• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
28 Şubat 2026 Cumartesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Gündem Güncel

Dili yasakla, Türkçeye mecbur et: Anadil haneye hapsedildi

27 Şubat 2026 Cuma - 23:00
Kategori: Güncel, Manşet, Özel
  • 2025 Mayıs ayından bu yana Amed Büyükşehir Belediyesi Çağrı Merkezi’ne yapılan 520 bin başvuruda, arayanların sadece 41 bini Kurmancîyi tercih etti: Kürtçeyi tercih edenlerin oranı sadece yüzde 8
  • Başta anayasal olmasa bile, birkaç yasa maddesinin bentlerinde yapılacak bazı değişikliklerle bile Kürtçenin günlük ve pratik kullanım alanlarında yaygınlaştırılabileceğini ve hâlihazırda birkaç belediyenin buna öncülük ettiğini belirten Dilawer Zeraq, Kürtlerin, Kürtçenin yeterliliğine ikna edilmesi gerektiğini söyledi
  • Devlet esasında sebebe bakmadan sonuç üzerinden siyaset kuruyor. Kürtçeyi ‘Tercih edilmeyen dil’, ‘Seçilmeyen ders’ olarak etiketleyip rafa kaldırmak istiyor. İşte biz tam da bu sebepten ötürü Kürt’ün kimliğinin ve dilinin hukuk içerisine alınması ve statüsünün tanınmasını bu kadar önemsiyoruz

Bedri Adanır

Amed Büyükşehir Belediyesi’nin 2020 yılında yalnız Türkçe olarak hizmete başlayan Alo 153 Çağrı Merkezi,  2025 yılının Mayıs ayından bu yana Kürtçenin Kurmancî lehçesiyle de hizmet veriyor.

33 çalışanla hizmet veren Çağrı Merkezi’nde 9 çalışan çağrıları Kürtçe karşılıyor. Belediye hizmetleriyle ilgili istek, şikâyet ve önerilerin iletilebildiği Çağrı Merkezi temsilcileriyle, Kürtçe (Kurmancî) ve Türkçe dil seçeneklerinden birini tercih ederek görüşme yapabiliyor. Alo 153 Çağrı Merkezi’nin yakında Türkçe ve Kürtçenin Kurmancî lehçesiyle birlikte Zazakî (Kirmanckî) lehçesi, İngilizce ve Arapça da hizmet vermesi bekleniyor.

100 kişiden 8’i Kurmancîyi tercih etmiş

Amed Büyükşehir Belediyesi Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğüne bağlı çalışan Alo 153 Çağrı Merkezi’nden aldığımız bilgilere göre, Kürtçeyi tercih eden yurttaşlar istek, şikâyet ve önerilerini daha rahat ifade edebiliyor. Ancak buna rağmen, çoğunluğu Kürt olan Amed’de arayanların çok büyük bir kısmının Türkçe konuşmayı tercih etmesi dikkat çekiyor: 2025 Mayıs ayından bu yana Çağrı Merkezi’ne yapılan 520 bin başvuruda, arayanların sadece 41 bini Kurmancîyi tercih etti. Bu sayı yaklaşık yüzde 8’e tekabül ediyor; bu, arayan her 100 kişiden sadece 8’inin Kurmancî konuşmayı tercih ettiği anlamına geliyor.

Kamusal ve resmi alanlarda anadil tedirginliği

Sosyo-Politik Araştırmalar Merkezi (SAMER) Koordinatörü Yüksel Genç, anadilin resmi ve kamusal alanda mümkün mertebe kullanılmadığına dikkati çekerek, anadilin kamusal alanda aktif kullanılabilmesi için yasal – psikolojik düzenlemelere ihtiyaç olduğunu aktardı.

Yüksel Genç

Yurttaşların kamu kurumlarında anadillerini kullanmaktan çekindiklerini belirten Genç, yaptıkları araştırmalarda; bazı yurttaşların anadiliyle konuşunca işinin görülmeyeceği, kendisine ön yargıyla davranılacağı veya ayrımcılığa maruz kalacağı kaygısı taşıdığını; anlaşılmayacağını, bu yüzden de işinin görülmeyeceğini düşündüğünü (yüzde 70 oranında) gördüklerini belirtti.  Özellikle kamu kurumlarının istek ve şikâyetlerin iletildiği çağrı merkezilerine yapılan başvurularda bu kaygıların yaygın olduğuna dikkati çeken Yüksel Genç, çoğu yurttaşın bu yüzden resmi dil olan Türkçe ile başvuru yapma eğilimi gösterdiğini söyleyerek, bunun, devlet politikalarıyla kamusal alanda anadilin kullanılmasının kriminalize edilmesinin sonucu olduğunu vurguladı.

Yurttaşların kriminalize edilme, ayrımcılığa maruz kalma kaygısının bir oto-sansüre yol açtığını aktaran Genç, bu oto-sansürün kamusal alandan resmi alanlara doğru, yerine göre değişerek –toplu taşımada, çarşıda veya resmi bir kurumda, düz-çizgisel bir şekilde arttığını belirtti.

Anadil haneye sıkıştı

Sosyo-Politik Araştırmalar Merkezi’nin 18 Şubat’ta açıkladığı, 1540 kişinin katıldığı çevrimiçi anketin sonuçları da anadillerin hane içine sıkıştığını göstermişti. Araştırmada Kürtçenin en güçlü kullanım alanının hane içi olduğu; kamusal alanda ise Türkçe’nin baskınlığının sürdüğü, katılımcıların yüzde 60,1’inin günlük sosyal ilişkilerde en çok Türkçe konuştuğunu ifade etmişti.

SAMER’in anketinde dikkati çeken bir diğer husus, 0-18 yaş çocuğu bulunduğunu belirten katılımcıların çocuklarıyla anadilinde konuşup konuşmadığına dair veriler oldu. Bu katılımcılar veri grubunun yüzde 68,3’üne, yani yaklaşık 1051 kişiye tekabül ediyor. 1051 kişiden %57,1 çocuklarıyla anadilinde konuştuğunu, yüzde 42,6’u ise konuşmadığını ifade etmiş. Bu da anadiller hanelere hapsolmuşken geleceğe dair daha kötü bir tabloya işaret ediyor.

Devlet kurumlarında ve sosyal medyada ayrımcılık

Ankete katılanlar anadillerini kullanırken en fazla resmi devlet kurumlarında (yüzde 60,4) ve dijital medyada (yüzde 44,7) ayrımcılığa maruz kaldıklarını düşündüklerini belirtirken, “yaşayan diller” kapsamındaki dil eğitimini yetersiz görüyor. Ankete katılanların yüzde 98,7’si ise çocuklarının anadilinde eğitim görmesini istediklerini ifade ediyor.

Anketin değerlendirme bölümünde ise anadilini yeterince anlayamama ve konuşamama nedenleri arasında en yüksek oranın “Öğrenebilecek okul ve kaynak olmaması”, dil yeterliliğindeki eksikliğin bireysel tercihten ziyade yapısal imkânsızlıklardan kaynaklandığına işaret ettiğine vurgu yapılıyor.

Anadillerin gelişimi yasaklarla engelleniyor

Kürtçenin yaşam içinde yaygın kullanılmasının başlıca nedeninin anadilde eğitim yasağı olduğunu ifade eden dil, kültür ve edebiyat emekçisi Dr. Dilawer Zeraq ise yasal ve anayasal engellerin, Kürt siyasi ve kültürel kurum ve çevrelerinin elini kolunu bağladığını, bu yüzden çok kolay bir şekilde yapılabileceklerin bile yapılamadığına vurgu yaptı.

Dr. Dilawer Zeraq

100 yıldır devam eden ve Kürtlerde çok önemli ve aşılması güç psikolojik bir eşik oluşturan Kürtçeye ve diğer anadillere dair kanuni ve anayasal yasaklar bütünüyle kaldırılmadığı sürece eşiği aşmanın hem bireysel hem de toplumsal olarak zor olacağına dikkati çeken Dilawer Zeraq, Kürtlerin bu eşikleri kendi alanlarında, fiili veya de facto denilen biçimde aşabilecek düzeye ve aşamaya geldiğini ifade etti. Dilawer Zeraq şöyle devam etti:

“İşte tam da bu aşamada, Kürtçenin kendini -özellikle yasaklanmış bilgisini yeniden elde etme anlamında- yeniden oluşturabileceği, kaybettiği yıllardan dolayı yerinde saymışlığını kararlı adımlara dönüştürebileceği zamanda, özellikle Kürt siyasi hareketinde oluşan geniş alan ve bu alanın Kürtçe dışı bir dille tamamlanması ve geliştirilmesi isteği ve çabası, söz konusu yapılabileceklerin önünü kesti ve birçok kişinin istemsiz ve pratik olarak dilinden uzaklaşmasına neden oldu ve bu nedenle yapılabilecekler yapılamadı.”

Kürtçe bilgisinin oluşturulması gerekiyor

Başta anayasal olmasa bile, birkaç yasa maddesinin bentlerinde yapılacak bazı değişikliklerle bile Kürtçenin günlük ve pratik kullanım alanlarında yaygınlaştırılabileceğini ve hâlihazırda birkaç belediyenin buna öncülük ettiğini belirten Dilawer Zeraq, Kürtlerin, Kürtçenin yeterliliğine ikna edilmesi gerektiğini söyledi. Dilawer Zeraq, “Bununla beraber, yapılabilecekler arasında en önemli olanlardan biri; yukarıda sözünü ettiğim eşiğin aşılabilmesi için Kürtçenin düzeyli kullanımının ve günümüz şartlarına uyum sağlamış olan bilgisinin oluşturulması gerekir. Bu gerçekleşirse, Kürtleri Kürtçeye ikna etmek, -söz konusu anketlerin dışında azımsanmayacak sayıda Kürt, Kürtçenin yeterliliğine dair bir inanca sahip değil- daha kolay olur” diye konuştu.

Dilini yasakla, Türkçeye mecbur et

Cemile Turhallı

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi’nin (DEM Parti) Dil, Kültür ve Sanat Komisyonu Eşsözcüsü Cemile Turhallı ise Türkiye’de yüz yıllık cumhuriyetin zora dayalı asimilasyon politikalarına dikkati çekerek, katı inkar ve imha politikalarıyla Kürt halkının politik ve kolektif varlığının ortadan kaldırılamadığını ama hâkim kılmak istedikleri dili, herkesin kullanmaktan kendini alamadığı bir sosyolojik ve psikolojik gerçekliğe dönüştürüldüğünü ifade etti. Kürdistan’da ilk devlet kurumlarının kurulduğu zamanlarda ne memurların ne de yurttaşların Kürtçe konuşmasına izin verilmediğine, bunun için tali memurların dahi Kürtlerden seçilmediğine dikkati çeken Turhallı, Türkçe bilmediği için savunması bile alınmadan idam edilenlerin olduğunu söyledi.

Cemile Turhallı, devletin tüm kurumlarıyla Türkçe bilmeyenleri onuru kırıcı bir şekilde Türkçe konuşmaya zorladığına dikkati çekerek, devletin hizmet götürürken, hizmet götürdüğü halkın dilini bilmesi gerekirken, halka kendi resmi dili olan Türkçeyi dayattığına vurgu yaptı.

‘Diller arasında hiyerarşi yaratıldı’

Bugün başta Kürtçe olmak üzere Türkiye’deki diğer dillerin kamusal alandan, resmi kurumlardan ciddi oranda çekilip haneye sıkışmasının dillerin kapasitesiyle ilgili olmadığının altını çizen Turhallı, bu çekilme ve sıkışmanın kurumsal üretimin hangi dille yapıldığıyla ilgili olduğunu, bunun da zaman içinde diller arasında bir hiyerarşi yarattığını ifade etti.

Kürtçe’nin Türkiye’de yasal ve anayasal güvenceye sahip olmadığını, Anayasa’nın 42. maddesinin anadilde eğitimi yasaklayıcı biçimde yorumlandığını; kamu hizmetlerinde ise Kürtçe’nin ancak idari inisiyatifle, sınırlı ve kırılgan biçimde yer bulabildiğini hatırlatan Turhallı, dil hakkının “idari kolaylık” düzeyine indirgendiğini, eşit yurttaşlık hakkının bir parçası olmaktan çıkarıldığını, bu durumun da egemenleri Kürtçe’yi evin içine hapsetme hedefine adım adım yaklaştırdığını ifade etti.

‘Tercih edilmeyen’ dil olarak etiketleyip rafa kaldırmak istiyorlar

Meclis ortak raporunda Kürtçenin statüsüne ilişkin açık, somut ve bağlayıcı bir düzenleme yerine “doğuştan gelen haklar” gibi muğlak bir ifadenin tercih edilmesinin sorunun özünü görünmez kıldığını dile getiren Turhallı, sözlerine şöyle devam etti: “

Oysa cumhuriyet tarihi boyunca Kürtçe üzerindeki yasaklar, cezalandırmalar, isim değiştirme politikaları, eğitim ve yayın alanındaki engeller bugün karşı karşıya olduğumuz tablonun temel nedenidir. Devlet esasında sebebe bakmadan sonuç üzerinden siyaset kuruyor. Kürtçeyi ‘Tercih edilmeyen dil’, ‘Seçilmeyen ders’ olarak etiketleyip rafa kaldırmak istiyor. İşte biz tam da bu sebepten ötürü Kürt’ün kimliğinin ve dilinin hukuk içerisine alınması ve statüsünün tanınmasını bu kadar önemsiyoruz.”

Yerel yönetimlerin yetkileri arttırılmalı

Kürtçe başta olmak üzere Türkiye’de konuşulan dillerin kamusal kullanım hakkının açık biçimde anayasal güvence altına alınması, anadilde eğitim hakkının yasaklayıcı ifadelerden arındırılması ve dil hakkının temel bir insan hakkı olarak tanımlanması gerektiğini söyleyen Turhallı, yerel yönetimlerin yetkilerinin arttırılması gerektiğini söyleyerek şöyle devam etti:

“Nüfusun çoğunluğunun Kürtçe konuştuğu yerleşimlerde, yerel yönetimlere Kürtçeyi kamusal hizmet dili olarak kullanma yetkisi açıkça tanınmalıdır. Belediyelerden hastanelere, adliyelerden sosyal hizmetlere kadar kamu kurumlarında çok dilli hizmet yasal zorunluluk haline getirilmelidir. Personel alımı, dijital altyapı ve yazılı belgeler buna göre düzenlenmelidir.”

‘Çözüm açık statü ve bağlayıcı hukuki düzenlemeler’

“Anadilde eğitim hakkı tanınmadan, kamusal kullanımın güçlenmesi mümkün değildir” diyen Turhallı, dilin kamusal alanda güçlü olmasının, eğitim yoluyla akademik ve teknik kapasitesinin gelişmesine bağlı olduğunu söyleyerek, çözümün açık statü tanımı ve bağlayıcı hukuki düzenlemeler olduğunu söyledi.

Türkiye’nin taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Birleşmiş Milletler Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi çerçevesinde dil hakkı bireysel ve kolektif bir hak olarak yorumlanabileceğini ve Avrupa Yerel Diller Şartı’nın imzalanmasının ve iç hukuka aktarılmasının da önemli bir adım olacağını dile getiren Turhallı, sorunun kaynağının inkârcı, yasakçı ve tekçi yurttaşlık anlayışı olduğuna vurgu yaptı.

“Dilin hukuksal güvencesi olmazsa o dilin kriminalize edilmesi her zaman mümkündür” diyen Turhallı, meselenin “Halk neden Kürtçeyi tercih etmiyor?” sorusundan ziyade, “Kamusal alan Kürtçeye ne kadar güvenli, sistemli ve sürekli bir zemin sunuyor?” sorusu üzerinden ele alınması gerektiğini kaydetti.

‘Dil kullanılmadığı için zayıflamaz, zayıf görüldüğü için kullanılmaz’

Toplumda içselleşmiş bir dil hiyerarşisinin etkisinin hala sürdüğünü söyleyen Cemile Turhallı, yasal adımların atılması durumunda bunun hızla kırılacağını, ancak yasal adımlar olmadan da yapılabilecekler olduğuna ifade etti.  Dillerin devlet olmadan da toplumsal irade ile ayakta kalabildiğini belirten Turhallı, buna en iyi örneğin Kürtler olduğunu söyleyerek örgütlü toplumun, dilini kamusal alanda ısrarla kullanmasıyla yasaların geriden geleceğine vurgu yaptı. Turhallı, “dillerin kullanılmadıkları için zayıflamadıklarına, ancak zayıf görüldükleri için kullanılmadığına” dikkati çekti.

‘Anadili kullanmak en barışçıl politik eylemdir’

Dili yalnızca bir duygu diline ve folklorik bir alana sıkıştırmadan yaşam dili haline getirmek gerektiğini ifade eden Cemile Turhallı, bunun için çok kapsamlı kurslar ve çocukların anadilini teşvik edecek yöntemler bulmak gerektiğini söyleyerek sivil alanlarda yapılabilecekleri şöyle sıraladı:“

Her sivil kurumun mutlaka anadili için bir kurs programını oluşturması, gönüllü dil atölyeleri, çocuklar için özgün programların oluşturulması, dijital platformlarda içeriklerin üretilmesi, çocuklar için yaz kampları, anadili yayıncılığı, müzik, tiyatro ve sinema üretimi, yerel işletmelerde görünürlüğün sağlanması, online ders programları, çalıştaylar, paneller, sempozyumların çok dilli olması, toplantılarda ilk dilin anadili olarak tercih edilmesi gibi… Unutmayalım, anadilin kendisini kullanmak zaten en barışçıl politik bir eylemin kendisidir.”

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Öcalan: Yüzyılı aşkın süredir devam eden bir sorunu çözüyoruz

Sonraki Haber

Beş şehir iki hastaneye akıyor, tedavi sınava dönüşüyor

Sonraki Haber

Beş şehir iki hastaneye akıyor, tedavi sınava dönüşüyor

SON HABERLER

ANF Images

Berlin’de Kürt Kadın Kültür Günleri başladı

Yazar: Yeni Yaşam
27 Şubat 2026

Tetwan Belediyesi’nde Kadın Meclisi kuruldu

Yazar: Yeni Yaşam
27 Şubat 2026

Beş şehir iki hastaneye akıyor, tedavi sınava dönüşüyor

Yazar: Yeni Yaşam
27 Şubat 2026

Dili yasakla, Türkçeye mecbur et: Anadil haneye hapsedildi

Yazar: Yeni Yaşam
27 Şubat 2026

Öcalan: Yüzyılı aşkın süredir devam eden bir sorunu çözüyoruz

Yazar: Yeni Yaşam
27 Şubat 2026

Yaşar Kemal: Edebiyatın içindeki halk

Yazar: Yeni Yaşam
27 Şubat 2026

MEB’in genelgesi ve laiklik bildirisi üzerine

Yazar: Yeni Yaşam
27 Şubat 2026

Kategoriler

  • Abdullah Aysu
  • Afşin Aybar
  • Ahmet Güneş
  • Ali Adalı
  • Ali Sinemilli
  • Arif Mostarlı
  • Asrın Hukuk Bürosu
  • Asrın Keleş
  • Ayşe Düzkan
  • Ayşe Gökkan
  • Ayşegül Devecioğlu
  • Azad Barış
  • Aziz Ferman
  • Aziz Tunç
  • Bahadır Altan
  • Beyza Üstün
  • Birinci sayfa
  • Bülent Felekoğlu
  • Cahit Kırkazak
  • Cengiz Çiçek
  • Cengizhan Kaptan
  • Çeviri
  • Çiğdem Doğa
  • Deniz Aras
  • Dicle Anter
  • Doğan Durgun
  • Doğan Kılıçkaya
  • Dr. Hayri Hazargöl
  • Dr. Hayri Hazargöl
  • Dünya
  • Editörün Seçtikleri
  • Ehmed Pelda
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Emine Ilgaz
  • Ender İmrek
  • Eren Keskin
  • Erol Katırcıoğlu
  • Ertuğrul Kürkçü
  • Eski Yazarlar
  • Ezgi Koman
  • Ferda Koç
  • Fikret Başkaya
  • Forum
  • Gençliğin Sözü
  • Genel
  • Güncel
  • Gündem
  • Güner Yanlıç
  • Güner Yanlıç
  • Haber-Analiz
  • Hakan Öztürk
  • Hasan Durkal
  • Hasan Kılıç
  • Haydar Ergül
  • Hicri İzgören
  • Hüseyin Ali
  • Hüseyin Aykol
  • Hüseyin Bul
  • Hüseyin Deniz
  • Hüseyin Kalkan
  • Hüseyin Ozan
  • İçeriden
  • İlham Bakır
  • İsa Taşçı
  • Jineolojî'nin Sözü
  • Kadın
  • Kadınların Sözü
  • Kadriye Doğan
  • Karikatür
  • Kenan Kırkaya
  • Kezban Konukçu
  • Koray Türkay
  • Kültür
  • M. Ender Öndeş
  • Manşet
  • Mehmet Nuri Özdemir
  • Mehmet Yılmazer
  • Menekşe Kızıldere
  • Mervan Özdemir
  • Metin Yeğin
  • Miheme Zebeşoğlu
  • Muhammed İnal
  • Murat Çakır
  • Murat Çepni
  • Mürüvet Küçük
  • Musa Anter yazıları – Arşiv
  • Musa Piroğlu
  • Mustafa Durmuş
  • Mustafa Mesut Tekik
  • Naci Sönmez
  • Nazan Üstündağ
  • Necati Sönmez
  • Nesrin Akgül
  • Nihat Demir
  • Oğuzhan Kayserilioğlu
  • Online Gazete
  • Ortadoğu
  • Özel
  • Özge Yurttaş
  • Özgür Amed
  • Özgür Müftüoğlu
  • Özlem Gümüştaş
  • Öztürk Türkdoğan
  • Pakrat Estukyan
  • Panorama 2022
  • Panorama 2023
  • Panorama 2024
  • Panorama 2025
  • Perihan Koca
  • Politika
  • Ragıp Zarakolu
  • Şahin Tümüklü
  • Salih Yılmaz
  • Sami Evren
  • Savunmanın Sözü
  • Sebahat Tuncel
  • Seçim 2019
  • Seçim 2023
  • Sedat Ulugana
  • Seydi Fırat
  • Sezai Temelli
  • Sinan Çiftyürek
  • Sinan Cudi
  • Söyleşi
  • Tevfik Kalkan
  • Tugay Karakuzu
  • Tüm Haberler
  • Vahap Işıklı
  • Veli Saçılık
  • Veysi Sarısözen
  • Volkan Yaraşır
  • Yaşam
  • Yazarlar
  • Yerel Seçimler 2024
  • Yusuf Gürsucu
  • Zafer Yörük
  • Zeynel Kete
  • Ziya Güler

Kategoriler

  • Abdullah Aysu
  • Afşin Aybar
  • Ahmet Güneş
  • Ali Adalı
  • Ali Sinemilli
  • Arif Mostarlı
  • Asrın Hukuk Bürosu
  • Asrın Keleş
  • Ayşe Düzkan
  • Ayşe Gökkan
  • Ayşegül Devecioğlu
  • Azad Barış
  • Aziz Ferman
  • Aziz Tunç
  • Bahadır Altan
  • Beyza Üstün
  • Birinci sayfa
  • Bülent Felekoğlu
  • Cahit Kırkazak
  • Cengiz Çiçek
  • Cengizhan Kaptan
  • Çeviri
  • Çiğdem Doğa
  • Deniz Aras
  • Dicle Anter
  • Doğan Durgun
  • Doğan Kılıçkaya
  • Dr. Hayri Hazargöl
  • Dr. Hayri Hazargöl
  • Dünya
  • Editörün Seçtikleri
  • Ehmed Pelda
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Emine Ilgaz
  • Ender İmrek
  • Eren Keskin
  • Erol Katırcıoğlu
  • Ertuğrul Kürkçü
  • Eski Yazarlar
  • Ezgi Koman
  • Ferda Koç
  • Fikret Başkaya
  • Forum
  • Gençliğin Sözü
  • Genel
  • Güncel
  • Gündem
  • Güner Yanlıç
  • Güner Yanlıç
  • Haber-Analiz
  • Hakan Öztürk
  • Hasan Durkal
  • Hasan Kılıç
  • Haydar Ergül
  • Hicri İzgören
  • Hüseyin Ali
  • Hüseyin Aykol
  • Hüseyin Bul
  • Hüseyin Deniz
  • Hüseyin Kalkan
  • Hüseyin Ozan
  • İçeriden
  • İlham Bakır
  • İsa Taşçı
  • Jineolojî'nin Sözü
  • Kadın
  • Kadınların Sözü
  • Kadriye Doğan
  • Karikatür
  • Kenan Kırkaya
  • Kezban Konukçu
  • Koray Türkay
  • Kültür
  • M. Ender Öndeş
  • Manşet
  • Mehmet Nuri Özdemir
  • Mehmet Yılmazer
  • Menekşe Kızıldere
  • Mervan Özdemir
  • Metin Yeğin
  • Miheme Zebeşoğlu
  • Muhammed İnal
  • Murat Çakır
  • Murat Çepni
  • Mürüvet Küçük
  • Musa Anter yazıları – Arşiv
  • Musa Piroğlu
  • Mustafa Durmuş
  • Mustafa Mesut Tekik
  • Naci Sönmez
  • Nazan Üstündağ
  • Necati Sönmez
  • Nesrin Akgül
  • Nihat Demir
  • Oğuzhan Kayserilioğlu
  • Online Gazete
  • Ortadoğu
  • Özel
  • Özge Yurttaş
  • Özgür Amed
  • Özgür Müftüoğlu
  • Özlem Gümüştaş
  • Öztürk Türkdoğan
  • Pakrat Estukyan
  • Panorama 2022
  • Panorama 2023
  • Panorama 2024
  • Panorama 2025
  • Perihan Koca
  • Politika
  • Ragıp Zarakolu
  • Şahin Tümüklü
  • Salih Yılmaz
  • Sami Evren
  • Savunmanın Sözü
  • Sebahat Tuncel
  • Seçim 2019
  • Seçim 2023
  • Sedat Ulugana
  • Seydi Fırat
  • Sezai Temelli
  • Sinan Çiftyürek
  • Sinan Cudi
  • Söyleşi
  • Tevfik Kalkan
  • Tugay Karakuzu
  • Tüm Haberler
  • Vahap Işıklı
  • Veli Saçılık
  • Veysi Sarısözen
  • Volkan Yaraşır
  • Yaşam
  • Yazarlar
  • Yerel Seçimler 2024
  • Yusuf Gürsucu
  • Zafer Yörük
  • Zeynel Kete
  • Ziya Güler
  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır