İHD Dêrsim Şubesi, Kayıplar Haftası kapsamında düzenlediği panelde zorla kaybettirme politikalarını ve devletin bu süreçteki rolünü ele aldı. İHD Eş Genel Başkanı Cihan Aydın, ‘Süreç kapsamında bazı konular yoluna girdikten sonra geçiş dönemi adaleti, faili meçhul cinayetler, zorla kaybettirmeler gibi konular birinci başlıklarımız olacak’ dedi
İnsan Hakları Derneği (İHD) Dêrsim Şubesi, Kayıplar Haftası dolayısıyla Ticaret ve Sanayi Odası’nda panel düzenledi. “Kayıplarımızın izinde hakikat ve adalet arayışımız sürüyor” pankartının açıldığı salona çok sayıda siyasi parti ve sivil toplum örgütü temsilcisi katıldı. Panelin moderatörlüğünü İHD Dêrsim Şubesi Eşbaşkanı Özgür Ateş üstlendi.
‘Eğer yas tutamıyorsanız o kaybı her gün yaşıyorsunuz’
İlk sözü alan İHD İstanbul Şubesi Eşbaşkanı Jiyan Tosun, zorla kaybettirme politikasının Türkiye ve Kürdistan’ın pek çok yerine yayıldığını belirterek bölgeyi “mezarsızlar ülkesi” olarak tanımladı. Tosun, “Toplum, yüzleşmeye ve adalete erişecek bir yapıya sahip değil. Faillerin açığa çıkarılmasını hâlâ gerçekleştiremedik. Kaybolan sevdiklerimizi hâlâ bulamadık. Eğer yas tutamıyorsanız o kaybı her gün yaşıyorsunuz” dedi. Her hafta Cumartesi Meydanı’nda bir araya gelmenin nedeni olarak acının tazeliğini gösteren Tosun, Gülistan Doku’nun ailesinin mücadelesini de bu belirsizliğin somut bir yansıması olarak değerlendirdi.
Aydın: Devlet yüzleşme konusunda karar vermeli
İHD Eş Genel Başkanı Cihan Aydın ise zorla kaybettirme pratiklerinin odağında devletin bulunduğunu söyledi. Aydın, devletin oluşturduğu ya da göz yumduğu paramiliter güçlerin bu eylemleri korkuyu yaymak ve insanları siyasal mücadeleden koparmak amacıyla gerçekleştirdiğini ifade etti.
Ayten Öztürk’ün hikayesini anlatan Aydın, şöyle konuştu:
“Devlet kayıp meselesinin tam odağında. Oluşturduğu ya da göz yumduğu paramiliter güçler bunu çok aleni şekilde yaptı. Korku yaymak için bunu yaptılar. İnsanları siyasal mücadeleden koparmamanın aracı olarak bunu yaptılar. Devlet yüzleşme konusunda karar vermesi lazım. Biz bu talebi sürekli gündemde tutuyoruz. Dünya örneklerinde de olduğu gibi devlet yüzleşme niyetini ortaya koymazsa gerçek anlamda bir yüzleşme olmaz. Türkiye’de en son Dargeçit Davasında zaman aşımı kararı verildi. Türkiye’de eğer bir ölüm varsa burada zaman aşımı ön görüyor. Yargı henüz insanlığa karşı işlenen suçlar hakkında bir tanım yapmadı. Yargı diyor ki; ‘Bunlar bireysel suçtur.’ BM tarafından zorla kaybettirmelere ilişkin 2006 yılında imzalanan bir anlaşma var. Bu anlaşma Türkiye tarafından imzalanmadı. Dolayısıyla barış sürecini konuşurken devletin karar vermesi lazım. Şu anda yaşadığımız geçiş sürecinde konuştuğumuz bu konular sürecin parçasını oluşturuyor. Gerçekten kalıcı bir barış tesis edilecekse bu adaletin ve yüzleşmenin tesis edilmesi lazım. Şu anda yürüyen sürecin çözüm mimarisi buna uygun değil. Süreç kapsamında bazı konular yoluna girdikten sonra geçiş dönemi adaleti, faili meçhul cinayetler, zorla kaybettirmeler gibi konular birinci başlıklarımız olacak.”
Kaynak: MA









