• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
15 Ocak 2026 Perşembe
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Gündem Güncel

Çiğdem Kılıçgün Uçar: Suriye’deki saldırılar 3’üncü Dünya Savaşı’nın provası

15 Ocak 2026 Perşembe - 22:22
Kategori: Güncel, Manşet

Suriye’de Kürtlere dönük saldırıları ‘3’üncü Dünya Savaşı’nın bir provası’ olarak değerlendiren DBP Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar, DSG’nin savaşın tek seçenek olmaktan çıkarılması için gösterdiği çabanın çok kıymetli olduğunu belirtti

Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar, Medya Haber TV’de sunulan Amed’in Nabzı programında gazeteciler Müjdat Can ile Semra Turan’ın sorularını yanıtladı. Suriye’de yaşanan saldırıları, “3’üncü Dünya savaşının bir provası” olarak değerlendiren Çiğdem Kılıçgün Uçar, 10 Mart’taki mutabakata ve 1 Nisan’da imzalanan antlaşmaya rağmen HTŞ ve Türkiye’nin desteklediği “çeteler” eliyle çok ağır bir sürecin yaşandığını belirtti. Bu meselenin demografik yapının değişikliği şeklinde de okunması gerektiğini belirten Çiğdem Kılıçgün Uçar, Kürtlerin özne olacağı bir meselede bölgesel güçlerin anlaştığı bir zeminin olduğuna dikkat çekti. Bu zeminle bir katliamın yaşandığını belirten Çiğdem Kılıçgün Uçar, QSD’nin savaşın tek seçenek olmaktan çıkarılması için gösterdiği çabanın çok kıymetli olduğunu belirtti.

Çiğdem Kılıçgün Uçar, saldırılarda Kürt kadın savaşçının bir binadan atılmasının hem “çeteler” tarafından kadınlara yönelik şiddetin yansıması olduğunu hem de “DAİŞ seviciliğinin” hala iş gördüğünün göstergesi olduğunu fakat bir yandan da kadın mücadelesinden vazgeçilmediğinin göstergesi olduğunu söyledi. Çiğdem Kılıçgün Uçar, “Bugün halklarının güvenini kazanan özerk yönetimin esas özelliği; kadın özgürlüğünü kadını esas almasıydı. Köle kadına karşı özgür kadının en yüksek savunuculuğunun yapıldığı bir Rojava’dan bahsediyoruz” dedi.

‘DSG halklarla çok güçlü bir ittifak kurdu’

Çiğdem Kılıçgün Uçar, “Ortadoğu’da yeni bir dizayn var. Bu dizaynda Amerika’nın öncülüğü ama en başta da İsrail’in icraatlarıyla giden bir süreç. Ortadoğu’da İbrahim anlaşmaları var. Bu anlaşmalar coğrafyadaki yan yana gelmez iki kesimin; İsrail’le Arapların ittifakı biçiminde ifade ediliyor. Suriye farklı kimliklere tanıklık etmiş bir yer. Esad’dan sonra yeni bir hükümet kuruldu. Burada Esad’ın gidip yerine Colani’nin gelmesi meselesi değil. Bu değişimde çok stratejik bir başlık var. Hiç yan yana gelmeyen iki ülke şu an stratejik bir ittifak içerisindeler. Türkiye siyasetinde ve süreç tartışmaları yürütülürken çözüm arayışı dediğimiz zemin, sadece Türkiye’deki barış olarak okunmamalı. Hem Türkiye için hem dört parça Kürdistan’daki Kürtlerin bulunduğu devletlerin demokratikleşmesi ve bölge halklarının talepleri üzerinden yeniden inşa edilmesi. Bu kadar büyük perspektif geldi; bir savaş provasına dönüştürülmüş oldu. Yeniden dizayn edilen Ortadoğu’da eskinin bittiğini biliyoruz ama yeninin nasıl inşa edileceği konusunda bir birliğe ihtiyaç var. DSG bunu ifade ediyor. Eşit yaşamdan bahsediyoruz, Demokratik Suriye Güçleri’nin sadece bir askeri yapı olarak tanımlamak eksik kalacaktır. İktidarın baskısına maruz kalan halklar ve inançlar var. DSG yok sayılan bu halklarla çok güçlü bir ittifak kurdu. Dolayısıyla hedef olmasının temel başlıklarından biri de açığa çıkan bu birliğin ve iradenin dağıtılması isteği” şeklinde konuştu.

’10 Mart Mutabakatı kadar 27 Şubat Çağrısı’nı konuşmadı’

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat çağrısının, aynı zamanda devlete yapılan bir çağrı olduğuna dikkat çeken Çiğdem Kılıçgün Uçar, “27 Şubat çağrısı Türkiye’deki Kürt sorunun çözümünde nasıl bir ağırlığa sahipse, 10 Mart mutabakatı da benzer ağırlığa sahip bir yerde duruyor. Türkiye 10 Mart mutabakatını konuştuğu kadar 27 Şubat çağrısını konuşmadı. Hukuki, siyasi anlamda adım atıldığını görmedik. Bu bir tercih. Ortadoğu’da ve Türkiye’de yönetilemeyen bir kriz var. 1 Ekim itibariyle başlayan, bir yılı aşkın süredir başlayan süreçte Türkiye’nin bunun farkında olan bir yerde olduğunu söyleyeyim” dedi.

Savaş alanına çevrilen Ortadoğu’da herkesin güç sahibi olmak istediğine dikkat çeken Çiğdem Kılıçgün Uçar, Kürtlerin demokratik özerk bir metinle özne olduğu bir Suriye’de demokratik entegrasyonla bir ülke geleceğinin inşasının Türkiye’nin kodlarında tehlike olarak görüldüğüne dikkat çekti. Dünya siyasetinde en çok ortaklaşılan başlıklarından birinin Kürtlerin inkarı olduğunu sözlerine ekleyen Çiğdem Kılıçgün Uçar, televizyon kanallarında QSD’nin anlatılma biçiminin devletin yaklaşımıyla paralel gittiğini belirtti. Çiğdem Kılıçgün Uçar, “O zaman şunu soralım; Savaşın en yoğun yaşandığı dönemlerde kadınlara tecavüz eden, katleden, köle pazarlarında satanlar mı terörist, o coğrafyada Aleviler, Dürziler katledilmesin diye bütün tehlikeleri göze alıp bu anlaşma için giden Mazlum Ebdi mi?” diye konuştu.

‘İş devlete güvensizlikte tıkandı’

Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’nın birçok başlık için çözüm reçetesi olduğunu vurgulayan Çiğdem Kılıçgün Uçar, konuşmasına şöyle devam etti: “Barışı savunan devlet tarafının bunları görerek hareket edeceğine dair hem umudumuz hem de bunun sağlanması için mücadelemiz var. Rojava’da önce çatışmalar sonra katliama dönüşen süreçte halklar ayakta. İnsanlarda bir öfke var ama Rojava’da o sisteme dair de güçlü bir güven var. Dolayısıyla bu meseleyi tartışırken toplumun takıldığı başlıklardan biri şuydu: Bu süreç barışla sonuçlansa da bizim bu barışı savunacak, kalıcı hale getirecek toplumsallığa ihtiyacımız var; oldu ki tıkandı, savaşı engelleyecek de bir toplumsallığa ihtiyacımız var. Ama iş geldi iktidara ve devlete güvensizlikte tıkandı. Sayın Öcalan’ın çağrısında bu süreç yüzde yüz barışla sonuçlanacak diye bir şey söylenmedi. Ama barışa dair önemli bir fırsat açığa çıktığını ifade etti. Ama buna herkesin sahip çıkması gereken bir süreç olarak ifade etti. 27 Şubat çağrısından bu yana Türkiye’nin gerçek sorunlarına dair söz kurulmasını sağlayan politik bir zemin açığa çıktı. Türkiye’de bu tür politik gelişmeler olurken, bunun yanında savaşı tercih etmek, Türk ulus devletinden öte bir şeyi ifade etmiyor. Yüz yılı aşkın bir süredir tartıştığımız Türkiye ve Ortadoğu için bağlayıcı olan bir süreçten bahsediyoruz. Biz barışı savunmaya devam etmek durumundayız.”

‘Türkiye yüzünü Kürtlerin talebine çevirmek durumunda’

Hem Abdullah Öcalan’ın hem de kimi devlet yetkililerinin sürecin zamana yayılmaması üzerinde durduğunu dile getiren Çiğdem Kılıçgün Uçar, buna karşın sürecin devletin eliyle zamana yayıldığını belirtti. Çiğdem Kılıçgün Uçar, “Kürtler güç biriktirmişken, güçsüz bırakılan Kürtlerle süreci yürütme aklı devreye girdi. Bu ülkede yaşayan Kürtler bir hukuk içinde değil, ciddi bir hukuksuzlukla devam ediyor meseleye. Dolayısıyla bir hukuka ihtiyaç var. Türkiye’de Kürtler ayakta, İran’da, Suriye’de Kürtler direnişte. Siz istediğiniz kadar sınır koyun; Kürtler eylediği eylemi yapmaya devam ediyor. Bunun adı özgürlük. Dolayısıyla Türkiye yüzünü Kürtlerin taleplerine çevirmek durumunda” ifadelerini kullandı.

Birleşmiş Milletlerin, Avrupa Birliği’nin, Avrupa’nın Ortadoğu’da tüm bu saldırılar yaşanırkenki sessizliğinin yeni tanıklık edilen bir durum olmadığını sözlerine ekleyen Çiğdem Kıllıçgün Uçar, “Suriye üzerinden belli ki Ortadoğu’nun dizaynında yeniden bir hat çizilmiş ve o hattın gereklilikleri yere getiriliyor. İran’da Kürtleri görmeden bir politika yürütmek zayıf kalır, Türkiye’de de Kürtleri görmeden siyaset yapmak çok yetersiz kalır” diye kaydetti.

Ulusal birlik

Kürt ulusal birliği konusunda en büyük çabayı Abdullah Öcalan’la hareketinin gösterdiğini dile getiren Çiğdem Kılıçgün Uçar, ulusal birliğin her dönem saldırılara açık bir hale geldiğini belirtti. Bu dönemin kendisinin, açığa çıkan direnişlerin, fırsatların yeniden inşa fırsatı sunduğuna dikkat çeken Çiğdem Kılıçgün Uçar, “Kürt ulusal birliğinde her hangi bir başlığa takılmadan öncülük eden gücün Kürt kadınların olduğu aşikar. Bu dönemde de, bu çalışmaları kadınların eliyle örmek kalıcı bir şeyi ortaya çıkarabilir. Ulusal birlik dönem dönem bir tehdit olarak da algılandı. Bu dönemi belki de ulusal birliği sağlayabileceğimiz en güçlü dönem olarak görebiliriz” şeklinde konuştu.

‘Cezaevi koşullarında tutulması kabul edilebilir bir durum değil’

Bütün zulüm politikalarına rağmen Abdullah Öcalan’ın paradigmasına sahip çıkan güçlü bir halk iradesinin varlığına dikkat çeken Çiğdem Kılıçgün Uçar, Abdullah Öcalan’ın hala cezaevi koşullarında tutulmasının hem süreç hem de ülkenin geleceği açısından kabul edilebilir bir durum olmadığını vurguladı. Çiğdem Kılıçgn Uçar, “Sayın Öcalan’ın koşullarıyla devletin koşulları o kadar bir birine zıt ki; kılı kırk yararak Türkiye’de bu sorunun çözümüne dair çaba içinde olmak çok kıymetli. Bu sürecin bir krize dönüştürülerek bitirilmesine engel olacak tek gücün Sayın Öcalan olduğunu biliyoruz. Dolayısıyla devlet bu aklın açığa çıkmasını istemedi. Tahmin ediyorum ki bir görüşme gerçekleştiğinde, bu açmaza dair ön açıcı fikirlerini sunacağı biliyoruz” diye belirtti.

Kürlerin 4 parça Kürdistan’da saldırılara karşı mücadele ettiğine dikkat çeken Çiğdem Kılıçgün Uçar, “Türkiye’de ve 4 parçada yaşayan Kürtler aslında yaşadıkları coğrafyada saldırılarla karşı karşıya kaldılar, hala kalıyorlar. Kürtler Rojava’yı savundu. Oradaki savaş devam ettiği müddetçe Kürt halkı dayanışmasını büyütecektir” dedi.

‘Umut ve özgürlük’ mitingi

Son olarak, Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğü talebiyle 25 Ocak’ta gerçekleştirilecek olan “Umut ve Özgürlük” mitingine çağrı yapan Çiğdem Kılıçgün Uçar, konuşmasını şöyle tamamladı: “Bu mitingi gerçekleştirirken birinci hedefimiz, bütün parçalarda yaşayan Kürtlerin özgürlüğünü sağlamaya yönelik güçlü bir adım olmasını sağlamak. Sayın Öcalan’ın sözünün gücünün sadece devlet yetkilileri ve heyetle sınırlı kalmamasını, kendisini hiçbir gün yalnız bırakmayan halkıyla buluşmasını istiyoruz. Bu mitingi, Kürdistan’da Kürt halkının kendi mücadelesine, hem geçmişine hem geleceğine sahip çıkacağı bir miting olarak değerlendirmesi gerektiğini düşünüyorum.”

HABER MERKEZİ

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

60 hukukçudan BM’ye İran çağrısı: İnsanlığa karşı suçlar eşiğine ulaştı

Sonraki Haber

DSG: Dêr Hafir’de uluslararası hukuk ihlal ediliyor

Sonraki Haber

DSG: Dêr Hafir'de uluslararası hukuk ihlal ediliyor

SON HABERLER

Dêr Hafir köyleri bombalanıyor

Yazar: Bedri Adanır
15 Ocak 2026

CENÎ: Şara’nın Almanya ziyareti iptal edilsin

Yazar: Bedri Adanır
15 Ocak 2026

Kelimeler yetmeyince devreye kopuş girer

Yazar: Nazlı Buket Yazıcı
15 Ocak 2026

Halep, İran ve çözümsüzlük

Yazar: Nazlı Buket Yazıcı
15 Ocak 2026

Yol ayrımı ve Deniz

Yazar: Heval Elçi
15 Ocak 2026

Dayanışma değil görev çağrısı: İki, üç, daha fazla Rojava

Yazar: Aziz Oruç
15 Ocak 2026

Haydutlar çağından kahramanlık çağına

Yazar: Heval Elçi
15 Ocak 2026

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır