Entegrasyon ve bununla birlikte oluşacak barış süreci bu zaman birimi içinde entrikaları da beraberinde getiriyor. Her şeyden evvel barış için toplum, STK’lar ve tüm siyasi partiler bir bütünlük içindeler mi? Esas önemli olan nokta bu değil midir sayın yetkililer. Mesela İYİP genel başkanının konuşmaları barışa hizmet eder mi? Adam resmen barışı sabote etmek için elinden ne geliyorsa yapıyor. Bir diğer zat-i muhterem de Amedspor’a takmış. Neymiş efendim Amed olmazmış ama Diyarbakırspor’u kabul edermiş. Senelerdir Amed Sportif Faaliyetleri takımı tescilli olarak liglerde oynamaya hak kazanmıştır. Bu genel başkanın Kürtlerin herhangi bir kazanımına tahammülü yok. Burada ırkçılık düşüncesi fışkırıyor. Bu açıklamalardan sonra Amedspor’un yabancı saha maçlarında yeşil Toroslar ve mehter marşları sahada yerlerini alıyorlar. Bu parti başkanlarıyla ne demokrasi ne adalet ve nede özgürlük yeşerir. Entrika peşinde koşanlar kaybetmeye mahkûmdurlar. Türkiye kendi içinde barış entegrasyonunu nasıl oluşturacak sorusunun cevabı bir an evvel muhatapların görüşmesiyle gerçekleşir. Barış adımını atmak teslimiyet değildir. Nasıl ki tango tek kişiyle olmaz barış da partnerler arasındaki içtenlikli uyum ile hayat bulur.
Cumhur ittifakı bileşenleri sorunu çözmek için bir adım attı. Peki, bu sorunu kim ile çözecek onu da resmen açıklamaları doğru olmaz mı? Sorunlar ancak diyalog ile çözülür. Eğer sorun Öcalan ile çözülecekse meclisteki bütün partiler ile toplantılar yapılsın ve bir sonuca bağlansın. Kürt sorunu yoktur, Kürtler ile sorunumuz yoktur, Kürtler kardeşimizdir entrikalarına Kürtlerin karnı tok. Seçim zamanlarında Kürt halkına hoş görünmek oylarını almak için Kürtçe birkaç cümle söylemeniz artık anlamını yitirmiştir. Kürt kardeşlerinizin dili halen meclis tutanaklarında bilinmeyen dil olarak arşivleniyor. Ortadoğu’da bu kadar savaş varken Türkiye kendi iç sorunlarını bir an evvel çözmelidir. Oyalanmanın zamanı değil. Toplum özellikle de Kürt halkı bir an evvel bir sonucun çıkmasını bekliyor. Hangi parti iktidara gelirse gelsin bugün temeli atılacak olumlu adımlar ülkenin geleceğini de olumlu bir şekilde etkiler.
Ülkenin tepe taklak yuvarlandığı günlere şahit oluyoruz. Teksas’da bile bu kadar cinayet işlenmez. Artık haberleri izlemeye korkuyoruz ve endişeleniyoruz. Her sabah uyandığımızda acaba bugün ne olacak diye güne başlıyoruz. Herkesin sinirleri gergin ve toplum yay gibi gergin onun için de her gün oklar bir yerlere isabet ediyor. Batman’da iki öğretmen evlerinde ölü olarak bulunuyor. Urfa’da bir çocuk okul tarıyor ve ağır yaralılar var. Bunların dışında mafya, emniyet ve siyaset ilişkisi, çocuklarının katillerinin bulunması için adalet mücadelesi veren aileler. Dersim’de Gülistan Doku cinayeti dosyası ülkede halen hukuka saygılı savcılar sayesinde aydınlanmaya doğru yol aldı. Dersim’de yaşayan herkes katilin kim olduğunu biliyordu ama kanıtlar valilik tarafından sümen altı ediliyordu. Daha önemli veriler ortaya çıkacak ve umuyoruz ki adalet yerini bulacaktır. Bu dosyanın işlevi ile adalet bakanının alakası yok. Adalet bakanı ilk önce kendisi hakkındaki tapu iddialarına cevap versin. Umarız bu dosya siyasi partilerin propaganda nedeni olmaz. Bir başka kızımızın Rojin Kabaiş dosyası da Gülistan Doku gibi kamu görevlileri tarafından katledildiği iddialarından dolayı sümen altı edilmek isteniyor. Umarız burada da savcılık hukuki kararları yerine getirerek adaleti sağlar. Narin Güran cinayeti de halen sonuca ulaşmış değil. Her üç cinayette de kamu görevlileri işin içindeler. Valilik, rektörlük ve koruculuk. Bunları kimler koruyorsa ve adaleti yerine getirmiyorsa katiller kadar suçludur.
Ülkenin düzlüğe çıkması için tek yol adaletin ve hukukun hayat bulması olacaktır. Olur mu? Yakın zaman da şahit olma ümidiyle…









