Dilbilimci Bahoz Baran ilk demokratikleşme adımında Kürtçe’nin statüsünün temel olduğunu değerlendirdi:
- İnsanın iki dille büyümesi güzel bir şey. Ancak artık Kürtlerin çocukları tek dille büyüyor. Sen sadece egemenlerin diliyle büyüdüğünde de ulusal duyguların ve düşüncelerin ortadan kalkıyor
- Bugün ben anadilimle tanınıyorum. Eğer sen bugün Kürtçe’yi ortadan kaldırırsan, Kürtlerin tamamını ortadan kaldırırsın. Varlığın dilinle bağlantılıdır. Senin anadilini tanımıyorsa, seni tanımıyordur
- Elbette devletin eksikleri çoktur ancak biz Kürtlerin de birçok eksikliği var. Yarın devlet ‘Buyurun ben Kürtçe’yi tanıyorum’ dese; onlarca, yüzlerce çalışma hâlâ yapılmamış. Bu çalışmalar neden yapılmadı
Kürt sorununun çözümünde kalıcı ve sürdürülebilir bir barışın tesisi, Kürtçe’nin yasal statüsüyle doğrudan bağlantılı. Bu nedenle Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında atılması gereken demokratikleşme adımlarının başında dil hakkına dair düzenlemeler geliyor.
Bahoz Baran, uzun yıllardır Kürtçe çalışma yürüten kurumlarda yer alan isimlerden. Dilbilimci ve yazar Baran, özellikle Kurmancî lehçesi, grameri, imlası ve folkloru üzerine yaptığı çalışmalarla biliniyor. Ayrıca Wardoz Yayınevi’nde editörlük yapıyor, Mezopotamya Vakfı’nda çalışma yürütüyor. Kürtçe’ye dair birçok kitabı bulunan Baran ile süreç kapsamında yapılan tartışmaları konuştuk.

- Asimilasyon ve otoasimilasyonun geldiği boyutlara dair dönem dönem veriler açıklanıyor. Bir dil bilimci olarak, hem açıklanan veriler hem de gözlemlerinize dayanarak mevcut tabloya dair neler söylersiniz?
Asimilasyon dediğimizde aklımıza hep sadece bir yönü gelir; ancak asimilasyon aslında iki yönlüdür. Bunun bir yanı devlet, yani egemenlerse; diğer yanı da Kürtlerden kaynaklanıyor. Her iki pencereden de bakmak gerekiyor. Bizim yapacağımız şeyler var, devletin yapacağı şeyler var. Devletin yapacağı şey bu dili tanıması ve resmi olarak kabul etmesi. Sadece bu da yetmiyor. Ben senin yurttaşınsam, nasıl ki kendi dilinin (Türkçe) gelişmesi için kurumlar açıyorsan benim anadilim için de yapmalısın.
Kürtlere düşen sorumluluk nedir? Burada bilinçten bahsediyoruz. Ulusal bilinç de diyebiliriz. Bunlar oluşturuluyor. Ancak 1980’lerden ya da 1990’lardan bahsettiğimizde; o dönemde dünyaya gelen çocukların hepsi iki dilliydi. Hem kendi anadillerini hem de Türkçeyi biliyorlar. Bugün geldiğimiz sürece baktığımızda artık dünyaya gelen çocuklar tek dille büyüyor. Esas problem buradadır. İnsanın iki dille büyümesi güzel bir şey. Ancak artık Kürtlerin çocukları tek dille büyüyor. Sen sadece egemenlerin diliyle büyüdüğünde de ulusal duyguların ve düşüncelerin ortadan kalkıyor. Gelecekte sen bu durumu geri de getiremezsin. Anadil söz konusu olduğunda Kürtler daha çok dilin öğretimi ve dilbilgisi üzerinde yoğunlaşıyor. Bunlardan ziyade halkın içerisinde anadilin ve ulus bilincinin oluşturulması gerekir. Bilinç çalışmasına daha çok ağırlık verilmeli. Bu yapılırsa asimilasyonun önüne geçilebilir.
- Dildeki zayıflama hali bu hızla devam ederse önümüzdeki 20-30 yılda bizi nasıl bir tablo bekliyor?
Çocuklar bir dilin garantisidir. Çocuklar bir dilin geleceğidir. Bugünkü çocukların fotoğrafı neyse yarın da o olur. Böyle devam ederse Kürtçe konuşan Kürtlerin sayısı yavaş yavaş azalacaktır. Bugün Dimilkînin (Kirmançkî) durumu daha kötü. Kürtler bunun bilincinde olmaz ve önünü almazsa, devlette sorumluluğunu yerine getirmezse, 20-30 yıl sonra Dimilkînin bugün içinde bulunduğu durum ne ise, Kurmancî de aynı duruma girecektir. UNESCO, Dimilkî’nin kaybolma tehlikesinde olan diller arasında olduğunu söylüyor. Ortadan da kalkabilir. Eğer önü alınmazsa aynı durumu Kurmancî de yaşayacaktır.
- Dil ve kültürel haklar, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nde silahların susması sonrası en çok gündeme gelen başlık. Sizce Kürtçenin hukuki statüsü nasıl güvenceye alınmalı?
Yıllarca Kürtler ve Türkler arasında çatışma yaşanmış ve belli tabular oluşmuş. Dünyadaki modellerine baktığımızda birçok örnek var, bu konuda Avrupa ülkeleri en önde geliyor. O ülkelerde eğitim çok dilli yapılıyor. Çok dilli olmak aslında gelişmişliktir, geri kalmışlık değildir. Türkiye’de bazı şeylerin tabu olarak oturduğunu görüyoruz. Çatışmalar yaşanmış. Hem dünyaya hem de Avrupa ülkelerine baktığımızda çok dilli eğitimin resmileştirilmesi gerekir. Eğer bir resmiyeti olmazda iktidar değişimleri sonrası yeni iktidar bunu tanımayabilir.
Madem Kürtlerin varlığını ve eşit yurttaş olduğunu kabul ediyorsunuz, o zaman Kürtleri resmi olarak tanımalı ve onlara kıymet vermelisin. Sen kıymet verdiğinde onlar da sana kıymet verecek. Onlar da seninle daha fazla barışacaktır. Bugün esas olan yazılı olmasıdır. O yüzden bunlar devletin kanunlarında yazılı olmalıdır. Kürtlerin anadil hakkı kanunlarla tanınmalıdır. Sadece kabul etmek yetmiyor. Kürtler, silahları bıraktıktan sonra ellerinde sadece anadilleri, kültürleri ve sanatları kalıyor. Onlar da kendi uluslarını bu iki argüman üzerinden yaşatabilmelidir.
- Kimlik ve dilin tanınması 50 yıllık çatışmalı sürecin başlıca nedeni; yaptığınız değerlendirmeyi de göz önünde bulundursak, devletin öncelikle Kürtçe ile barışması gerektiğini söyleyebilir miyiz? Ya da kalıcı bir barış ve çözümün Kürtçe ile barışmaktan geçtiğini?
Elbette. Zaten “dil kimliktir” sözü öyle sıradan bir söz değildir. Bugün ben anadilimle tanınıyorum. Eğer sen bugün Kürtçeyi ortadan kaldırırsan, Kürtlerin tamamını ortadan kaldırırsın. Varlığın dilinle bağlantılıdır. Anadilin, senin varlığındır ve kimliğindir. Kim olursa olsun, devlet ya da başkası… Senin anadilini tanıdıktan sonra seni tanımış olur. Senin anadilini tanımıyorsa, seni tanımıyordur. Bu yüzden benim tanınmam, kimliğim ve anadilimle bağlıdır. Bir devlet eğer beni tanımak istiyorsa öncelikle anadilimi tanımalıdır. Tanınma sadece sözle “Ben seni tanıyorum, sen Kürtsün” demek değildir. Eğer ben Kürtsem, sen beni tanıyorsan, kanunlarda benim haklarıma yer vereceksin. Benim anadilime dair ihtiyaçlarımı da, kendi anadilinin ihtiyaçlarını nasıl karşılıyorsan aynı şekilde ve eşit koşullarda yaratman gerekir.
- Kürtçe’nin resmi olması, statüsünün belirlenmesi tartışılıyor; ancak çerçevesi tam olarak ortaya konmuyor. İlkokul ve ortaokullarda çift dilli eğitimden söz edenler de var, üniversitelere kadar eğitim dili olmasını savunanlar var, siz nasıl bir çerçeve ortaya koyuyorsunuz?
Sen de belki anadilinde eğitim verilmesine hazır olmayabilirsin. Anadilde eğitim için onlarca, yüzlerce şey olmalı ki yapabilesin. Materyallerini hazırlaman gerekir. Öğretmenlerini hazırlaman gerekir. Bu süreç belki 30-40 yıl alabilir. Burada önemli olan niyettir. Sen bir anadili kabul ettiğinde hangi niyetle kabul ediyorsun. “Sen sadece ben öğretmek için kabul ediyorum” diyorsan bu başka bir şeydir. Ama eğer “Bu insanlar kendi anadillerinde yaşasın, eğitim görsün” diyorsan, bu başka bir şeydir. Ben buradan baktığımda çok iyi bir niyet ortada görmüyorum. Belki bugün Kürtçe’yi anaokulundan üniversitelere kadar eğitim dili yapman mümkün olmayabilir. Ancak eğer iyi niyetliysen, Avrupa’daki sistemleri incelersin. “Diller nasıl korunuyor, nasıl geliştiriliyor, insanlar nasıl anadillerinde yaşıyor” diye bakarsın. Modelleri incelersin. Yeter ki niyetin iyi olsun.
- Aklınızda bir model var mı?
Kürtler hangi ülkede olursa olsun çok dillidir. Arapça, Farsça, Türkçe, İngilizce.. Fark etmez, ama iki dilli bir halktır. Bu dönemin insanları zaten çok dilli olmalıdır. Çok dilli olmak iyi bir şey. Biz de Kürtlerin tek dilli olması gerektiğini söylemiyoruz zaten. Kürtler de zaten çok dilli olmalıdır. Birlikte yaşadıkları komşularının dillerini de öğrenecekler. Arapça da, Farsça da, Türkçe de öğrenebilirler ama öncelikle kendi anadillerini öğrenmeleri gerekir. Sen kendi anadiline öncelik vererek, eğitim görmelisin. Aynı zamanda diğer dilleri de öğrenebilirsin. Ancak bu çalışmanın içerisinde Kürtçe olmalıdır. Kürtçe esas olmalı, öğrendiğimiz diller de anadilimiz etrafında yerleşmelidir. Eğer ben anadilimi iyi bilirsem, diğer dilleri de rahatlıkla öğrenebilirim. Birçok Kürt iki dilli olduğunu söylüyor ama bakıyorsun iki dili de çok iyi bilmiyor. Bir dilde okuması var, diğer dilde yazamıyor. Bir dille yazıyor, diğer dille konuşamıyor. Bundan dolayı dünyada artık birçok yer çok dilli ve değişim de çok dilli olmaya doğru gidiyor. Kürtlerin modelinde her zaman çok dillilik olacaktır. Kürt modelini oluşturduğunda da etrafında diğer diller olacaktır.
- Kürtçe’nin eğitim dili olması yeterli mi? Buradaki valilikte, sağlık ocağında… Tüm kamusal alanlarda çok dilli bir hizmet verilmesi gerekmez mi?
Kürtçe’nin tüm kamusal hizmetlerde kullanılması gerekiyor. Ancak Kürtler şöyle bir hata yapıyor. Mesela bazen görüyorum; “Annem Türkçe bilmediği için uçakta Kürtçe de hizmet verilmesini istiyorum” diyor. Senin annen bilmediği için mi havaalanında Kürtçe hizmet verilmeli? Hayır, ben Kürt’üm. Türkçe de biliyorum ama anadilimde hizmet istiyorum. Türkçe ya da başka dil biliyor olman senin anadilinde hizmet alamayacağın anlamına gelmiyor. Ben Kürt’üm, diğer dilleri de biliyorum, anadilimde hizmet almak istemem benim en doğal hakkım, ulusal bir hakkım. Zaten Kürtçe üzerindeki krimanalize olma hali ve yasak kalkarsa Kürtçe yavaş yavaş devlet kurumlarının içerisine de girecektir. İnsanlar sorun olmadığını gördüğünde bunun önü daha da açılacaktır.
- Kürtçe yer isimlerinin iadesi sizce bu sürecin bir parçası mı?
İnsan barıştığında yaptığı hatalara da dönüp bakmalı. Eğer sen biriyle bir araya geliyorsan ya da barışıyorsan bu, “Eski hatalarımı görüyorum, bir daha bunları yapmayacağım” diyorsun. 100 yıldır farklı yöntemlerle bizlere baskı uygulandı. Sadece köylerin isimlerinin değiştirilmesi değil, birçok şey yapıldı. Eğer barışıyorsan, köylerin isimlerini değiştirdiysen, o köylerin ve şehirlerin de isimlerini geri vereceksin. Arşivlerini açacaksın. “Benim hatam ve eksikliklerim var, bunların üzerinde düşüneceğim ve barışacağım.” Eğer sen barıştığında yine geçmişte yaptığın şeyleri tekrarlarsan, aynı politikaları sürdürürsen, ben de senin niyetinden şüphelenirim. O zaman barışmadığımızı düşünürüm. Eğer barışıyorsan artık birbirimizi kucakladığımız anlamına gelir. Geçmişe dönüp, bakarsın. Bu defter ve sayfa kapandı, yeni bir sayfa açıldı demezsin. Yeni bir sayfa açsan da eskiye dönüp, bakman lazım. Orada yaptıklarına dönüp, bakarsın. Kendine de hesap verirsin. Hata yaptıysan, “Ben hata yaptım” diyeceksin.
- Kürtler uzun yıllardır devletten bağımsız bir şekilde dillerini bu noktaya getirdi ve kimi kurumlar da açtılar. Ancak bu noktada mevcut kurumların da artık yetmediği görülüyor. Devletin yanı sıra topluma, yerel yönetimlere, ailelere nasıl bir sorumluluk düşüyor. Bunu sadece devletten beklemek dil üzerindeki riski büyütmez mi?
Anadil meselesinde her şeyden önce gerçekleri söylememiz gerekir. Gerçek ise, sadece devletin eksikleri yok. Elbette devletin eksikleri çoktur ancak biz Kürtlerin de birçok eksikliği var. Eğer sen kendi gerçeğini görmezsen ve söylemezsen gelişemezsin. Devletin kanunlarla anadile dair çalışma yapması gerektiği gibi, Kürtlerin de anadil için çalışma yürütmesi gereken birçok alan var. Yarın devlet “Buyurun ben Kürtçe’yi tanıyorum” dese; onlarca, yüzlerce çalışma hâlâ yapılmamış. Ben bir Kürt olarak kendime soruyorum. Bu çalışmalar neden yapılmadı. Şimdi onlarca yapılması gereken işleri sayabilirim. Bizim anadile yönelik güçlü bir siyaset ve politikamız olmadığından kaynaklı birçok çalışma yerde kalmış durumda.
Mesela psikoloji, felsefe, tıp, hukuk alanında Kürtçe terminolojiyi kim bize hazırlayacak? Devlet mi bunu yapacak? Kürtçe standart bir dil haline gelmemiş, herkes kendine göre yazıyor. Kürtçe’nin standarizasyonu nasıl yapılacak? Folklorumuzla çok övünürüz, ancak var olan folklorumuz sözlüdür. Dedelerimizin, ninelerimizin dilinden günümüze aktarılmış, kayıt edilmesi gerekiyor. Onlarca dengbêj, kaset var. Köylerde hikâyeler, destanlar ve efsaneler anlatılıyor. Bunları kim bir araya getirecek? Bugün Kürtçe-Kürtçe sözlük yok. Sözlüğü ben bir dilin devleti olarak görüyorum. Eğer sen bir dili oluşturmak istiyorsan önce sözlüğünü oluşturman gerekir. Bu çok mu zor, hayır değil. Birçok çalışmayı bizim yapmamız gerekir. Biz dili getirip dilbilgisine sıkıştırmışız. Dil, sadece dilbilgisinden ibaret değildir. Dil üzerinde çalışma yürütülmesi gereken birçok alan var.
Kürtlere ait dil kurumları bu çalışmayı hep birlikte yapmalıdır. Bu söylediğim çalışmaların tamamı kolektif olarak gerçekleştirilebilir. Bunların yapılması gerekiyor. Biz bu çalışmalara başlarsak belki 30-40 yıl çalışmamız gerekir. O kadar zor ve zaman isteyen çalışmalardır. Halkımızın hafızasını -folklor, kültür…- oluşturmamız lazım. Bunu yapalım ki yapay zekâ da bize yardımcı olabilsin. Yapay zekâ diğer halkların dillerine dair profesyonel bir noktada. Ancak Kürtçe için halen çocuk gibi. Konuşamıyor, cevap veremiyor. Bu kimin işidir? Bu bizim işimizdir. Kürtler belki eskiden köylerdeydi, okumamıştı. Ancak bugün her yerdeler, kendilerine de yeterler. Planlamalarını yapıp, geliştirebilirler. Bütün bu çalışma ve işlerin hepsinde de görev bize düşüyor. Başkalarına “Gelin bizim yerimize yapın” diyemeyiz. Ya da devlete “gelin işimizi çözün” diyemeyiz.
- Kürtçe’nin kamusal alanda var olma mücadelesi, toplumun kimi kesimlerinde zaman zaman bir “bölünme kaygısı” yaratıyor. Bu kaygı kaynağını nereden alıyor ve nasıl giderilir?
Empati çok önemli. Kürtler ve Türkler arasında empati kurma çok azdır. Özellikle Türkler tarafında empati kurma çok daha azdır. Zihinlerimizde oluşan tabuların kalkması için bazı alanlarda bir araya gelmeliyiz. Mesela 10 yıl önce Amedspor’un ismi çok farklı algılanıyordu. Bugün Süper Lig’de ve birbirlerini görüyorlar. Yine belki birbirlerini rahatsız ediyorlar ama bu yavaş yavaş ortadan kalkacaktır. Bunun pratiği yapılıyor. Daha önce de Kürtlerin isimleri bir yerde asıldığında bazıları kıyameti koparıyordu. Bugün görüyoruz ki Kürtçe birçok yerde var ve insanlar artık alışıyor. Birbirlerine alışıyor. Bu pratik adımlarla, anadil çalışmalarıyla gelişecektir. Şunu da anlamak gerekiyor ki cumhuriyet kurulduğunda, başkaldırılar ve çatışmalar olmuş. Bu da insanlarda fobi oluşturmuş. Bugün de birçok insan fobileri yüzünden psikiyatriye gidiyor. Yüzyıllık bir fobi düşün, bir kerede ortadan kalkmaz. Barış gerçekleştiğinde belki 30-40 yıl sonra aşılabilir. Ancak Kürtçe ne kadar pratikleşirse, o kadar aşılır.
Haber: Azad Altay – Berivan Altan\MA









