Gözaltında kaybedilen Cemil Kırbayır’ın akıbetini soran Cumartesi Anneleri, faillerin neden korunduğunu bir kez daha sorarak adalet talebini yineledi
Cumartesi Anneleri, gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve sorumluların yargılanmasını talep etmek amacıyla İstanbul Beyoğlu’nda bulunan Galatasaray Meydanı’nda sürdürdükleri eylemin 1121’incisini gerçekleştirdi. Bu haftaki eylemde, 46 yıl önce gözaltında kaybedilen Cemil Kırbayır’ın akıbeti soruldu. Basın metnini Cumartesi Annesi İkbal Eren okudu.
Zamanaşımı
Gözaltında kaybetmelerde devletin görevinin kaybedilenin akıbetini ortaya çıkarmak, gerçeği araştırmak, sorumluları belirlemek ve adaletin önünü açmak olduğunu söyleyen İkbal Eren, “Eğer gözaltında kayıp dosyalarında olduğu gibi etkin soruşturmalar yapılmaz, tanıklar dinlenmez, deliller toplanmaz, sorumlular hesap vermeden yıllar geçirilir ve ardından ‘zamanaşımı doldu’ denilerek dosyalar kapatılırsa, burada yalnızca bir hukuk kuralının uygulanmasından söz edilemez. Bu durum, zamanaşımı kurumunun devletin yıllarca yerine getirmediği soruşturma yükümlülüğünün üzerini örten bir kalkan haline getirilmesidir” dedi.
Başvurular sonuçsuz kaldı
Kars Eğitim Enstitüsü öğrencisi Cemil Kırbayır’ın 13 Eylül 1980’de Ardahan Okçu köyündeki evinden güvenlik güçleri tarafından gözaltına alındığını, Göle’deki 247’nci Piyade Alayı’na götürüldüğünü hatırlatan İkbal Eren, burada yaklaşık bir hafta tutulduğunu ve ardından Kars Emniyet Müdürlüğüne, oradan da gözetimevi olarak kullanılan Kars Eğitim Enstitüsüne sevk edildiğini belirtti. İkbal Eren, “Ailesi bu süre zarfında bu merkezlere gidip geldi ancak 8 Ekim’den sonra gittiklerinde, ‘Oğlunuz firar etti, bir daha onu sormaya gelmeyin’ cevabını aldılar. O günden sonra Cemil’den bir daha haber alınamadı. Baba İsmail Kırbayır’ın ve Türkiye Barolar Birliğinin yaptığı suç duyuruları sonuçsuz bırakıldı. Devlet, Cemil’in akıbetini ortaya çıkarmak için etkili bir soruşturma yürütmedi. Kırbayır Ailesi, Cemil’i aramaktan vazgeçmedi” diye belirtti.
Meclis Raporu: İşkence sonucu hayatını kaybetti
Cemil Kırbayır’ın annesi Berfo Kırbayır’ın oğlunun akıbetini öğrenebilmek için yıllarca mücadele ettiğini hatırlatan İkbal Eren, 5 Şubat 2011’de dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ile Dolmabahçe Sarayı’nda yaptığı görüşmeyi anlattı: “Tek bir talepte bulundu: ‘Ben ölmeden oğlumu bul.’ Bu buluşmanın ardından Meclis Araştırma Komisyonu kuruldu. Komisyon, döneme ilişkin belgelere ulaştı; Cemil Kırbayır’ı sorguda gören tanıklarla, sorgulamayı yapan emniyet ve MİT mensuplarıyla görüştü. Raporda, Cemil Kırbayır’ın gözaltında işkence sonucu hayatını kaybettiği ve bedeninin, ölümüne sebebiyet veren kamu görevlilerince ortadan kaldırıldığı tespit edildi.”
Cezasızlık politikası
Komisyonun Kars Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunduğunu ve dosyanın yeniden açıldığını anlatan İkbal Eren, devletin cezasızlık pratiğinin bir kez daha devreye girdiğini kaydetti. İkbal Eren, “Uzun bir belirsizlik döneminin ardından, 25 Şubat 2020 tarihinde Adalet Bakanlığı Yargıtay’a başvurarak dosyada zamanaşımı bakımından ‘kanun yararına bozma’ kararı verilmesini talep etti. Yargıtay 8. Ceza Dairesi bu talebi kabul etti. Böylece Cemil Kırbayır’ın kaybedilmesine ilişkin ceza soruşturmasının önü zamanaşımı gerekçesiyle kesildi” ifadelerini kullandı.
Failler korunuyor
Gözaltında kaybetme suçunda zamanaşımı işletilemeyeceğini dile getiren İkbal Eren, “Devletin etkin soruşturma yapma yükümlülüğünü yerine getirmeyip yıllarca dosyaları sürüncemede bırakması, ardından ‘zamanaşımı doldu’ diyerek soruşturma ve kovuşturmaları kapatması yalnızca bir usul sorunu değildir. Bu, hukukun inkârıdır. Cezasızlığın kurumsallaştırılmasıdır. Cemil Kırbayır’ın akıbeti açıklanana, onu gözaltında kaybedenler yargılanana kadar sormaya devam edeceğiz: Cemil Kırbayır nerede? Cemil’i kaybedenler neden korunuyor?” diye sordu.
Suçların üstü örtülüyor
Açıklamanın ardından Cemil Kırbayır davasının avukatlarından Eren Keskin söz aldı. Türkiye’nin Birleşmiş Milletler (BM) Gözaltında Kayıplara Karşı Sözleşmesi’ni imzalamadığını hatırlatan Eren Keskin, “Çünkü eğer imzalarsa zamanaşımı durumu ortadan kalkacak. Devlet, zamanaşımını bir örtbas aracı olarak kullanıyor. Zamanaşımını kullanarak bu tür faili meçhul cinayetlerin, faili bulunabilecek cinayetlerin üstünü örtüyor, bunu bir kılıf olarak kullanıyor” dedi.
Kardeşi anlattı
Cemil Kırbayır’ın kardeşi Mikayil Kırbayır da aradığı mercilerin telefonu, “Kardeşin anarşisttir” diyerek kapattığını hatırlatarak, “Kars’ta mücadele ettim, kaymakam beni çağırdı; ‘Sürgünün çıktı, bundan sonraki hayatını Karaman’da sürdüreceksin’ dediler. Bu dönemde babamı ve bir diğer kardeşimi kaybettim. Annem, ‘Oğlumu istiyorum, bulun’ dedi. Dönemin başbakanı ile görüşme yapıldı. Sadece başsağlığında bulundular” diye konuştu.
Eylem, Galatasaray Meydanı’na karanfillerin bırakılmasıyla sonlandı.
Kaynak: JINNEWS









