ESP’ye yönelik düzenlenen operasyonda gözaltına alınan ve dosyanın avukatlarından olan Özlem Gümüştaş, ‘Bir siyasi partinin fiilen kapanmayla yüz yüze bırakılmış olması en büyük hukuksuzluktur’ dedi
Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP), Sosyalist Kadın Meclisi (SKM), Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu (SGDF), Etkin Haber Ajansı (ETHA), DİSK/Limter-İş, Polen Ekoloji ve BEKSAV’a yönelik 3 Şubatta gerçekleşen operasyon kapsamında 103 sosyalist gözaltına alındı. Aralarında ESP Eş Genel Başkanı Murat Çepni, SKM Sözcüsü Tanya Kara, SGDF Eşbaşkanı, Berfin Polat, DİSK/Limter-İş Genel Başkanı Devrim Yurtsever, ETHA çalışanları Nadiye Gürbüz, Pınar Gayıp, Elif Bayburt ve Müslüm Koyun’un da olduğu 81 sosyalist “örgüt üyesi olmak” iddiasıyla tutuklandı. Düzenlenen operasyona gizli tanık ve beyanları, basın açıklamaları, gazetecilik faaliyetleri gerekçe yapıldı.
Dosyanın avukatlarından olan ve gözaltına alınarak denetimli serbestlikle bırakılan Ezilenlerin Hukuk Bürosu (EHB) Üyesi Özlem Gümüştaş, tutuklamaların ulusal ve uluslararası hukuka göre hukuksuz olduğunu söyledi. Özlem Gümüştaş, “Burada hukuksuzluk yerine ortada tam olarak bir düşmanla savaş hukuku var” dedi.
‘Hukuk özel soruşturma usulleriyle uygulanıyor’

Özlem Gümüştaş, Türkiye’de ceza mevzuatına yön veren siyasi bir yargılama pratiği olduğunun altını çizerek, “Bu siyasi yargılama pratiği rejim dışı, sistem dışı düşünen demokratik temelde örgütlenmiş bütün fiilleri yasalar kapsamında yasal ve anayasal hak olarak görünse de varlıkları rejim tarafından kabul görmeyenlere işletilen bir hukuk. Bu hukuk Terörle Mücadele Kanunu (TMK), ceza mevzuatının özel maddeleri, özel soruşturma usulleriyle uygulanıyor. Ve bir yargı tacizi olarak sürüyor. Bu nedenle biz bu kapsamda bütün demokratik güçlerin olağan şüpheli kategorisinde tutulduğunu ve onlara karşı düşmanla savaş hukuku dediğimiz özel bir hukukun uygulandığını düşünüyoruz. Yasal olarak da rejimin, iktidarın onun yargı ve kolluk güçlerinin yazılı olan bütün hukuk kurallarına aykırı biçimde yürüttükleri hukuksuz bir durum var. ESP operasyonunda bir siyasi parti eşbaşkanı, tüm yöneticileriyle birlikte Türkiye ve Kürdistan’ı kapsayacak bir soruşturmanın konusu haline getirilerek, tutuklanmış olması yasal çerçevede kurulmuş bir siyasi partinin fiilin kapanmayla yüz yüze bırakılmış olması en büyük hukuksuzluktur” ifadelerini kullandı.
Gizli tanık ve itirafçı beyanları: Murat Çepni’yi milletvekili olarak tanırım
Tutuklanan bazı kişiler hakkında gizli tanık ve itirafçı ifadelerinin olduğunu belirten Özlem Gümüştaş, ifadelerin absürtlüğüne dair şunları söyledi:
“Örneğin, gizli tanık ve itirafçıların ‘Murat Çepni’yi milletvekili olarak tanırım. Son dönemde ESP Eş Genel Başkanı idi. Tanya Kara, SMK Sözcüsü olduğunu bilirim. A şahsı şu eylemlerde gördüm. B şahsı gazeteci olduğunu bilirim’ şeklinde ifadeler var. Bunlar zaten kişilerin yargı makamları önünde de açıkladığı beyanlardır. Bu beyanlar etkin pişmanlık hükümlerine gerekçe olacak bir yasadışılık yok. Hangileri yasadışı eylemlerde yer alıyor, hangi ast üst ilişkisi zemininde hareket ediliyor gibi herhangi bir içerik taşımıyor. İfadeleri bilinen, Google taramasında dahi çıkacak bilgileri söylemelerinden oluşuyor. Ama etkin pişmanlık tercihi edilerek, ifade işlemleri yapıldığı için bunlar dosyaya bir örgüt içinden bir beyan gibi sunuluyor. Müvekkillerimiz, ‘ben ESP çalışanıyım, ETHA çalışanıyım, Polen Ekoloji çalışanıyım, Vardiya grubunda solistim’ demesiyle, itirafçının bunları söylemesi arasında maalesef bir fark oluyor ve suçlamanın dayanağı yapılıyor. Bu yasal olarak aleyhe bir tanıklık değil. Ama şu anda soruşturma makamları bu şekilde tanıklık üretimine girmiş bulunmakta. Sorgu hakimleri de bunları delil olarak kabul edip tutuklamaya gerekçe yapıyor.”
‘İHD yöneticisi, İHD’ye girerken, fotoğrafı çekilmiş dosyaya koyulmuş’
Özlem Gümüştaş, “Geçtiğimiz sene 2025 yılı başında yine ESP’ye yönelik kapsamlı bir operasyon yapılmıştı. ESP Eş Genel Başkanı Hatice Deniz Aktaş dahil 33 partili tutuklanmıştı. O dosya kapsamında bazıları 2025 yılının Kasım ayına kadar yargılamaları sürdü, tutsaklıkları sürenler oldu. Onlar 2026 yılının Şubat’taki operasyonun da şüphelisi haline getirildi. Şöyle düşünün yargılamanız var ve tahliye oluyorsunuz ancak 2, 3 aylık sürenin ardından yeni bir soruşturmanın konusu haline gelmiş oluyorsunuz. Burada o 2, 3 ayda nereye gittiyseniz onlar dosyaya koymuşlar. Bir şüpheli var ve onu dinleyip izliyorsunuz ‘örgüt üyeliği’ suçlaması var, açığa çıkarmaya çalışıyorsunuz. O zaman ne yaptığını nereye gidip geldiğini bilirsiniz. Ama o kadar doldurma bir dosya ki geçen sene yani 2025’te tutuklananlardan Berkan Balcı, tahliye olduktan sonra kendi duruşmasına geldiği için Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’nde fiziki takibe uğruyor. Mahkemenin önünde fotoğrafı çekiliyor ve ‘destek olmaya gittin, dayanışmaya gittin’ gibi sorular üzerinden soruşturmaya dahil edilip tutuklanmış oldu. Mesela İnsan Hakları Derneği (İHD) Yöneticisi Mehmet Acettin, üyesi ve yöneticisi olduğu İHD İstanbul Şubesi’ne girerken, fotoğrafı çekilmiş ve dosyaya konu edilmiş. Bunun gibi sendikacıların sendika binasına girerken, partililerin partiye girerken görüntülenmesi ve ‘belgeledik’ denilerek önlerine konuldu” diye ekledi.
‘Seçme isimler Kandıra’ya sürgün edildiler’
Tutuklananların cezaevlerindeki koşullarına da değinen Özlem Gümüştaş, cezaevlerinde kapasitenin artmasından dolayı tutsakların yerlerde uyuduklarını vurguladı. Marmara (Silivri) Cezaevi ve Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutsakların bir süre tutulduğunu ardından sevk edildiklerini ifade eden Özlem Gümüştaş, “Seçmece isimler Kandıra Cezaevi’ne sürgün sevk edildi. Yine Marmara 6 Nolu da kalan müvekkillerimiz çeşitli zorluklar yaşıyor. ‘Cezaevinin bir siyasi mahpusa göre düzenlenmemiş’ olduğu gerekçe gösterilerek, oranın daha çok narkotik suçlamasından olan kişilerin yeri olduğu söylenerek, mektupları verilmiyor, spora, sohbete çıkarılmıyorlar. Ayrıca koğuş içindeki kamerayı kapattıkları için sistematik saldırı, tehdit ve baskıya maruz kalıyorlar. Ortak alanda ortak alanın tamamını gören kameralar var. Fakat mahpuslar sığmadıkları için ortak alanda da yatmak zorunda kaldıkları için bu kamera bir mahpusun 24 saatini izliyor. Doğal olarak mahpuslar bunu kapatmak istiyor. Marmara 6 No’lu’dakiler kamera kapattıkları için her biri tekli hücrelere konuldu ve günde sadece 1 saat havalandırmaya çıkarılarak, tam bir tecrit içinde tutuluyorlar. Marmara 2 Nolu’dakiler ise kamerayı kapattıkları için 1 ay görüşçü yasağı almış durumdalar. Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi’nde ise sevkler sırasında bir fiziki darp oldu. Darp edilen kadınlar ise kurum revirine dahi çıkarılmadılar. Bununla ilgili suç duyurusu da yaptık. Çok sayıda hastalığı olan ve yaşlı olanlar da var. Bazılarının düzenli ilaç kullanmaları gerekiyor. Fakat ilaçlar yapılan başvurulara rağmen cezaevi idaresi tarafından kendilerine verilebilmiş değil” şeklinde konuştu.
‘Operasyon siyasi saiklerle yapıldı’
Bu tür operasyonlara alışık olduklarını ve bu tür operasyonların ülkedeki önemli gelişmelerin ardından yapıldığını vurgulayan Özlem Gümüştaş, operasyonun “siyasi saiklerle” yapıldığını vurguladı. Özlem Gümüştaş, hukukçuların dosyaya dair duyarlılık göstermesini istedi.
Haber: Ömer İbrahimoğlu \ MA









