• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
29 Nisan 2026 Çarşamba
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Editörün Seçtikleri

Türkoğlu: Doku ve Kızmaz dosyaları devlet içindeki çete düzenini gösteriyor

29 Nisan 2026 Çarşamba - 10:37
Kategori: Editörün Seçtikleri, Kadın

DEM Parti Kadın Meclisi Sözcüsü Halide Türkoğlu, Gülistan Doku ve Rojwelat Kızmaz dosyalarının birbirinden bağımsız olmadığına dikkat çekerek, ‘Kadın katillerinin 6 yıl boyunca nasıl korunduğunun dosyasıdır. Bizzat devlet eliyle, devletin kurumlarına çöken çeteler tarafından genç kadınların nasıl hedef alındığının dosyasıdır’ dedi

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi ( DEM Parti) Kadın Meclisi Sözcüsü Halide Türkoğlu, DEM Parti İç Anadolu Kadın Meclisleri toplantısı öncesi genel merkez binalarında güncel gelişmelere ilişkin konuştu. Tüm il, ilçe kadın meclisleri ile mayıs ayı içerisinde bir araya geleceklerini söyleyen Halide Türkoğlu, Barış ve Demokratik Toplum çağrısının verdiği sorumlulukla örgütlülüğü büyüteceklerini ifade etti.

‘Onurlu barış mücadelemiz var’ 

27 Nisan’da ilanı yapılan Güneydoğu Anadolu Bölgesi Belediyeler Birliği Kadın Meclisi’nin kadınların karar mekanizmalarına katılımında önemli bir kazanım olduğunu söyleyen Halide Türkoğlu, “Evet, örgütlenmemizi büyütmek için birçok gerekçemiz var. Tüm dünyayı saran bir savaş gerçekliği karşısında ısrarla, inatla yürüttüğümüz onurlu bir barış mücadelemiz var. Bu onurlu barış mücadelesi bizler için aynı zamanda eşitliğin, özgürlüğün mücadelesidir. Adaletin mücadelesidir. Kadına yönelik şiddet ve katliamlara karşı yaşamlarımızı savunma mücadelesidir. Söz konusu kadınlar, kadınların özgürlük, eşitlik adalet mücadelesi olunca heybemizde söyleyeceğimiz çok sözümüz var. Açığa çıkarmak için mücadele ettiğimiz çok fazla kadın cinayeti dosyası var” diye konuştu.

Gülistan Doku dosyası 

Gülistan Doku dosyasına değinen Halide Türkoğlu devamında şöyle konuştu:

“Bu, ülkede kadın cinayetlerinin arkasında nasıl bir zihniyet olduğunun göstergesidir. Daha öncede kapsamlı bir şekilde değerlendirdik. Gülistan Doku dosyası sadece bir kadın cinayeti dosyası değildir. Bizzat devlet eliyle, devletin kurumlarına çöken çeteler tarafından genç kadınların nasıl hedef alındığının dosyasıdır. Kadın katillerinin 6 yıl boyunca nasıl korunduğunun dosyasıdır. Devlet kurumlarına çöken çetelerin genç kadınları nasıl tuzağa düşürdüğünün dosyasıdır. Sağlık sisteminden, eğitim sistemine, iç işlerinden adalete çürümüş bir sistem bir kez daha kadınların mücadelesiyle teşhir edilmiştir. İşte bu yüzden hiçbir devlet yetkilisi bu dosya üzerinden kendini kahraman ilan etmeye kalkmasın. 

Gülistan nerede, Rojwelat’a ne oldu 

Kimse bir lütuf sunmuyor. Adaletin sağlanması bir lütuf değil bir zorunluluktur, haktır. Bu zorunluluk Gülistan Doku’nun arkadaşı olan Rojwelat Kızmaz içinde yerine getirilmelidir. Bu iki dosya birbirinden bağımsız değildir. Aynı ihmaller zinciri, aynı cezasızlık politikalarının bir sonucudur. Rojwelat Kızmaz’ın ailesi ve avukatları dosyanın yeniden açılması için Cumhuriyet Başsavcılığına yeniden başvuruda bulundu. Rojwelat’ın yaşam hakkının korunmadığını ailesi şu sözlerle anlatıyor: ‘Otopsiye giren Adli Tıp doktorunun kardeşimin pazar gününe kadar yaşıyor olduğunu söylemesi, cuma günü evden çıkan bir insanın 3 gün boyunca yaşıyor olmasına rağmen aranmamasıdır. Dosyada kayıp olduğu bilgisinin memurların WhatsApp grubuna atıldığı biliniyor. Ama aramanın yalnızca bununla bitmemesi gerekiyor. Doğru düzgün hiçbir kameraya bakılmamış, dosyaya giren bir iki görüntü de olaydan sonra dosyaya giren görüntülerdir’ Gülistan ve Rojwelat’ın akıbetlerinin tüm yönleriyle ortaya çıkması bu devletin kadınlara borcudur. Gülistan nerede, Rojwelat’a ne oldu demekten vazgeçmeyeceğiz.

Bir ayda 51 kadın katledildi  

Kadın cinayetlerini münferit olaylar olarak sunulmasına sessiz kalmadık kalmayacağız. İşte bunun için zaman genç kadınların örgütlü mücadelesini daha güçlü sahiplenme zamanıdır diyoruz. Dayanışmayı yükseltme zamanıdır. Üniversitelerden KYK yurtlarına, sokaklardan kampüslere örgütlü genç kadın mücadelesi ile birlikte bu kirli politikalara karşı yaşamlarımızı savunacağız. Gülistan ve Rojwelat’ın yaşamı nasıl çalındıysa Mart ayında 29 kadının yaşamı da aynı şekilde erkekler tarafından çalındı. 22 kadın ölümü bu ay içerisinde şüpheli olarak kayıtlara geçti. Bir ay içerisinde 51 kadının yaşamı yok edildi. Bu kadınlar korunmadığı için katledildi. Boşanmak istediği için katledildi. 

Yaşamlar yok edilirken adalet neredeydi ?  

Bu yaşamlar yok edilirken adalet neredeydi? Kolluk neredeydi? Yargı sistemi neredeydi biz söyleyelim. Hakları için mücadele eden Doruk Maden işçilerini gözaltına almayla meşguldüler. Patronları, sermayedarları korumak madencilerin etrafında barikat kurmakla meşguldüler. İlayda Zorlu’ya ne oldu? diyen gençleri, genç kadınları ablukaya almayla, gaz sıkmakla meşguldüler. Hakkın, emeğin sömürüsüne karşı Kazancı Yokuşuna çıkmak isteyen işçileri, emekçileri, kadınları şafak operasyonu ile gözaltına almakla, tutuklamakla meşguldüler. Doğasını savunduğu için tutuklanan ve 2 gün önce mahkemeye çıkarılan Esra Işık’a yeniden tutuklanma kararı vermekle meşguldüler. Evet 51 kadın erkekler tarafından yaşamdan koparılırken bu devletin yargısı, kolluğu bunları yaptı.  Bizler ısrarla inatla barış diyoruz. Bu ülkeye gerçek bir barışın gelmesinin yolu sadece Kürt halkıyla barışmak değildir. İşçiyle barışmaktır, emekçiyle barışmaktır, gençlerle barışmaktır, kadınlarla barışmaktır. Kadınların haklarına, kazanımlarına savaş açarak barış olmaz. Kadınların yaşamlarını korumayan, failleri koruyan bir sistem de ısrar etmekle toplumsal barış olmaz.

İstanbul Sözleşmesi  

Bakın yakın zamanda Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi tarafından Türkiye’ye İstanbul Sözleşmesine geri dön çağrısı yapıldı. Bu uluslararası çağrıya cevap vermek, İstanbul Sözleşmesi’ne geri dönmek aynı zamanda barışa atılacak bir adımdır. Kadınların yaşam hakkının korunacağının sözüdür. Aksi her durum kadın cinayetlerinin önünü açmaktır. Biz kadınlar yaşam güvencemiz olan İstanbul Sözleşmesi’nden asla vazgeçmeyeceğiz. Bu Sözleşmenin yeniden imzalanması, her bir maddesinin uygulanmasında ki ısrarımızla, inadımızla mücadele etmekten bir adım geri durmayacağız. Barışın temeli bunlarla atılmalıdır. Toplumu saran şiddet sarmalının önüne geçecek politikalarla atılır.

Şiddeti besleyen suç nedenleri belli 

Nitekim Siverek’te, Maraş’ta, Mersin’de okullarda yaşananlar çocukların yaşamlarının nasıl bir şiddet sarmalı içerisinde olduğunu ortaya koymuştur. Okullarda yaşanan şiddeti sadece bir güvenlik önlemi ile ele almak şiddetin temel kaynağını görmemektir. Bu sadece bir asayiş olayı değildir. Okullarda yaşanan şiddet münferit olaylar da değildir. Şiddeti besleyen asıl nedenler bellidir. Cinsiyetçi politikalardır bu şiddeti besleyen. Eğitimin ideolojik bir araç haline getirilmesidir, erkek egemenliğini yeniden inşa edilmesidir bu şiddeti besleyen. Tekrar söylüyoruz.  Okulların güvenliği polis, bekçi, korucu uygulamaları ile değil pedagojik ilkelerle sağlanmalıdır. Çocukları suça iten toplumsal ve ekonomik nedenlerle yüzleşmektir. Cinsiyetçi eğitim modeli değil toplumsal cinsiyet eşitliğini esas alan bir eğitim şarttır diyoruz. Ve bizlerin mücadelesi de bu yönlü olmaya devam etmektedir. 

 3 Mayıs’ta Engelli Onur Yürüyüşü’ndeyiz  

Haklarımıza, hayatlarımıza yaşamlarımıza yönelik saldırılar karşısında elbette ki büyük bir mücadele yürütüyoruz. Bu mücadele alanlarımızdan biri de sağlamcı ideolojiye karşı verdiğimiz özgürlük ve eşitlik mücadelesidir. Engelli kadınların, çocukların, bireylerin yaşadığı ayrımcılıklarla mücadeledir. Bu ülkede hala kaç engelli bireyin olduğuna dair güncel bir veri bulunmamaktadır. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına sorduğumuz sorunun cevabı bu ülkede engellilere yaklaşımı da göstermektedir. Kaç engelli birey var? Yaş ve cinsiyet kategorisi nedir diye sormuştuk. Verilen cevapta Ulusal engelli veri sisteminin olduğunu ve bu sistemde 4,6 milyon kayıtlı kişi bulunduğu söyleniyor. Bu sayının yüzde 57’sinin erkek yüzde 43’ünün ise kadın olduğu belirtiliyor. Ve bu sayının sadece hizmet almak ya da rapor almak için başvuran kişilerden oluştuğu söyleniyor. Yani elimizde yine toplam bir sayının olmadığını söylüyor. İşte bu devletin engellilerin yaşadığı ayrımcılığa da yaklaşımı budur. Bu kapsamda engellilerin yaşadığı haksızlığa, adaletsizliğe eşitsizliğe karşı 3 Mayıs’ta Diyarbakır’da gerçekleştirilecek Engelli Onur Yürüyüşünde olacağız. Engelliler için yeni bir yaşam mümkündür diyerek eşitlik ve özgürlük için yürüyor, herkesi bu yürüyüşümüze davet ediyoruz.

1 Mayıs’ta alanlardayız 

Çoklu mücadelelerimizin ortak paydalarda buluşup en görkemli yansıdığı alanlardan biri de 1 Mayıstır. 1 Mayıs alanları kadın işsizliğine, yoksulluğuna sömürüye karşı isyanın birleştiği alanlardır. Sadece emeğimiz için değil haklarımıza, yaşamlarımıza, bedenlerimize yönelik saldırılara karşı mücadelemizin, direnişimizin sembol alanlarından biridir. Kadına yönelik şiddetle mücadele eden, emek mücadelesi veren, ev içi emeğinin hakkını savunan, sendikal örgütlülüğü büyüterek örgütlenen, sendika hakkı için direnen kadınlar olarak 1 Mayıs alanlarına akacağız. 1 Mayıs’ı tarladaki kadının isyanını  Temel Conta İşçisi, Digel Tekstil işçisi kadınların direnişini omuzlayarak karşılayacağız. 1 Mayıs alanlarında; Dilovası’ndaki kaçak parfüm deposunda katledilen 6 kadın yoldaşımız için adalet haykıracağız. MESEM’lerde genç kadınlara yönelik işlenen suçlara karşı bir kez daha MESEM uygulamaları kaldırılsın diyeceğiz. Faillerden hesap soracağız. Eğitim, sağlık, barınma hakkı kamusal hizmet olmalıdır talebimizi yükseltecek, ev emekçisi kadınlar için emeklilik haktır diyeceğiz. Eş değer işe eşit ücret ve güvenceli istihdam diyerek haklarımızı en güçlü şekilde yükselteceğiz. Her yıl olduğu gibi bu yılda 8 Mart’ı 1 Mayıs’la buluşturarak haklarımız ve emeğimiz için bu alanları dolduracağız. Ben bu inanç ve kararlılıkla; Ekmek Barış ve Adalet için 1 Mayıs’a diyor tüm kadınları 1 Mayıs alanlarına çağırıyorum.”

Kaynak: JINNEWS 

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Ordu’da sondaj çalışması asker kontrolünde başladı

Sonraki Haber

DEM Parti İmralı Heyeti’nden ‘görüşme notları’ açıklaması

Sonraki Haber

DEM Parti İmralı Heyeti'nden 'görüşme notları' açıklaması

SON HABERLER

Kaçırılan gazetecinin ailesinden tepki: Alman hükümeti yeterli çaba göstermiyor

Yazar: Yeni Yaşam
29 Nisan 2026

Türkiye’nin ifade özgürlüğü karnesi: AİHM 432 kez mahkum etti

Yazar: Yeni Yaşam
29 Nisan 2026

ABD ile Çin arasında ‘Panama’ gerilimi tırmanıyor

Yazar: Yeni Yaşam
29 Nisan 2026

Yerel Yönetimler Kadın Konferansı: Paradigmanın inşasında öncü olacağız

Yazar: Yeni Yaşam
29 Nisan 2026

600 çalışandan tepki: Google’un yapay zekası Pentagon’un ‘gizli operasyonları’nın hizmetinde

Yazar: Yeni Yaşam
29 Nisan 2026

Silopiya’da şüpheli kadın ölümü

Yazar: Yeni Yaşam
29 Nisan 2026

DEM Parti İmralı Heyeti’nden ‘görüşme notları’ açıklaması

Yazar: Yeni Yaşam
29 Nisan 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır