• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
13 Mayıs 2026 Çarşamba
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Forum

Beyaz tülbendin hafızası: Barış Anneleri’nin çağrısı

10 Mayıs 2026 Pazar - 10:22
Kategori: Forum, Manşet

Beyaz tülbent; hafızadır, onurdur, yasın içinden doğan dirayettir. Kürt kültüründe beyaz tülbent, özellikle annelerin ve yaşlı kadınların başında taşıdığı sade bir örtü olmanın çok ötesinde; toplumsal hafızanın, ahlaki otoritenin ve barış çağrısının güçlü bir simgesidir

Tayfun Acar

Türkiye’nin siyasal tarihinde kimi anlar vardır ki, kullanılan kelimelerden daha güçlü olan şey bir semboldür. Bazen bir karanfil, bazen bir mektup, bazen de bir annenin elinde taşıdığı beyaz bir tülbent… Barış Anneleri’nin siyasi partilere gerçekleştirdiği ziyaretlerde genel başkanlara ve parti yetkililerine sunduğu beyaz tülbentler, yalnızca geleneksel bir başörtüsü ya da kültürel bir nesne değil; toplumsal hafızayı, acıyı, umudu ve barış talebini aynı anda taşıyan güçlü bir sembol olarak öne çıktı. Beyaz renk, birçok kültürde olduğu gibi bu coğrafyada da saflığın, temiz niyetin, yasın ardından gelen umudun ve çatışmasızlığın rengidir. Anadolu’da bir annenin beyaz tülbendi kimi zaman gözyaşını siler, kimi zaman yas tutar, kimi zaman da bir düğünde hayır duası olur. Barış Anneleri’nin bu beyaz tülbendi siyasi aktörlere sunması, “Artık acılar dinsin, anneler ağlamasın, bu ülkenin geleceği ölüm değil yaşam olsun” çağrısıdır.

Beyaz tülbent; hafızadır, onurdur, yasın içinden doğan dirayettir. Kürt kültüründe beyaz tülbent, özellikle annelerin ve yaşlı kadınların başında taşıdığı sade bir örtü olmanın çok ötesinde; toplumsal hafızanın, ahlaki otoritenin ve barış çağrısının güçlü bir simgesidir. Bir annenin başındaki beyaz tülbent, bazen bir dengbêj stranındaki hasret, bazen bir ağıtta kaybedilenlerin acısı, bazen de Newroz ateşinin çevresinde yükselen umut olur. Bu nedenle Barış Anneleri’nin siyasi partilere beyaz tülbent sunması, yalnızca sembolik bir ziyaret değil; Kürt halkının yüzyıllardır taşıdığı acının, direncin ve barış özleminin siyasal hafızaya işlenmesidir. Kürdistan’da anne figürü, sadece aileyi değil; toplumu ayakta tutan vicdanı temsil eder. “Dayîk” kavramı, Kürtçe’de biyolojik anneliğin ötesinde; koruyan, yaşatan, hafızayı taşıyan ve geleceği inşa eden bir anlam taşır. Bu yüzden beyaz tülbentli bir annenin barış talebi, yalnızca bireysel bir çağrı değildir; toplumsal bir meşruiyet taşır. Çünkü o tülbent, dağ köylerinden zorunlu göç yollarına, cezaevi kapılarından mezar başlarına kadar taşınmış bir tarihin sessiz tanığıdır.

Bu beyaz tülbentler siyasi liderlere uzatıldığında aslında çok derin bir mesaj taşır: “Bu topraklarda annelerin gözyaşı siyasetten büyüktür.” Bu çağrı, Kürt annelerinin yalnızca kendi çocukları için değil; Türk, Kürt, Arap, Çerkes fark etmeksizin tüm halkların çocukları için yükselttiği ortak yaşam iradesidir. Çünkü savaşın yükünü en ağır taşıyanlar çoğu zaman annelerdir. Evlat acısı, kimlik sormaz. Bu yüzden Barış Anneleri’nin dili etnik değil; insani, vicdani ve evrenseldir. Siyasi partilere verilen bu tülbentler aynı zamanda sorumluluk devridir. Çünkü bu sembol, yalnızca iyi niyet dileği değil; karar vericilere yöneltilmiş etik bir hatırlatmadır: Barış, yalnızca halkın talebi değil, siyasetin de görevidir. Her liderin eline bırakılan beyaz tülbent, bir annenin yüreğinden çıkan şu soruyu taşır: “Siz bu ülkenin çocukları için nasıl bir gelecek kuracaksınız?”

Bu ziyaretin en önemli yanı, siyasetin sert diline karşı anneliğin evrensel dilini koymasıdır. Çünkü annelik, kimliklerin, partilerin, ideolojilerin ötesinde; yaşamı koruma refleksidir. Barış Anneleri yıllardır kayıpların, çatışmaların, gözyaşının içinden konuşuyor. Onların sesi çoğu zaman yüksek değil; ama taşıdığı hakikat derindir. Beyaz tülbent tam da bu nedenle bir protestodan çok vicdani bir çağrıdır. “Biz barış istiyoruz” demenin en sade, en insani biçimlerinden biridir. Bu tür sembolik eylemler, kutuplaşmış toplumlarda diyalog alanı açma potansiyeline sahiptir. Beyaz tülbent, bir tarafın diğerine üstünlüğünü değil; ortak insanlıkta buluşmayı temsil eder. Çünkü barış, yalnızca silahların susması değil; hafızanın onarılması, adaletin tesisi ve toplumun birbirini yeniden duyabilmesidir. Barış Anneleri’nin taşıdığı sembol tam da bu çok katmanlı anlamı içinde barındırır.

Türkiye gibi farklı kimliklerin, tarihsel kırılmaların ve siyasi gerilimlerin iç içe geçtiği bir ülkede, annelerin barış talebi özellikle güçlüdür. Çünkü çatışmanın gerçek bedelini çoğu zaman en ağır biçimde aileler öder. Bir annenin taşıdığı beyaz tülbent, bu nedenle yalnızca kendi çocuğu için değil; toplumun tüm çocukları için edilen bir duadır. Bu yönüyle beyaz tülbent, bireysel acının toplumsal vicdana dönüşmüş halidir. Barış Anneleri’nin bu ziyaretleri, siyasete insanileştirici bir müdahale olarak da okunabilir. Günlük politik hesapların, seçim stratejilerinin ve sert söylemlerin ötesinde, siyasetin asli meselesinin insan hayatı olduğunu hatırlatır. Beyaz tülbent, tam da burada, siyaset kurumuna yöneltilmiş sessiz ama güçlü bir manifesto gibidir: Barış, ertelenemez bir ihtiyaçtır. Barış Anneleri’nin siyasi parti liderlerine sunduğu beyaz tülbentler; geçmişin acılarını unutmadan geleceği yeniden kurma iradesinin sembolüdür. Bu tülbent, ne yalnızca bir kültürel motif ne de sıradan bir hediye olarak görülmelidir. O, annelerin gözyaşından süzülmüş bir barış metnidir. Ve belki de bu topraklarda en çok ihtiyaç duyulan şey, tam da o beyazlığın temsil ettiği ortak vicdandır: Silahsız, adil, onurlu ve kalıcı bir barıştır.

 

 

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Lambalı Kadın: Hemşire Florence Nightingale

Sonraki Haber

Pakistan’da intihar saldırısı: En az 12 polis öldü

Sonraki Haber

Pakistan’da intihar saldırısı: En az 12 polis öldü

SON HABERLER

Gazeteci Öznur Değer ifade verdi

Yazar: Yeni Yaşam
13 Mayıs 2026

Pirsûs davasında mahkemeye tepki göstermişlerdi: İki kişiye ceza

Yazar: Yeni Yaşam
13 Mayıs 2026

15 Mayıs etkinlikleri sürüyor: Ulu Cami önünde dengbêj divanı kuruldu

Yazar: Yeni Yaşam
13 Mayıs 2026

Paris’te 5’inci Kürt Kültür Festivali düzenleniyor

Yazar: Yeni Yaşam
13 Mayıs 2026

Yanlış eve polis baskını: 15 yaşındaki çocuğa işkence yapıldı

Yazar: Yeni Yaşam
13 Mayıs 2026

Dirbêsiyê’de halk esir ve şehit cenazelerinin teslimi için yürüdü

Yazar: Yeni Yaşam
13 Mayıs 2026

‘Casusluk’ davasında ara karar: Tutukluluk devam edecek

Yazar: Yeni Yaşam
13 Mayıs 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır