• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
24 Temmuz 2026 Cuma
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar

Dehşet pornografisi-Zafer Yörük

Yeni Yaşam Yazar: Yeni Yaşam
24 Mart 2019
Kategori: Yazarlar
Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

– Hanım yahu, uyku tutmuyor bir türlü; şu Madımak Oteli’ni yakma videosunu aç da biraz rahatlayalım. (Hanımefendi yataktan kalkarak bilgisayara yönelir; bir süre araştırır; sonra: )

– Bulamıyorum hayatım; Yeni Zelanda katliamı varmış olur mu?

– Yok, onu zaten bugün dev ekrandan gösterdik; yarınki mitingde de göstereceğiz.

Sen şimdi bak, DAİŞ kelle kesme sahnesi yaz youtubedan, o da iyi gelir uykudan önce …

Martin Scorsese ve Quentin Tarantino, filmleri kaçırılmaması gerekmekle birlikte kendilerine her daim bir kaygı notu ile yaklaşılması gereken yönetmenlerdir. Nedeni, filmlerinde grafik şiddetin pervasızca yer bulması. Şiddetin Hollywood’un bu seçkin ürünlerinde bu kadar açık temsili; bunların türevi yüzlerce ikinci/üçüncü kalite filmin her yıl sinema, video, kablolu TV ve günümüzde internet üzerinden piyasaya sürülmesi sonucunu da getiriyor. Böylelikle “estetize edilerek” kolay erişilebilir duruma gelen şiddet görüntülerinin şok edici, travmatik niteliği ortadan kalkıyor; “doğallaşmış” ve kanıksanmış hale geliyorlar. Bu nedenle birçok edebiyatçı ve sanatçı, şiddet anı yerine, öncesindeki gerilimi ve sonrasındaki yıkım, acı ve trajediyi anlatmayı tercih eder. Picasso’nun Guernica’sı, Zehra Doğan’ın Nusaybin’i gibi… Öte yandan çıplak şiddetin grafik temsili, travmanın kendisine sado-mazohist bir haz objesi niteliği kazandırma riski nedeniyle sorunludur.

Dehşet pornografisi, yatak odalarından dışarıya, miting alanlarındaki dev ekranlara taşındığına göre, kolektif bir patoloji ile karşı karşıya olduğumuzu kabullenmek gerekir. Semptomları her yerde sıklıkla daha fazla karşımıza çıktıkça şok edici etkisini yitiren sıradanlaşmış bir vaka. Öyle ki fanatik İslamcı Akit televizyonu, bir dönemin hak ihlallerini hatırlatma amacıyla oluşturulmuş işkence müzesinde ibret alınsın diye sergilenen darağacı önünden yayın yaparak, idam cezasının yeniden yasalaşması ve muhalefet partisi liderinin asılması gerektiğini belirtiyor. Acıyı paylaşarak hafifletme umudu taşıyan bir sergi, sado-mazohist arzunun dışavurumuna alet ediliyor.

 

Yetmiyor. Gallipoli’de can veren Yeni Zelanda ve Avustralyalı binlerce askerin anısına, cumhuriyet tarihinde ikinci kez üst düzeyden hakaret ediliyor. “Onları tabutlar içinde geri gönderdik” diyor çünkü Gallipoli sırtlarındaki Anzac şehitliklerinden bihaber. Orada, düştükleri topraklarda yatıyorlar ve üst perdeden hakarete uğruyorlar. İkinci kez dedim çünkü birinci üst düzey hakarete, Mehmed Akif’in ne yazık ki günümüzde okul çocuklarına ezberletilen ırkçı fikirlerinde rastlıyoruz: “Çehreler başka, lisanlar, deriler rengârenk/Kimi Hindu, kimi Yamyam kimi bilmem ne bela”.

“Gallipoli”, 12 Eylül rejiminden günümüze sistematik biçimde pompalanan siyasal İslamcı ideoloji için giderek daha önemli bir malzeme haline geliyor. Boğaz harbi, “ermişler” ve İslamın şehitleri retoriği ile bir milli ve manevi anlatı olarak yeniden kurgulanıyor. Mehmed Akif’in ırkçı ve maneviyatçı söylemi, bu hedef yönünde zengin bir alet takımı sunuyor.

Akif’in anlatısında boğaz harbi, yedi düvelin Müslümanlığa karşı bir “haçlı seferi” olarak resmedilir ve zırhlı muhriplerinden top ve tüfeğine hatta kılık kıyafetine kadar bütünüyle Alman donanımlı Osmanlı ordusu üzerindeki Alman komuta ve hakimiyeti gizlenir. Akif, Teşkilatı Mahsusa ajanı olarak Berlin’de bir süre kalmış olup Alman devletinin talimatıyla bu gibi İslamcı ajitasyon metinleri kaleme almakla görevlidir. Ama yazdıklarında Almanlar yerine ilahi kuvvetler anılır ve Cihan Harbi’nin en trajik vakalarından biri “iman gücü” hamaseti içinde önümüze konur. Akif, bugün iktidarın tepesinden kolektif “yanlış bilinç” düzeyine doğru zerk edilen ırkçılığın ve siyasal İslamcılığın olduğu kadar, kolektif bir psişik sorun olarak “dehşet pornografisi”nin de babasıdır. Bugün çocuklarımıza ezberletilen şu laflar da ona ait çünkü: “Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak, boşanır sırtlara, vâdîlere, sağnak sağnak.” Oysa bizim zamanımızda Adile Naşit teyze, güzel masallar anlatırdı “kuzucukarına” uykudan önce…

Katliamı öğrendiğimde hemen tek Yeni Zelandalı arkadaşımı arayarak üzüntülerimi bildirdim. Aldığım yanıt içinde bir cümle çok sarsıcıydı: “Türkiye’nin tavrı çok çirkin”. Türkiye’nin tavrı, çünkü sarayın icra ettiği her marifet toplum olarak hepimiz adına yapılmış sayılıyor, ne yazık ki; “Almanlar yenildiği için biz de mağlup sayıldık” misali…

Yeni Yaşam

Yeni Yaşam

İlgiliYazılar

Beş bin liralık canımız yok

Yazar: Yeni Yaşam
24 Temmuz 2026

Erdoğan NATO için askeri harcamaları yüzde ikiden yüzde beşe çıkaracağını açıkladı. Bunun maliyeti 80 milyar dolar oluyor. NATO bile 2035’kadar...

Yeni Parti ve Kürtler

Yazar: Yeni Yaşam
24 Temmuz 2026

Türkiye geçtiğimiz iki yılda siyasal alanın dönüşümüne zemin hazırlayan gelişmeler yaşadı. Her siyasal gelişme yeni arayışlar, momentumlar ve yeni aktörler...

Akademide kırım

Yazar: Yeni Yaşam
24 Temmuz 2026

15 Temmuz 2016 darbe girişiminin hemen sonrasında ve takip eden süreçte siyaset kurumunun ve rejimin yeniden yapılandırılması bağlamında ağırlıklı olarak...

Alevi hakikat mücadelesi ve ‘Gösteri Toplumu’na karşı direniş (2)

Yazar: Yeni Yaşam
23 Temmuz 2026

Alevi inancında ritüellerin en önemli özelliği " Hak için olsun seyir için olmasın"  ilkesidir. Bu ilkenin amacı bireysel egoların yok...

Kolektif halk ekonomisi

Yazar: Yeni Yaşam
23 Temmuz 2026

‘Komünlerde, kooperatiflerde, kolektif halk ekonomisi inşa etmek’ dediğimizde, herkes, şöyle yerinden bir oynuyor. Sözü alıyor. Özgür komünlerin, kooperatiflerin, kolektif çalışmanın...

Basın özgürlüğü için mücadele

Yazar: Yeni Yaşam
23 Temmuz 2026

24 Temmuz 1908 tarihinde uzun yıllardır basın üzerinde uygulanan ağır sansür rejimine karşı tarihi bir adım atıldı. II. Meşrutiyet'in ilanından...

Sonraki Haber

Cezaevlerindeki gazeteci arkadaşlarımızı unutmayalım!-İÇERİDEN

SON HABERLER

Amed’de devasa doğa yağması

Yazar: Yeni Yaşam
24 Temmuz 2026

Beş bin liralık canımız yok

Yazar: Yeni Yaşam
24 Temmuz 2026

Yeni Parti ve Kürtler

Yazar: Yeni Yaşam
24 Temmuz 2026

Akademide kırım

Yazar: Yeni Yaşam
24 Temmuz 2026

İnsan insandan vaz mı geçiyor?

Yazar: Yeni Yaşam
24 Temmuz 2026

İzmit Belediye Başkanı Fatma Kaplan Hürriyet ve 19 kişi tutuklandı

Yazar: Yeni Yaşam
23 Temmuz 2026

NATO Zirvesi öncesi tutuklanan BDSP’liler tahliye edildi

Yazar: Yeni Yaşam
23 Temmuz 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır