• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
24 Ekim 2026 Cumartesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar

Bir Konstantiniye kalmıştı takmadık!-Ragıp Zarakolu

Yeni Yaşam Yazar: Yeni Yaşam
24 Mart 2019
Kategori: Yazarlar
Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

12 Eylül cuntası Konstantinopolis’in Arapçası olan, Konstantiniye adını bile yasaklanmıştı. Bu adı kullanan siyasal İslamcı bir dergi de yasaklanacaktı. Geriye yönelik tarih yazımında, Hz. Muhammed’in Konstantiniye’nin fetholunacağına ilişkin hadislerinde keşfedilmesi ya da yaratılması şaşırtıcı değil. En yaygın anlatımlardan biri:

“Sevgili Peygamberimiz, Fetih’ten 8 asır evvel İstanbul’un fethini şöyle müjdelemişti: “Kostantiniyye (İstanbul) elbette fetholunacaktır. Onu fetheden kumandan ne güzel kumandan ve onu fetheden asker ne güzel askerdir.” Hatta Kur’an’dan bile Konstantiniye’nin fethinin öngörüldüğüne ilişkin kanıt üretilmeye çalışılmıştı: “Her gücü yeten mücâhidin hayat ve emellerinin ufku olan bu şerefli fetih, 1453 (Hicrî 857) yılında hayatının baharını yaşayan

Fâtih Sultan Mehmed Han Hazretleri’ne nasîb olmuştur. Çünkü vakit artık tamamdı. Fetih daha fazla gecikemezdi. Kur’ân-ı Kerîm’in sırrında fethin vakti gelmişti. Nitekim Kur’ân-ı Kerîm’deki « …tertemiz güzel belde… » (Sebe’,15) ibâresi, Allâme Molla Câmî’nin tespitine göre; ebced hesâbıyla 857’ye (Milâdî 1453’e) tekâbül etmektedir.” Yerel seçimlerde demagojik propaganda için kullanılmadık bir Çanakkale Savaşı’nın yıldönümü kalmıştı.

Her yıl ziyaret eden Anzac’ların bıraktığı turizm kazancı kimin umurunda, Avustralya’ya Türkiye yerel seçimlerinden payına düşeni aldı. Efendim, Çanakkale Savaşları İstanbul adını Konstantinopolis’e çevirmek için yapılmış da, falan filan, buna bugün de izin verilmeyecekmiş, yaptırılmayacakmış! Neredeyse, ulusal ritüelleri gereği her yıl gelen Avustralyalı ve Yeni Zelandalıları, Anzaklar deyu denize dökecekler!

Yahu, o zaman bile, Osmanlı hükümetinin 24 Nisan olayının sorumluluğunu Ermeni devrimcilere yıkan broşürde bile basım yeri olarak “Constantinople” deniyordu. Kentin frankofan uluslararası adıydı. İstanbul, ulus devlet sürecinde İstanbul oldu. O kadar adı vardı ki İstanbul’un devri-Osmaniyede ve öncesinde, hangi birini sayalım? İstanbul adı bile Rumca’dan: Stanpoli… Kente demek…

Ayasofya kentin simgesi idi, yedi tepeden biri üstünde… Hangi yönden kente gelirseniz gelin onu görebilirdiniz. Nereye gidiyorsun diye sorduklarında, “kente” denilirdi. Yani sur içine. Galata bile kentin dışı sayılırdı, Kalkedonya, Skutari’yi, Makriköyü bırakın. Ben çocukken de Beykoz’dan vapura bindimizde, annem babam nereye gidiyorsunuz diye sorulduğunda, İstanbul’a derlerdi. Cumhuriyet ile birlikte İstanbul’un belediye kent sınırları, Galata ve Suriçi’nin dışına yayıldı.

Ben çocukken Anadolu yakasındaki sınır Bostancı, Avrupa yakasındaki sınır ise Küçük Çekmece idi. Tarihi köprülerin, yani sınırın ötesinde büyük et lokantaları vardı. Babam götürürdü zaman zaman hafta sonları. En lezzetli et lokantalarıydılar. Belediye rüsumları ödenmediği için.

Hey gidi Konstantiniyye, az isimle anılmadın tarih boyu, Vizantion, Bizantium, Nova Roma (Yeni Roma), Megalipolis (Büyükkent), Çargrad (İmparatorun kenti), Konstantingrad, Vizant, Bolis, Estamboli, Darsaadet, Stambul, Asitane-i Aliyye, Payitaht’ı Saltanat, Darül-Hilafet’ül Aliye, vs. İstanbul/Konstantinopolis takıntısı, Kemalist ideolojinin uzantılarından biri. Galiba uzun yıllar İstanbul’u zahmetsiz aldıklarına kendileri de inanamadılar. 12 Eylül’den sonra bu takıntının canlandırılması şaşırtıcı değil, iktidardaki blokun bileşenlerinden dolayı.

Ergenekon ve MHP’nin bu bloktaki belirleyiciliğini de yansıtıyor. Yoksa İslamcıların da kullandığı, Konstantiniyye’nin bir takıntı mevzuu haline getirilmemesi gerekirdi. 1950’lerin Soğuk Savaş yıllarındaki Paris gibi İstanbul’da da Amerikan çağı yaşanıyordu.

Genç kızlar için en gözde hayal, bir Amerikalı çavuşu kapmaktı. Kılık kıyafet, yaşam tarzı, Amerikan pazarları aracılığıyla aktarılıyor, “Otomobilim uçar gider” şarkısı dillerde pelesenk oluyordu.

Birden Afro-Amerikalı minik bir şarkıcının İstanbul/ Konstantinopolis değil şarkısı ortalığı silkelerdi. Dedim ya büyük balayı dönemi, Türkiye siyasal/ iş eliti ile Amerika arasında. 1953 yılında Bayar’ın ABD gezisi büyük olay olmuş, albümleştirilmişti. İstanbul/Anadolu kökenli Rum ve Ermeniler bile, ellerinde Türkiye bayrakları yollara dökülmüştü, “Cumhurbaşkanımız gelmiş” diye. (Teşkilatı Mahsusa elemanı Bayar iki yıl sonra 6-7 Eylül pogromu ile iyi teşekkür edecekti ya!) Herhalde, o zaman pişirildi bu şarkı. Belki, büyükelçi olan babasının cenazesi 1946 yılında Missouri zırhlısı ile getirilen, (Zırhlı adeta İstanbulluların ziyaretgahı olmuştu) Münir Ertegün’ün oğlu, efsanevi Atlantic Plak şirketinin kurucusu Ahmet Ertegün’ün de rolü olmuştur bu işte.

Sanki, Türkiye’ye gelecek olan yeni müttefiklerin “siyasi hata” yapmalarını önlemek, Türkün ünlü öfkesini provoke etmemek için. 5-6 yaşında ben bile mırıldanıyordum. “İstanbul not Constantinople”… Hani güzel, akılda kalan bir şarkıydı. “İstanbul Konstantiniye’ydi / Şimdi İstanbul, Konstantiniye değil Uzun zaman geçti, Konstantiniye’den / Şimdi o geceleyin ayışığında bir Türk lokumu Konstantiniye’nin bütün kızları şimdi / İstanbul’da yaşıyor, Konstantiniye’de değil Bu yüzden eğer Konstantiniye’de bir randevun varsa / Sevgilin seni İstanbul’da bekliyor olacak New York da bir zamanlar Yeni Amsterdam’dı / Niye değiştirdiler söyleyemem

Yeni Yaşam

Yeni Yaşam

İlgiliYazılar

Fransa ve politika

Yazar: Yeni Yaşam
24 Ekim 2026

“Sıkıysa gelip yaşasınlar benim dokuz metrekare evimde. Az önce bir polis vardı. Ona böyle yaşanamayacağını anlatıyordum. O da abarttığımızı söylüyordu....

Eşit yurttaşlığın cumhuriyeti

Yazar: Yeni Yaşam
24 Ekim 2026

Dar kalıpları aşarak demokratik bir gelecek için ortak hareket hiç bu kadar elzem olmamıştı. “Yeni Toplumsal Sözleşme” için bir dakika...

Fransa’da yakılan kıvılcım aleve dönüşür mü?

Yazar: Yeni Yaşam
24 Ekim 2026

Fransa’da liselilerin başlattığı, üniversite öğrencilerinin, öğretmenlerin, velilerin, göçmenlerin, sol örgütlerin, işçi sendikalarının da katıldığı ve diğer Avrupa ülkelerine de yayılan...

İstanbul Barosu’nda demokratik değişime devam…

Yazar: Yeni Yaşam
23 Ekim 2026

İstanbul Barosu’nun geleceğini belirleyecek olan vatan ve millet söylemlerinin yüksekliği değil; ortak kaynakların nasıl yönetildiği, farklı görüşlerin ne kadar temsil...

Burjuva medyasının lağım kokan nefesi…

Yazar: Yeni Yaşam
23 Ekim 2026

Bugünlerde dijital medyada yayınlanan isyan resimleri egemen sınıfları çılgına döndürüyor. Arjantin, Arnavutluk, Belçika, Brezilya, Fransa, İspanya ve İtalya sokakları protesto...

Aleviler barışın neresinde olmalı 

Yazar: Yeni Yaşam
23 Ekim 2026

İçinden geçtiğimiz dönem, Türkiye'nin siyasal ve toplumsal geleceği açısından önemli bir eşiktir. Uzun yıllardır çözülemeyen sorunların, çatışmanın ve toplumsal kutuplaşmanın...

Sonraki Haber

Newroz alanlarının mesajı-Zilan Kaya

SON HABERLER

Fransa ve politika

Yazar: Yeni Yaşam
24 Ekim 2026

İçtiğiniz kahveye dikkat!

Yazar: Yeni Yaşam
24 Ekim 2026

Arzoxlî’de sit alanına GES

Yazar: Yeni Yaşam
24 Ekim 2026

Eşit yurttaşlığın cumhuriyeti

Yazar: Yeni Yaşam
24 Ekim 2026

Kanada ile nükleer flörtü

Yazar: Yeni Yaşam
24 Ekim 2026

Fransa’da yakılan kıvılcım aleve dönüşür mü?

Yazar: Yeni Yaşam
24 Ekim 2026

‘Rojava’daki üniversitelerin statüsü korunsun’

Yazar: Yeni Yaşam
24 Ekim 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır