• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
25 Ağustos 2026 Salı
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Editörün Seçtikleri

Eti Bakır’ın kıskacında kalan mahallede yaşam durma noktasında

25 Ağustos 2026 Salı - 11:28
Kategori: Editörün Seçtikleri, Ekoloji

Eti Bakır’a ait tesislerin çalışma, döküm ve güneş enerjisi sahaları arasında kalan mahallede yaşayanlar, tarım ve hayvancılığın bitme noktasına geldiğini ifade ederek yaşadıkları durumu anlattı

Mêrdîn’in (Mardin) Şemrex (Mazıdağı) ilçesine bağlı kırsal Şemika (Karatepe) Mahallesi, Eti Bakır’a ait tesislerin çalışma alanlarının ortasında kaldı. Mahallenin çevresindeki alanların bir bölümünde maden faaliyetleri yürütülürken, bir bölümünün döküm sahası olarak, diğer bir bölümünün ise güneş enerjisi panelleri için kullanıldığını belirten mahalle sakinleri, geçmişte tarım ve hayvancılıkla geçimlerini sağladıkları alanları artık kullanamadıklarını söyledi.

Mahalle sakinleri, tesislerden yayıldığını belirttikleri toz, duman ve yoğun kokunun günlük yaşamlarını da etkilediğini ifade etti. Evlerinin pencerelerini dahi açamadıklarını, yaz aylarında damlarda yatamadıklarını aktaran mahalleliler, özellikle sabah saatlerinde mahallede yoğun bir koku oluştuğunu dile getirdi.

Maden sahaları köyü kuşattı

63 yaşındaki mahalle muhtarı Veysi Önen, mahallenin geçmişte tarım ve hayvancılıkla geçindiğini söyleyerek, mahallenin yıllar içerisindeki değişimini anlattı:

“Eskiden etrafımız hep açık ve yeşillikti. Tarlalarımızı ekip biçtiğimiz alanlarımız ve hayvanlarımızı otlattığımız meralarımız vardı. Ancak şu anda Eti Bakır her yeri kazmış durumda. Oradaki madeni çıkarıyorlar.”

Geçmişte mahallede 6-7 bin küçükbaş ve yaklaşık 300 büyükbaş hayvan bulunduğunu, bugün ise hayvancılığın neredeyse tamamen ortadan kalktığını söyleyen Veysi Önen, “Şu anda sadece kendi ihtiyacımız için köyde ortalama 300 küçükbaş hayvan var. Büyükbaş hayvan da 20-30 tane ya kalmış ya kalmamış” dedi.

Fosfat madeni, tüm bölgeyi zehirledi

Hayvanlarda daha önce karşılaşmadıkları sorunlar gördüklerini kaydeden Veysi Önen, bunun nedenini bilmediklerini vurgulayarak, “Fabrikanın dumanından mı, bıraktığı asitten mi bilmiyoruz ama hayvanlarımızın alt ve üst dişleri uzayıp birbirine kenetleniyordu. Böyle olunca yemlerini yiyemiyor ve kilo veriyorlardı. Biz de ya kesmek ya da çok uygun fiyatlara elimizden çıkarmak zorunda kaldık”* diye belirtti. Veysi Önen, ellerinde kalan hayvanları da artık meraya çıkarmadıklarını, hayvanları kapalı alanlarda hazır yemle beslemenin de ekonomik olarak kendilerini zorladığını söyledi.

* Fosfat üretim tesislerinin atıklarının çevreye atılması sonuçları şunlar olabilir:

  • İşleme yöntemlerine bağlı olarak toprakta fazla asitlenme veya alkalizasyon
  • Toprakta fosfat ve kadmiyum, kurşun ve arsenik gibi ağır metal birikimi, bitkilerin besin taşıma ve yetişme kapasitesini sakatlar, meraların bozulmasına ve mera bitkilerinin tüketimi yoluyla hayvanlarda zehirli minerallerin geçmesine neden olur
  • Zehirli florür, sülfat ve uranyum bozunumuyla oluşan radyonüklitler toprağa ve yeraltı toprağına taşınabilir, topraktaki faydalı bakterilerin yok olmasına neden olabilir
  • Mera bitkilerinin yüzeyine yapışan zehirli tozlar hayvanlarda beslenme bozukluklarına ve zehirlenmelere neden olur
  • Dişlerin birbirine kenetlenmesi kronik flor zehirlenmesinden ve maden faaliyetlerinden ortaya çıkan radyoaktif elementlerin mera bitkileriyle tüketilmesinden meydana gelen genetik bozukluklar nedeniyle gerçekleşebilir
  • Genetik bozukluklar, küçük ve büyükbaş hayvanlarda çenelerin yanlış hizalanmasına, öğütülmeyen dişlerin sürekli uzamasına ve böylece hayvanda çene kilitlenmesine neden olabilir. Florür zehirlenmesiyle birlikte kemiklerin zayıflaması sütten kesilmeden itibaren beslenme ve sindirim bozukluklarına, ölüme neden olur

‘Köyün dört yanı çalışma alanına dönüştü’

Mahallenin dört tarafının tesisin farklı çalışma alanlarıyla çevrildiğini dile getiren Veysi Önen, şöyle devam etti:

“Şu anda siz de görüyorsunuz. Köyün dört bir yanını fabrika kendisine döküm sahası yapmış. Bir ada gibi ortada kalmışız. Köyün bir tarafını tamamen güneş panelleri yapmışlar, bir tarafında çalışma var, diğer iki tarafı da döküm yeri olarak kullanılıyor. Bu alanların hiçbirini kullanamıyoruz, bir tane hayvanımızı dahi otlatamıyoruz. Gece gündüz çalışma ve toz içindeyiz.”

Veysi Önen, madenin çalışma alanlarında tozu bastırmak amacıyla su kullanıldığını, kullanılan suyun içeriğini bilmediklerini anlattı:

“Arada toz için su döküyorlar ancak o suda ne var bilmiyoruz. Asit mi var, başka bir şey mi bilmiyoruz. Su döküldükten sonra yerde farklı bir iz bırakıyor. Adeta tuz izi gibi bir iz kalıyor ve orda hiçbir şey yetişmiyor. Yeşillik denilen bir şey kalmamış.”**

** Fosfat üretim tesislerinde havadaki tozu azaltmak için sadece su kullanılsa dahi, havadaki tozun kendisi şunlara neden olabilir:

  • Kirletici Madde Salımı: Fosfat taşı doğal olarak yüksek konsantrasyonlarda florür, kadmiyum, uranyum, toryum ve radyum içerir.
  • Asitlenme Potansiyeli: Su, tozu ıslattıkça bu ağır metalleri ve radyoaktif elementleri çözünebilir hale getirerek bunların doğrudan toprağa sızmasına yol açabilir. Ayrıca suyun buharlaşmasıyla bütün bu maddelerin toprak yüzeyinde katmanlaşmasına ve toprak yüzeyinin su geçirgenliğini azaltmasına neden olur.

‘Pencereleri açamıyoruz’

Veysi Önen, tesislerin yalnızca tarım ve hayvancılığı etkilemediğini, günlük yaşamlarının da değiştiğini şöyle vurguladı:

“Şu anda damda uyuyamıyoruz. Hep içeride yatıyoruz. Elektrik varsa klimayı çalıştırıyoruz, yoksa pencereyi dahi açamıyoruz. Sabah namazına uyandığımız zaman etrafta sanki bir tüpten gaz sızmış gibi bir koku oluyor. Nefes alamayacak duruma geliyoruz. Belki şu anda saçılan şeylerin ne kadar etkili olduğunun farkında değiliz. Ama ileride bunun acısını çok çekeceğiz. Biz çekmezsek bizden sonraki nesil çekecek.”

‘Eti Bakır burada devlet olmuş’

Veysi Önen, yaşanan sorunları daha önce birçok kuruma taşıdıklarını ancak sonuç alamadıklarını belirtti. Eti Bakır’ın ‘adeta bir nevi devletin kendisi gibi hareket ettiğini’, gittikleri tüm kurumlardan geri çevrildiklerini, davaları için tuttukları tüm avukatların çeşitli nedenlerle geri çekilmek zorunda kaldıklarını aktardı. Köyleri için artık geri dönüşün olmadığını düşünen Veysi Önen, kendilerine gidebilecekleri başka bir yer de gösterilmediğini aktardı.

Bitki örtüsü fabrikanın tozundan yok oluyor

Mahalle sakinlerinden 61 yaşındaki Faysal Akkuş, fabrikanın toz ve dumanının bitkileri etkilediğini söyledi:

“Etrafa saçılan zehir bizi yavaş yavaş öldürüyor. Fabrikanın tozu ve dumanından hiçbir bitki yetişmiyor, hepsi yanıyor. Fakat ne yapsak bunların önüne geçemiyoruz. Mahallede ki geçim kaynağımız bu şekilde ortadan kalktı. Ben kendim sadece emekli aylığımda köyde geçimimi sağlamak zorunda kalıyorum. Şu an köyümüzü yıksalar bile hakkımızı vermedikleri gibi nereye gideceğimizi de bilmiyoruz.”

‘Evlerimizi havalandıramıyoruz’***

Mahalle sakinlerinden Sultan Akkuş ise tesislerden gelen toz ve kokunun evlerin içerisine kadar ulaştığını aktardı:

“Fabrikanın tozundan kaynaklı ne evimizi temizleyebiliyoruz ne de başka bir şey yapabiliyoruz. Ne kadar temizlemeye çalışsak da hep bir koku kalıyor. Pencerelerimizi açıp evimizi havalandıramıyoruz. Eskiden yaz kış temizlik için yorganlarımızı damda sererdik. Şimdi bunu yapamıyoruz çünkü hepsi kokuyor.”

*** Fosfat üretim tesislerinden yayılan kirletici maddeler ve üretim süreci hem ağır kokulara, hem de toksik maddelerin solunmasıyla uzun vadeli genetik bozukluklara ve silikozis gibi solunum yolu hastalıklarıyla yavaş ölüme neden olur.

 MÊRDÎN

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Deniz Türkali’den sürece destek çağrısı: Abdullah Öcalan umut ışığı yaktı

Sonraki Haber

Gever’de özgürlük mücadelesinde yaşamını yitirenler için taziye kuruldu

Sonraki Haber

Gever'de özgürlük mücadelesinde yaşamını yitirenler için taziye kuruldu

SON HABERLER

Gever’de özgürlük mücadelesinde yaşamını yitirenler için taziye kuruldu

Yazar: Yeni Yaşam
25 Ağustos 2026

Eti Bakır’ın kıskacında kalan mahallede yaşam durma noktasında

Yazar: Yeni Yaşam
25 Ağustos 2026

Deniz Türkali’den sürece destek çağrısı: Abdullah Öcalan umut ışığı yaktı

Yazar: Yeni Yaşam
25 Ağustos 2026

Wan’da taziye 2’nci gününde devam ediyor

Yazar: Yeni Yaşam
25 Ağustos 2026

Kütahya’da bir kadını katletme girişimi

Yazar: Yeni Yaşam
25 Ağustos 2026

Süleymancılar soruşturması: 54 gözaltı kararı

Yazar: Yeni Yaşam
25 Ağustos 2026

‘Barışı onlara armağan edeceğiz’

Yazar: Yeni Yaşam
25 Ağustos 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır