Dicle Üniversitesi yerleşkesinde daha önce 2700 dekar alan villa inşaatı için satışa çıkarılmıştı. Yeni rektörlük son adımla yerleşke içinde petrol sondajlarının önünü açarken, Bakanlık 2025 yılında ‘ÇED Gerekli Değildir Kararı’ vermişti
K. Bülent Ongun
Dicle Üniversitesi yerleşkesinde petrol sondajı için ‘ÇED Gerekli Değildir’ verildiği ortaya çıktı. Hukuk Fakültesi’ne 500 metre, yerleşim yerlerine 100-200 metre uzaklıkta olan arazide SANKO Holding tarafından 6 adet koyu açılmasının önünde bir engel kalmadı. Dicle Üniversitesi kampüsü içinde Amed’in Sûr ilçesi sınırlarındaki arazide açılmak istenen petrol kuyuları için Üniversite ile SANKO Holding bünyesindeki PETAR A.Ş. arasında anlaşma yapılmıştı. Arazide yürütülen sismik arama çalışmaları sonucunda, bölgede sondaj kuyuları açılması için alanın 10 yıllığına kiralanması talep edilmiş ve sözleşme kapsamında belirlenen sahalarda üç farklı noktada sondaj faaliyetleri için hazırlıklar yapılmıştı. Diyarbakır Barosu ÇED kararına ve diğer atılmış adımlara yönelik olarak 3 dava açmaya hazırlandığı öğrenildi.
‘Süreç tamamlandı’
Üniversiteden yapılan açıklamada, söz konusu parselde yürütülen sismik çalışmaların ardından sondaj için kiralama talebinin teknik ve idari incelemeler sonucu uygun bulunduğu belirtildi. Bu kararın üniversite yönetim kurulu tarafından onaylandığı ve ardından Milli Eğitim Bakanlığı’ndan gerekli izinlerin alınmasıyla sürecin tamamlandığı ifade edildi. Sözleşme, Dicle Üniversitesi Rektörü Kamuran Eronat ile PETAR Yönetim Kurulu Başkanı İhsan Akyol tarafından imzalandı. Anlaşmaya göre devlet payı ve yüzde 25 oranındaki işletme giderleri düşüldükten sonra elde edilen net gelir üzerinden üniversiteye yüzde 3 pay aktarılacağı sözleşmede yer aldı.
DEM MV. Çelenk Bakana sordu!
Milli Eğitim Bakanlığı’nın onayladığı petrol sondajı için DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Sevilay Çelenk, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in yanıtlaması istemiyle TBMM’ye soru önergesi verdi. Bakanlık Çelenk’in sorusunu YÖK’e iletmiş ve YÖK ise Dicle Üniversitesi’nden aldığı raporu soru önergesine cevaben DEM Partili vekil Çelenk’e iletti. Projeyle ilgili ÇED raporu hazırlanıp hazırlanmadığıyla ilgili soruya Üniversite’nin verdiği yanıtta, “Faaliyet, ÇED Yönetmeliği Ek-II kapsamında olduğundan, Proje Tanıtım Dosyası hazırlanmış; Diyarbakır Valiliği Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü tarafından incelenmiş ve 10.03.2025 tarih ve E-202562 sayılı ‘ÇED Gerekli Değildir’ kararı verilmiştir” denildi.
MAPEG uygun görmüş!
Diğer taraftan DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Serhat Eren, daha önce gelişmeyi TBMM gündemine taşımıştı. Eren’in soru önergesine Bakan Bayraktar’ın verdiği yanıtta, bu sahada petrol arama faaliyetlerinin yürütülebilmesi amacıyla ilgili şirket tarafından üniversiteye ait taşınmazın kullanımına ilişkin gerekli izin ve onay belgeleri de dahil olmak üzere mevzuatta yer alan düzenlemeler doğrultusunda Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü’ne (MAPEG) başvuru yapıldığını belirtti. Başvuru üzerine yapılan teknik ve jeolojik değerlendirmeler sonucunda kuyu programının MAPEG tarafından uygun bulunarak arama faaliyetlerine yönelik işlemlerin yapıldığı ifade edildi.
Rektörün iki yüzlülüğü
Dicle Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kamuran Eronat kendisinden önceki rektör olan Prof. Dr. Mehmet Karakoç’un üniversite arazilerini satmasına tepki gösterip, “Bizim zamanımızda bir çakıl taşını bile kimseye vermeyeceğiz” iddiasına bulunurken bugün kampüs içindeki devasa araziyi petrol şirketine vermesi ikiyüzlülük olarak değerlendirilmekte. Gelenin gideni arattığı üniversite de rektörlük makamı rantı organize eden bir makama dönüşmüş durumda. 2022 yılında zamanı rektörü olan Mehmet Karakoç tarafından yapılan taleple üniversitenin yeşil alanları imara açılarak 2 bin 700 dekar alan villa yapımları için satışa çıkarılmış ve Diyarbakır Barosu ile Ekoloji Derneği üniversite yönetimini yeşile düşman yönetim olarak nitelemişti.
Petrol bölgeyi zehirler
Proje tanıtım dosyasında petrol sondaj alanının yerleşim yerlerine ve su havzasına yakın olmasına karşın ÇED Gerekli değildir kararı dikkat çekicidir. Oysa petrol sondajları, çevreye yayılmasıyla birlikte değdiği her şeyi kaplar ve girdikleri her ekosistem için uzun vadeli kirletici özelliğine sahiptir. Bin ton petrolün yarattığı kirlilikten tutun bir litre petrole kadar çevreye verdiği zarar yıkıcıdır. Petrol her şeyin üzerine yapışır ve tarım alanlarına, ormanlara, sulak alanlara, bitkilere ve çimenlere ulaşarak bölgedeki hayatı yok eder. Êlih’de petrol kirliliği nedeniyle KOAH ve kanser gibi hastalıklar Türkiye ortalamasının çok üzerinde. Doktorlar Êlih’de yaşayan özellikle hasta yurttaşlara burayı terk edin diye uyarılarda bulunuyor olması ise petrolün kirliliğin boyutunu gösterirken, kampüs içinde açılacak sondajlar ve ardında yapılacak üretim süreci bölgenin idam fermanı anlamına geliyor.









