• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
5 Ocak 2026 Pazartesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Forum

Demokratik siyasete alan açmak

5 Ocak 2026 Pazartesi - 00:00
Kategori: Forum, Manşet

Demokratik siyasetin kendiliğinden bazı doğruların en üst organlarca belirtilince gerçekleşeceğini düşünmek gerçekçi değildir, hatta büyük yanılgıdır. Bu anlayış, kapitalist modernitenin ulus-devlet anlayışının toplum bireylerine sirayet etmiş halidir

Dilzar Dîlok  

Bir yılı ardımızda bırakırken zaman zaman dillendirildiği gibi bir yüzyılı ardımızda bıraktık. Sebebi aşikâr. Kürtlerin inkâr edilmesi suretiyle oluşturulan cumhuriyet ömrünü takvimsel olarak da bir yüzyılı tamamladı. Bir yüzyılın daha aynı statüyle, aynı konjonktürle sürdürülemeyeceği nihayet anlaşıldı. Ancak bu anlamaya denk bir siyasetin bütüncül olarak ortaya çıktığını belirtmek zordur. Cumhuriyetin yeni yüzyılının demokratik olmaktan başka varoluş koşulu olmadığı ortaya çıktı ve iç-dış tüm odaklarca görüldü. Demokratik cumhuriyetin ilk yasası demokratik siyasettir. Yazılı olsun ya da olmasın, demokratik siyaset yasalarının olmadığı koşullarda cumhuriyetin demokratik olmasından ya da varlığını gönül rahatlığıyla, huzur ve istikrar içinde bir yüzyıl daha sürdüreceğini iddia etmek zordur, gerçekleşmesi mümkün olmayan iddia olarak kalmak durumundadır.

Demokratik siyaset yazılı olsun olmasın yasa değerindedir. Yasa demek toplumun tüm birey ve kurum-kuruluşlarının hepsinin birden karşılıklı olarak varoluşlarını mümkün kılan bir yaşam ilkesidir. Karşılıklılık ilkesi karşıt unsurların da varolma hakkını kendine ve birbirine tanıması anlamını içerir.

En sadesinden kolektif kimliklerin yeniden ve demokratik temelde tanımlanmasını içerir ve “kendini Türk hisseden herkes Türk’tür” demekle Türk olunmayacağını anlatır. Kürtler kendi kolektif kimliğinin tanınmasını ve kolektif kimlik temelinde kamu yaşamına katılmak istiyor. Kendi kimliğiyle kamu yaşamına katılmayı, kendi kimliğiyle demokratik cumhuriyete katılmak olarak biliyor. Vatandaş olmanın en ideal halinin bu olduğunu söylüyor. Kuşkusuz bunların tümünü Önder Apo sayesinde biliyor ve istiyor. Bundan dolayı da Önderliğin demokratik cumhuriyetin kurucu zihniyeti olarak tanındığı bu yüzyıla Önderliğin özgürlüğüyle girmek istiyor. Bunun için demokratik eylemlilikler de demokratik siyasetin doğal bir gereği oluyor.

“Kendini Türk hisseden Türk’tür” demek yerine “Her birey kendi ulusal, fikirsel-ideolojik aidiyetini seçme ve bunu özgürce örgütleme, yaşama konusunda özgürdür” demek demokratik cumhuriyetin mayasına daha uygundur. Böyle bir tanım cumhuriyeti bölmez. Hatta doğrusu tanımın dışında bir vatandaşlık ve kimlik tanımı yapmak, eskide ısrar etmek, herkesi Türk olarak damgalamak ve Türkçe konuşmaya zorlamak, bu eşikte cumhuriyeti bölmeye çalışmak demektir. Yüzyılın karakteri tam da burada açığa çıkıyor. Tekçi ısrar ve dar etnik milliyetçi söylemler yeni bölücülük olarak gündeme geliyor ki bu zamanın ruhunun bir gereğidir. Kendi varlığın kadar başka kolektivitelerin varlığını bilme, tanıma ve anlama, anlamlandırma demokratik siyasetin yasasıdır. Demokrasinin temel altyapısı gereğidir.

Demokratik siyasetin en temel aktörü kuşkusuz devlet değil halktır. Halkın yani demos’un üzerine düşen görevler vardır. Demokratik siyaset isteyen demokratik bireyin mantığı şudur: “Ben kendime bir tanım seçiyorsam bu tanımın gereklerini bilir ve yerine getiririm, bu sorumluluğu taşırım.” Bunun gereklerinden biri en başta demokratik bir akılla ve katılımla siyaseti gerçekleştirmektir. Siyaseti üst organların, devlet kurumlarının işi olarak gören anlayışı reddetmektir. Siyaseti günlük yaşamın temel bir eylemi olarak ele almak ve inşa etmektir.

Bu temelde inşa edilmeyen siyaset toplum üstüdür ve özgürlük ya da demokratikleşmeyi getirmez. Siyaset özünde toplumun tüm eylemlerinin kendisi tarafından organize edilmesidir, adeta toplumun beyinsel fonksiyonlarının tümüdür. Tek tek siyasal eylemler de vardır ancak toplumun tüm eylemlerinin toplamına siyaset demek en doğrusudur.

Her şey politiktir

Politik olmayı başaran toplum bireyinin yemek yemekten su içmeye kadar her şeyi politiktir. Havanın, suyun, toprağın mülkleştirildiği ve kirletildiği, kırıma uğratıldığı bir dönemde havanın ve suyun herkese ait olduğuna dair bilinçlenme-bilinçlendirme edimleri kuşkusuz siyasi bir anlam barındırır. Yine çocuklara yönelik saldırganlığın, tecavüzlerin karşısında duran, şiddete ve cinsel saldırıya uğrayan çocukların bu durumlara en fazla aile içinde maruz kaldıklarını bilen ve karşı çıkan, verili aile geleneğine, aile savunusuna ve aile kutsallaştırmasına karşı özgür birey ve özgür toplum arayışında olan, çocukların mülkleştirilmesine karşı çıkan birey politik bireydir.

Ağaçların yaşama hakkını ve çocuğunun da ağacın gölgesinde oturma hakkını savunmak politik olmaktır. Örnekler çoğaltılabilir ancak toplamı siyasetin özgür ve bütünlüklü bir yaklaşım gerektirdiğidir. Eğer böyle bütünlüklü bir siyaset anlayışı yaşamsallaştırılmazsa kapitalist modernitenin yarattığı derinleştirilmiş ve kuşatılmışlığın sonucu inşa edilen ‘rıza’ya bağlanmış bir köleliğin sürmesi engellenemez. Siyasi olmayan birey itaatkardır, itiraz etmez, hiçbir zaman kürsüde olmaz, o hep seyircidir, en fazlası holigonlaştırılabilir. Bireycidir, bencildir, öyle bir bencildir ki bu bencillik onu bile koruyamaz. Bunlar da özgür olmayan insan tanımına dair teferruatlardır. Böyle bir durumdaki insan ya nihilist olur ya da dine yönelerek Mesih beklentisine girer, kaderci olur ve kendi yaşamı üzerine söz söylemenin uzağına düşer.

Demokratik siyaset geliştirmenin ve politik bir duruş sahibi olmanın diğer ucu da taviz vermeme adına dogmatizme düşmektir. Sonuçtan bakıldığında dogmatizm ile kaderci teslimiyetin farkının olmadığı görülür. Doğrusu taviz vermeden ancak esnek bir zihniyet yapısı göstererek ilkesel temelde siyaset yapabilmeyi başarmaktır.

Demokratikleşme eylemi

İktidarı reddetmek başkadır, siyaseti reddetmek başkadır. İkisini karıştırmak dogmatizm yaratır ve nihayetinde bu da egemenlikli siyasetlere hizmet eder. Siyaseti reddetme adına üst siyasete hizmet eden konuma düşmek de elit bir davranıştır ve demokratikleşmemenin de göstergesi olur. Bundan kaçınmanın yollarını bulmak önemli bir demokratikleşme eylemidir.

Bu anlamda zaman ve mekânın özelliklerini gözeterek karşılaşılan toplumsal-bireysel ihtiyaçları giderebilmek ve karşılaşılacak sorunlara çözüm üretmek siyaset yapabilme yeteneğiyle ilgilidir. Elbette bu da öncü olabilmek demektir. Önderlik kurumunun perspektiflerini pratikleştirmek öncünün işidir. Toplumumuzun da kendi öncülerini yaratması demokratik siyasetin ve özgür toplum olabilmenin gereğidir. Bunun için öncülük misyonu üstlenenlerin çok çalışması gerekir. En önde olmaları gerekir. Önderlik perspektiflerini bilmek, öğrenmek gerekir, en çok da bu perspektiflerin gereğini yapmak gerekir. Bu anlamıyla demokratik siyaset zaman, mekân ve koşulları da gözetmeyi ve tüm bu unsurlara göre çözüm üretebilmeyi gerekir. Yaratıcılığın en üst düzeyde uygulanmasını gerektirir.

Bunun için güçlü bir irade gerekir. İrade kavramı da kuşkusuz içeriği zaman ve mekâna göre değişebilmektedir ancak özü şudur:

Seni sen olmaktan, özgür olmaktan uzaklaştıran ve sana hükmetmek isteyen sistem ve uygulamalara karşı duracaksın, kendin olma mücadelesini vereceksin. Bugün eğer soykırım saldırıları bunu yapıyorsa karşı durmak irade olmaktır. Kendi dilini konuşman engelleniyorsa kendi dilini konuşacaksın.

Ağaçlarını kesip ormanlarını yok ederek yaşam çevren, varolmanı sağlayan eko çevren yok ediliyor ve bu yolla uzun süreli ölümün planlanıyorsa, eko çevreni ormanını korumayı canın pahasına sağlayacaksın. İrade budur.

Eğer bugün bir sistem dijital iletişim yoluysa sana ulaşarak seni özgür hislerinden, varoluşsal özelliklerinden koparıyorsa, özgür yaşamanın göstergesi olan güdülerini bile sana karşı bir silaha dönüştürüyorsa ve seni güdülerine mahkum bir robota dönüştürüyorsa, bunun karşısında dijital dünyaya tecrit uygulayacaksın. Çünkü o dijital dünyanın özgürlüğü sana ulaşmasıdır, sana ulaşamazsa özgürlüğü sınırlanır. Ve onun özgürlüğünün sınırlanması senin özgürlüğünün gerçekleşmesine yol açar. Seni sana rağmen belirliyorsa, duygularını, davranışlarını, tercihlerini, açlığını, üşümeni beğenilerini belirliyorsa tam da bu zamanda ona karşı ve onun her tür dayatmasına karşı duracaksın, onun gösterdiği pencereden bakmayacaksın. Bu, iradedir. Örnekler çoğaltılabilir.

Çocukların birçok şey karşısında olduğu kadar dijital dünya karşısında korunması, bilinçlendirilmesi ve eğitilmesi de özgür ve politik toplum olabilmenin ölçülerindendir. Bu anlamda anne ve baba olabilmenin büyük sorumluluğunu üstlenemeyenlerin çocuk doğurmaması en doğru olandır.

Doğrular ve belirlenmesi

Kendini eğitip dönüştürmek anlamına gelen siyaset terimi demokrasiyle gerçek anlamına kavuşabilir. Bu da siyaset sahasında çalışma yürüten yurtsever, demokrat ve sosyalist bireylerin elindedir. Tek başına bireyin toplum üyesi olarak birey olması siyaset sahasının özgür ve demokratik oluşuna, özgürleştiriciliğine bağlıdır. Bunun için de örgütlenmek gerekir. Demokratik siyasetin kendiliğinden bazı doğruların en üst organlarca belirtilince gerçekleşeceğini düşünmek gerçekçi değildir, hatta büyük yanılgıdır. Bu anlayış, kapitalist modernitenin ulus-devlet anlayışının toplum bireylerine sirayet etmiş halidir. Doğruların propagandasını yapmak ve örgütlenmek, bir o kadar da eyleme dönüştürmek olmazsa siyaset demokratikleşmez, üst siyaset olarak kalır ve bunun da halklara bir faydası olmaz.

Türkiye’de bugün en yaratıcı siyasetçi Önderliktir. Önder Apo, tam da söylediği gibi bir tek açıklamasıyla savaşı durdurmuştur. Onun bir çağrısı ardından Apocu Hareket savaşı durdurmuş ve devamında da gereklerini yaparak öl-öldür çizgisinin dışına çıkmayı başarmıştır. Bundan sonra yapılması gereken Önder Apo’nun belirttiği temelde demokratik siyasete alan açmak, siyaseti demokratikleştirmek, bu yolla cumhuriyeti demokratikleştirmektir. Bunun da ilk ve gerçek adımı Önder Apo’nun özgürleştirilmesi, özgür siyaset yapabilme, çalışabilme ve iletişim kurabilme koşullarının sağlanmasıdır.

Bu amaçla Bakurê Kurdistan’da çeşitli etkinlikler yapılmaktadır. Bakurê Kurdistan ve Türkiye’de demokratik siyasetin inşa çalışmaları kapsamında hazırlığı yapılan Umut ve Özgürlük Mitingi de demokratik siyasetin gereği olan bir eylemsellikti. Halkımızın ve demokratik kurumların kararlılık ve iradesini böyle ortaya koymaları önemliydi. Yürütülen çalışmalar önemli bir dinamizm yarattı, ekranlara yansıdığı kadarıyla demokratik kurumların toplumsal buluşmaları da anlamlı ve değerliydi. İlgililerin açıklamalarıyla mitingin hava koşulları nedeniyle, halkın sağlıklı bir şekilde mitinge gelişi ve dönüşlerin organize edilmesi konusunda yaşanacak olumsuzlukları önleme amacıyla ertelendiği belirtildi. Bunlara büyük değer veriyoruz.

Elbette halkımızın Önderliğin özgürlüğüne kilitlenmesi kendi özgürlüğü ve demokratik siyaset zemininin yaratılmasının en temel şartıdır. Bunu halkımız bir kez daha gösterdi. Bu iradeye büyük değer vermek ve bu iradeyi özgür temellerde açığa çıkarmak, demokratik siyaset zeminine taşımak gerekir. Ortadoğu insanıyız, her işte bir hayır vardır diyelim. Bundan sonra yapılması gereken arayı çok uzatmadan mitingi daha güçlü, bu defa daha büyük hedefler koyarak gerçekleştirmektir.

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Yeni bir dönemin başında

Sonraki Haber

Marks ve Öcalan diyalektiği: Süreklilik ve kopuşlar

Sonraki Haber

Marks ve Öcalan diyalektiği: Süreklilik ve kopuşlar

SON HABERLER

Amedspor Florent Hasani’yle anlaştı

Yazar: Yeni Yaşam
5 Ocak 2026

Özerk Yönetim: Barışçıl siyaset ve demokratik yeniden inşa şart

Yazar: Yeni Yaşam
5 Ocak 2026

Sezai Temelli: AİHM’in Demirtaş kararını uygulamak için neyi bekliyorsunuz?

Yazar: Yeni Yaşam
5 Ocak 2026

‘Özgürlük Sakine, Sêvê, Pakîze ve Fatmaların yolunda yeşerir’

Yazar: Aziz Oruç
5 Ocak 2026

Bedriye Doku: Kızımı devlete teslim ettim, 6 yıldır bir haber yok

Yazar: Bedri Adanır
5 Ocak 2026

DFG ve MKG Hüseyin Aykol için Amed’de taziye kurdu

Yazar: Bedri Adanır
5 Ocak 2026

YNK ve KDP cumhurbaşkanı adaylarını açıkladı

Yazar: Bedri Adanır
5 Ocak 2026

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır