• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
15 Ekim 2026 Perşembe
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Dünya

Dr. Savary: Halkları gerçek bir barışa taşıyacak kişi Öcalan’dır

15 Ekim 2026 Perşembe - 09:29
Kategori: Dünya, Manşet

Gerçek bir barışın ancak eşit koşullarda yürütülecek müzakerelerle mümkün olacağını söyleyen Dr. Beppe Savary, ‘Türkiye gerçekten barış istiyorsa Öcalan’ı serbest bırakmalıdır. Türk ve Kürt halklarını, gerçek bir barışa, birlikte yaşama ve hatta ortak bir birlikteliğe taşıyabilecek en önemli kişi Abdullah Öcalan’dır’ dedi

Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat 2025’te yaptığı “Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı”yla başlayan süreç, uluslararası alanda tartışılmaya devam ediyor. Abdullah Öcalan’nun çağrısıyla birlikte Kürt sorununun demokratik ve siyasal yöntemlerle çözülmesine yönelik beklentiler artarken, sürecin ilerlemesi için atılması gereken adımlar ve Abdullah Öcalan’nun mevcut koşulları da tartışmaların merkezinde yer alıyor.

Özellikle Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğü, demokratikleşme ve müzakerelerin eşit koşullarda yürütülmesi, uluslararası kamuoyunda dile getirilen temel başlıklar arasında yer alıyor. İsviçre Ticino Kanton Parlamenteri Dr. Beppe Savary Borioli, devam eden süreci değerlendirdi.

Abdullah Öcalan’nun Türk ve Kürt halklarını ortak bir geleceğe taşıyabilecek en önemli isim olduğunu ifade eden Savary, şöyle konuştu:

“Bence temel mesele şu: Türkiye gerçekten barış istiyorsa Öcalan’ı serbest bırakmalıdır. Bunu yapmıyorsa geri kalan her şey çok güven vermiyor. Sorun şu ki Türkiye, demokratik bir ülke olmaktan çok uzak. Çok iyi biliyoruz ki oldukça sert bir rejim söz konusu. Sayın Erdoğan bir tür sultan gibi davranıyor. Dolayısıyla gerçekten barış isteseydi Abdullah Öcalan’ın serbest bırakılması gerektiğini çok iyi bilirdi. Çünkü iki halkı, Türk ve Kürt halklarını, gerçek bir barışa, birlikte yaşama ve hatta ortak bir birlikteliğe taşıyabilecek en önemli kişi Abdullah Öcalan’dır.”

‘Eşit koşullarda müzakere yürütülmezse başarılı olunamaz’

Abdullah Öcalan’nun geliştirdiği barış yaklaşımına dikkat çeken Savary, çatışmaların sona ermesi ve kalıcı bir çözümün sağlanması için diplomasi ve müzakerelerin önemini vurguladı. Ancak tarafların eşit koşullarda bulunmadığı bir müzakere sürecinin gerçek anlamda ilerleyemeyeceğini belirten Savary, Güney Afrika’daki barış sürecini ve Nelson Mandela’nın özgürlüğünü örnek göstererek şunları ifade etti:

“Bence Öcalan, PKK ile Türk devleti arasında yaşanan direniş savaşının barışa, hatta kalıcı bir ateşkese bile yol açmadığını gördü. Rojava’da yaşanan gelişmelerde de bunun bir tür evrimini görebiliyoruz.
Sanırım gerçek bir barışın ancak görüşmeler ve diplomasi yoluyla, fakat eşit koşullarda sağlanabileceğini anladı. Bir tarafta tutuklu bir insan, diğer tarafta bir devlet başkanı, sultan gibi davranan bir cumhurbaşkanı varken eşit koşullarda müzakereler yürütülebileceğini düşünemeyiz. Böyle bir şey mümkün değil. Bu nedenle sürekli Nelson Mandela örneğine dönüyorum. Nelson Mandela serbest bırakıldıktan sonra Güney Afrika’daki barış süreci gerçekten ivme kazanabildi.”

‘Türkiye’nin vereceği güvencelere kuşkuyla yaklaşıyorum’

Barış sürecinde atılan adımların somut güvencelerle desteklenmesi gerektiğini vurgulayan Savary, silah bırakma sürecinin ardından Türkiye’nin nasıl bir tutum sergileyeceğinin belirleyici olacağını söyledi.

Sürecin geleceğine ilişkin temkinli olduğunu belirten Savary, “Ben bu konuda hâlâ kuşkucuyum; çünkü uluslararası hukuka saygı göstermeyen Türkiye gibi bir devlet, silah bırakan PKK üyelerine verdiği güvencelere gerçekten uyacak mı? İki yıl önce PKK’li kadın ve erkek savaşçıların silahlarını yaktığı sembolik eylemde ben de hazır bulundum. Orada bir Türk heyeti de vardı. Ancak bu, tek taraflı bir adımdı ve hemen somut sonuçlar doğurmadı. Şimdi Türkiye’nin bazı adımlar atıyor gibi göründüğünü söyleyebiliriz. Fakat tam da bu nedenle ben çok ama çok temkinli, hatta kuşkucu yaklaşıyorum” diye konuştu.

‘Türkiye demokratikleşmedikçe gerçek barış zor’

Türkiye’deki siyasal sistemin yapısına dikkat çeken Savary, parlamentonun yetkilerinin sınırlı olduğunu ve karar mekanizmalarının cumhurbaşkanlığı etrafında şekillendiğini kaydetti. Türk ve Kürt halklarının bir arada yaşama iradesine sahip olduğuna işaret eden Savary, bunun demokratik bir sistemle güvence altına alınabileceğini ifade etti:

“Türkiye’de parlamentonun yetkileri oldukça sınırlı. Dolayısıyla yasaları belirleyen yine cumhurbaşkanı oluyor. Türkiye gerçek anlamda demokratik bir devlet haline gelmediği sürece Kürt halkı ile Türk halkı arasında gerçek bir barışın sağlanabileceğini düşünmek oldukça zor.
Ancak ben Türk halkının -burada hükümetinden ya da hükümetin uzantısı olan ordusundan söz etmiyorum- ve Kürt halkının gerçekten barış içinde bir arada yaşamaya yazgılı olduklarını düşünüyorum. Fakat bunun gerçekleşebilmesi için Türkiye’nin gerçek bir demokrasiye dönüşmesi gerekiyor.”

‘Batılı ülkeler bu meseleyi çözmek gibi bir sorumluluğa sahipler’

Kürt sorununun yalnızca Türkiye ile sınırlı olmadığını, tarihsel ve uluslararası boyutları bulunduğunu hatırlatan Savary, Lozan Antlaşması ve Batılı devletlerin Ortadoğu politikalarına da değindi. Kürdistan’ın bölünmesinde uluslararası güçlerin rol oynadığını belirten Savary, şunları söyledi:

“Kürt halkının 30 milyondan fazla nüfusa sahip olduğunu ve dünyanın birçok yerine dağılmış durumda bulunduğunu göz önünde bulundurmalıyız. Elbette Kürtlerin büyük çoğunluğu Kürdistan’da yaşıyor. Ancak çok iyi biliyoruz ki Kürdistan, Lozan Antlaşması ile Türkiye, Irak, İran ve Suriye arasında bölündü. Daha o dönemde bile uluslararası toplum Kürt meselesiyle ilgilenmiyordu. Aksine, bölmekle ilgileniyordu.
Özellikle Fransa ve İngiltere gibi Batılı ülkeler, Ortadoğu’da manda ve himaye yönetimlerine sahipti. Bu ülkeler, bölgenin yalnızca topraklarının değil, yeraltı kaynaklarının da son derece zengin olduğunu çok iyi biliyorlardı. Dolayısıyla Kürdistan olması gereken toprakları, kendi aralarında paylaşmaktan oldukça memnundular. Şimdi bu meseleyi çözmek gibi bir sorumluluğa sahipler.”

‘Çoğulcu ve demokratik konfederasyon fikri önemli’

Dünyada yükselen aşırı sağ politikaların karşısında Abdullah Öcalan’nun fikirlerinin önemine dikkat çeken Dr. Beppe Savary, ‘Demokratik Konfederalizm’ modelinin halkın doğrudan yönetime katılımını esas aldığını belirtti. Demokratik konfederalizmin yalnızca Ortadoğu için değil, dünyanın farklı bölgelerinde de uygulanabilecek bir model olduğunu ifade eden Savary, bölgedeki devletlerin bu yaklaşıma karşı çıktığını ekleyerek şöyle konuştu:

“Öcalan biraz daha genel bir sorundan söz ediyor. Ancak onun çoğulcu ve demokratik konfederasyon fikrinin önemli olduğunu düşünüyorum. Eğer iktidarı halka vermek istiyorsak, zaten demokrasi sözcüğünün Yunanca kökeni de bunu ifade ediyor. Gerçekten iktidarı halka vermek istiyorsak bu demokrasinin sosyalist nitelikte bir demokrasi olacağı açıktır. Bence bu model, Ortadoğu dışında da iyi bir örnek oluşturabilir.
Ancak Ortadoğu açısından o kadar iyi düşünülmüş bir model ki bütün otoriter yöneticileri korkutuyor. Erdoğan’ı ele alalım, diğer yöneticileri ele alalım, İran’daki yapıyı ya da Suriye’deki yeni hükümeti düşünelim.
Irak’ta ise şu anda bir tür iktidar boşluğu var. Ancak buna rağmen herkesin üzerinde uzlaştığı bir şey var gibi görünüyor: Demokrasi istenmiyor ve bu demokratik konfederasyon modeli de istenmiyor.”

Kaynak: ANF

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Devrim Demir: Rojava ile ilişkileri güçlendireceğiz

Sonraki Haber

Ümraniye’de uyuşturucu ve çeteleşme: Polis biliyor ama müdahale etmiyor

Sonraki Haber

Ümraniye'de uyuşturucu ve çeteleşme: Polis biliyor ama müdahale etmiyor

SON HABERLER

Yoksulluk derinleşiyor: Aileler yardımlarla yaşamını sürdürebiliyor

Yazar: Yeni Yaşam
15 Ekim 2026

Ümraniye’de uyuşturucu ve çeteleşme: Polis biliyor ama müdahale etmiyor

Yazar: Yeni Yaşam
15 Ekim 2026

Dr. Savary: Halkları gerçek bir barışa taşıyacak kişi Öcalan’dır

Yazar: Yeni Yaşam
15 Ekim 2026

Devrim Demir: Rojava ile ilişkileri güçlendireceğiz

Yazar: Yeni Yaşam
15 Ekim 2026

Fenerbahçe Astın Villa’ya 6-0 yenildi

Yazar: Yeni Yaşam
15 Ekim 2026

Qers’te trafik kazası: 1 kişi yaşamını yitirdi

Yazar: Yeni Yaşam
15 Ekim 2026

Amed GES’de, Sêwas RES’te lider!

Yazar: Yeni Yaşam
15 Ekim 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır