Mihemed Mahmud Hesen, eşi Fatma Xelil, küçük kızlarıyla birlikte, 2018’de Efrin’den göç etmek zorunda kaldı ve 5 kez yer değiştirdiler. Tek istekleri ise Efrin’e, köylerine geri dönmek
Bir zamanlar zeytin ağaçlarıyla, köy yaşamıyla ve sakinliğiyle anılan Efrin, bugün daha çok göç ile hatırlanıyor. Birçok aile savaş, saldırılar ve güvensizlik nedeniyle defalarca yerinden edildi. Bu ailelerin hikayelerini dinleyen gazeteci Doğan Cihan; Mihemed Mahmud Hesen, eşi Fatma Xelil ve çocukları Zeynep ile göç yollarında doğan Mahmud’un hikâyesini dinledi.
Efrin’in Şêrawa ilçesine bağlı Birchêder köyünden Mihemed Mahmud Hesen ve ailesi, kendi köylerinde sade bir yaşam sürüyordu. Köyde tarım, zeytin hasadı ve büyükbaş hayvancılıkla geçiniyorlardı. Köy yaklaşık 150 haneden oluşuyordu.
Efrin’de savaş ve ilk göç başlıyor
2018 yılında Efrin’e yönelik saldırılar başladığında köydeki hayat bir anda değişti. İnsanlar katledildi, köylülerin tüm mal ve mülklerine el konuldu. Savaş köye yaklaştıkça insanlar evlerini terk etmek zorunda kaldı, on binlerce Efrinli göç yollarına düştü. 2018 yılının Ocak ayında Türkiye ve desteklediği SMO grupları, Efrin’e saldırmaya başladı. 2018 yılı Mart ayından sonra Efrin ve göç artık ayrılmaz iki kelime olarak hep yan yana yazılmaya, konuşulmaya ve anılmaya başlandı.
‘Saldırılar köye ulaşmaz umuduyla bir süre daha kaldım’
Mihemed Mahmud Hesen, göç hikayesinin başladığı o günü şöyle anlatıyor:
“Saldırılar köyümüze yaklaştığında önce çocuklarımı ve eşimi güvenli bir yere gönderdim. Saldırılar o kadar yoğundu ki o an yalnızca çocuklarımın canını düşünebildim. Apar topar hazırlandılar; yanlarına sadece birkaç parça eşya alabildiler ve köyden çıktılar. Araç yoktu, yanlarına neredeyse hiçbir şey alamadılar. Yaklaşık bir saat yürüyerek Bircilqaz köyünde yaşayan akrabalarımızın yanına ulaştılar.
Ben ise belki saldırılar köye ulaşmaz umuduyla bir süre daha köyde kaldım. Çaresizce bekledim. Doğu tarafındaki akrabalarımız artık köyde kalmanın mümkün olmadığını, bir an önce ayrılmamız gerektiğini söylüyordu. Ancak bir süre sonra evimin bulunduğu yerden saldırıların köye doğru ilerlediğini görünce beklemenin artık bir anlamı kalmadığını anladım. Bunun üzerine hayvanlarımı önüme katıp köyden ayrıldım ve çocuklarımın bulunduğu yere doğru yola çıktım.”
Böylece aile, yaklaşık bir saat süren yürüyüşün ardından Bircilqaz köyüne ulaştı. Bu, onların hayatında başlayacak ilk göç oldu. Aile Bircilqaz’da üç yıl kaldı. Burada yeni bir hayat kurmaya çalıştılar. Geçinmek için çalışmaya başladılar. Ancak hayat eskisi gibi değildi, yaşam bir hayli zorlaşmıştı. Geçim derdi, barınacak yer artık zorluğun adıydı. Burada ne yapmaya çalışsalar da kendi evleri gibi olmuyor, evleri birkaç kilometre uzakta ama gidemiyorlardı. Geçim zorlaştı ve aile yeniden göç etmek zorunda kaldı.
Bu süreçte ailenin ikinci çocuğu Mihemed Mahmud Hesen, Bircilqaz’da dünyaya geldi. Aile artık 4 kişiydi. Her ne kadar göç yollarında olsalar da artık onun da yeri vardı.
Minbiç ve Tişrîn’e uzanan ikinci göç
Aile 2020 yılında Minbic’e, bir yıl sonra ise Tişrîn Barajı çevresine ulaştı. Burada Mihemed Mahmud Hesen, bir barajda çalışarak ailesini geçindirmeye çalıştı. Her ne kadar Efrin gibi olmasa da burada hayata tutunmanın yollarını her gün aradı. Bir an olsun bu arayıştan vazgeçmedi.
Efrin’den gelen aileler için burada evler hazırlanmıştı ve bir süreliğine güvenli olduğu düşünülüyordu. Ancak savaş burada da onları buldu. Bir gece saat 01.00’de, evlerinin yakınına bir bomba düştü. O gece birçok aile gibi onlar da yeniden eşyalarını geride bırakarak ayrılmak zorunda kaldı.
Fatma Xelil, ilk göçten sonra ikinci kez göç etmek zorunda kaldığında yaşadığı duyguları ve yeniden göç yoluna düşmenin kendisinde bıraktığı izleri şöyle dile getiriyor:
“İnsan evini terk ettiğinde sanki ruhunun bir kısmı orada kalıyor. Sanki sadece bedenin buraya geliyor.”
Bitmeyen göç: Tışrîn, Tebqa, Haseke ve Qamışlo
Tişrîn’den sonra aile önce Tebqa’ya, ardından Haseke’ye ve son olarak Qamişlo’ya gitmek zorunda kaldı. Gittikleri her yerde savaş onları takip etti ve peşlerini bırakmadı. Buna rağmen umutlarını yitirmedi. Bir gün Efrin’e dönebilme umuduyla, sadece güvenli olabilecekleri kadar uzaklaşarak yaşamlarını sürdürmeye çalıştılar.
Böylece birkaç yıl içinde aynı aile beş kez göç etmek zorunda kaldı, nereye gittilerse savaş bir süre sonra oraya da ulaştı. Beş göçün her birinde neredeyse aynı sahneler tekrarlandı. Yeni ulaşılan yerde ilk günler hep en zor olanıydı.
Fatma Xelil göçün en zor yanı ise sevdiklerinden uzak kalmak olduğunu söyleyerek, “Her şeyden önce ailemden ve komşularımdan uzak kaldım. Kızıma hep şunu söylüyorum; evimden çok ailem ve komşularım aklıma geliyor” diyerek özlemini dile getiriyor.
8 yaşındayken Efrin’den göç etmek zorunda kalan Zeynep ise, “Efrin’e gitmek istiyorum” diyor sadece.
‘Biz Efrinliyiz, tek isteğimiz dönmek’
Aile bugün Qamişlo’da yaşıyor. Geçimlerini çoğu zaman kurumların ve yardım kuruluşlarının verdiği destekle sürdürüyorlar. Mihemed Mahmud bir yıl önce çalıştığı işten çıkarılmış ve şu anda düzenli bir işi yok. Yıllardır süren göçün ardından aile artık yalnızca tek bir şey istiyor; kendi köylerine geri dönmek.
Mihemed Mahmud Hesen, “Biz Efrinliyiz. Tek isteğimiz bir gün bir çözüm olsun ve kendi yerimize, yurdumuza geri dönelim. Bu toplum artık çok yoruldu” diyor.
Kaynak: NMedya24









