• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
27 Ekim 2026 Salı
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Gündem Güncel

Besê Hozat: Devlet adım atmıyor, süreçte donma hali var

27 Ekim 2026 Salı - 11:28
Kategori: Güncel, Manşet

Türkiye’deki demokratikleşme tartışmaları ve Ortadoğu’daki gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulunan KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Besê Hozat, süreçte bir tıkanmadan ziyade ‘kilitlenme ve donma hali’nin olduğunu söyledi

KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Besê Hozat, Medya Haber TV’de yayımlanan özel programda Kürt özgürlük mücadelesinin mihenk taşlarından olan Bêrîtan’ın (Gülnaz Karataş) 34. şehadet yıl dönümünü, sürecin geldiği aşama, kadına yönelik şiddet, zindanlardaki tecrit politikaları, Türkiye’deki demokratikleşme tartışmaları ve Ortadoğu’daki gelişmelere ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu.

Demokratik Kürt birliğinin de öncülüğünü kadınlar yapabilmeli

Kürt özgürlük mücadelesi ve kadın direniş çizgisinin mihenk taşı olan Bêrîtan’ın (Gülnaz Karataş) 34. şehadet yıl dönümünde değerlendirmelerde bulunan Besê Hozat, Bêrîtan’ın teslimiyetçi, iş birlikçi ve ihanetçi çizgise karşı koyduğu soylu duruşun Kürt kadını ve toplumu üzerinde büyük bir etki yarattığını belirtti. Bêrîtan’ın özgürlük ve direniş çizgisinin bir gelenek ve zihniyet dönüşümü yarattığını ifade eden Besê Hozat, günümüz açısından bu mirasın önemini şu sözlerle vurguladı:

“Kürt kadınları, bu direniş ve özgürlükçü çizgide örgütlülük ve yaşam duruşunu demokratik, özgür Kürt birliğine dönüştürebilmeli. Bu çok önemlidir. Ve demokratik Kürt birliğinin de öncülüğünü Kürt kadını yapabilmeli.
Kendi birliğini sağlayarak, demokratik, özgür ilkeleri temelinde kendi iç birliğini sağlayarak demokratik Kürt birliğine de öncülük yapabilmeli. Bu günümüz açısından da, içinden geçtiğimiz dönem açısından da aciliyet arz eden bir ihtiyaçtır. Bu anlamda Bêrîtanca bir duruşla Kürt kadınları bunun öncülüğünü yapabilmeli.”

Kadınlar ne kadar örgütlenirse o kadar mücadele gücü oluyor

Kadın katliamları ve kadına yönelik çok boyutlu şiddetin (psikolojik, ekonomik ve fiziki) binlerce yıllık erkek egemen ve cinsiyetçi kültürün bir sonucu olduğunu belirten Besê Hozat, kapitalist modernitenin ve ulus-devlet sisteminin yaşadığı derin krizin şiddeti daha da tırmandırdığını kaydetti. Bu saldırılara karşı mücadelenin ancak örgütlülük ve öz savunma ile büyüyebileceğini ifade eden Besê Hozat, şunları söyledi:

“Kadının her yerde, yaşamın her alanında örgütlülüğünü güçlendirmesi gerekiyor. Özsavunmasını güçlendirmesi gerekiyor. Öz savunma da örgütlülükten geçiyor. Ne kadar örgütlenirsen, o örgütlülük aynı zamanda senin öz savunman da oluyor. Ortak mücadele gücün de oluyor.
Bu örgütlü mücadele ve öz savunma daha da büyürse, erkek egemen sistemin çözülüşünü daha hızlı getirir. Bu cinsiyetçi kültürü de giderek ortadan kaldırır. Bu, örgütlü mücadeleyle bağlantılı. Bu çok önemli. Kadınların eğitimi, örgütlülüğü, öz savunması, ortak mücadelesi, erkek egemen sistemi ve kültürü geriletir ve zamanla aşılmasını sağlar.”

Süreçte bir durma ve donma durumu var

22 Ekim’de başlayan sürecin üzerinden iki yıl geçtiğini hatırlatan Besê Hozat, Özgürlük Hareketi’nin Türkiye’ye karşı silahlı mücadeleyi durdurmak ve sınır dışına güç çekmek dahil tarihi adımlar attığını, ancak devlettin demokratikleşme yönünde adım atmadığını belirtti. Süreçte bir tıkanmadan ziyade ‘kilitlenme ve donma hali’ olduğunu söyleyen Besê Hozat, şu değerlendirmeyi yaptı:

“Buna karşı devlette ciddi bir adım yok. Tıkanma var mı dediniz. Tam olarak öyle ifade etmek şu aşamada belki erken olur. Ama gerçekten bir donma durumu vardır. Bir durma ve donma durumu vardır. Buna tıkanma da diyebilirsiniz ama bir kilitlenme hali var. Bunun nedeni nedir? Bunun nedeni devletin ve iktidarın tutumudur. O cephede yaşanan bir donma halidir. Adım atmıyor. Demokratikleşme yönünde adım atmıyor. Siyasi ve hukuki zemin hazırlanmıyor. En başta, işte Önderliğimizin durumu. Şu anda tecrit ortadan kalkmış değil.
Adım atmıyor. Mevcut çözümsüzlük tutum ve politikasındaki ısrar, bu tür özel savaş gündemlerinin oluşmasına yol açıyor. Ortada herhangi bir adım yok, her gün bir alan tartışılıyor, farklı böyle bir algı yaratılmaya çalışılıyor. Bunlar özel savaş gündemleridir. Onlara hiç itibar etmemek gerekiyor. Dönüp herkesin devlete bakması lazım. Adım atıyor mu, atmıyor mu?”

Mehmet Uçum çözümsüzlükte ısrar eden çizginin temsilcisidir

Mehmet Uçum’un Abdullah Öcalan’ın hukuki statüsünün değişmeyeceğine yönelik açıklamalarının çözümsüzlükte ısrar eden devlet içi kanatların ve özel savaş politikasının bir yansıması olduğunu ifade eden Besê Hozat, Abdullah Öcalan’ın özgürlüğü ile Kürt sorununun çözümünün iç içe olduğunu vurguladı:

“Mehmet Uçum çözümsüzlükte ısrar eden, savaş politikalarında, inkarda ısrar eden eğilimin, çizginin devlet içerisindeki temsilcisidir. Gerçekten tam bir özel savaş elemanıdır. Savaştan, çözümsüzlükten beslenen epey bir çevre var Türkiye’de ve devlet içerisinde çok ciddi kanatlar var. Mehmet Uçum da bunların temsilini, sözcülüğünü yapıyor. Öyle ifadelendirmek yerindedir.
Önder Apo bu halkın önderidir, bu halkın iradesidir. Önder Apo’nun özgürlüğü Kürt sorununun demokratik çözümüyle özdeştir, iç içe geçmiştir. Önder Apo özgürleşmeden ve statüsü resmileşmeden, Önder Apo bu süreci özgürce yürütmeden, bundan sonra gerillanın tek bir adım atmayacağı açıktır, nettir.”

‘Zindanlarda savaş hukuku uygulanıyor’

İnfazları yakılan, 30 yılı aşkın süredir cezaevlerinde tutulan ağır hasta mahpusların durumuna dikkat çeken Besê Hozat, zindanlarda evrensel hukukun ve kendi kanunlarının dahi çiğnendiğini belirtti. Bu durumun toplumsal güveni zedelediğini ifade eden Besê Hozat, şu ifadeleri kullandı:

“Kendi kanunlarını bile uygulamıyor. Kanun dışı, hukuk dışı, ahlak dışı, siyaset dışı… Bütün bunların dışında insanlık dışı, bir düşmanlık hukuku, bir savaş hukuku uygulanıyor. Bu düşmanlık ve savaş hukukunun en çarpıcı ve bariz uygulandığı yerlerden biri de, işte zindanlardır.
Adeta böyle intikam alıyor, irade kırmaya çalışıyor. 30 yıl, 32 yıl yatmış. Bütün ömrünü özgürlük davasına vermiş, bu halkın özgürlüğüne vermiş; pişmanlık dayatıyor, irade kırmaya çalışıyor, teslim almaya çalışıyor. Bunun tek bir ifadesi var. Bu düşmanlıktır. Bu, Kürt’e düşmanlıktır. Kürt’e düşmanlıkta ısrardır. Savaşta ısrardır. Bunun başka bir anlamı yoktur. İki yıllık bir süreçtir bu kadar adım atılmış. Demokratik siyaset yürütme konusunda bu kadar güçlü bir irade ortaya konulmuş, Türkiye’ye karşı silahlı mücadele durdurulmuş; buna rağmen zindanda bir düşmanlık hukuku işliyor, bir savaş hukuku işliyor.
Elbette bu büyük bir öfke yaratıyor. Bu sürece karşı da, devlete dönük de çok ciddi bir inançsızlık ve güvensizlik yaratıyor, endişeleri derinleştiriyor. Dolayısıyla süreç toplumsallaşmıyor. Kürt halkında da ciddi böyle bu konuda endişe, kaygılar var. Önderliğin durumuna bakıyorlar; bir değişiklik yok. Zindanlara bakıyorlar; tam bir zulüm ve düşmanlık hukuku işliyor orada. Şimdi bu nasıl güven yaratır bu toplumda? Bu sürece dönük nasıl inanç yaratır?”

Türkiye’de demokratikleşme ve basına yönelik baskılar

Belediyelere atanan kayyumlar, muhalif basına yönelik tutuklamalar ve siyasi baskıların sürecin toplumsallaşmasını engellediğini belirten Besê Hozat, Türkiye’nin demokratikleşmeden Kürt sorununun çözülemeyeceğini, Kürt sorunu çözülmeden de Türkiye’nin demokratikleşemeyeceğini vurguladı:

“Çok yoğun bir baskı ve zulüm var şu anda Türkiye cephesinde de. Tüm muhalif demokratik, muhalif liberal, muhalif kesimler üzerinde de yoğun bir baskı politikası var. Tabii ki gerçeklerin topluma yansımasını istemiyor.
Muhalif basın üzerinde bu kadar baskıları yoğunlaştırmasının sebebi odur. Gerçeklerin toplum tarafından bilinmesini istemiyor. Özellikle bu fon krizi gündeme girdi. Muhalif basın yoğun işledi. Şimdi yoğun bir saldırı furyası başlatıldı. Bir de iktidarın bu sürece dönük eleştirilmesini, gerçeklerin görülmesini istemiyor.
Türkiye’nin demokratik sürece girmesi gerekiyor. Bu anlamda bu iktidarın demokratik adım atması gerekiyor. Hukuki, siyasi, toplumsal her alanda çok ciddi demokratikleçmeye gitmesi gerekiyor. Tersi bir durum var. Daha da otoriterleşme, daha da yoğun bir baskı ve zulüm politikası tüm toplumsal muhalif kesimler üzerinde doludizgin gidiyor.”

Ortatadoğu’daki gelişmeler ve Kürtlerin ulusal birliği

ABD’nin Irak’taki askeri pozisyonuna ve merkezi devletleri güçlendirme politikalarına değinen Besê Hozat, bu durumun Kürdistan’ın statüsü açısından riskler barındırdığını ifade etti. Bütün bu tehlikeleri bertaraf edecek yegane gücün Kürtlerin ulusal ve demokratik birliği olduğunu belirten Besê Hozat, şöyle konuştu:

“Dolayısıyla ABD bölgededir, ABD Irak’tadır. Öyle bir çekilme falan söz konusu değildir. Askerî etkisi de var, siyasi etkisi de var, ekonomik etkisi de var. İran’a yakın yerlerde çok ciddi üslenmeleri de var. Bu savaşı yürüten merkezler var direkt bölgenin kendisinde. O anlamda bunu bir komple bir çekilme olarak ifade etmek çok gerçekçi olmaz. Çünkü ABD’nin bölge üzerinde hesapları, çıkarları devam ediyor.
Bütün bu tehlike ve risklerin ortadan kalkması için ne gerekiyor? Evet, demokratik Kürt birliği gerekiyor. Gerçekten tüm bu tehlikeleri Kürtler açısından bertaraf edecek tek şey, Kürtlerin demokratik birliğidir, Kürtlerin demokratik ulusal birliğidir. Bu konuda her Kürt örgütünün yapısı, siyasi yapısı, bu durumu çok iyi analiz etmeli, görmeli, öngörülü olmalı. Ve bunun tek çaresinin demokratik Kürt birliği olduğunu anlamalı ve bu temelde kendisini değiştirmeli, dönüştürmeli ve adım atmalıdır. Bu önemlidir. Ve bu anlamda Başûr’da da, böyle bir sürecin gelişmesi, işte demokratik Kürt birliği konusunda da Başûr’un etkili rol oynaması, Başûr’daki de yönetim sisteminin genel olarak, demokratikleşmesiyle de bağlantılı.
Bu konuda da Başûr’un yönetim anlayışında demokratikleşme süreci gelişirse, diğer Kürt örgütleriyle, yapılarıyla, sivil alanla bir bütünen, Kürt toplumu açısından gerçekten böyle bir sıkıntı kalmamış. Toplumsal olarak çok güçlü bir ulusal bilinç, birlik ruhu, duygusu, düşünce ortaya çıkmış durumdadır. Ciddi bir toplumsal kaynaşma var, birlik var. Bu sorun, siyasi örgüt ve yapılardadır. Bu konuda da bir demokratikleşme süreci gelişir ve demokratik Kürt birliği gelişirse, Başûrê Kurdistan üzerinde de bu tehlikeler bertaraf edilebilir. Başûr ve Irak demokratikleşmeden, o tür tehlikelerin önü alınamaz. Bunun için de Kürt demokratik birliği çok acil bir ihtiyaçtır.”

İran’daki kriz e demokratik çözüm stratejisi

Uluslararası güçlerin İran’ı teslim alma veya rejim değiştirme stratejisi izlediğini, İran’ın ise iç politikadaki sert uygulamaları ve idam politikaları nedeniyle zayıfladığını belirten Hozat, çıkış yolunun yerel demokrasiye dayalı köklü bir reformdan geçtiğini belirtti:

“Uluslararası güçlerin İran’a dönük politikası İran rejimini ya teslim alma ya da değiştirme. Bu eksende gelişen bir politika. O görülüyor, böyle bir strateji yürütülüyor İran’a karşı. Şimdiye kadar verilen savaşta da zaten İran da çok yıprandı. Zayıfladı, gerçekten zayıfladı. Elbette Amerika da çok ciddi bir özellikle Hürmüz üzerinden böyle bir çıkmaza girdi. O anlamda bu güçler de zorlandı, o da bir gerçek.
Fakat İran’da da böyle ciddi bir böyle zayıflama ve daralma durumu söz konusudur. İran biraz bu duruşuyla bu tür müdahalelere de gerekçe oluşturuyor. Mesela İran kendi içerisinde demokratikleşse, İran’daki halkların taleplerine, kadınların taleplerine cevap verse, böyle köklü bir reformdan geçse demokratikleşme temelinde gerçekten bu saldırıları çok rahatlıkla püskürtebilir. Olsa da saldırılar sonuç almaz. Şimdi diyor, “halk desteği yanımdadır”. Öyle bir durum yoktur. Ciddi bir rahatsızlık, tepki toplumda var. Kendini kandırmanın anlamı yoktur. Ortada bir realite var. Mesela idam politikası, bu saldırıların birçok kesim tarafından desteklenmesine yol açıyor. Çünkü ciddi bir öfke yaratıyor idam politikası. Hem Kürt toplumunda hem İran toplumunda hem de uluslararası toplumda çok ciddi bir öfke ve tepki yaratıyor. Bu da çok ciddi anlamda İran’a yansıyor. Olumsuz anlamda yansıyor.
Bu anlamda yapılacak şey elbette demokratikleşmedir, demokratik adım atmadır. Kürt örgütlerinin bu anlamda geliştirdiği mücadele stratejisi doğrudur. Yerel demokrasiye dayalı İran’ın demokratikleşmesi en doğru stratejidir. Kürt örgütleri bu temelde bir mücadele yürütüyor. Bunu tüm İran halkıyla birlikte, İran’daki demokratik toplumsal dinamiklerle birlikte, halklarla birlikte yürütmek lazım.”

Türkiye’nin dış politikası ve bölgesel hegemonya savaşları

Türkiye’nin Mekke İttifakı, Bedir İttifakı ve Libya anlaşmalarıyla NATO ve ABD ekseninde bölgedeki boşluğu doldurmaya çalıştığını ifade eden Besê Hozat, Türkiye’nin iç sorunlarını çözmeden dışarıda kalıcı bir güç olamayacağını vurguladı:

“Bölgede büyük bir hegemonya savaşı var. Bölge bir dizayn sürecindedir. Türkiye de bu dizaynda yer almak istiyor, kendine yer yapmak istiyor. Bu anlamda NATO anlaşmasıyla zaten bir bütünen NATO’yla hareket etme kararı da alındı. Türkiye tamamen direksiyonu zaten ABD, NATO’dan yana kırdı. Bunun kararını verdi. Böyle ABD ve NATO’nun çıkarlarını bölgede temsil etme temelinde ABD de, NATO da Türkiye’nin önünü bölgede biraz açtı. Bütün bu ittifaklar, anlaşmalar biraz bu temelde gelişti. Bu bir nevi Türkiye’nin de ne kadar müşkül durumda, ne kadar zayıf durumda, çaresiz durumda olduğunun da göstergesidir.
Bir nevi NATO’ya teslim oldu, ABD’ye teslim oldu. Şu anda ABD’nin çıkarları temelinde de bir politika bölgede yürütüyor. Bu Mekke İttifakı esas olarak biraz böyle İran’a karşı oluşturuldu. ABD bunu istedi. Türkiye bundan da tabii yararlanmaya çalışıyor. Bölgede böyle bu ittifaklara dayanarak biraz kendine yer yapmaya da çalışıyor bu dizaynda. Böyle yer bulmaya çalışıyor. Böyle de bir şey içerisinde, çaba içerisinde. Fakat Husilere karşı cephe alması, bir nevi İran’ı da elbette karşısına alma anlamına da geliyor.
Türkiye çok derin fay hatları var. Fay hatlarından biri Kürt sorunudur, biri Alevi sorunudur… Türkiye bu iki temel sorunu çözmeden, demokratik temelde, Türkiye bekasını, geleceğini, varlığını güvenceye alamaz. Bölgede de bir güç olamaz.”

Avrupa’daki halk hareketleri ve kapitalist modernitenin krizi

Fransa başta olmak üzere Avrupa’da öğrencilerin öncülüğünde başlayan ve halk hareketine dönüşen isyanların kapitalist modernitenin sistemik krizinin bir dışavurumu olduğunu belirten Hozat, savaş ve silahlanmaya aktarılan kaynakların toplumda derin bir yoksulluk uçurumu yarattığını ifade ederek sözlerini şöyle tamamladı:

“Bu sömürü sistemi, katmerli sömürgecilik bu kadar böyle ekonominin kaynakların, toplumun tüm kaynaklarının silahlanmaya, savaşa, işte sözde savunmaya, güvenliğe aktarılması, zengin tabakaya aktarılması böyle çok ciddi bir yarılma yarattı toplumda da. Zengin zenginleştikçe zenginleşti. Bir kesim, bir avuç kesim diğer toplumsal kesimler de böyle derin bir fakirliğe mahkûm edildi.
Şu anda toplum zaten Avrupa’daki bu isyanların temel nedeni odur. Sosyal hak talebidir ortada mesela bütün gerçekten kaynaklar silahlanmaya ve şeye gidiyor. Burjuva, üst burjuva işte zengin kesime gidiyor. Derin bir uçurum açılmış durumdadır fakirle zengin arasında. Bu işte kapitalist modernitenin derin krizidir. Bu sömürgeci sistemin geldiği noktadır.”
Türkiye’nin durumu Avrupa devletlerinden beterdir. Türkiye Kürt düşmanlığı üzerinden, Kürt sorunu üzerinden yıllardır böyle kendisini ayakta tutuyor. Böyle toplumu militarize ederek, milliyetçiliği, ırkçılığı geliştirerek böyle bu iktidarlar kendisini sürdürüyor, ayakta tutuyor. O yüzden de zaten çözümsüz bırakıyor Kürt sorunu. Temel bir sermayedir, iktidar sermayesi. İktidarı sürdürmenin kanunu haline getirilmiş.
Şimdi bu bir sistem krizi olarak, Türkiye de bu sistemin bir parçasıdır. Bir sistem krizi olarak ortaya çıkıyor. Ve sanıyorum bu bütün dünyayı etkiler. Böyle Avrupa’yla da bunlar sınırlı kalmaz, tüm dünyayı etkiler. Çünkü bu sistemik bir kapitalist modernite sistem krizidir. Ulus devlet sistem krizidir. Üçüncü Dünya Savaşı’nın yol açtığı toplumsal sosyal patlamadır. Bir infial halidir. Bir buhranın bu biçimde dışa vurumudur.
Önderliğimizin geliştirdiği demokratik ulus, konfederal sistem projesi de tam da işte tüm dünya için ilaçtır, alternatiftir. Kapitalist modernite karşısında demokratik modernite alternatifi… Tüm toplumun da halkların da ihtiyacına, kadınların ihtiyacına da cevap veren gerçekten bir çözüm projesidir.”

Kaynak: ANF

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Bakırhan: Çerçeve yasanın uygulama adımları başlamalı

Sonraki Haber

DEDAŞ Dergûl’e 7 gündür elektrik vermiyor: Sağlık ve güvenlik olumsuz etkileniyor

Sonraki Haber

DEDAŞ Dergûl’e 7 gündür elektrik vermiyor: Sağlık ve güvenlik olumsuz etkileniyor

SON HABERLER

Birsen Orhan: Kayyımlar bir imzayla gidebilir

Yazar: Yeni Yaşam
27 Ekim 2026

2027 bütçe görüşmeleri Meclis komisyonunda

Yazar: Yeni Yaşam
27 Ekim 2026

Kızımın son sözü ‘Hakkımı yerde bırakma’ydı: Musa Orhan tutuklanana kadar susmayacağım

Yazar: Yeni Yaşam
27 Ekim 2026

Edirne ve Bursa’da 2 erkeğin cansız bedeni bulundu

Yazar: Yeni Yaşam
27 Ekim 2026

Enternasyonal Dayanışma üyesi: Avrupa’daki isyanların altında neoliberal politikalar yatıyor

Yazar: Yeni Yaşam
27 Ekim 2026

DEDAŞ Dergûl’e 7 gündür elektrik vermiyor: Sağlık ve güvenlik olumsuz etkileniyor

Yazar: Yeni Yaşam
27 Ekim 2026

Besê Hozat: Devlet adım atmıyor, süreçte donma hali var

Yazar: Yeni Yaşam
27 Ekim 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır