Komeleya Vekolîn û Perwerdeya Hiqûqê (DADSAZ) yöneticilerinden Veysi Atay ile konuştuk:
DADSAZ olarak Kürt diline ve Kürt toplumuna katkı sunmak için gayret ediyoruz. Özellikle hukuk ile ilişkili olan meslek gruplarına hukuk eğitimleri vererek hem Kürt dilinin gelişimine katkı sunmak hem de hukuk literatürünü geliştirmek istiyoruz
Reyhan Hacıoğlu
Bugün dünya üzerinde binlerce dil yok olma riski ile karşı karşıya. Kimi kültürel asimilasyonun, kimi toplumsal bilincin zayıf olması sonucu tahmini 50 yıl içinde onlarca dil yok olup gidecek. Büyük risk altındaki dillerden biri de Kürtçe. Hem devletin yıllardır uyguladığı asimilasyon ve inkârın bir sonucu hem de kurumların ve toplumun bu konuda yeterince duyarlı olmaması son olarak 21 Şubat Dünya Anadil Günü’nde de gösterdi ki tablo sanılandan daha karamsar bir durumda.
Bu noktada başta kurumlar olmak üzere topluma da birçok görev düşerken, Wan’da bir grup avukat mesleki olarak bu duruma karşı sorumluluk hissederek geçtiğimiz yıl Komeleya Vekolîn û Perwerdeya Hiqûqê (DADSAZ) adlı bir kurumu kurdular.
Türkçe ismi Hukuk Araştırmaları ve Eğitimi Derneği olarak çevrilen dernek, bir defaya mahsus olmak üzere bize Türkçe röportaj veren kurum üyelerinden ve yöneticilerinden avukat Veysi Atay ile derneğin amacını, çalışmalarını ve bundan sonrasını konuştuk.

- DADSAZ hangi amaçla kuruldu, hani boşluğu doldurmak istiyorsunuz?
Dernek geçtiğimiz yıl anadil gününde kuruldu. Kürt dilinde hukuk terminolojisinin oluşmadığını, bu hususun hem dilin zenginliği açısından gerekli olduğunu hem de o dili kullanan bireylerin kendini ifade etme ve savunma alanında eksikliklerin ortadan kaldırılması gerektiğini düşünerek kurduğumuz bir dernek. Öncesinde Van Barosu bünyesinde iki yılı aşkın Hukuk Literatürü alanında Kürtçe eğitim gören hukukçuların kurduğu derneğin başlıca amacı için; gönüllülük esaslı kurulan, Kürt toplumunda farkındalık yaratmak isteyen ulusal bilinç temelli bir kuruluştur diyebiliriz.
Amacımız Kürtçe hukuk literatürünü belli bir seviyeye taşımak. Bugün Kürt hukukçuların bile hukuki konulardaki diyalog ve tartışmalarında farklı bir dil üzerinden kendini ifade etmek zorunda kalması bu alandaki eksikliği açıkça ortaya koymuştu. Fakat dernek bu eksikliğin ortadan kaldırılması için öncü rol üstlendi diyebiliriz. Geçtiğimiz sürede bir aşamaya da geldik diyebiliriz. Bu durum Kürt hukukçularında özgüvenin oluşmasına, Kürt dilinin hukuk alanında yeterli bir düzeyde olduğuna ilişkin kanaatin geliştirmesine ve Kürt dilinin hukuk alanındaki eksikliğinin ortadan kaldırılmasına küçük de olsa bir katkı sağladı.
Yine hukuk literatürünün toplumda inşa ediliyor olması, Kürdistan’ın tüm parçalarında yaşayan Kürtlerin ortak dil ve ortak terimler ile kendini ifade edebilecek olması, Kürt dilinde hukuk alanında bir standardizasyonun oluşmasına katkı sağlaması açısından da oldukça önemli bir noktada.
- DADSAZ Kürt toplumunda ve Kürt dilinde uluslararası alanda nasıl bir etki yaratacak?
Kürt halkı da diğer halklar gibi uluslararası sözleşmelerce güvence altına alınan temel hak ve özgürlüklerden faydalanma hakkına sahiptir. Bu temel haklar; İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Uluslararası Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi, Uluslararası Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi, Yerli Halkların Hakları Bildirgesi vb birçok uluslararası sözleşmede yer almaktadır. Fakat bu uluslararası sözleşmelerin ne yazık ki Kürtçe çevirisi bulunmamaktadır. Bu belgeler ancak İngilizce, Arapça, Farsça, Türkçe gibi farklı bir dilde okunabilmiştir. DADSAZ, Kürtlerin sahip olduğu bu temel hak ve özgürlükleri kendi dilinde okuyabilme ve bu haklara erişebilme olanağının sağlanması için de kuruldu aslında.
Toplumların sürekli etkileşim içerisinde olduğu ve ilişkiler geliştirdiği açıktır. Kürtler ile ilişkilerini geliştirmek isteyen uluslararası toplumun bu ilişkileri hukuk temelinde yürüteceği göz önüne alındığında, Kürt toplumunun kendini ifade edebilecek yeterlilikte olması gerektiği açıktır. Bu amaçla DADSAZ’ın temel amaçlarından biri de Kürt toplumunun uluslararası toplumda hak etmiş olduğu düzeye erişmesi ve hukuk-dil temelinde bu yeterliliğe kavuşması için çalışma yürütmek.
- Kürtçenin mesleki diller açısından gelişimi ne düzeyde? Bugün günlük Kürtçe ile sınırlı hatta ondan bile bir geriye gitmek durum söz konusu iken meslek örgütleri bu konuda yeterince duyarlı mı? Ya da ne durumda diğer meslekler açısından.
Bir dilin gelişmesi; mesleki alanlarda faaliyet gösterilmesi, hukuk, bilim, sanat, kültürel faaliyetler ve teknoloji gibi alanlarda kullanımının yaygınlaşması ve bu kullanımın öğretilip gelecek nesillere aktarılması için devletlerin “Pozitif ve Negatif” yükümlülükleri bulunmaktadır. Bu yükümlülükler uluslararası sözleşmeler ile düzenlenmiştir. Fakat Kürtler birden fazla devletin sınırları içerisinde yaşadığı halde bugüne kadar hiçbir devlet tarafından Kürt diline karşı bu yükümlülükler yerine getirilmemiştir. Kürtlerin birlikte yaşadıkları bu toplumların dillerinin gelişimi için her türlü olanak sağlandığı halde Kürt diline bu olanaklar tanınmadığı gibi yıllarca bu dilin yasaklanması ve asimilasyon politikaları ile daha zayıf düşmesi için baskıcı politikalar uygulandı. Bu durum dilin birçok alanda, özellikle mesleki anlamda eksik kalmasına yol açtı.
Amacımız da işte bu eksikliği gidermek. Hukuk literatürünün gelişimi ve kullanımının yaygınlaşması alanında yapılan çalışmaların diğer meslek örgütlerince de yapılması gerekiyor. Bazı kurum ve derneklerin benzer çalışmalar yürüttüğünü ve bu duyarlılığa sahip olduğunu biliyoruz. Ama bu birkaç alan ile sınırlı kalmamalı. Yapılan çalışmaların toplumda yer edinmesi, kullanımının yaygınlaşması ve günlük yaşantının bir parçası haline getirilmesi gerekiyor. Bu noktada toplumun önde gelenlerine, siyasi parti temsilcilerine, kurum ve dernek yöneticilerine çok büyük görevler düşüyor.
- Bugüne kadar Kürtçe hukuk literatürü alanında yapılan çalışmalar ve derneğin kuruluşundan itibaren yapmış olduğu çalışmalar nelerdir?
Geride bıraktığımız bir yılda on tane hukuk sözlüğü yayımlandı. Özellikle Mezopotamya Vakfı’nın hukuk sözlüğü alanında ciddi çalışmaları var. Yine bin terimden oluşan Hukuk Sözlüğü yayımlanmış, hali hazırda 5 bin terimden oluşan yeni bir sözlüğün çalışmaları devam ediyor. Ayrıca Aşdad ve Dadistan adında iki farklı hukuk dergisi yayımlandı.
Yine panel ve sempozyum gibi birçok bilimsel çalışma düzendik veya düzenlenen çalışmaların içinde yer aldık. Ayrıca Kürtçe hukuk literatürünün kullanımının yaygınlaştırılması amacıyla her hafta Çarşamba günleri hukuki konuların tartışıldığı bir tartışma masası kurduk. Şimdiye kadar 23 haftadır süren bu tartışma masasına avukatlar, hukuk fakültesi öğrencileri ve o hafta tartışılan hukuki konu ile bağlantılı faaliyet yürüten dernek, sendika veya kurumların temsilcileri katıldı.
Şu anda uluslararası belge ve sözleşmelerin Kürtçe’ye çevrilmesi alanında çalışmalara başladık. Çevirilerden sonra çok dilli Kürtçe hukuk kitapları ve materyallerin hazırlanmasını planlıyoruz. Bu çok dilli çalışmaların amacı hukuki konuların karşılaştırmalı olarak araştırılabilmesini olanak sağlamak.
- Kürtçe üzerinde genel olarak ciddi bir asimilasyon var, buna karşı bir çalışmanız var mı?
Kürt dilinin yıllar boyunca bazı kısıtlamalar, engellemeler ve asimilasyon politikaları sonucunda birçok alanda eksik, yetersiz kaldığını ve bunun bilinçli politikalar sonucunda gerçekleştiğini gözlemleyebiliyoruz. Bu baskı ve asimilasyon politikalarına rağmen Kürt dili hala dünyada en zengin diller arasında yer almaktadır. Bu zenginliğin artması ve Kürt dilinin dünya sahnesinde hak ettiği yere gelebilmesi için ciddi bir çalışma ve özveri gerektiği açıktır.
Asimilasyona karşı kullanılabilecek en önemli panzehir ulusal bilincin geliştirilmesi ve o toplumun kendi dilinde faaliyet göstermesi. Bu noktada Kürt toplumunun kendi diline olan inançlarının gelişmesi için kendi dilinde faaliyet yürütmesi son derece önemli. Faaliyet yürüten dernek, kurum, kuruluş, siyasi parti, oluşum her ne varsa, örgütlü ve organize çalışan tüm kitlelerin bu bilinçle hareket etmesi ve Kürtçe yaşaması gerekiyor. Bu çalışmaların yıllar önce başlaması gerekirdi. Bu bilince geç ulaşmış olmanın eksikliğini ve zorluğunu fazlasıyla yaşıyoruz. Kürt toplumu birkaç yıl öncesine kadar kendi dilinden başka dil öğrenmemiş, kendi dilini ve kültürünü en doğal haliyle koruyabilmiş bir toplumdu fakat günümüzde çok hızlı bir değişim ve asimilasyon süreci geçiriyoruz. Bunun önüne Kürtçe konuşarak ve Kürtçe yaşayarak geçebiliriz.
- Bugün Kürtçenin statü kazanması üzerine çalışmalar var, bunları nasıl buluyorsunuz? Yine yasal olarak kabul edilmesi açısından bir süreç var ve bu konuda atılması gereken adım nedir?
Dil, bir toplumun var olabilmesi ve kendini uluslararası alanda tanımlayabilmesi için gerekli olan temel araçtır. Bir dilin bir statüye kavuşturulması ve anayasal güvence sağlanması o dilin gelişimi ve kullanımı açısından oldukça önemlidir. Yıllardır statüye kavuşturulmamış olan Kürt dilinin belli alanlarda eksik kalmasının temel sebeplerinden biri Kürt dilinin tanınmamış olması ve güvence altına alınmamış olmasıdır. Ayrıca Kürt dilinin bir statüye kavuşturulması aynı zamanda bir ulusun varlığının kabul edilmesi anlamına gelmektedir ki bu açıdan Kürt dilinin statü kazanması son derece elzemdir. Hala Kürt dilinin kendi dinamikleri üzerinde var olabilmesi ve bu varlığı geliştirmesinin önünde ciddi yasal engeller bulunmaktadır.
Anayasanın m. 42: “…Türkçeden başka hiçbir dil, eğitim ve öğretim kurumlarında Türk vatandaşlarına ana dilleri olarak okutulamaz ve öğretilemez.” m.66.; “Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk’tür” şeklindedir. Özellikle bu iki maddenin varlığı hem Türkiye sınırları içerisinde yaşayan herkesi Türk olarak tanımlamakta hem de Türkçe dışında hiçbir dilin eğitim dili olarak kullanılamayacağı ve anadil olarak öğretilemeyeceğini düzenlemektedir. Bu nedenle Türkiye sınırları içerisinde bulunan hiçbir toplumun kendi anadillerinde faaliyet yürütmesi ve kendini o topluma ait birey olarak tanımlaması mümkün değildir. Tüm bu nedenlerle öncelikle Anayasa’da yer alan vatandaşlık tanımının değiştirilmesi gerekmektedir. Akabinde Türk olmayan toplumların kendi anadillerinde eğitim görmesi ve anadillerinin öğretilmesi önündeki engellerin kaldırılarak tüm diller için eşit imkân ve fırsatların sunulması gerekmektedir.
Uluslararası sözleşmelerde her toplumun kendi anadillerinde eğitim görmesi ve bunu garanti altına alınması devletin temel yükümlülüklerinden olduğu vurgulanmıştır. Dolayısıyla bu uluslararası sözleşmelere taraf olan her devletin bu yükümlülüğü yerine getirmesi şarttır. Türkiye bu sözleşmelerin çoğuna taraf olduğu halde bu şartları yerine getirmemekte veya bu sözleşmelerin ilgili maddelerine şerh düşmektedir.
Oysa demokratik toplumlarda bireyin eşitliği göz önüne alındığında imkân ve fırsat eşitliğinin sağlanmış olması temel ölçüttür.
- Genel olarak yaşanan eksikliklere karşı çözüm önerileriniz var mı?
Çözümün tek bir yöntemle mümkün olmayacağı, birçok ayağının bulunduğu açık. Öncelikle yasal düzenlemelerin yapılması gerekmektedir. Akabinde Kürt toplumunun bu farkındalığa erişebileceği ve kendi dili ile faaliyet yürütebileceği çalışmaların yapılması gerekmektedir. Günlük konuşma dilinden siyasi, politik kültürel, hukuki ve sanatsal tüm faaliyetlerin Kürt dili ile yapılması, haklın temsilciliğini yapan ve kurum kuruluşlarda yer alan kişilerin Kürtçe bilmesi ve konuşması özetle rol model olan kişilerin Kürtçe faaliyet yürütmesi, dernek, sivil toplum kuruluşu ve belediyelerin Kürtçe hizmet sunması gibi birçok alanda faaliyet yürütülmelidir. Ayrıca bu kurum ve kuruluşların ilgili oldukları kanun ve yönetmeliklerini Kürtçeye çevirerek faaliyet yürütmesinin etkili olacağı kanaatindeyiz.
DADSAZ olarak Kürt diline ve Kürt toplumuna katkı sunmak için gayret ediyoruz. Özellikle hukuk ile ilişkili olan meslek gruplarına (siyasetçiler veya gazeteciler vb) hukuk eğitimleri vererek hem Kürt dilinin gelişimine katkı sunmak hem de hukuk literatürünü geliştirmek istiyoruz. Ayrıca kurumlar ile işbirliği yaparak ilgili yönetmelik ve kanunların Kürtçe’ye çevrilmesine veya bu kurumların çalışanlarına Kürtçe hukuk eğitimleri vererek Kürt dilinin her alanda yeterli ve etkin bir dil olduğuna yönelik bilincin ve inancın gelişimine katkı sunabiliriz.









