‘Rojava’da yaşamı savunan İran’da direnen ve Halep’te katledilen kadınlar aynı mücadelenin parçasıdır’ diyen DEM Parti Kadın Meclisi, erkek egemen iktidarların açtığı savaş karşısında susmayacaklarını belirtti
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Kadın Meclisi, dün genel merkezlerinde yaptığı toplantının sonuç bildirgesini açıkladı.Toplantıda yıl boyunca kadına yönelik şiddet, yoksullaştırma ve hak gaspları karşısında kadınların yükselttiği mücadelenin tüm boyutlarıyla ele aldığı belirtilen bildirgede, aynı zamanda Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin de ele alındığı ifade edildi. Bildirgede, yeni dönem için mücadele hattının da belirlediğini ifade edildi.
Bildirgede şu ifadelere yer verildi:
“2026 yılının ilk haftalarında yaşananlar, erkek egemen kapitalist sistemin yaşadığı çoklu krizleri ve kendini tahkim etme arayışlarını bir kez daha göz önüne sermiştir. Uluslararası hukuk, insan hakları ve kadın hakları tümüyle yok sayılıyor. Bunun en son ve sarsıcı örneği Venezuela’ya yönelik ABD operasyonuyla yaşandı. Bu ‘ben yaptım oldu’ siyaseti açıktır ki yeni dönem hegemonya mücadelelerinin hangi tarzda verileceğinin güçlü ipuçlarını içermektedir. Bugün Latin Amerika’nın ve İran’ın hedef alınması, Ortadoğu’da ve Afrika’da yeni müdahalelerin yaşanması enerji ve su kaynaklarına, özellikle bilişim çağının temel ihtiyacı olan nadir elementlere sahip olma isteğinden bağımsız değildir. Bu süreçlerin beraberinde ekolojik yıkımı, kadına yönelik şiddet ve katliamları, kadın yoksulluğunu, işsizliğini ve sömürüyü artırdığı ortadadır. Bu kaos düzenini durduracak yegane çözüm halkların, kadınların direnişlerinin ve özgürlük mücadelelerinin ortaya koyacağı çoklu birleşik mücadele olacaktır.
Özgür kadın kabusları oldu
Cihadist, selefi, kadın düşmanı HTŞ’ye bağlı çeteler eliyle Alevilere, Dürzilere, bölge halklarına ve inançlarına yönelik katliamlar devam etmektedir. Halep’in Şexmaqsud, Eşrefiye, Beni Zeyd mahallelerinde Kürt halkının, kadınların varlığına ve kazanımlarına yönelik savaş açılmıştır. Kadın bedeni bir kez daha savaş alanı olarak görülmüş, bir kadın direnişçi tüm dünyanın gözü önünde işkenceyle katledilmiştir. Halep’te kadınlara yönelen bu vahşet, Rojava’da tüm halklarla birlikte kadınlar öncülüğünde inşa edilen özgür ve eşit yaşama bir saldırıdır. Buradaki demokratik, ekolojik, kadın özgürlükçü yaşam, erkek egemen iktidarların kâbusu olmuştur. Bu yaşamın büyümesinden ve gelişmesinden korkan tüm güçler bu saldırıları desteklemiştir.
Kadınların mücadelesi sınır tanımaz
Rojava’da yaşamı savunan kadınlar da İran’da direnen kadınlar da Halep’te katledilen kadınlar da aynı mücadelenin parçasıdır. ‘Kadın özgürlük mücadelesi sınır tanımaz’ diyerek, erkek egemen iktidarların kadınlara açtığı bu savaş karşısında susmayacağız, geri çekilmeyeceğiz. ‘Rojava Devrimini savunmak, kadın özgürlük mücadelesini savunmaktır’ diyerek bu devrimle dayanışmamızı büyüteceğiz. Bugün İran’da kadın düşmanı faşist molla rejimine karşı hakları, hayatları ve emekleri için; eşitlik, özgürlük ve demokrasi için kadınlar öncülüğünde gelişen, tüm farklı halklar ve inançların isyanı bunun göstergesidir. Milyonlarca kadın, genç, işçi, emekçi ve esnafın sokaklara taşan hak talebinin gereği yerine getirilmeli, demokrasi ve özgürlüklerin önü açılmalıdır. Jîna Emînî’nin isyanı olan kadınların özgürlük ve eşitlik mücadelesiyle dayanışmayı büyütecek, faşizmin karşısında durmaktan bir an olsun vazgeçmeyeceğiz.
Özgür ve eşit bir yaşam
Bizler şunu çok iyi biliyoruz ki erkek egemen iktidarlar eliyle yürütülen her politika kadınların yaşamlarından çalmaya devam etmektedir. Nitekim Türkiye’de kadın düşmanı politikalar adeta bir kadın kırımı haline gelmiştir. Bizler, Türkiye’de kadınların ortak mücadelesiyle kazanımlarımızı ve yaşamlarımızı savunmaktan ve mücadelemizi yükseltmekten asla geri durmayacağız. Kadınların birleşik mücadelesiyle sokaklarda olmaya ve kadın düşmanı politikalara, yoksulluğa, sömürüye, erkek egemen adalet sistemine isyan etmeye ve eylemlerimizi büyütmeye devam edeceğiz. Sokaklardan fabrikalara, tarlalardan evlere, yaşamın her alanında erkek egemen zihniyetin karşısında kadın bilincini, kadın örgütlülüğünü, kadın dayanışmasını geliştirerek özgür ve eşit bir yaşamı inşa edeceğiz.
Kadınların mücadelesi barışın mücadelesidir
Sayın Öcalan’ın çağrısıyla başlayan Barış ve Demokratik Toplum Süreci, umuda ve özgürlüğe dair mücadelemize her alanda güç vermektedir. Bu süreci en güçlü şekilde örecek iradeyi; Rojava’da, Halep’te, İran’da ortaya çıkan kadınların mücadelesiyle büyüteceğiz. Tekçi, cinsiyetçi ulus-devlet aklına karşı en güçlü kadın örgütlülüğünü geliştirerek onurlu barışı kadınlar öncülüğünde inşa edecek çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Bu topraklarda kadın mücadelesinin her bir dinamiğiyle ortaklaşa yürüttüğümüz mücadeleyi, yaşamın her alanında ilmek ilmek örerek büyüteceğiz. Kapitalist sistemin ve savaş rejimlerinin karşısında enternasyonel kadın mücadele ağlarımızı büyüterek bu saldırıların karşısında duracağız. Yeni bir yaşamın inşasını kadınların ortak barış, eşitlik, özgürlük, demokrasi ve ekoloji mücadelesiyle birlikte yürüteceğiz. ‘Kadın mücadelesi barışın mücadelesidir’ diyerek Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı etrafında kenetleneceğiz!”
ANKARA









