Kandıra F Tipi Cezaevi’nde tutulan hasta Musa Sertkal’ın tedavisi hastane yerine revirde yapılırken, Erzîngan Cezaevi’nde sağlık sorunu yaşayan tutsaklar ilk olarak gardiyanlar tarafından ‘muayene’ ediliyor
Cezaevlerinde tutsaklara dönük hak ihlalleri artıyor. İşkence ve kötü muameleye maruz bırakılan tutsakların sağlık, iletişim ve sosyal haklara erişimi keyfi uygulamalarla engelleniyor. İnsan Hakları Derneği (İHD) verilerine göre cezaevlerinde en az 335’i ağır olmak üzere 1.400’ün üzerinde hasta tutsak bulunuyor. İGK kararlarıyla tahliyeleri engellenen hasta tutsaklar, cezaevi personelinin keyfi uygulamaları nedeniyle tedavi haklarına da erişemiyor.
Wan’ın Payîzava (Gürpınar) ilçesinde 2005 yılında tutuklanan ve Kandıra F Tipi Cezaevi’nde tutulan Musa Sertkal, hastalıklarına rağmen tahliye edilmiyor. Cezaevinde midede yara, sindirim sisteminde bozukluk ve bağırsaklarda kitle oluşumu gibi hastalıkları gelişen Musa Sertkal, temel ihtiyaçlarını dahi karşılamakta zorlandığı belirtildi.
Abisinin tedavi için büyük oranda revire götürüldüğünü belirten Salih Sertkal, hastaneye götürüldüğünde ise yapılan uygulamalardan kaynaklı sağlık hakkının ihlal edildiğini ve tedavi edilmediğini söyledi.
Abisinin 10 yıldır tekli hücrede tutulduğunu söyleyen Salih Sertkal, sürece rağmen devletin hasta tutsaklara yaklaşımının değişmemesinden kaynaklı güvensizlik oluştuğunu ifade etti.
Erzincan Cezaevi’nde hak ihlalleri
En çok ihlalin yaşandığı cezaevlerinden biri olan Erzincan Cezaevi Kampüsleri’ndeki tutsaklar ise, sağlığa erişim noktasında karşılaştıkları sorunları (ÖHD) Amed Şubesi Hapishane Komisyonu üyesi avukatlara anlattı.
ÖHD Amed Şubesi Yöneticisi Av. Gülbahar Ateş, Erzîngan cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerine dair değerlendirmelerde bulundu.
Gülbahar Ateş, Erzîngan’daki cezaevlerinde yaşanan en büyük sorunlardan birinin sağlığa erişim hakkı olduğunu belirtti. Görüştükleri tutsakların büyük çoğunluğunun hastane sevklerinde problem yaşadıklarını ve bu sebeple gün geçtikçe sağlık sorunlarının daha da kötüye gittiğini aktardıklarını dile getiren Gülbahar Ateş, “Örneğin ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alan ve tek kişilik hücrede kalan bir ağır hasta tutsak vardı. Kendisi en temel ihtiyaçlarını dahi tek başına giderebilecek bir durumda değil. Buna rağmen normal şartlarda tahliyesi gerekirken, cezaevi koşullarında tek kişilik hücrede tutulmakta. Bu cezaevlerinde yaşanan ağır hak ihlallerinin ne derecede olduğunu anlamamız açısından önemli bir örnek.”
Önce gardiyanlar muayene ediyor!
Yine gerek cezaevinin mimarisi gerekse orada uygulanan keyfi uygulamaların tutsakların ciddi sağlık sorunları yaşamalarına sebebiyet verdiğini kaydeden Gülbahar Ateş, tutsakların hastalık durumlarının cezaevinde bulunan personeller tarafından ciddiye alınmadığını belirtti.
Gülbahar Ateş, şöyle konuştu:
“Bir kişi revire çıkmak istediği zaman infaz koruma memurları tansiyon ölçme cihazıyla koğuş kapısının önüne gidip, tutsakların tansiyonlarını ölçüyor. Eğer normal ise herhangi bir müdahale yapılmıyor. Değilse ağrı kesici, merhem gibi çok geçici ve asla o hastalığa karşılık gelmeyecek müdahalelerde bulunuyor. Burada aslında bizzat revire çıkması gereken, sağlıkçı tarafından görülmesi gereken tutsaklar ilk olarak gardiyanlar tarafından ‘tedavi’ ediliyor. Bunun kabul edilebilir bir yanı yok. Bu tür keyfi ve hukuksuz uygulamalar, hasta tutsakların revire çıkarılmaması; sağlığa erişim hakkının ihlali anlamına gelmekte.”
Tutsakların cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerine ilişkin çeşitli hak-hukuk kurumlarına, sivil toplum örgütlerine başvuruda bulunduklarını belirten Gülbahar Ateş, Adalet Bakanlığı’na yapılan başvuruların genelde sonuçsuz bıraktığını aktardı.
Kaynak: MA









