• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
28 Ekim 2026 Çarşamba
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Gündem Güncel

Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza: Eşit yurttaşlık ve barış çağrısı

12 Eylül 2026 Cumartesi - 15:54
Kategori: Güncel, Manşet

‘Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza’ deklarasyonu açıklandı. Eşit yurttaşlık, AİHM kararlarının uygulanması ve ‘umut hakkı’nın tanınmasını talep eden imzacılar, ‘Barıştan yana tavır alıyoruz’ dedi

Türkiye’de barış, eşit yurttaşlık ve demokratik çözüm arayışlarına katkı sunmak amacıyla kadınlar, aydınlar, sanatçılar, akademisyenler, işçiler ve gençlerin öncülüğünde hazırlanan deklarasyon, Eyüp Sultan Kültür ve Sanat Merkezi’nde kamuoyuna duyuruldu. Etkinlikte çok sayıda akademisyen, siyasetçi, gazeteci ve sivil toplum kuruluşu temsilcisi söz aldı.

“Gerçek masallar, toplumlar kendi geleceğini düşlemekten vazgeçmediğinde başlar” mesajıyla yola çıkan imzacılar; Doğu ve Batı kültürlerinde “1001” sayısının tükenmeyen umudun ve karanlığı sabırla aydınlığa çevirmenin simgesi olduğunu belirterek çatışma zeminine karşı toplumsal barışı savunma çağrısı yaptı. Deklarasyon metnini Gazeteci Nezahat Doğan okudu.

Yeniden inşa vurgusu

Deklarasyon metninde, “Masallar gerçeği gizlemek için değil, gerçeğin canını yakıp onu yeniden inşa etmek için anlatılır” ifadesine yer verilerek, toplumsal hikâyenin akışını değiştirmek üzere bir araya gelindiği vurgulandı. Çatışmanın, ayrışmanın ve sessizliğin karanlığına karşı barıştan yana net bir tutum alındığı ifade edildi.

Metinde öne çıkan başlıklar şöyle sıralandı:

Türkiye’de devam eden çözüm süreci bağlamında, ilk etapta silahsızlanmayı ve şiddetin her türlüsünün ülkenin ve toplumun gündeminden tamamen çıkarılmasını destekliyoruz.

Sorunun asıl kaynağının Kürt varlığının inkârı olduğu bilinciyle; eşit yurttaşlık talebinin anayasal güvenceye alınmasını, anadilinde eğitim hakkının tanınmasını ve tarihsel haksızlıkların giderilmesine yönelik çabaları destekliyoruz.

Türkiye Cumhuriyeti’nin özgür, demokratik ve hukuk devleti eksenine oturtulma çabalarını, ayrıca Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarının eksiksiz uygulanması taleplerini destekliyoruz.

Türkiye’de Cumhuriyet tarihiyle yaşıt bu çatışmalı sorunun çözümünde rol alan aktörlerin özgür ve eşit koşullarda müzakere edebilme olanağının sağlanmasını; AİHM kararları ve Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin talepleri çerçevesinde umut hakkından yararlanma ilkesinin hayata geçirilmesini destekliyoruz.

Kürt sorunu çözülmek zorunda

Ortak metnin okunmasının ardından konuşan Ahmet Türk, Cumhuriyetin ikinci yüzyılında Kürt sorununun çözümü açısından önemli bir iradenin ortaya çıktığını belirterek şu ifadeleri kullandı: “Cumhuriyetin ikinci yüzyılında yeni bir irade ortaya çıktı. Umut ediyoruz ve inanıyoruz ki bu süreç başarıyla sonuçlanır. Bu coğrafyada demokratik değişim ve dönüşümlerin yanı sıra çatışmalı ve sancılı süreçler de yaşandı. Artık Kürt sorunu gibi önemli sorunların bu coğrafyada çözümü zorunlu hale gelmiştir”

Ortak demokratik değerlerde buluşma

Ortaya çıkan iradeyi desteklediklerini belirten Ahmet Türk, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ben inanıyorum ki burada bin bir imza sahibinin verdiği sese bugün bu ülkeyi yönetenler de ses vereceklerdir. Cumhuriyetin 100’üncü yılında Kürtler de, Türkler de acılar yaşadı. Artık bu acıların sonlanması, Kürt halkının demokratik hak ve özgürlükler konusundaki taleplerinin yerine getirilmesi kaçınılmaz bir süreç olarak görülmelidir. Barıştan yana herkesin sürece destek vermesi gerekir. Halkların ortak demokratik değerlerde buluşmasını istiyorsak, bu hepimiz için tarihi bir sorumluluktur.”

Fikirlerinden dolayı cezaevinde binlerce Kürt var

Süreci önemsediklerini ancak bazı eleştirilerin de yapılması gerektiğini ifade eden Ahmet Türk, PKK’nin Abdullah Öcalan’ın direktifi doğrultusunda silah bıraktığını ve kendisini feshettiğini hatırlattı. Buna karşın yalnızca fikirleri nedeniyle cezaevinde bulunan binlerce insan olduğuna dikkat çekerek Meclis’teki düzenlemeye rağmen sürecin MSB, MİT ve Cevdet Yılmaz başkanlığındaki komisyon tarafından izlenmesini eleştirdi: “Silahları susturan kesimler için böyle bir gözlem grubunun oluşmasını normal karşılayalım. Ancak sadece fikirlerini ortaya koyduğu için cezaevinde bulunan, eline hiç silah almamış insanların bu kurul tarafından izlenmesinin anlamını çözmekte zorlanıyoruz.”

Süreç hızla yürütülmeli

Yaşanan durumu Bektaşi’nin fıkrasındaki bozuk cura hikâyesiyle anlatan Ahmet Türk, sürecin zaman yayılmadan hızlandırılması gerektiğini söyledi: “Elbette ki sürecin hızlanması ve provokasyonlara meydan verilmemesi için süratle hareket edilmesi gerektiğine inanıyoruz. Eğer zamana yayılıp belli amaçlar için kullanılırsa bu süreci heba etmiş oluruz.” Aydınların ve emekçilerin gösterdiği duyarlılığın topluma yayılması gerektiğini vurgulayan Ahmet Türk, “Sadece iktidara değil, topluma da çağrı yapıyoruz. Halkların kardeşliği ve ortak demokratik değerlerde buluşması için bu fırsat değerlendirilmelidir” dedi.

12 Eylül’e bir gönderme yapmak istedik

Gazeteci Çilem Küçükkeleş, çalışmanın çıkış hikâyesini anlatırken etkinlik tarihinin 12 Eylül’e gönderme taşıdığını ifade etti: “Türkiye’de ilk kez bu denli büyük bir yas atmosferine tanıklık ettik. Kürt halkının yaşadığı her yerde taziyeler kuruldu. Tüm yitirilenlerin önünde saygıyla eğiliyoruz.”

İstanbul’daki büyük anmaya da katılacaklarını belirten Çilem Küçükkeleş, “93’te ya da 2013-15’te başarsaydık başka bir yerdeydik. Şimdi yeni bir kapı açıldı. Bu kez başarırsak tüm bu yaslara bakarak belki ölümlerin önüne geçeriz diye düşündük” dedi. 1001 imza fikrinin kendi aralarındaki tartışmalardan doğduğunu aktaran Çilem Küçükkeleş, “Hepimiz bir yerden sürece dahil olmaya çalışıyorduk. Kendi aramızda konuştuğumuz şey evimizde, sokağımızda kalmamalıydı” dedi.

Biz buyuz diyebilmeliyiz

Tahliye edilen eski Amed Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Selçuk Mızraklı gönderdiği mesajda şu noktalara değindi: “Türkiye’de yaklaşık iki yıldır barış umutları yeşerdi; Kürt sorununda çözüm kapıları yavaş da olsa açıldı ve kanın akmadığı bir dönem yaşıyoruz. Siyasetin de bu meseleyi daha fazla konuştuğu, diyaloğun arttığı bir zaman diliminden geçiyoruz.”

27 Şubat çağrısı demokratikleşmeye hizmet edecek
Sorunu şiddet zemininden çıkarmaya dönük adımların önemine işaret eden Selçuk Mızraklı, “27 Şubat 2025 çağrısı ve akabindeki gelişmeler barışçıl çözüme ve Cumhuriyetin demokratikleştirilmesine hizmet edecektir. Kalıcı barış yalnızca çatışmaların sona ermesiyle değil; inkârın ve şiddetin yarattığı sonuçların bütünlüklü biçimde ortadan kaldırılmasıyla mümkündür” dedi. Selçuk Mızraklı mesajının devamında, “Şiddetin tüm sonuçlarıyla ortadan kalkması için toplumsal, ekonomik ve kültürel eşitsizlikler giderilmeli, onarıcı adalet mekanizmaları sağlanmalıdır. Demokratik kurumların yerelden merkeze güçlendirilmesi gerekmektedir” ifadelerini kullandı.

Türkiye’de pozitif barışın güçlendirilmesi gerektiğini söyleyen Selçuk Mızraklı, “Ülkemizdeki tüm kimlikler, inançlar ve düşünceler hakları, özgürlükleri ve kültürel formlarıyla özgürce yaşayabilmelidir” çağrısında bulundu.

Onurlu barış olursa bir daha annelerin yüreği yanmaz

Barış Anneleri adına konuşan Bedia Gökyüz ise duygularını şöyle dile getirdi: “Çok acı çektik, artık onurlu bir barış istiyoruz. Çocuklarımız savaş istemiyorlardı, eline silah almaya meraklı değillerdi; okul sıralarını paylaştıkları arkadaşlarıyla savaşta karşı karşıya kaldılar. Devlet çocuklarımızı başka şeylere zorladı. Asker ve polis anneleri de ellerimizi tutsun; çocuklarımızın kemiklerini bulmak için birlik olmamız gerekiyor.”

Görevimiz var
İHD MYK üyesi Eren Keskin gönderdiği videolu mesajda, “Bütün baskı ve acılara rağmen barış mücadelesi hep önemsendi. Bugün yeni bir sürecin içindeyiz. Zorla kaybedilenler, işkence görenler ve köyleri yakılanlar için herkesin üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmesi gerekiyor” dedi.

Ulus devlet takıntısı

Konuşmasına farklı dillerde selamlamayla başlayan Akademisyen Şebnem Korur Fincancı, “Bu topraklarda en fazla kullanılan 4 dille sizi selamlamak istedim. Dilimin dönmemesi benim değil, siyasi otoritelerin ulus devlet takıntısının sonucudur” dedi. 1001 Gece Masalları anlatısındaki eril dile de dikkat çeken Şebnem Korur Fincancı, “Bir kadın hayatta kalmak için neden 1001 masal anlatmak zorunda kalsın? Neden çocuklarımız ölmesin diye 1001 imza toplamak zorunda kalalım? Biz bunu reddederek başlamalıyız” ifadelerini kullandı.

İHD’nin 2025 raporuna atıfta bulunan Şebnem Korur Fincancı, 1991-2025 yılları arasında çatışmalarda 36 binden fazla kişinin yaşamını yitirdiğini ve her dört kişiden birinin çatışmaların dolaylı sonuçları nedeniyle öldüğünü vurguladı.

Barışta inat etmek zorundayız

Yaklaşık iki yıldır çatışmalarda can kaybı yaşanmamasının çok değerli olduğunu belirten Şebnem Korur Fincancı, “Şimdi barışı ısrarla istemek ve barışta inat etmek zorundayız” dedi. Şebnem Korur Fincancı konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “Bu topraklardaki bir tek kişi bile eşit yurttaş kabul edilmediğinde hepimiz özgürlüğümüzü yitirmişiz demektir. Herkesin hak öznesi olduğu, ana dilinde eğitim ve sağlık hakkından yararlanabildiği yeni bir dünyayı 1001 değil, milyonlarca insanla birlikte kuralım.”

Toplantıya Yazar Mehmet Gürsoy, Şeyh Sait’in Torunu Kasım Fırat ve Tarihçi Mehmet Bayrak videolu mesajla; Akademisyen Mehmet Köker ise yazılı mesajla katıldı. Ardından Türkiye Alevi Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı Zeynel Abidin Koç, Hukukçu Güran Çakır, Naci Sönmez, sanatçı Kerem Fırtına, Siyasetçi Musa Piroğlu ve Ermeni cemaatinden Pakrat Estukyan da söz aldı.

HABER MERKEZİ

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Birçok kentte yapılan anmalara on binler katıldı

Sonraki Haber

Hasta tutsaklar Yıldırım ve Elçe’nin tahliyesi istendi

Sonraki Haber

Hasta tutsaklar Yıldırım ve Elçe’nin tahliyesi istendi

SON HABERLER

Amed Barosu’ndan köylülere yönelik işkence hakkında suç duyurusu

Yazar: Yeni Yaşam
28 Ekim 2026

Sûr’da seyyar satıcı tartışması: Yaya geçişini engelleyen işgallere son verilecek

Yazar: Yeni Yaşam
28 Ekim 2026

Üsküdar’da İETT otobüleri çarpıştı: 4 yaralı

Yazar: Yeni Yaşam
28 Ekim 2026

Yusuf Tekin’e protesto nedeniyle tutuklanan öğrenciler tahliye edildi

Yazar: Yeni Yaşam
28 Ekim 2026

Amed için kuvvetli sağanak uyarısı

Yazar: Yeni Yaşam
28 Ekim 2026

Fon soruşturması: AKP’li vekilin eşinin şirketi hakkındaki tedbir kararı kaldırıldı

Yazar: Yeni Yaşam
28 Ekim 2026

Fransa’da ‘hasarı eylemciler öder’ tasarısı Senato’dan geçti: Sosyal haklar hedefte

Yazar: Yeni Yaşam
28 Ekim 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır