamanın militanıydı. Büyük bir cesaretle gittiği Şaho’da yürüttüğü mücadele, dilimizin ve lehçelerin zenginliğinden kaynaklı birkaç tercüman aracılığıyla olsa bile diyalog kurmaya çalıştığı, ülkemizin en doğu noktalarında tarihi yaratan kadınları anlamanın büyük ve inatçı çabasındaydı. Onun her bir çabası bugün ülkenin dört yanında kadın devrimini, jin, jiyan, azadî devrimini doğuran közdür. Derinlerde alev çıkarmadan yangını oluşturan közlerdendir onun çabaları. Onda ulusal bilinç, tarihsel bir varolma ve özgürleşme eksenindeydi. Geriye kalanları yıllar süren mücadelesi içinde tamamlamıştı.
Berfin arkadaş 1997 yılının Mart ayında özgürlüğe sevdalı bir grup genç yoldaşıyla birlikte Çanakkale 18 Mart Üniversitesi’nden Apocu Harekete katıldı. Balkan sahasında gördüğü 4 aylık eğitimden sonra Önderlik sahasına geçti. Sadeliği, güzelliği, hakim modernitelerin kirletmediği yüreğiyle ve tüm benliğiyle eğitime katıldı. Sahada Önder Apo’nun gerçekleştirdiği diyalogun kısa bir kesitini buraya aktarmak istiyorum:
“Berfin Nurhaq Ark: … Parti Önderlik gerçeğinin ve Parti gerçekliğinin, kesinlikle Kürt gerçekliğini anladıktan sonra anlaşılacağının kanısındayım. Nasıl? Yani, Kürdün düşürülmüşlüğü, Kürdün umutsuzluğu, Kürdün sabırsızlığını gördükten sonra Önderlik gerçeğindeki umut, sabır ve iradeyi görmek sözkonusudur.
Önderlik: Hangi okulu okumuştun?
Berfin Nurhaq Ark: Eğitim fakültesi.
Önderlik: Biraz anlıyorsun. Devam et.
Berfin Nurhaq Ark: Yine Kürdün gerçekliğindeki başarısızlıkların temelinde yatan, buradaki eğitimden çıkardığım sonuç, hak arama psikolojisi ve yetmezliklerin gerekçelendirilmesi. Bunlardan bu eğitimde ders çıkardığıma ve savaş gerekçelerimin güçlendiğine inanıyorum. Yine bu süreçte, işbirlikçi eğilimin açığa çıkmasıyla Parti Önderliği’nin son döneme ilişkin yapmış olduğu, zafer kadrosunu yaratma çözümlemelerinin daha iyi anlaşıldığı kanısındayım. Daha önce ülkeyi hiç görmemem nedeniyle, ülkeye gitmeye hazırım. Özellikle Parti bilinciyle gitmeye hazırım. Bu temelde söz verebilirim.
Önderlik: Anlayışlarınız oldukça doğruya yakın. Tabi, bir Partili gibi gitmeye de yakınsın. Ne diyorsun ülkeyi, çelişkilerini tanıdıkça, ne tanıyabiliriz daha iyice?
Berfin Nurhaq Ark: Başkanım, ülkeyi tanıdıkça daha çok Partinin hedeflerini, yine Önderlik gerçeğini bir daha tanıma.
Önderlik: Daha, evet, onun şeyi şu, somutu gördükçe daha iyi teorikleşilebilinir.
Berfin Nurhaq Ark: Kesinlikle öyle.
Önderlik: Teoriyle, hatta burdaki eğitimle sınırlı bir tanıma olabilir. Ama bununla başladığınız pratik, çok daha derin tanıtacaktır.”
Önder Apo’nun Berfin arkadaşa söylediği iki cümle Berfin Nurhaq’ın pratiğinin özetidir.
“Biraz anlıyorsun. Devam et. Anlayışlarınız oldukça doğruya yakın. Tabi, bir Partili gibi gitmeye de yakınsın.”
Berfin yoldaş tüm mücadelesi boyunca Önder Apo’nun bu sözlerini yüreğinde ve zihninde taşıdı, pratiğini bu sözler temelinde yürüttü. Anladı ve anladıkça kendine güvendi, güvendikçe de anlam verişini yeniledi, derinleştirdi. Tüm koşul ve zamanlarda Önderlik tarzını esas aldı. Önderlik sahasında öğrendiklerini pratikleştirmenin mücadelesini verdi.
Berfin yoldaşın kendisini Önderlik çizgisinde yaratarak mücadelenin öncülerinden olması yüzyıllık Şark Islahat Planı’nın boşa çıkarılmasının en güçlü örneğidir. Bu anlamda Berfin yoldaş bizim anamız, yoldaşımız, öncümüz, komutanımız ve tanrıçamızdır. O bizim mücadelemiz ve mücadele çizgimizdir.
Berfin yoldaş, Önderlikten aldığı umut, sabır ve iradeyi her koşulda yitirmedi, azaltmadı. Her zaman umudu, sabrı ve iradeyi büyüttü. Umudu, sabrı ve iradeyi büyüttüğü kadar yoldaşlarına vermeyi de amaç edindi. Ondaki bilgelik, işte bu umut, sabır ve iradeyle yoğrulmuştu. Bundan dolayı da onun fiziksel duruşuna, gülüşüne, güzelliğine, sadeliğine, tutumluluğuna, temizliğine, titizliğine, güzel yazısına, güzel sözlerine, şiirlerine, mütevaziliğine, her şeyine yansıdı. O tüm bunlarla bilge kadın olmanın bir örneği oldu. Tam insan olmanın bilgece duruşunu sergiledi.
Onun tüm bu meziyetleri karşısında samimi olmamak, yaşamı sevinçle coşkuyla kucaklamamak mümkün değildi. Onun bulunduğu ortamlarda onu anlayabilen, hissedebilen her yoldaş yaşamı büyük bir aşkla, coşkuyla kucakladı. İyi, doğru ve güzel olanı büyütmeyi esas aldı. Çünkü Berfin yoldaşın duruşu böyleydi ve bunu gerektiriyordu. Berfin size baktığında sadece yüzünüze baktığını hissetmezdiniz. Berfin yoldaş bana baktığında içimin derinliklerine baktığını hissederdim. Onun yüreğimi okuduğunu hissederdim. Onun kadın yoldaşına dair sevgisi derin cins bilincinden, toplumsallık bilincinden kaynaklanıyordu. Cins mücadelesinin en öğretici öncülerindendi. İdeolojik mücadelenin en örnek olanlarındandı. Derinliği, katılımı, yaratımı, insan sevgisi, yoldaş sevgisi, kadın sevgisi ve toplamda sergilediği bilgece duruşu kendisine karşı büyük bir saygı uyandırırdı.
Berfin yoldaşa sonsuz sevgilerimi sunarken, onun yoldaşlığına layık olma sözümü yineliyorum. Birlikte olduğumuz zamanlarda söylediğim sözü tekrarlıyorum: Berfin yoldaş, seni saygıyla selamlıyorum.









