• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
25 Nisan 2026 Cumartesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Kadın

‘Devletin Valisi’nin söylemedikleri

24 Nisan 2026 Cuma - 23:00
Kategori: Kadın, Manşet

Gülistan Doku dosyasıyla gözlerin çevrildiği Dêrsim’de aslında tek bir kayıp değil, yıllara yayılan bir karanlık açığa çıkıyor. Herkesin bir başka ‘Gülistan’ı anlattığı bu kentte, kaybettirilen, hastane odalarına kapatılan, katledilen kadınların hikâyeleri dolaşıyor

Şirin Bayık

Gülistan Doku dosyasındaki örtbasa dair sistemin kapı araladığı Dêrsim’de hareketlilik günlerce devam etti. Bütün kamera ve mikrofonların uzatıldığı Tunceli Adliyesi önünde anlık gelişmeler art arda servis ediliyor. Gözaltı, tutuklamalar, faillere olan öfkenin dışa vurumu her şeyin başladığı Munzur Üniversitesi’nin ortasında bulunan Adliye Sarayı önünde gerçekleşiyor. 6 yıldır devletin valisinin, polisinin, başhekiminin sakladığı ‘sırlar’ açığa çıkarılıyor. Dêrsim’deki yurttaşlar, benzer olayların mağdurları ve kadın katliamlarına ilişkin adalet mücadelesi yürütenler dışında sanırım herkes bu sarsıcı gelişmeyi şaşkınlıkla izliyordu. Tarihi günler yaşandı aslına bakılırsa.

Soruşturan fail olursa…

Faillerin arasında devletin en üst mevkisinden Dêrsim halkına hem vali hem de kayyım olarak atanan bir isim vardı: Tuncay Sonel. 2017 yazından 2020 yazına kadar Dêrsim’de ‘görev’ yapmış. Zamanında valiye sözde Gülistan’ı arama çalışmaları sırasında çevrilen kameralar, bu kez o günlerde sakladığı şeylerin ne olduğunu öğrenmek için çevrildi.

Soruşturma kapsamında ‘kasten öldürme’, ‘cinsel saldırı’ ve ‘suç delillerini yok etme’ gibi ağır suçlamalarla gözaltına alınan 15 şüpheliden 11’i tutuklandı. Tutuklananlar arasında dönemin valisi Tuncay Sonel’in oğlu Mustafa Türkay Sonel, Gülistan Doku’nun eski erkek arkadaşı Zeinal Abakarov, Abakarov’un annesi Cemile Yücer ve eski polis olan üvey babası Engin Yücer, valinin koruma polisi Şükrü Eroğlu, SIM kart verilerini sildiği iddia edilen eski polis Gökhan Ertok ve dönemin Tunceli Devlet Hastanesi Başhekimi Çağdaş Özdemir yer alıyor.

Daha sonra gözaltına alınan dönemin karanlık valisi Tuncay Sonel hakkında da Erzurum’da tutuklama kararı verildi. Sonel ifadesinde ‘Ben devletin valisiyim, emniyete ifade vermem’ dedi. Bu cümle bir itiraf mı? Yoksa içinde yetiştiği devlet mekanizmasına bir tehdit yöntemi mi? Belki dosyanın ilerleyen süreçlerinde bu daha da netleşir. Devletin valisinin büyüdüğü kabuk kırılır mı, kırılmaz mı?

Neden şimdi?

Peki, ne oldu da 6 yıl sonra Gülistan Doku dosyasında bu gelişmeler yaşandı? Ülke gündeminde bu soruyu sorup yanıtını vermeyen kimse kalmadı sanırım. Kimileri bunu devlet içi güç mücadelelerinin sonucu olarak okuyor, kimi de yargı içerisinde çıkan bir irade olarak görüyor. Ancak sahadaki gerçeklik başka bir soruyu dayatıyor; Gülistan’ın akıbetinin 6 yıl boyunca saklandığı bu süreçte Rojin Kabaiş’lerin, İpek Er’lerin, Rojwelat Kızmaz’ların, Narin Güran’ların da adaletinin sağlanmadığı onlarca gün yüzüne çıkmış ve çıkmamış katledilmelerin bilançosunun temizleme aracı mı, yoksa gerçekten bir kırılma mı? Gülistan Doku dosyası adalet bekleyen yüzlerce kadın için bir umut olabilir mi? Bilinmez. Bir doğru yüzlerce yanlışı örtecek mi? Belki bunu da sormak gerek.

Dêrsim’de konuşulanlar aslında bu sorunun yanıtını zorlaştırıyor. Adliye önünde hareketlilik devam ederken kentte sessizlik bozuluyor. Herkes bir şeyler anlatıyor. Dêrsim halkında bir şaşkınlık yok. Bu durum ‘zaten biliniyordu’ izlenimi yaratıyordu. Tabii Dêrsim halkıyla yabancı biri olarak diyalog kurmanın zorluğunu ilk kez yaşıyorum. Bu suskunluğu Dêrsim’in hafızasına veriyorum. 1937-38 ruhunun verdiği şüpheli gözleri her gelişimde olduğu gibi bugünlerde de hissedebiliyordum. Ancak söz konusu Gülistan olunca bu suskunluk bozuldu. Gülistan Doku dosyası ile tarihsel bir bağ kuruluyor. Kendi topraklarında herkesin gözü önünde kaybettirilen bir yaşam. ‘Yarınların’ umutlarının silindiği bir örnek.

Esma Kılıçarslan

Dêrsim halkı sessizliğini bozdukça başka isimler çıkıyor ortaya. Bu isimlerden biri Esma Kılıçarslan. 28 yaşındaki Esma’nın cansız bedeni, 15 Nisan 2020’de arama çalışmaları sırasında Uzunçayır Barajı Gölü’nde bulunmuştu. Anlatılara göre, sık sık adli suçlara bulaşan babası Cebrail Kılıçarslan korucubaşı ve Esma’yı da benzer bir iş yapması için zorluyor. Ancak Esma bunu kabul etmiyor. Esma, o dönem yaşadığı Hozat’tan düğün için 11 Nisan’da Dêrsim merkezine gidiyor. Dêrsim’de birkaç gün kaldıktan sonra cansız bedeni bulunuyor. İlk olarak intihar deniyor. Aile de bu durumu kabul ederek üzerine gitmiyor. Bir müddet baro ve duyarlı kamuoyu konuyu soruşturuyor. Ancak gizli bir el Esma’nın neden öldüğünü örtüyor. Tıpkı Gülistan Doku gibi. Hatta o dönem babanın buna karşı çıktığı ve karşı dava açtığı biliniyor. Esma’nın annesi ise kayıp başvurusunda bulunuyor. Hozatlı yurttaşlar ise Esma’nın intihar etmediğini, cinsel istismar veya farklı bir nedenden katledildiğini düşünüyor. Görünen o ki; 2020’de Uzunçayır Barajı’nda bulunan cansız bedeni ‘intihar’ denilerek kapatılmak istendi. Ancak ortaya çıkan bulgular ve tanıklıklar, dosyanın karanlıkta bırakıldığını gösteriyor. Çok sayıda erkeğe ait DNA bulguları, ekonomik ilişkilerdeki ani değişimler ve yerel tanıklıklar, etkin bir soruşturmanın neden yürütülmediğini sorgulatıyor.

Hastanedeki kadın

Bir diğer iddia ise daha çarpıcı. Gülistan’ın kaybolduğu dönemde Tunceli Devlet Hastanesi’nde özel bir odada tutulan bir kadın. Personelin dahi erişemediği bu odadan gelen sesler, kentte hâlâ cevapsız duran soruların başında geliyor. Çok sayıda kişinin benzer ifadelerle iddia ettiği olaya göre, o dönem hastaneye bir kadının götürüldüğü ve bir doktor dışında personel dahi kimsenin girmesine izin verilmediği. Ancak çalışanlardan bazıları içerden kadın sesi duyduklarını belirtmiş. O dönem kadının Gülistan olduğuna dair ciddi şüpheler konuşulmuş olsa da kimse kadının kimliğini öğrenememiş. ‘Ya Gülistan ya da başka bir mağdur kadın…’

Valinin oğlu olmak

Dêrsim’de ‘herkesin bildiği’ ama konuşulmayan bir başka gerçeklik ise iktidar ilişkilerinin yarattığı cezasızlık zemini. Valinin oğluna dair anlatılanlar, lüks yaşam, kuralsızlık, madde kullanımı ve koruma zırhı… Bu yapının nasıl işlediğine dair somut örnekler olarak aktarılıyor. Ancak bunun dışında dikkat çeken bir nokta ise herkesin Atatürk Mahallesi’nde Türkay Sonel’in bir evde yasaklı madde partileri verdiğine dair söylentiler oldu. Bunun yanı sıra Gençlik Merkezi’nde kendisine bir oda tahsis edildiği ve benzer partilere buralarda da sık şahit olunduğu yine iddialar arasında.

‘İkinci Susurluk’ iddiası

10 Nisan 2022’de Hozat-Pertek yolu arasında bir kaza gerçekleşiyor. Araçta savcı, hakim ve avukatın olduğu kazaya dair Dêrsim Barosu ‘sıradan bir kaza’ açıklaması yapsa da Gülistan Doku dosyası savcısının araçta olması sebebiyle şüphelerin ortaya çıktığı da kent gündeminden çıkmamış. O dönem savcı ve hakimin koruması olmadan yolculuk yapması tartışılmıştı. O dönem yerel gazeteler ise bu durumu ‘İkinci Susurluk’ benzetmesiyle manşetine aldı.

Tüm bu anlatılar birleştiğinde ortaya çıkan tablo, tekil bir suçtan çok daha fazlasını gösteriyor. Bu yüzden kentte dile getirilen ‘İkinci Susurluk’ benzetmesi, yalnızca bir metafor değil, devlet, yargı ve suç ilişkilerinin iç içe geçtiği bir yapıya işaret ediyor.

Onlarca iddia, bir hakikate işaret ediyordu. Karanlık bir elin Dêrsim’in üzerinde kol gezdiği. Hozat’ta bir yurttaşın şu cümlesi özetliyordu olayları; “O vali (Tuncay Sonel) döneminde bu suçlar tavan yaptı.”

Evet, çok şey olmuştu o dönem. Herkesin gözü önünde bir cinayet karartılmaya çalışılmıştı. Kaldı ki, gündeme gelmeyen benzer olayların bini bir para.

Bugün Dêrsim’de insanlar daha fazla konuşuyor. Yıllarca bastırılan hikâyeler yüzeye çıkıyor. Gülistan Doku dosyası, yalnızca bir kaybın değil belki bu karanlık düzenin tamamının sorgulanmasıyla anlam kazanacak. Aksi halde, bir dosya açılırken yüzlercesi yeniden kapanmaya devam edecek.

Seyid Rıza Meydanı’nda konuştuğumuz bir abi ise uzun yıllar boyunca içerisinde olduğu mücadeleyi hatırlatarak, “Eskiden bu durumlar yoktu. Devrimci mücadele varken bu durumlar yoktu” dedi. O günlerden bu günlere neler kaybedildi bu da sorgulanmalı…

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Kapitalist ‘yaratıcı yıkım’ ve İran savaşı

Sonraki Haber

Doğru düşün, doğru konuş, doğru yap

Sonraki Haber

Doğru düşün, doğru konuş, doğru yap

SON HABERLER

Dêrsim’de ‘sömürgeci şiddet’: Gülistan Doku cinayeti

Yazar: Yeni Yaşam
24 Nisan 2026

Kaya petrolü Sêrt ve Riha’ya genişliyor

Yazar: Yeni Yaşam
24 Nisan 2026

Doğru düşün, doğru konuş, doğru yap

Yazar: Yeni Yaşam
24 Nisan 2026

‘Devletin Valisi’nin söylemedikleri

Yazar: Yeni Yaşam
24 Nisan 2026

Kapitalist ‘yaratıcı yıkım’ ve İran savaşı

Yazar: Yeni Yaşam
24 Nisan 2026

Sınıfa yabancılaşan sendikalar ve 1 Mayıs

Yazar: Yeni Yaşam
24 Nisan 2026

1 Mayıs, emek ve özgürlük

Yazar: Yeni Yaşam
24 Nisan 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır